Biyolog ve Çevre Eğitimi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Türkay Öyken, son günlerde gündeme gelen Batı Nil Virüsü vakalarının halk sağlığı açısından bilimsel bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti.
Coğrafi yapı gereği sınır hatlarının veya siyasi sınırların mikroorganizmalar için herhangi bir engel teşkil etmediğini vurgulayan Öyken, komşu bölgelerde artış gösteren Batı Nil Virüsü vakalarının ada genelinde yayılım riski taşıdığını ifade etti.
Öyken, söz konusu durumun halk sağlığı açısından ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Ortada panik yapacak bir durum yok, ancak ihmal edilemeyecek kadar net bir ekolojik gerçeklik var” dedi.
“VİRÜS İNSANDAN İNSANA DOĞRUDAN BULAŞMAZ”
Batı Nil Virüsü’nün bulaşma şekline ilişkin bilgi veren Öyken, virüsün insandan insana doğrudan bulaşmadığını kaydetti.
Virüsün ana kaynağının doğadaki kuşlar olduğunu belirten Öyken, bulaştırıcılığı ise enfekte kuşlardan kan emen **Culex türü sivrisineklerin** üstlendiğini ifade etti.
Öyken, enfekte bir sivrisineğin ısırmasıyla insana bulaşan virüsün vakaların büyük bölümünde herhangi bir belirtiye yol açmadığını belirterek, vakaların yaklaşık yüzde 20’sinde yüksek ateş, baş ağrısı ve halsizlik gibi grip benzeri belirtilerin görülebileceğini söyledi.
Özellikle yaşlılar ve kronik rahatsızlığı bulunan kişilerin daha ağır tablolarla karşılaşabileceğine dikkat çeken Öyken, bu nedenle korunma tedbirlerinin önem taşıdığını vurguladı.
“EN ETKİLİ MÜCADELE ÜREME ALANLARINI ORTADAN KALDIRMAK”
Sivrisinekle mücadelenin yalnızca belediyeler tarafından gerçekleştirilen ilaçlama çalışmalarından ibaret olmadığını belirten Öyken, en etkili ve ekolojik mücadelenin sivrisineklerin üreme alanlarının ortadan kaldırılması olduğunu söyledi.
Sivrisineklerin çoğalması için çok küçük miktarda durgun suyun dahi yeterli olabileceğine dikkat çeken Öyken, vatandaşlara bahçelerinde ve yaşam alanlarında bulunan su birikintilerini düzenli olarak kontrol etmeleri çağrısında bulundu.
Öyken, saksı altlıkları, kovalar, boş tenekeler ve araç lastikleri gibi alanlarda biriken durgun suların haftada en az bir kez boşaltılması ve kapların kurulanması gerektiğini belirtti.
“SİNEKLİK KULLANIMI ÖNEMLİ”
Evlerde alınabilecek önlemlere de değinen Öyken, su depoları ve havalandırma açıklıklarının sivrisineklerin girmesini engelleyecek şekilde kapalı tutulması gerektiğini ifade etti.
Kapı ve pencerelerde sağlam sinekliklerin kullanılmasının da sivrisineklere karşı fiziksel bir engel oluşturacağını belirten Öyken, özellikle sivrisineklerin daha aktif olduğu gün batımı ve gece saatlerinde vatandaşların dikkatli olması gerektiğini söyledi.
Öyken, bu saatlerde dışarıda bulunurken açık renkli ve uzun kıyafetlerin tercih edilmesini, ihtiyaç halinde ise Sağlık Bakanlığı onaylı sivrisinek kovucuların kullanılmasını önerdi.
“ÇEVRE SAĞLIĞI İLE İNSAN SAĞLIĞI AYRILAMAZ”
Çevre sağlığı ile insan sağlığının birbirinden ayrılamayacağını vurgulayan Öyken, bireysel olarak alınabilecek basit önlemlerin toplum sağlığının korunmasında önemli rol oynadığını belirtti.
Öyken, “Yaşam alanlarımızda alacağımız birkaç dakikalık basit önlem, toplum sağlığını koruma zincirinin en güçlü halkasını oluşturacaktır” ifadelerini kullandı.
Yorum Yazın
E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişdir.