<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Ne Haber Kıbrıs | Kıbrıs&#039;ın Haber Sitesi</title>
        <link>https://www.nehaberkibris.com/</link>
        <description>Ne Haber Kıbrıs</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Yeni araştırmada “maço” ülkeler daha mutsuz çıktı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/yeni-arastirmada-maco-ulkeler-daha-mutsuz-cikti-45021</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/yeni-arastirmada-maco-ulkeler-daha-mutsuz-cikti-45021</guid>
                <description><![CDATA[“Erkekliğini kanıtlama baskısı”nın yaygın olduğu toplumlarda mutluluk düşüyor; ekonomik ve sosyal göstergeler de zayıflıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>Boston College araştırmacılarının 59 ülkeyi kapsayan yeni analizi, “güvensiz erkeklik inançları”nın (PMB) yaygın olduğu toplumlarda yaşam memnuniyetinin belirgin şekilde daha düşük olduğunu ortaya koydu.</p><p>Çalışmada, PMB düzeyi yükseldikçe kişi başına düşen gelir, sosyal destek ve sağlıklı yaşam beklentisinin gerilediği; buna karşılık yolsuzluk algısının arttığı tespit edildi.</p><p>Araştırmaya göre Lübnan, İran ve Nijerya yüksek PMB ve düşük mutluluk seviyeleriyle öne çıkarken; Danimarka, Finlandiya ve İsveç en düşük PMB oranları ve en yüksek mutluluk düzeylerine sahip ülkeler arasında yer aldı.</p><p>Araştırmacılar, sonuçların erkekliğe ilişkin katı kültürel normların sağlık eşitsizliklerini derinleştirdiğini, toplumsal refahı zayıflattığını ve sağlık sistemleri üzerindeki yükü artırdığını gösterdiğini belirtti. Güvensiz erkekliğin yaygın olduğu toplumlarda erkeklerin güç, dayanıklılık ve baskınlık üzerinden kendilerini sürekli kanıtlama baskısı hissettiği; bunun da duygusal açıklığı ve iş birliğini sınırladığı vurgulandı.</p><p>Çalışma kapsamında Dünya Mutluluk Raporu verileri ile PMB ve sağlık risk davranışlarına ilişkin küresel bulgular birleştirildi. Analizde; gelir, sosyal destek, özgürlük, cömertlik ve yolsuzluk algısı gibi göstergeler üzerinden ulusal mutluluk seviyeleri değerlendirildi.</p><p>Orta seviyede yer alan Birleşik Krallık, ABD, İtalya ve Romanya gibi ülkelerde ise geleneksel cinsiyet normları ile değişen toplumsal roller arasında bir denge olduğu ifade edildi.</p><p>Araştırma, bireysel düzeyde güvensiz erkeklik inançlarını benimseyen erkeklerin daha yüksek kaygı, saldırganlık ve riskli davranış eğilimleri gösterdiğine de dikkat çekti.</p><p>Öte yandan gazeteci Louis Theroux’nun hazırladığı ve Netflix’te yayımlanan “Inside the Manosphere” belgeseli, aşırı erkeklik ve çevrim içi “erkek dünyası” tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı.</p><div class="penci-google-adsense penci_single_ad_after_content">&nbsp;</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 11:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2026/04/yeni-arastirmada-maco-ulkeler-daha-mutsuz-cikti-1775031376.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsan hayatında zorluk çıkaran kişiler daha hızlı yaşlanmaya yol açabiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/insan-hayatinda-zorluk-cikaran-kisiler-daha-hizli-yaslanmaya-yol-acabiliyor-44862</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/insan-hayatinda-zorluk-cikaran-kisiler-daha-hizli-yaslanmaya-yol-acabiliyor-44862</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmaya göre insan hayatında “zorluk çıkaran kişilerin” daha hızlı yaşlanmaya yol açabildiği ve insanların yaklaşık yüzde 30’unun çevresinde en az bir “zorluk çıkaran” kişi bulunduğu saptandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p><p>ABD Ulusal Bilimler Akademisi Bildirileri (PNAS) isimli dergide yayınlanan araştırmada, “sorun oluşturan veya hayatı daha zor hale getirenler” olarak tanımlanan kişilerin, insan hayatı ve sağlığı üzerindeki etkileri incelendi.</p><p>Kısaca “zorluk çıkaran” şeklinde tanımlanan bu kişilerin, insanın biyolojik yaşlanmasına muhtemel etkilerinin de ölçüldüğü araştırmaya 2 binden fazla kişi katıldı. Katılımcıların son 6 ay içindeki sosyal ilişkileri kayda geçirildi.</p><p>Araştırmaya katılanların DNA değişikliklerinin analizi için tükürük örneklerinin de dahil edildiği araştırmada, katılımcıların düzenli olarak etkileşimde bulundukları “her yeni rahatsız edici kişi için yaşlanma hızlarının yüzde 1,5 arttığı” saptandı.</p><p>İnsanların yaklaşık yüzde 30’unun çevresinde “en az bir zorluk çıkaran” kişi bulunduğu tespit edilen araştırmada, “zorlu sosyal etkileşimlerin fiziksel sağlık üzerinde olumsuz bir etkiye ve daha hızlı yaşlanmaya” yol açabileceği vurgulandı.</p><p><strong>İnsan hayatında “kronik stres faktörü”</strong></p><p>Araştırmanın baş yazarı ve New York Üniversitesi’nde sosyoloji alanında yardımcı doçent olan Byungkyu Lee, açıklamasında, “Gözlemlediğimiz şey, sorun çıkaran kişilere sahip olmak ile yaşlanma hızı arasında bir tür ilişki.” ifadesini kullandı.</p><p>Lee, araştırma sonuçları doğrultusunda, daha az olumlu ilişkilerin “kronik stres faktörleri olarak işlev görebileceği, bu nedenle çevrede bu kişilerin varlığının insan hayatını gerçekten zorlaştırabildiğinin” ortaya çıktığını belirtti.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Mar 2026 11:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2026/03/insan-hayatinda-zorluk-cikaran-kisiler-daha-hizli-yaslanmaya-yol-acabiliyor-1773218982.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırma: Yapay zeka meme kanserinde erken teşhisi artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-yapay-zeka-meme-kanserinde-erken-teshisi-artiriyor-44559</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-yapay-zeka-meme-kanserinde-erken-teshisi-artiriyor-44559</guid>
                <description><![CDATA[İsveç’te 100 bin kadın üzerinde yapılan ve The Lancet’te yayımlanan araştırma, meme kanseri taramalarında yapay zeka kullanımının geç teşhis oranlarını yüzde 12 azalttığını ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2><div class="news-meta flex-container flex-dir-column large-flex-dir-row"><div class="publish"><p>İsveç'te yapılan bir araştırma, meme kanseri taramalarında yapay zeka kullanımının erken teşhis oranlarını artırdığını ortaya koydu.</p><p>The Lancet'te yayımlanan ve İsveç'teki 100 bin kadın üzerinde yapılan araştırmada, meme kanseri taramalarında yapay zekanın rolü incelendi.</p><p>Araştırma kapsamında mamografi çektiren 100 bin kadın rastgele olarak yapay zeka destekli taramalara ya da standart taramalara konuldu.</p><p>Kendi türünde ilk deney olma özelliği taşıyan araştırmada, yapay zekanın geç teşhis oranlarını yüzde 12 oranında azalttığı görüldü.</p></div></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Feb 2026 11:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2026/02/arastirma-yapay-zeka-meme-kanserinde-erken-teshisi-artiriyor-1769934391.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırma: Grip ve zona aşıları demans riskini azaltabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-grip-ve-zona-asilari-demans-riskini-azaltabilir-44399</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-grip-ve-zona-asilari-demans-riskini-azaltabilir-44399</guid>
                <description><![CDATA[100 milyondan fazla kişiyi kapsayan uluslararası araştırma, 50 yaş üstünde grip ve özellikle zona aşısı yaptıranlarda demans ve Alzheimer riskinin belirgin şekilde düştüğünü, rutin aşıların beyin sağlığı açısından uzun vadeli koruma sağlayabileceğini ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2><div class="news-meta flex-container flex-dir-column large-flex-dir-row"><div class="publish"><div class="news-copy"><p>Yakın zamanda yapılan bir araştırma, yetişkinlere sunulan rutin aşıların demansa karşı koruma sağlayabileceğini gösteriyor.</p><p>İtalyan ve Kanadalıların ortak yürüttüğü bir sinirbilim araştırması, 100 milyondan fazla kişiyi analiz ederek grip ve zona aşılarının 50 yaş ve üstü yetişkinlerde demans riskinin azalmasıyla ilişkili olduğunu ortaya koydu. Herpes zoster (zona) aşısı, herhangi bir demans türünün riskini yüzde 24, Alzheimer hastalığı riskiniyse yüzde 47 oranında azalttı.</p><p>Halk sağlığı uzmanları, geçen yıl hakemli dergi Age and Ageing'de yayımlanan çalışmanın, göz ardı edilmesi zorlaşan bir eğilime işaret ettiğini söylüyor.</p><p>Bu, yaygın enfeksiyonlar için yapılan aşıların, Birleşik Krallık'ta (BK) hâlâ önde gelen ölüm nedeni olan bu hastalığa karşı fark edilmeden uzun vadeli koruma sağladığı anlamına gelebilir.</p><p>Küresel nüfusun yaşlanmasıyla birlikte demansın çarpıcı derecede yaygınlaşacağı tahmin ediliyor ve 2050'ye gelindiğinde BK'de yaklaşık 2 milyon kişinin demansla yaşayacağı öngörülüyor.</p><p>Oxford Aşı Grubu Direktörü ve Aşılama ve Bağışıklama Ortak Komitesi'nin eski başkanı Profesör Sir Andrew Pollard, The Times'a yaptığı açıklamada "Yaşlı yetişkinlerde zatürre, zona ve grip aşılarının, bu hastalıkların yol açtığı ciddi enfeksiyon ve hastaneye yatma riskini azalttığı görüldü" dedi.</p><p>Ancak son birkaç yılda yapılan çalışmalar aşılamanın, toplum ve BK Ulusal Sağlık Servisi (NHS) üzerinde muazzam bir yük yaratan demans riskinde de memnuniyet verici bir azalma sağlayabileceği ilginç bir olasılığı gündeme getirdi.</p><p>Bulguları eleştiren bazı kişiler, aşı olmayı tercih edenlerin zaten kişisel sağlıkla ilgili konularda daha bilinçli davranma eğilimi gösterdiği "sağlıklı kullanıcı etkisi" gibi diğer dış faktörlerin incelemede dikkate alınmadığını savunuyor.</p><p>Ancak yapılan diğer çalışmalar bu sorunu hafifletmeye çalıştı. Galler'de, insanlara Zostavax veya Shingrix adlı iki zona aşısından birinin sunulduğu büyük ölçekli bir randomize tıbbi çalışma yapılmıştı. İkisi de zona aşısıydı ve çalışmadaki her iki grup da aktif bir şekilde aşıyı talep ettiği için "sağlıklı kullanıcı etkisi" artık geçerli değildi.</p><p>Sonuçlar, daha yeni olan Shingrix aşısını yaptıranların, sonraki yıllarda demans geliştirme riskinin önemli ölçüde azaldığını göstermişti.</p><p>Oxford'da psikiyatri alanında klinik öğretim üyesi olan ve ikinci çalışmayı yöneten Dr. Maxime Taquet, "Bu çalışmanın boyutu ve niteliği, bulguları ikna edici kılıyor ve daha fazla araştırmayı teşvik ediyor" diyor.</p><p>Zona aşısının demans riskini azaltabileceği hipotezini destekliyor. Bulgular klinik çalışmalarda doğrulanırsa, yaşlı yetişkinler, sağlık hizmetleri ve halk sağlığı için kayda değer sonuçlar doğurabilir.</p><p>Zona aşıları, NHS tarafından 65 yaş üstü herkese ücretsiz sunuluyor.</p></div></div></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Jan 2026 12:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2026/01/arastirma-grip-ve-zona-asilari-demans-riskini-azaltabilir-1768125843.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırmacılar: Günde 10 dakika egzersiz, bağırsak kanserinin ilerlemesini durdurabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirmacilar-gunde-10-dakika-egzersiz-bagirsak-kanserinin-ilerlemesini-durdurabilir-44334</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirmacilar-gunde-10-dakika-egzersiz-bagirsak-kanserinin-ilerlemesini-durdurabilir-44334</guid>
                <description><![CDATA[Newcastle Üniversitesi'nde yapılan araştırmaya göre, her gün yalnızca 10 dakikalık egzersiz kanda moleküler değişimleri tetikleyerek DNA onarımını hızlandırabiliyor ve bağırsak kanseri hücrelerinin büyümesini baskılayabiliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2><div class="news-meta flex-container flex-dir-column large-flex-dir-row"><div class="publish"><p>Her gün sadece 10 dakika egzersiz yapmanın, bağırsak kanserinin büyümesini durdurabileceğini ve DNA hasarının onarımını hızlandırabileceğini iddia eden bir araştırma yayımlandı.</p><p>Newcastle Üniversitesi'nden araştırmacılar kısa süreli egzersizin kanda hızlı bir moleküler değişimi tetikleyebileceğini tespit etti.</p><p>Araştırmada fiziksel aktivitenin, bağırsak kanserinin ilerlemesine karşı koruma sağladığı ancak "altta yatan biyolojik mekanizmaların belirsizliğini koruduğu" belirtiliyor.</p><p>Akut egzersizin serumdaki 13 proteinin yoğunluğunu artırdığı saptandı.</p><p>Bunların çoğu, iltihaplanmayı azaltma, kan damarı fonksiyonunu iyileştirme ve metabolizmayla bağlantılıydı.</p><p>Egzersizle oluşan bu molekülleri laboratuvardaki bağırsak kanseri hücrelerine uygulayan araştırmacılar, DNA onarımı, enerji üretimi ve kanser hücresi büyümesinde rol oynayanlar da dahil 1364 genin aktivitesinde değişiklik tespit etti.</p><p>International Journal of Cancer'da yazan araştırma ekibi bulguların, bağırsak kanserine karşı "egzersizin koruyucu etkilerine ilişkin olası bir mekanik açıklama" sunduğunu belirtiyor.</p><p>Newcastle Üniversitesi'nde klinik egzersiz fizyolojisi alanında kıdemli okutman olan Dr. Sam Orange, yürüttüğü araştırma hakkında "Dikkat çekici şey, egzersizin sadece sağlıklı dokulara fayda sağlaması değil, aynı zamanda kan dolaşımı yoluyla güçlü sinyaller göndererek kanser hücrelerindeki binlerce geni doğrudan etkileyebilmesi" diyor.</p><p>Bu heyecan verici bir bulgu çünkü egzersizin biyolojik etkilerini taklit eden veya artıran yollar bulmanın kapısını açarak kanser tedavisini ve en önemlisi hasta sonuçlarını iyileştirme potansiyeli sunuyor.</p><p>İleride bu bulgular, hücrelerin hasarlı DNA'yı onarma ve enerji için yakıt kullanma süreçlerinde egzersizin yararlı etkilerini taklit eden yeni tedavilere yol açabilir.</p><p>Bu sonuçlar, egzersizin sadece sağlıklı dokulara fayda sağlamakla kalmayıp kanser hücrelerinin büyümesi için daha elverişsiz bir ortam yaratabileceğine de işaret ediyor.</p><p>Bu da sağlığınızı korumak için elinizden gelenin en iyisini yaparken her adımın, her seansın önemli olduğunu hatırlatıyor.</p><p>Bowel Cancer UK yardım kuruluşunun genel müdürü Genevieve Edwards "Kapsamlı araştırmalar, fiziksel açıdan daha aktif kişilerin bağırsak kanseri ve diğer birçok kanser türüne yakalanma riskinin daha düşük olduğunu gösteriyor" diyor.</p><p>Haftada en az 150 dakika, hızlı yürüyüş, bisiklet veya yüzme gibi aktiviteler yapmayı hedeflemeliyiz.</p><p>Bağırsak kanseri riskini azaltmaya yarayacak diğer değişiklikler arasında tam tahıllar, baklagiller, meyve ve sebzelerden bol miktarda lif tüketmek, işlenmiş etlerden kaçınmak ve kırmızı et tüketimini sınırlamak, sağlıklı bir vücut ağırlığına sahip olmak, sigarayı bırakmak ve alkol tüketimini azaltmak sayılabilir.</p><p>Yaşam tarzında değişiklik yapmak zor olsa da bu çabaya değeceğine inanıyoruz.</p></div></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jan 2026 09:58:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2026/01/arastirmacilar-gunde-10-dakika-egzersiz-bagirsak-kanserinin-ilerlemesini-durdurabilir-1767337175.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni bir nörolojik hastalık keşfedildi: Yalnızca 13 kişide görüldü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/yeni-bir-norolojik-hastalik-kesfedildi-yalnizca-13-kiside-goruldu-43938</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/yeni-bir-norolojik-hastalik-kesfedildi-yalnizca-13-kiside-goruldu-43938</guid>
                <description><![CDATA[Dünyada şu ana kadar yalnızca 13 vaka tespit edilen, yeni ve çok nadir görülen bir nörolojik hastalığın keşfedildiği duyuruldu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2 class="newsh2">&nbsp;</h2><p><strong>Dünyada şu ana kadar yalnızca 13 vaka tespit edilen, yeni ve çok nadir görülen bir nörolojik hastalığın keşfedildiği duyuruldu.</strong></p><p>American Journal of Human Genetics dergisinde yayımlanan makalede, Idibell'de görev alan bilim insanları liderliğindeki uluslararası bir ekibin, şu anda dünya çapında 13 kişide tespit edilen, bir gendeki mutasyonlardan kaynaklanan yeni ve çok nadir bir nörolojik hastalığı keşfettiği bildirildi.</p><p>Makalede, bu keşfin, genetik hastalıkların nedenlerini anlamak ve çözümler üretmek için kullanılan, bir organizmanın tüm DNA'sındaki nükleobaz dizisini belirleme işlemi olan genom dizilimi ve Idibell ekibi tarafından geliştirilen yeni genomik araçların ve hesaplamalı algoritmaların uygulanması sayesinde mümkün olduğu kaydedildi.</p><p>Konuya ilişkin konuşan Idibell Üniversitesi Nörometabolizma Bölümü Direktörü Aurora Pujol da, "Bu, beynin beyaz cevherini etkileyen bir&nbsp;hastalık&nbsp;türü ve bu hastalarda yürüme, bilişsel, gelişimsel veya yüz dismorfisi sorunları görülüyor." dedi.</p><p>Hastalığın sınıflandırılmasıyla birlikte önümüzdeki yıllarda dünya çapında vaka sayılarının muhtemelen artacağını söyleyen Pujol, hastalığın tanımlanmasının teşhisi iyileştirmede önemli adım olmasına rağmen tedavi için bilim insanlarının önünde uzun bir yol olduğunu ifade etti.</p><p>İspanyol doktor, "Teşhis ilk adımdır ve aileler için hastalıklarına nihayet bir isim koymak rahatlatıcıdır. Bu sayede diğer ailelerle bağlantı kurabilir ve hasta derneklerine katılarak birbirlerini ve doktorlarını destekleyebilirler. Sonuçta bu bir ekip çalışmasıdır." açıklamasında bulundu.</p><p>Diğer yandan söz konusu uluslararası ekipte İspanya'nın yanı sıra Türkiye, ABD, İtalya, Almanya, İngiltere, İran, Finlandiya, Estonya ve Pakistan'dan da bilim insanlarının yer aldığı bilgisi paylaşıldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Nov 2025 10:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2025/11/yeni-bir-norolojik-hastalik-kesfedildi-yalnizca-13-kiside-goruldu-1762501856.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kanser taramaları alarm veriyor: Oran yüzde 8’in altında</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/kanser-taramalari-alarm-veriyor-oran-yuzde-8in-altinda-43914</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/kanser-taramalari-alarm-veriyor-oran-yuzde-8in-altinda-43914</guid>
                <description><![CDATA[KHYD Başkanı Ayşe Kanlıada, kanser taramalarının devlet politikası haline getirilmesi gerektiğini belirterek, “Her tarafı pembeye bürümek yetmez; erken teşhisi mümkün kılacak kalıcı sistemler kurulmalı” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2><div class="news-meta flex-container flex-dir-column large-flex-dir-row"><div class="publish"><div class="news-copy"><p data-start="352" data-end="594">Kanser Hastalarına Yardım Derneği Başkanı Ayşe Kanlıada, nüfusa göre kanser tarama oranının yüzde 8’in altında kaldığını açıkladı. Dünya Sağlık Örgütü’nün yüzde 70 hedefini hatırlatan Kanlıada, mevcut oranın kabul edilemez olduğunu söyledi.</p><p data-start="596" data-end="786">Erken teşhisin yaşam süresini ve kalitesini artırdığını vurgulayan Kanlıada, “Taramalar sadece hastalık belirtisi gösterenlere değil, sağlıklı bireylere de yapılmalı” ifadelerini kullandı.</p><p data-start="788" data-end="972">Dernek olarak her yıl ortalama 200 yeni meme kanseri vakasıyla karşılaştıklarını belirten Kanlıada, mamografi çekilmeyen yaşlarda ultrason ve cerrah kontrolünün önemine dikkat çekti.</p><p data-start="974" data-end="1161">“Gezici hastane fikrine sıcak bakılmıyorsa mamografi ve ultrason sayısını artıralım” diyen Kanlıada, kiradan kurtulmak için derneğe ait bir bina inşa etmeyi planladıklarını da açıkladı.</p><p data-start="974" data-end="1161">Kanserle mücadelede erken tanının önemi defalarca vurgulanmasına rağmen, KKTC'de tarama oranlarının yüzde 8’in altında kalması, sistemli bir tarama programının eksikliğini ortaya koyuyor. Kanlıada’nın sözleri, mevcut farkındalık kampanyalarının yeterli olmadığını ve devletin bu konuda kalıcı, kapsamlı bir sağlık politikası geliştirmesi gerektiğini net biçimde gözler önüne seriyor.</p></div></div></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Nov 2025 10:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2025/11/kanser-taramalari-alarm-veriyor-oran-yuzde-8in-altinda-1762328612.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meme Kanseri Farkındalık Ayı: Fizyoterapistler Derneği, erken tanının önemini vurguladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/meme-kanseri-farkindalik-ayi-fizyoterapistler-dernegi-erken-taninin-onemini-vurguladi-43855</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/meme-kanseri-farkindalik-ayi-fizyoterapistler-dernegi-erken-taninin-onemini-vurguladi-43855</guid>
                <description><![CDATA[Fizyoterapistler Derneği üyesi Emine Kütüküt, erken tanının sağkalımı yükselttiğini vurguladı. Tedavi sonrası fizyoterapinin, ödem, doku sertliği ve hareket kısıtlılıklarını azaltmada kritik rol oynadığını belirtti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2><div class="news-meta flex-container flex-dir-column large-flex-dir-row"><div class="publish"><div class="news-copy"><p>Kıbrıs Türk Fizyoterapistler Derneği üyesi uzman fizyoterapist Emine Kütüküt, kadınlarda en sık görülen kanserin, meme kanseri olduğunu belirterek, erken tanı konulduğunda sağkalım oranlarının belirgin şekilde yükseldiğini vurguladı.</p><p>Kütüküt, meme kanserinde, düzenli kendi kendine meme kontrolü, doktor muayenesi ve görüntüleme yöntemleriyle erken tanının önemli olduğuna işaret etti.</p><p>Ekim Ayı Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yayımladığı mesajda, meme kanserinin, meme dokusundaki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan bir hastalık olduğunu ifade eden Kütüküt, şunları kaydetti:</p><p>“Kadınlarda en sık görülen kanser, meme kanseridir. Erken tanı konulduğunda sağkalım oranları belirgin şekilde yükselir. Düzenli kendi kendine meme kontrolü, doktor muayenesi ve görüntüleme yöntemleriyle erken tanı çok önemlidir. Meme kanseri, yaşam boyu risk; yaş, aile öyküsü ve hormonal faktörlerle artabilir; bunun yanında sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite, sağlıklı kilo aralığı, alkol tüketimini sınırlama ve sigaradan uzak durma gibi değiştirilebilir alışkanlıklar riski azaltmaya yardımcı olur.”</p><p>Uzman Fizyoterapist Kütüküt, meme kanseri tedavisini takiben gelişen lenfödem, omuz–kol hareket kısıtlılıkları, aksiller web sendromu (cording) ve radyoterapiye bağlı doku sertliği gibi sorunların oluşabileceğine dikkat çekti.</p><p>Tedavi sürecinin yalnızca cerrahi, kemoterapi ve radyoterapiyle sınırlı olmadığını, fizyoterapinin de iyileşmenin temel bir parçası olduğunu işaret eden Kütüküt, erken dönemde yapılan manuel lenfatik drenaj, kompresyon bandajı, skar mobilizasyonu, esneklik–kuvvet–postür ve solunum egzersizlerinin; ağrıyı azaltıp, ödemi ve doku sertliğini kontrol altına aldığını, günlük yaşama güvenli dönüşü hızlandırdığını vurguladı.</p><p>Tedavi boyunca kol çevresi ve hareket açıklığının düzenli takip edilmesi, kişiye özel egzersizle aktif kalınmasının kritik öneme sahip olduğunu belirten Kütüküt, meme kanseriyle mücadelenin ekip işi olduğunu ve doğru zamanda, meme kanseri tedavisini takiben oluşabilecek komplikasyonlara karşı bilgi sahibi olabilmek adına bu konuda uzman fizyoterapist görüşü almanın yaşam kalitesini artıracağını kaydetti.</p></div></div></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Oct 2025 13:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2025/10/meme-kanseri-farkindalik-ayi-fizyoterapistler-dernegi-erken-taninin-onemini-vurguladi-1761648662.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapay zekâ ile “dijital beyin” dönemi: İnsanların zihinsel ikizleri yolda</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/yapay-zeka-ile-dijital-beyin-donemi-insanlarin-zihinsel-ikizleri-yolda-43779</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/yapay-zeka-ile-dijital-beyin-donemi-insanlarin-zihinsel-ikizleri-yolda-43779</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları, bireylerin beyin aktivitelerini ve davranışlarını kopyalayarak “bilişsel dijital ikiz” oluşturmayı hedefliyor. Bu teknolojiyle yapay zekâ, kişisel sağlık verilerinden öğrenip zihinsel değişimleri öngörebilecek.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2><div class="news-meta flex-container flex-dir-column large-flex-dir-row"><div class="publish"><p>Yapay zeka teknolojilerindeki hızlı gelişmeler neticesinde insanların sanal kopyalarını oluşturma tartışmaları gündeme geliyor.</p><p>"Dijital ikiz" diye de anılan bu kopyalar, sensörlerden ve gerçek zamanlı verilerden beslenebilir. Kısacası, yalnızca yansıtan değil, öğrenen ve tahmin eden akıllı bir aynaya benzeyebilir.</p><p><strong>MÜHENDİSLİKTEN TIBBA</strong></p><p>Nebrija Üniversitesi Biliş Araştırma Merkezi (CINC) Direktörü ve Uluslararası Bilişsel Sağlık Kürsüsü Başkanı Jon Andoni Duñabeitia, bu teknoloji uzun süredir havacılık, otomotiv ve üretim sektörlerinde kullanıldığını belirtiyor.</p><p>Duñabeitia'nın The Conversation'daki yazısına göre bu sistemler, uçaklarda olası arızaları yaşanmadan önce tahmin edebiliyor.</p><p>Tıpta ise, örneğin kalp dijital ikizleri, her hastanın kalbinin sanal modelini oluşturarak ritim bozukluğu veya tedaviye vereceği tepkiyi önceden simüle edebiliyor.</p><p>Bu sayede doktorlar, hastayı riske atmadan kişiye özel ve öngörülebilir tedavi planları hazırlayabiliyor.</p><p><strong>İNSAN BEYNİ SİMÜLASYONU</strong></p><p>Bilim insanları şimdi aynı yaklaşımı beyin ve zihinsel sağlık alanına taşıyor. Zira yaşlanma, depresyon, anksiyete ve Alzheimer gibi nörodejeneratif hastalıklar, modern tıbbın en büyük zorlukları arasında.<br>Duke, Columbia ve Nebrija Üniversiteleri ile CogniFit şirketinden araştırmacılar, “bilişsel dijital ikiz” adını verdikleri yeni bir model geliştirdi.</p><p>Bu ikizler, kişinin beyin aktivitelerini, davranışlarını, günlük alışkanlıklarını ve duygusal tepkilerini bir araya getiriyor. Yapay zeka, bu verilerden öğrenerek kendini sürekli güncelliyor.</p><p>Her bireyin kendi zihinsel dijital ikizine sahip olduğu bir gelecek hedefleniyor. Bu ikiz, kişinin hafızasının veya dikkat süresinin nasıl değişeceğini öngörebilecek ve olası sorunlar ortaya çıkmadan önce kişiye özel egzersizler önerebilecek.</p><p><strong>AKILLI SAATLERDEN BEYNE</strong></p><p>Bu devrimin temelinde, çoğumuzun hâlihazırda kullandığı akıllı saatler, uyku sensörleri ve aktivite takip cihazları yatıyor. Kalp atışı, uyku kalitesi, stres ve hareket düzeyi gibi veriler, gerçek zamanlı olarak dijital ikizimize aktarılabilecek.</p><p>Yapay zeka ise bir orkestra şefi gibi bu verileri koordine ederek sadece tepki veren değil, ihtiyaçlarımızı önceden sezen bir sistem yaratacak.</p><p>Bugüne kadar “beyin egzersizleri” çoğunlukla eğlencelik uygulamalardan ibaretti. Ancak bilişsel dijital ikizler, bundan çok daha fazlasını vadediyor: Gerçek zamanlı olarak kişiye uyarlanan, sağlık profesyonelleri tarafından izlenen, bilimsel verilere dayalı bir zihinsel antrenman ekosistemi.</p><p>Bu, herkese aynı reçeteyi uygulayan geleneksel modelden, tam anlamıyla kişiselleştirilmiş ve önleyici tıbba geçiş anlamına geliyor.</p><p><strong>KENDİ DİJİTAL BEYNİMİZ</strong></p><p>Duñabeitia, "Bugün cebimizde bir bilgisayar taşımanın sıradan olduğu bir çağdayız. Birkaç yıl içinde, her birimizin dijital bir zihinsel ikizi bizi tanıyan, bizi izleyen ve sağlığımızı korumaya yardımcı olan bir yol arkadaşı haline gelebilir" diyor.</p><p>"Sonuçta, bizi bizden daha iyi anlayabilecek kim olabilir ki? Kendi dijital ikizimizden başka…"</p></div></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Oct 2025 08:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2025/10/yapay-zeka-ile-dijital-beyin-donemi-insanlarin-zihinsel-ikizleri-yolda-1760852727.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DSÖ: Her yıl nörolojik rahatsızlıklar nedeniyle 11 milyon can kaybı yaşandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/dso-her-yil-norolojik-rahatsizliklar-nedeniyle-11-milyon-can-kaybi-yasandi-43746</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/dso-her-yil-norolojik-rahatsizliklar-nedeniyle-11-milyon-can-kaybi-yasandi-43746</guid>
                <description><![CDATA[DSÖ, dünya genelinde her yıl 11 milyon kişinin nörolojik rahatsızlıklar nedeniyle yaşamını yitirdiğini açıkladı. Raporda, ülkeler beyin sağlığına öncelik vermeye ve nörolojik bakımı güçlendirmeye çağrıldı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2><div class="news-meta flex-container flex-dir-column large-flex-dir-row"><div class="publish"><div class="news-copy"><p>Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünya genelinde nörolojik rahatsızlıklar nedeniyle her yıl 11 milyon can kaybı yaşandığını bildirerek, bu rahatsızlıklarla ilgili sağlık bakımı konusunda acil eylem çağrısı yaptı.</p><p>DSÖ, nörolojik rahatsızlıklarla ilgili küresel durumu içeren raporunu yayımladı.</p><p>Dünya genelinde her 3 kişiden 1'inin felç, epilepsi, migren ve otizm gibi nörolojik rahatsızlıklar yaşadığı kaydedilen raporda, bu rahatsızlıkları yaşayan düşük ve orta gelirli ülkelerdeki insanların daha büyük zorluklarla karşı karşıya kaldığı ifade edildi.</p><p>Raporda, her yıl 11 milyon kişinin yaşamını yitirmesine neden olan nörolojik rahatsızlıklara karşı acil eylem çağrısında bulunularak, ülkelerin bu alanda ulusal politika geliştirmeleri gerektiği uyarısı yapıldı.</p><p>Nörolojik rahatsızlıkların artık dünya nüfusunun yüzde 40'ından fazlasını (3 milyardan fazla insanı) etkilediğine işaret edilen raporda, "Bu hastalıkların artan yüküne rağmen düşük gelirli ülkelerde, yüksek gelirli ülkelere kıyasla 80 kat daha az nörolog bulunuyor. Birçok düşük ve orta gelirli ülke ulusal plan, bütçe ve iş gücünden yoksundur. DSÖ, beyin sağlığına öncelik vermek ve nörolojik bakımı genişletmek için acil, kanıta dayalı ve koordineli küresel eylem çağrısında bulunuyor." denildi.</p><p><strong>DSÖ'DEN "BİRLİKTE HAREKET ETME" ÇAĞRISI</strong></p><p>Raporda görüşlerine yer verilen DSÖ Sağlık Geliştirme, Hastalık Önleme ve Kontrol Bölümü Genel Müdür Yardımcısı Dr. Jeremy Farrar, dünya genelinde nörolojik rahatsızlıklarla yaşayan milyonlarca kişinin ihtiyaç duydukları sağlık hizmetlerini iyileştirmek için her şeyi yapmaları gerektiğini bildirdi.</p><p>Nörolojik rahatsızlıkların çoğunun önlenebilir veya etkili bir şekilde tedavi edilebilir olduğuna işaret eden Farrar, bu sağlık hizmetlerinin özellikle de insanların sosyal dışlanma ve maddi zorluklarla karşı karşıya kaldığı kırsal ve yetersiz hizmet alan bölgelerde ulaşılamaz durumda olduğunu bildirdi.</p><p>Farrar, "Hastaları ve ailelerini ön planda tutmak ve beyin sağlığına öncelik verip uygun yatırımlar yapılmasını sağlamak için birlikte çalışmalıyız." değerlendirmesinde bulundu.</p></div></div></div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 17:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/2025/10/dso-her-yil-norolojik-rahatsizliklar-nedeniyle-11-milyon-can-kaybi-yasandi-1760452901.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilimsel araştırmalalara göre, bazı virüsler, Tip 1 diyabeti tetikleyebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-arastirmalalara-gore-bazi-virusler-tip-1-diyabeti-tetikleyebilir-43631</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-arastirmalalara-gore-bazi-virusler-tip-1-diyabeti-tetikleyebilir-43631</guid>
                <description><![CDATA[Bilimsel araştırmalar; enterovirüsler, rotavirüs, Covid-19 ve Epstein-Barr virüsünün, Tip 1 diyabete yol açabilecek bağışıklık hücrelerini harekete geçirebileceğini ortaya koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Tip 1 diyabet, bağışıklık sisteminin pankreastaki insülin üreten hücrelere saldırmasıyla ortaya çıkan, ömür boyu süren otoimmün bir hastalık. Vücut yeterli insülin üretemediğinde kan şekeri seviyesi kontrolsüz şekilde yükseliyor. Tip 2 diyabetin aksine, Tip 1 diyabet önlenemiyor ve bağışıklık sisteminin bu aşırı tepkisinin kesin nedeni hala bilinmiyor.</p>

<p>Ancak Mirror'da yer alan habere göre, bazı virüsler bağışıklık sistemini tetikleyerek hastalığın başlamasına veya hızlanmasına neden olabilir.. Bu virüsler arasında özellikle dört tanesi öne çıkıyor:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Enterovirüsler</strong></p>

<p>Çocuklar ve gençler arasında sık görülen enterovirüsler, genellikle hafif solunum yolu enfeksiyonlarına yol açıyor. Ancak nadiren de olsa yenidoğanlarda sepsis, menenjit veya kalp kası iltihabı (miyokardit) gibi ciddi sorunlara neden olabiliyor.</p>

<p>Daha önce yapılan bir çalışmada, enterovirüs enfeksiyonu uzun süren çocukların diyabete yakalanma riskinin daha yüksek olduğu görüldü.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Rotavirüs</strong></p>

<p>Bağırsakları etkileyen yaygın bir virüs olan rotavirüs, neredeyse her çocuğun beş yaşına kadar en az bir kez geçirdiği bir enfeksiyona neden oluyor. Bazı çocuklar iki kez enfekte olabilirken, yetişkinlerde enfeksiyon daha nadir görülüyor.</p>

<p>ABD’de 1,4 milyondan fazla çocuğu kapsayan bir araştırma, rotavirüs aşısı olan çocukların Tip 1 diyabet riskinin, aşı olmayanlara göre yüzde 33 daha düşük olduğunu gösterdi. Ancak farklı ülkelerde yapılan benzer çalışmalar, çelişkili sonuçlar ortaya koydu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Covid-19</strong></p>

<p>Covid-19 pandemisi sırasında çocuklarda Tip 1 diyabet vakalarında artış gözlemlendi. Laboratuvar ortamında yapılan ilk çalışmalar, virüsün pankreasa doğrudan zarar verebileceğini öne sürse de bu konuda kesin ve net bulgular henüz mevcut değil.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Epstein-Barr Virüsü</strong></p>

<p>Genellikle 15-24 yaş arası bireylerde görülen enfeksiyöz mononükleoz ile ilişkilendirilen Epstein-Barr virüsü, insan herpes virüslerinin dokuz türünden biri. Uzmanlara göre, çoğu insan bu virüsü hayatı boyunca farkında olmadan geçiriyor.</p>

<p>Bazı araştırmalar, Epstein-Barr virüsünün bağışıklık sistemini aşırı uyararak, insülin üreten hücrelere saldırılmasına yol açabileceğini öne sürüyor. Ancak virüsün doğrudan Tip 1 diyabete neden olduğuna dair kesin bir kanıt henüz bulunmuş değil.</p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 31 Aug 2025 12:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilimsel-arastirmalalara-gore-bazi-virusler-tip-1-diyabeti-tetikleyebilir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından kontakt lensle yüzmek &quot;enfeksiyon riskini artırıyor&quot; uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/uzmanindan-kontakt-lensle-yuzmek-enfeksiyon-riskini-artiriyor-uyarisi-43283</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/uzmanindan-kontakt-lensle-yuzmek-enfeksiyon-riskini-artiriyor-uyarisi-43283</guid>
                <description><![CDATA[Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hidayet Erdöl, enfeksiyon riskinden dolayı kontakt lensle denize ya da havuza girilmemesi uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>
<h2>&nbsp;</h2>

<div>&nbsp;</div>
</div>

<div>
<div>
<div>
<div>
<p>Kontakt lens kullanımına çok dikkat edilmesi gerektiğini ifade eden Erdöl, "Kontakt lens özellikle temizlik açısından ciddi önem arz ediyor. Kontakt lensin temizliğine dikkat etmezseniz kendisi enfeksiyon kaynağı olabiliyor." dedi.</p>

<p>Erdöl, lensin değişim zamanlarının da önemine işaret ederek, "Bazen insanlar haftalarca gözünde kontakt lens tutabiliyor. Kontakt lensle bulaşan enfeksiyonlar, tedavi edilmesi en zor enfeksiyonlardan bir tanesidir." diye konuştu.</p>

<p>Kontakt lens kullanımında hijyenin çok önemli olduğuna dikkati çeken Erdöl, gece yatarken çıkarılmasının da en önemli konular arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<h3><strong>"Yaz ve kış fark etmeksizin temizliğe dikkat edilmeli"</strong></h3>

<p>Erdöl, denize ve havuza kontakt lensle girilmemesi gerektiğini vurgulayarak, "Kontakt lensle denize ya da havuza giriliyorsa araya enfeksiyon veya diğer maddeler girebilir. Buna bağlı olarak daha ağır, şiddetli enfeksiyonlar yaşanabilir. Onun için denize veya havuza girerken kontakt lens kullanılması çok uygun bir yaklaşım değil." uyarısında bulundu.</p>
</div>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Jul 2025 09:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/uzmanindan-kontakt-lensle-yuzmek-enfeksiyon-riskini-artiriyor-uyarisi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prostat kanserinde yapay zeka buluşu: Hastaların dörtte birinin ömrü uzayabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/prostat-kanserinde-yapay-zeka-bulusu-hastalarin-dortte-birinin-omru-uzayabilir-43109</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/prostat-kanserinde-yapay-zeka-bulusu-hastalarin-dortte-birinin-omru-uzayabilir-43109</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları yapay zekayı kullanarak prostat kanseri hastalarının dörtte birinin ömrünü uzatabilecek bir buluş yaptı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Mevcut tedavi yöntemlerinde, prostat kanseri diğer organlarına sıçrayan hastalara abirateron adlı bir ilaç veriliyor.</p>

<p>Prostat kanserinin ilerlemesini hızlandırabilen testosteron hormonunun üretimini tüm vücutta baskılayan bu ilaç, kanserin diğer organlara sıçramadığı hastalara verilmiyordu.Fakat İngiltere'deki University College London ve Institute of Cancer Research'ten araştırmacılar, yapay zekayı kullanarak kanserin metastaz yapmadığı hastaların da bir kısmının bu ilaçtan fayda görebileceğini ortaya koydu.Bilim insanlarının geliştirdiği yapay zeka, tümör örneklerinin görüntülerini karşılaştırarak hangilerinin bu ilaçtan fayda görebileceğini tespit edebiliyor.</p>

<p>İnsan gözü bugüne kadar bu farkı tespit edememişti.</p>

<p>Buluşlarını American Society of Clinical Oncology'nin yıllık toplantısında sunan bilim insanları prostat kanseri olanların dörtte birinin bu gelişmeden faydalanabileceğini ve bu kişilerin ölüm riskinin neredeyse yarı yarıya azalacağını aktardı.</p>

<p>Araştırma ekibinin başı Institute of Cancer Research'ten Prof. Nick James sonuçların çok olumlu olduğunu söylerken, bu ilacın patentinin 2022'de sonlanmasıyla birlikte bir kutusunun fiyatının 77 sterline (4 bin TL) düştüğünü belirtti ve ekledi:</p>

<p>"Abirateron bugüne kadar ileri derece prostat kanseri olan yüz binlerce erkeğin ömrüne çok büyük katkılar yaptı.</p>

<p>"Biliyoruz ki kanseri henüz diğer organlarına sıçramamış pek çok erkek için de son derece olumlu sonuçları olabilir.</p>

<p>"Fakat yan etkileri olan bir ilaç ve yüksek tansiyon ile karaciğer anomalileri için takip gerektiriyor.</p>

<p>"Ayrıca kalp krizi ve diyabet riskini hafifçe artırabiliyor.</p>

<p>"Bu yüzden bu ilaçtan en çok fayda görebilecek grubun tespit edilip onlara verilmesi önemli.</p>

<p>"Artık kimlerin standart tedavi olan hormon ve radyoterapiden, kimlerin de abiraterondan maksimum faydayı görebileceğini tespit edebileceğiz."</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Jun 2025 10:36:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/prostat-kanserinde-yapay-zeka-bulusu-hastalarin-dortte-birinin-omru-uzayabilir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nörobilimci açıkladı: Zekayı keskinleştiren tek basit alışkanlık</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/norobilimci-acikladi-zekayi-keskinlestiren-tek-basit-aliskanlik-42960</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/norobilimci-acikladi-zekayi-keskinlestiren-tek-basit-aliskanlik-42960</guid>
                <description><![CDATA[Zihninizi bulanık, yorgun ve karmaşık hissediyorsanız beyninizi rahatlatmak için yürüyüş yapmayı alışkanlık haline getirebilirsiniz. Uzmanlar yürüyüşleri özellikle öğle saatlerinden sonra yaşanan enerji düşüşleri veya yoğunluk kaynaklı zihinsel durgunluklar için öneriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Zihinizi karışık ve bulanık hissediyorsanız, çözüm düşündüğünüzden çok daha basit olabilir. Bilişsel nörobilimci Dr. Holly Bowen, yalnızca iki dakikalık kısa bir yürüyüşün beyin fonksiyonlarını anında canlandırabileceğini söylüyor. Özellikle öğle saatlerinden sonra yaşanan enerji düşüşleri veya yoğunluk kaynaklı zihinsel durgunluklar için bu öneri, hem bilimsel hem de pratik bir destek sunuyor.</strong></p>

<p>Dr. Bowen’a göre, kısa yürüyüşler beyne giden kan akışını artırarak daha fazla oksijen taşınmasını sağlıyor. Bu da odaklanmayı kolaylaştırıyor, düşünme süreçlerini hızlandırıyor ve genel zihinsel berraklığı artırıyor.<br />
<br />
Uzman isim Bowen, “Kısa bir yürüyüşe çıkmak, kanın pompalanmasını sağlamak için harika bir yol. Kendinizi yorgun ya da dalgın hissediyorsanız, bu küçük hareket büyük fark yaratabilir,” diyor.</p>

<p><strong>STRES HORMONUNU AZALTIYOR</strong></p>

<p>Özellikle öğle yemeklerinden sonra uygulandığında etkili olan bu yöntem, yalnızca fiziksel değil aynı zamanda kimyasal faydalar da sağlıyor. Yürüyüş, stres hormonu olan kortizol seviyelerini azaltırken, dopamin ve serotonin gibi mutluluk hormonlarının salgılanmasını teşvik ediyor. Bu da kişinin kendini daha uyanık, dengeli ve üretken hissetmesine yardımcı oluyor.</p>

<p>Dr. Bowen, kısa yürüyüşlerin herhangi bir özel çaba gerektirmediğini vurguluyor: “Terlemenize gerek yok, hızlı yürümeniz şart değil. Önemli olan vücudunuzu hafifçe hareket ettirmeniz ve zihninizi serbest bırakmanız.”</p>

<p><strong>SADECE10-15 DAKİKALIK YÜRÜYÜŞ BİLE YETİYOR</strong></p>

<p>Yapılan araştırmalar da bu görüşü destekliyor. Sadece 10-15 dakikalık basit bir yürüyüş, beynin yeni bağlantılar kurmasına yardımcı olarak yaratıcı düşünceyi tetikleyebiliyor. Bu nedenle, bir sonraki harika fikir sadece birkaç adım ötenizde olabilir.<br />
&nbsp;</p>

<p>Zihinsel tıkanıklık yaşadığınızda, kahveye ya da ekran başında daha fazla zaman geçirmeye yönelmek yerine, ayakkabılarınızı giyip kısa bir yürüyüşe çıkmayı deneyin. Bunu, gün içinde dilediğiniz zaman kullanabileceğiniz bir “zihinsel sıfırlama tuşu” olarak düşünebilirsiniz.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 May 2025 09:54:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/norobilimci-acikladi-zekayi-keskinlestiren-tek-basit-aliskanlik.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşam üçgeni nedir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/yasam-ucgeni-nedir-42905</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/yasam-ucgeni-nedir-42905</guid>
                <description><![CDATA[Deprem sırasında can kayıplarının en önemli nedenlerinden biri de sarsıntı anında insanların kendilerini nasıl koruyacaklarını bilememeleridir. Yaşam üçgeni, deprem anında hayatta kalmak adına kullanılan önemli bir yöntemdir. Peki, yaşam üçgeni nedir? Hayat üçgeni nasıl oluşturulur?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<h1>Yaşam üçgeni nedir?</h1>

<p>Deprem sırasında yaşam üçgeni doğru bir şekilde uygulanırsa enkaz altından sağ çıkmayı sağlayacak en önemli önlemlerinden biridir. 'Yaşam üçgeni, hayat üçgeni' deprem anında uygulanması gereken ilk yöntemdir. Deprem gibi ciddi bir olay esnasında uygulanan bu yöntem doğru yapıldığında hayat kurtarıyor. Hayat üçgeni, canlıların nefes alabileceği küçük alanlardır. Evlerimizin içinde hayatta kalacağımız kadar büyüklükteki boşluklara hayat üçgeni denir.</p>

<p>Yaşam üçgeni ile evdeki ya da bulunduğunuz her hangi yerdeki eşyaları deprem enkazından mümkün olduğunca daha az etkilenecek şekilde ayarlamanız gerekmektedir. Evlerde, okullarda, iş yerlerinde kısacası bulunduğumuz alanda yaşam üçgeni olabilecek yerleri önceden tespit edemeniz önemlidir. Olabilecek bir depremde paniklemeden, önceden belirlediğiniz bu yaşam üçgenlerinde cenin pozisyonu alarak kendinizi koruyabilirsiniz.</p>

<p><img src="https://hthayat.haberturk.com/im/2023/02/09/1080845_839a28a16a90fecf5ac1e78cf6eed0b6.jpg" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<h2>Yaşam üçgeni nasıl oluşturulur?</h2>

<p>Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) deprem anında hayat üçgeni oluşturulmasına yönelik: "Varsa sağlam sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına çömelerek hayat üçgeni oluşturulmalıdır. Baş iki el arasına alınarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb) malzeme ile korunmalıdır. Sarsıntı geçene kadar bu pozisyonda beklenmelidir" açıklamasında bulundu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu üçgenin diğer eşyalara göre daha sağlam ve mümkünse sabit eşyaların yanında oluşturulması önerilir. Örneğin; bir masanın altına girmek yerine deprem anında bir masa ile dolabın arasındaki boşluğa geçerek kapanmak daha doğru olacaktır. Çünkü masa, deprem enkazıyla üzerinize çökme ihtimali daha yüksek bir eşya ve üstelik tek başına bir eşyanın enkazlara dayanması pek mümkün değildir. Ancak iki sağlam eşyanın arasına geçerek enkazlardan kurtulma şansınızı yükseltebilirsiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Güvenli bir yer bulup,</p>

<ul>
	<li>Diz üstü ÇÖK,</li>
	<li>Baş ve enseyi koruyacak şekilde KAPAN,</li>
	<li>Düşmemek için sabit bir yere TUTUN,</li>
	<li>Deprem sırasında sarsıntı durana kadar olduğunuz yerde kalın.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Apr 2025 09:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/yasam-ucgeni-nedir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim insanları açıkladı: Sağlıklı yaşlanma üzerinde etkisi büyük</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-acikladi-saglikli-yaslanma-uzerinde-etkisi-buyuk-42816</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-acikladi-saglikli-yaslanma-uzerinde-etkisi-buyuk-42816</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları, beslenme alışkanlıklarının sağlıklı yaşlanma üzerinde büyük etkiye sahip olduğunu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Son yıllarda yapılan araştırmalar uyku düzeni, egzersiz alışkanlıkları ve beslenme gibi yaşam tarzı faktörlerinin sağlıklı yaşlanma sürecini etkileyebileceğini ortaya koydu</strong></p>

<p>Harvard Üniversitesi'nden epidemiyolog Frank Hu’nun başkanlık ettiği 30 yıllık bir çalışmada, beslenme alışkanlıkları ile sağlıklı yaşlanma arasındaki ilişki incelenirken bu çalışma, özellikle orta yaşta farklı beslenme düzenlerinin sağlıklı yaşlanma üzerindeki etkilerini inceleyen ilk çalışmalardan biri olarak kaydedildi.</p>

<p>Hu, daha önceki araştırmaların genellikle beslenme düzenlerini belirli hastalıklar veya yaşam süresiyle ilişkilendirdiğini belirtirken, bu çalışmanın daha geniş bir perspektife sahip olduğunu ifade etti.<br />
&nbsp;</p>

<p>Çalışma, 39-69 yaş arasındaki 105 bin kişiden elde edilen verilerle, beslenme biçiminin yaşlanma sürecinde bağımsız yaşam ve yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini araştırmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Apr 2025 10:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilim-insanlari-acikladi-saglikli-yaslanma-uzerinde-etkisi-buyuk.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>7 Nisan: Sağlığın evrensel önemi için küresel farkındalık günü</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/7-nisan-sagligin-evrensel-onemi-icin-kuresel-farkindalik-gunu-42774</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/7-nisan-sagligin-evrensel-onemi-icin-kuresel-farkindalik-gunu-42774</guid>
                <description><![CDATA[Bu gün, herkesin kendi sağlığına sahip çıkması, sağlıklı yaşamı bir hak olarak görmesi ve bu hakkı savunması için güçlü bir çağrıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>7 Nisan, her yıl Dünya Sağlık Günü olarak kutlanır ve bu tarih, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) kuruluş yıldönümüne denk gelir. DSÖ, 7 Nisan 1948’de Birleşmiş Milletler’in bir organı olarak kurulmuş ve dünya çapında sağlığın korunması, geliştirilmesi ve sağlık hizmetlerine erişimin iyileştirilmesi amacıyla faaliyetlerine başlamıştır. İlk kez 1950 yılında kutlanmaya başlanan Dünya Sağlık Günü, o tarihten bu yana her yıl farklı bir tema çerçevesinde sağlıkla ilgili küresel gündem oluşturmayı hedeflemektedir.</p>

<p><strong>AMAÇLARI</strong></p>

<p>Dünya Sağlık Günü’nün temel amaçları şunlardır:<br />
•<em>&nbsp;Sağlık alanında küresel farkındalık yaratmak</em><br />
<em>• Halk sağlığını tehdit eden temel sorunlara dikkat çekmek</em><br />
<em>• Sağlık eşitsizliklerini vurgulamak ve çözüm önerileri geliştirmek</em><br />
<em>• Hükümetleri ve toplumları daha sağlıklı politikalar üretmeye teşvik etmek</em></p>

<p><strong>HER YIL BİR TEMA</strong></p>

<p>DSÖ her yıl 7 Nisan’da bir temayı öne çıkarır ve yıl boyunca bu temayla ilgili faaliyetler yürütür. Geçmiş yıllarda işlenen bazı temalar:<br />
•<em>&nbsp;2023: “Sağlık için Sağlıklı Gezegen”</em><br />
<em>• 2022: “Sağlık İçin Evrensel Erişim”</em><br />
<em>• 2021: “Daha Adil, Daha Sağlıklı Bir Dünya Yaratalım”</em><br />
<em>• 2020: “Hemşireler ve Ebelere Destek” (COVID-19 pandemisi bağlamında)</em></p>

<p><strong>2024 TEMASI: “SAĞLIĞIM HAKKIMDIR”</strong></p>

<p>2024 yılında Dünya Sağlık Günü’nün teması “My health, my right” (Sağlığım Hakkımdır) olarak belirlenmiştir. Bu tema, sağlık hizmetlerine erişimin bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkı olduğunu vurgulamakta; tüm insanların kaliteli, güvenli, erişilebilir ve uygun fiyatlı sağlık hizmetlerine erişim hakkı olduğunun altını çizmektedir.</p>

<p>DSÖ’nun bu yılki mesajları arasında şu konular öne çıkıyor:<br />
<em>• Sağlık sistemlerine evrensel erişim</em><br />
<em>• Ruh sağlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması</em><br />
<em>• Kadınların, çocukların ve kırılgan grupların sağlık haklarının korunması</em><br />
<em>• Çevresel sağlık (temiz hava, su ve güvenli yaşam alanları)</em><br />
<em>• Bilgiye erişim ve sağlık okuryazarlığı</em></p>

<p><strong>KIBRIS VE DÜNYA SAĞLIK GÜNÜ</strong></p>

<p>Kıbrıs’ta da Dünya Sağlık Günü, Sağlık Bakanlığı, Tabipler Birliği, belediyeler ve sivil toplum kuruluşlarının iş birliğinde çeşitli etkinliklerle anılmaktadır. Bu etkinlikler kapsamında:<br />
<em>• Ücretsiz sağlık taramaları</em><br />
<em>• Bilgilendirici seminer ve paneller</em><br />
<em>• Sağlıklı yaşam yürüyüşleri</em><br />
<em>• Toplum sağlığına yönelik kampanyalar düzenlenmektedir.</em></p>

<p>Aynı zamanda bu hafta, 1-7 Nisan Kanserle Savaş Haftası ile çakıştığı için, kanserle ilgili erken tanı, tarama ve bilgilendirme çalışmaları da öne çıkar.</p>

<p>Dünya Sağlık Günü, yalnızca sağlık profesyonellerinin değil, her bireyin dikkatini çeken bir gündür. Sağlıklı bireylerden oluşan toplumlar, daha üretken, daha dayanıklı ve daha mutlu toplumlara dönüşür. Bu gün, herkesin kendi sağlığına sahip çıkması, sağlıklı yaşamı bir hak olarak görmesi ve bu hakkı savunması için güçlü bir çağrıdır.</p>
</div>

<div>&nbsp;</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Apr 2025 08:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/7-nisan-sagligin-evrensel-onemi-icin-kuresel-farkindalik-gunu.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Erken teşhis ve taramalar hayat kurtarır</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/erken-teshis-ve-taramalar-hayat-kurtarir-42755</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/erken-teshis-ve-taramalar-hayat-kurtarir-42755</guid>
                <description><![CDATA[Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği Kanserle Savaş Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada tarama oranlarının artırılmasının önemine dikkat çekti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Kanser, dünya genelinde en önemli sağlık sorunlarından biri olmaya devam ediyor. Her yıl milyonlarca insanı etkileyen bu hastalıkla mücadelede en kritik unsurlardan biri erken teşhis. Bu nedenle 1-7 Nisan tarihleri, kanserin önlenmesi ve erken teşhisin öneminin vurgulanması amacıyla “Kanserle Savaş Haftası” olarak anılıyor.</p>

<p><strong>KANSER TARAMALARININ ÖNEMİ</strong></p>

<p>Kanser, erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarısı büyük ölçüde artıyor. Erken teşhis, hastalığın kontrol altına alınmasını sağlarken, tedavi süreçlerini de kolaylaştırıyor. Meme kanseri, rahim ağzı kanseri, kolon kanseri gibi bazı türlerde düzenli taramalar sayesinde hastalık belirtiler ortaya çıkmadan önce tespit edilebilir.</p>

<p>Kıbrıs Türk Tabipleri Birliği (KTTB) de Kanserle Savaş Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada tarama oranlarının artırılmasının önemine dikkat çekti. Açıklamada, “Tarama yüzdemiz yüzde 10’lardan yüzde 70’lere çıkarılmalı” ifadeleri kullanılarak, toplumun kanser taramalarına daha fazla yönlendirilmesi gerektiği vurgulandı.</p>

<p><strong>HANGİ KANSERLER İÇİN TARAMA YAPILMALI?</strong></p>

<p>Sağlık uzmanları, aşağıdaki kanser türleri için düzenli taramaların kritik olduğunu belirtiyor:<br />
•&nbsp;<em>Meme Kanseri: 40 yaş üstü kadınların düzenli olarak mamografi çektirmesi önerilmektedir.</em><br />
<em>• Rahim Ağzı (Serviks) Kanseri: 21 yaşından itibaren düzenli olarak Pap smear ve HPV testleri yaptırılmalıdır.</em><br />
<em>• Kalın Bağırsak (Kolon) Kanseri: 50 yaş üstü bireylerin belirli aralıklarla kolonoskopi yaptırması önemlidir.</em><br />
<em>• Akciğer Kanseri: Sigara içen veya risk grubunda bulunan bireyler için düşük doz bilgisayarlı tomografi önerilmektedir.</em></p>

<p><strong>TOPLUMSAL FARKINDALIĞIN ARTMASI GEREKİYOR</strong></p>

<p>Kanserle mücadelede taramalar kadar sağlıklı yaşam alışkanlıklarının benimsenmesi de önemlidir. Sağlıklı beslenme, sigara ve alkol kullanımından kaçınma, düzenli egzersiz ve stres yönetimi, kanser riskini önemli ölçüde azaltabilir. Ayrıca, kanser hakkında bilinçlenmek ve düzenli sağlık kontrolleri yaptırmak, erken teşhis oranlarını artıracak</p>

<p>Uzmanlar, Kanserle Savaş Haftası’nın toplumda farkındalık yaratma açısından önemli bir fırsat sunduğunu belirtiyor. KTTB’nin de vurguladığı gibi, tarama oranlarının artırılması, bireylerin sağlıklı bir gelecek için adım atmasını sağlayacak.</p>
</div>

<div>&nbsp;</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Apr 2025 09:16:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/erken-teshis-ve-taramalar-hayat-kurtarir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yalnızlığın fiziksel sağlık üzerindeki korkunç etkileri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/yalnizligin-fiziksel-saglik-uzerindeki-korkunc-etkileri-42683</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/yalnizligin-fiziksel-saglik-uzerindeki-korkunc-etkileri-42683</guid>
                <description><![CDATA[Yapılan araştırmalar, güçlü sosyal bağlardan yoksun bir yaşamın, insan sağlığı için günde 15 sigara içmek kadar tehlikeli olduğunu ortaya koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Bilimsel çalışmalar; yalnızlığın fiziksel problemlerin yanı sıra&nbsp;alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, yeme bozuklukları, depresyon ve intihar gibi riskleri de artırabileceğini gösteriyor.</strong></p>

<p>2010 yılında yapılan kapsamlı bir araştırma, sosyal bir yaşamın, hayatta kalma şansını yüzde 50 oranında artırabildiğini gözler önüne serdi.</p>

<p>Yalnızlığın "günde 15 sigara içmek kadar sağlığa zararlı" olabileceğini belirten uzmanlar, modern dünyada yetişkinlerin büyük bir kısmının yalnız hissettiğini vurguladı.</p>

<p>Charity Age UK, Birleşik Krallık'ta yaklaşık bir milyon yaşlının sürekli yalnız hissettiğini, 65 yaş üstü kişilerin ise 4 milyondan fazlasının yalnız yaşadığını rapor etti.&nbsp;</p>

<p>Ancak birçok kişi, yalnız hissettiğini açıkça ifade etmekten çekiniyor, bu nedenle yalnız hisseden kişilerin sayısı hakkında net verilere varılamıyor.</p>

<p>The Sun'da yer alan habere göre;&nbsp;sosyal etkinliklerden kaçınma, günlük rutinlerde değişiklik yapma (örneğin yemek yapmayı, görünüşe özen göstermeyi veya erken kalkmayı bırakma), uyku problemleri ve sürekli düşük ruh hali gibi etkenler, zamanla kişide özgüven kaybı yaratabilir. Bu durum, yalnız kalma isteğini daha da tetikler.</p>

<p>Centers for Disease Control and Prevention yazarları; ötekileştirilme, fiziksel sakatlıklar, psikiyatrik hastalıklar, dil engelleri ve sevilen birinin kaybı gibi durumları, bireysel risk faktörleri olarak değerlendiriyor.</p>

<p>Yalnızlığın uzun vadede kalp hastalıkları, Tip 2 diyabet ve demans gibi hastalıklara yakalanma olasılığını artırdığının altını çizen araştırmacılar, bu etkilerden korunmak için daha sosyal bir yaşamı tavsiye ediyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Mar 2025 07:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/yalnizligin-fiziksel-saglik-uzerindeki-korkunc-etkileri.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendini gerçekleştiren kehanet: Pygmalion nedir?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/kendini-gerceklestiren-kehanet-pygmalion-nedir-42540</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/kendini-gerceklestiren-kehanet-pygmalion-nedir-42540</guid>
                <description><![CDATA[Yeni tanıştığınız bir insanın güvenilir olmadığını düşündüğünüz ve daha sonra bu konuda haklı çıktığınız oldu mu? Ya da ilk başlarda iyi niyetli olduğuna inandığınız birinin, hayatınızda gün geçtikçe daha değerli bir yere sahip olmasına tanık oldunuz mu? Günümüzde ''Kendini gerçekleştiren kehanet'' adıyla sıklıkla duyduğumuz ''pygmalion'', beklentilerimizin bir süre sonra beklediğimiz biçime dönüşmesi anlamına geliyor. ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Antik çağda Kıbrıslı bir heykeltıraş olan Pygmalion, idealindeki kadının fildişinden bir heykelini yapar. Efsane bu ya, Galatea (uyuyan aşk) adını verdiği bu fildişinden yapılmış kadın heykeline aşık olur. Tanrılardan aşık olduğu bu kadının canlanarak gerçek bir kadın haline gelmesini diler ve tanrıça Venüs onun duasına cevap vererek heykele hayat verir, daha sonra Galetea ile evlenirler ve mutlu bir şekilde yaşarlar.</p>

<p><strong>PYGMALION ETKİSİ NEDİR?</strong></p>

<p>Yunan mitolojisinden alıntıladığım bu öykü; günümüz psikolojisinde oldukça bilinen ve günlük dilde “kendini gerçekleştiren kehanet” dediğimiz kavrama, yani biriyle ilgili olumlu ya da olumsuz beklentilerimizin bir süre sonra gerçekten de onu beklediğimiz biçime dönüştürecek şekilde etkileyebilmesi olgusuna bir örnek. Bu duruma mitolojideki bu öyküden esinlenerek “Pygmalion etkisi” adı veriliyor. “Pygmalion etkisi” etkileşimde bulunduğumuz birinden yüksek performans bekliyor ve buna inanıyorsak, bunun onun performansının yükselmesine, aksine düşük performans bekliyorsak, bunun da onun performansının düşmesine yol açması durumuna verilen ad.</p>

<p>PEKİ BİRİYLE İLGİLİ İNANÇLARIMIZ GERÇEKTEN ONU ETKİLER Mİ?<br />
&nbsp;<br />
Pygmalion etkisinin varlığını gösteren ilk çalışmayı 1960’larda Robert Rosenthal adındaki bir araştırmacı gerçekleştirmiştir. Robert Rosenthal, akademik yılın başında bir okuldaki öğretmenlere, akademik yıl boyunca hangi öğrencilerin entelektüel olarak “gelişeceğini” gösteren bir test yapıldığını ve bir grup öğrencinin oldukça üstün bir gelişim potansiyeline sahip bulunduğunu söyler. Oysaki gerçekte, bu öğrenciler diğer öğrencilerden farklı olmayan rastgele seçilmiş öğrencilerdir.<br />
<br />
Deneyin nasıl sonuçlanacağı dönem sonunda belli olacaktır. Sonuçlar Rosenthal’ in beklediğini destekleyecektir. Dönem sonunda, öğrencilerin IQ seviyeleri incelendiğinde, öğretmenlere “üstün” olarak tanıtılan öğrencilerin, diğer öğrencilere kıyasla belirgin olarak daha iyi bir gelişim gösterdiği ortaya çıkar. Sonuçlara göre, bu öğrenciler sözel yetenek açısından ortalama iki IQ puanı, akıl yürütme becerisinde yedi IQ puanı ve genel toplamda da IQ'da dört puan daha fazla artış göstermişlerdir.<br />
<br />
KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET<br />
<br />
Bu deney, öğretmenlerin beklentilerinin kendini gerçekleştiren bir kehanet gibi işlediği görüşünü desteklemiştir. Daha sonra yapılan başka çalışmalarda eğer öğretmenler bazı çocukların yüksek performans göstereceğine inanıyorlarsa gerçekten de o çocukların daha fazla geliştiğini göstermiştir. Üstelik yeni çalışmalarda bu durumun olumsuz beklentiler için de geçerli olduğu yani, düşük beklentilerin de performansı düşürdüğünü göstererek bu kuramı desteklemiştir. Başarı beklenenlerin başarılı olması, başarısızlık beklenenlerin başarısız olması olgusu, bir kişiyle ilgili beklentilerimizin onu nasıl etkileyebileceğini göstermesi açısından çok önemlidir.</p>

<p>KISSADAN HİSSE<br />
<br />
İlişkide olduğumuz birinin bir şeyi başarabileceğine inanmak, onun bunu gerçekleştirme olasılığını artırırken; aksine, başaramayacağına inanmak ise bu olasılığı düşürebilir. Elbette bir şeyin yapılabilmesi ya da yapılamaması yalnızca beklentilere bağlı değildir, ancak bu önemli etkenlerden biridir.<br />
<br />
Bu nedenle, çevremizdeki insanlar üzerinde olumlu ve olumsuz etkimiz olabileceğinin bilincinde olmamız önem taşır. Çevremizi olumlu etkileyebilmek içinse onlar da var olan potansiyele güvenip inanmamız ilk koşul gibi görünmektedir. Çevremizdeki insanların eksikliklerine odaklanıp bunlarla etiketlemek tam tersi onların bu özelliklerinin daha da artmasına yol açabilirken, yapabileceklerini görmek keşfetmek ve güvenmek, gerçekten kendilerini gerçekleştirmelerine yardımcı olacaktır.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Mar 2025 08:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/kendini-gerceklestiren-kehanet-pygmalion-nedir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırma: Mutlu olmaya çalışmak bizi daha mutsuz yapıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-mutlu-olmaya-calismak-bizi-daha-mutsuz-yapiyor-42524</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-mutlu-olmaya-calismak-bizi-daha-mutsuz-yapiyor-42524</guid>
                <description><![CDATA[Toronto Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre, sürekli mutlu olmaya çalışmak irade gücünü zayıflatıyor ve insanları daha az mutlu hale getiriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Toronto Üniversitesi Scarborough kampüsünde yürütülen ve Applied Psychology: Health and Well-Being dergisinde yayımlanan araştırma, mutluluk arayışının neden bazen ters etki yarattığını ortaya koydu.</p>

<p>Buna göre, bilinçli olarak mutlu olmaya çalışmak zihinsel olarak yorucu bir süreç ve bu durum irade gücünü tüketerek kişinin kendini kontrol etme yetisini zayıflatıyor. Bu da bireylerin daha kolay şekilde cazip ama uzun vadede zarar verici seçimler yapmasına yol açıyor.</p>

<p>Araştırmanın ortak yazarlarından, Toronto Üniversitesi Scarborough ve Rotman Yönetim Fakültesi'nde pazarlama profesörü olan Sam Maglio, “Mutluluk arayışı bir kartopu etkisi yaratıyor. İnsanlar kendilerini daha mutlu hissetmek için çaba harcadıkça, bu çaba onların gerçekten mutlu olmalarını sağlayacak davranışları sürdürmelerini zorlaştırıyor” dedi.</p>

<p>Maglio, sürekli mutlu olmaya çalışmanın, uzun bir iş gününün ardından eve gelip evi temizlemek yerine sosyal medyada vakit geçirmeye daha yatkın olmaya benzediğini belirtti.</p>

<p>Araştırmanın diğer yazarı, Sidney Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden Aekyoung Kim ile birlikte yürüttükleri 2018 tarihli bir başka çalışmada da benzer sonuçlara ulaşıldı.</p>

<p>O araştırmada, mutluluğa ulaşmaya çalışan kişilerin zamanlarının kısıtlı olduğu hissine kapıldığı ve bunun da onları daha stresli ve mutsuz hale getirdiği tespit edilmişti.</p>

<p>Araştırmacılar, mutluluğu bilinçli olarak artırmaya çalışan yüzlerce kişiyle anket yaptı ve bu kişilerin günlük hayatlarında irade gücünü daha az kullandıklarını belirledi. Maglio ve Kim, mutluluk arayışının ve kendini kontrol etmenin aynı sınırlı zihinsel kaynağı tükettiğini düşünüyor.</p>

<p>Deneylerden birinde, katılımcılara “mutluluk” kelimesinin geçtiği reklamlar gösterildi. Daha sonra büyük bir çikolata kasesinin önüne oturtulup diledikleri kadar yiyebilecekleri söylendi.</p>

<p>Araştırmacılar, irade gücü yüksek olan kişilerin daha az çikolata tüketeceğini varsayarak, mutluluk kelimesiyle karşılaşan katılımcıların daha fazla çikolata tükettiğini tespit etti.</p>

<p>Son deneyde ise katılımcılar iki gruba ayrıldı. Bir grup, kendilerini daha mutlu edecek nesneleri seçerken, diğer grup sadece kişisel tercihlerine göre&nbsp;seçim&nbsp;yaptı.</p>

<p>Ardından her iki grup da irade gücünü ölçen bir zihinsel görevi tamamlamaya çalıştı. Mutluluğa odaklanan grup, diğer gruba kıyasla daha hızlı pes etti ve bu durum, mutluluk arayışının zihinsel kaynakları tükettiğini doğruladı.</p>

<p>Mutluluğun tamamen ulaşılamaz bir hedef olmadığını vurgulayan Maglio, mutluluğu elde edilmesi ve biriktirilmesi gereken bir şey gibi görmenin yorucu olabileceğini belirterek, “Sürekli mutlu olmaya çalışmak yerine, sahip olduklarınızı kabullenip onların size mutluluk getirdiğini fark etmeye çalışın” dedi.</p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Feb 2025 09:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/arastirma-mutlu-olmaya-calismak-bizi-daha-mutsuz-yapiyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yapay zeka, meme kanseri riskini yıllar öncesinden tahmin edebiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/yapay-zeka-meme-kanseri-riskini-yillar-oncesinden-tahmin-edebiliyor-42323</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/yapay-zeka-meme-kanseri-riskini-yillar-oncesinden-tahmin-edebiliyor-42323</guid>
                <description><![CDATA[FHI, Kaliforniya Üniversitesi ve Washington Üniversitesi'nden beş araştırmacı, 2004-2018 yılları arasında Norveç'te yürütülen tarama programına katılan 116 bin 495 kadına ait mamografi görüntülerini analiz etmek için ticari olarak temin edilebilen bir YZ programını kullandı. Çalışmada, 1.607 kadının meme kanserine yakalandığı tespit edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Norveç Halk Sağlığı Enstitüsü (FHI) tarafından yapılan bir araştırmaya göre, yapay zeka (YZ), kadınların meme kanserine yakalanma riskini teşhis edilmeden yıllar önce belirleyebiliyor.</h2>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Araştırmaya göre, algoritma, hangi kadınların meme kanseri riski taşıdığını ve hatta hangi memenin daha yüksek risk altında olduğunu dört ila altı yıl öncesinden belirleyebildi. Tarama programı ve YZ projesinin başında bulunan Solveig Hofvind, "Kanser gelişen memenin YZ skoru, diğer memeye kıyasla yaklaşık iki kat daha yüksekti" dedi.</p>

<p><strong>Erken teşhiste yeni dönem</strong></p>

<p>FHI, bu algoritmaların erken teşhis için kullanılabileceğini, böylece maliyetlerin düşürülebileceğini ve yüksek risk taşıyan gruplara yönelik daha etkili tarama programları oluşturulabileceğini vurguladı.</p>

<p>Dünya Sağlık Örgütü'ne (DSÖ) göre, 2022 yılında 670 bin kadın meme kanseri nedeniyle hayatını kaybetti. Meme kanseri, dünya genelinde kadınlar arasında en yaygın görülen&nbsp;kanser&nbsp;türü olma özelliğini taşıyor.</p>

<p>Çalışma, prestijli tıp dergilerinden biri olan Journal of the American Medical Association Network'te yayımlandı. Norveç'te geçen yıl başlatılan bir başka projede ise, 140 bin kadın üzerinde YZ'nin radyologlar kadar etkili olup olmadığının belirlenmesi amaçlanıyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jan 2025 10:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/yapay-zeka-meme-kanseri-riskini-yillar-oncesinden-tahmin-edebiliyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırmaya göre, kansere yakalanma riski doğmadan önce başlayabiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirmaya-gore-kansere-yakalanma-riski-dogmadan-once-baslayabiliyor-42318</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirmaya-gore-kansere-yakalanma-riski-dogmadan-once-baslayabiliyor-42318</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Araştırmacılar, kansere yakalanma riskinin doğum öncesinde başlayabildiğini tespit etti.</p>

<p style="text-align:start">Van Andel Enstitüsünden bilim insanları, kanser riskinin belirlenmesine ilişkin araştırma yaptı.</p>

<p style="text-align:start">Fareler üzerinde yapılan araştırmada, canlıların kansere nasıl ve ne zaman yakalanacağını belirleyen "epigenetik faktörler" incelendi.</p>

<p style="text-align:start">Araştırmacılar, farelerin gelişimleri esnasında ortaya çıkan iki epigenetik duruma rastladı.</p>

<p style="text-align:start">Söz konusu iki epigenetik durumun, yaşamın ilerleyen dönemlerinde kansere yakalanma riskine dair bilgi verdiğinin ortaya konulduğu araştırmada, riskin doğumdan önceki dönemde oluşabileceğine işaret edildi.</p>

<p style="text-align:start">Araştırmacılar, iki epigenetik durumdan birinin düşük, diğerinin ise daha yüksek kanser riski anlamına geldiğini belirledi.</p>

<p style="text-align:start">Epigenetik durumların yalnızca risk seviyesine değil olası kanser türüne ilişkin de bilgi verdiği görüldü.</p>

<p style="text-align:start">Yavru farelerde incelenen epigenetik durumlarının, lösemi ve lenfoma gibi kan kanseri türlerine ya da akciğer ve prostat kanseri gibi kanser türlerine yakalanma riskiyle ilişkili olduğu tespit edildi.</p>

<p style="text-align:start">Araştırma, "Nature Cancer" dergisinde yayımlandı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jan 2025 09:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/arastirmaya-gore-kansere-yakalanma-riski-dogmadan-once-baslayabiliyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dikkat! Erkeklerde sperm sayısı son 50 yılda yüzde 50 azaldı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/dikkat-erkeklerde-sperm-sayisi-son-50-yilda-yuzde-50-azaldi-42310</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/dikkat-erkeklerde-sperm-sayisi-son-50-yilda-yuzde-50-azaldi-42310</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son yıllarda erkek infertilitesi, yani erkeğe bağlı kısırlık dünya genelinde artış gösteren bir sağlık sorunu olarak dikkat çekiyor. Öyle ki her 100 çiftten 17’sini etkileyen infertilitenin yaklaşık yüzde 40-50’sinde erkek faktörü önemli bir rol oynuyor. Dünya Sağlık Örgütü tarafından &nbsp;yapılan araştırmalara göre; her 6 erkekten 1'i yaşamı boyunca infertilite sorunu yaşıyor. &nbsp;Sperm sayısının ve kalitesinin düşmesi ise infertilitede önemli bir yer tutuyor! &nbsp;Üstelik, son 50 yılda, dünya genelinde sperm sayısında ve kalitesinde kayda değer bir düşüş yaşanıyor. Bu konuda yapılan çalışmaların değerlendirildiği 2023 yılında, birden fazla bilimsel çalışmaların sonucunu birleştiren istatiksel analize göre; sperm &nbsp;sayısı &nbsp;1973 yılında mililitrede ortalama 100 milyon iken 2018’de mililitrede 50 milyona düşmüş. Bu rakamlar spermlerin yüzde 50 gibi yüksek bir oranda azaldığını ortaya koyuyor! &nbsp;<strong>Acıbadem International Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman,&nbsp;</strong>günümüzde çevresel etkenlerin ve yaşam tarzı değişikliklerinin bu artışta belirleyici bir rol oynadığına dikkat çekerek, “Üstelik sperm sağlığını tehdit eden alışkanlıklar günümüzde gittikçe artmaktadır. Dolayısıyla infertilite problemi yaşayan erkeklerde öncelikle yaşam alışkanlıklarının gözden geçirilmesi büyük önem taşımaktadır. Sorunu çözmeye yönelik adımlarla sperm kalitesini ve sayısını artırmak mümkün olabilmektedir” diyor.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>SPERMLERİ OLUMSUZ ETKİLEYEN 3 ÖNEMLİ NEDEN!</strong></p>

<p>Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, erkeklerde sperm sayısı ile kalitesini etkileyen üç önemli faktörü şöyle özetliyor:&nbsp;</p>

<p><strong>Çevresel faktörler</strong></p>

<p>Plastiklerde ve kişisel bakım ürünlerinde bulunan bisfenol A (BPA) ve ftalaitler gibi hormonal sistemlere zarar verebilen kimyasallara maruz kalmak erkek üreme sağlığını olumsuz etkileyebiliyor. Ayrıca kurşun, kadmiyum ile cıva gibi ağır metaller, tarım ilaçları ve endüstriyel kimyasal atıklar gibi çevresel kirleticilere maruz kalmak da sperm hareketliliğinde, yapısında ve sayısında sorun oluşturabiliyor. Bu faktörler oksidatif strese yol açarak spermde DNA hasarına &nbsp;ve bunun sonucunda infertiliteye sebep olabiliyor. &nbsp;Bunların yanı sıra artan hava kirliliği de serbest radikal üretimini artırarak spermlerde DNA hasarına yol açabiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Yaşam tarzı &nbsp;faktörleri</strong>&nbsp;</p>

<p>Sigara ve düzenli alkol tüketimi sperm kalitesinin düşmesine neden olabiliyor. Testosteron takviyeleri de dahil olmak üzere belirli ilaçların kullanımı da geçici veya kalıcı kısırlık oluşturabiliyor. Bunların yanı sıra hazır yemek tüketimi, paketli gıdalar, yüksek şekerli diyetler ile obezite hormonal dengesizliklere ve sperm kalitesinde düşüşe yol açabiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Radyasyon ve elektromanyetik elementler</strong></p>

<p>Elektronik cihazlardan kaynaklanan radyasyona ve elektromanyetik alanlara maruz kalmak oksidatif strese, yani sperm DNA’sında meydana gelen oksitlenmeye<strong>&nbsp;</strong>ve DNA hasarına neden olarak sperm kalitesini olumsuz etkileyebiliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>SPERM KALİTESİNİ VE SAYISINI ARTIRAN 8 ÖNEMLİ ÖNERİ</strong></p>

<p>Çevresel faktörler, yaşam alışkanlıkları ile radyasyon ve elektromanyetik elementler sperm sayısı ile kalitesini tehdit eden faktörler. Ancak alınacak önlemlerle erkeklerde üreme sağlığını olumsuz etkileyen bu etkenlerden korunmak mümkün. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, sperm sayısını ve kalitesini artıran 8 önemli öneriyi şöyle özetliyor:&nbsp;</p>

<p><strong>Akdeniz tipi beslenin</strong></p>

<p>Antioksidanlar, vitaminler ve minerallerden zengin dengeli bir beslenme alışkanlığı edinmek sperm parametrelerini iyileştirebiliyor. Yapılan çalışmalarda; bol miktarda meyve, sebze, tam tahıllar ve sağlıklı yağlar içeren Akdeniz diyeti gibi beslenme alışkanlıkları daha iyi sperm kalitesiyle ilişkilendirilmiş.&nbsp;</p>

<p><strong>Çevresel toksin seviyelerini azaltın</strong>&nbsp;</p>

<p>Plastikleştiren ürünlere, plastiklere, kimyasallara ve endokrin bozan etkenlere maruziyeti azaltmak sperm kalitesini korumaya yardımcı olabiliyor. Bu nedenle paketli gıdalardan uzak durmanız ve organik tarım ürünlerine öncelik vermeniz fayda sağlayabiliyor.</p>

<p><strong>İdeal kilonuzu koruyun</strong></p>

<p>Obezitede artan yağ dokusu nedeniyle vücut ısısı ve hormonal denge bozuluyor, testislerdeki ısı artıyor, sperm yapımında etkili olan testosteron düzeyi azalıyor ve testosteron ile östrojen dengesi bozuluyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, bu faktörlerin de sperm sayısının ve hareketliliğinin azalmasına yol açabildiğine işaret ederken, üreme sağlığı için sağlıklı bir kiloyu korumanızın çok önemli olduğunu belirtiyor. &nbsp;</p>

<p><strong>Düzenli egzersiz yapın &nbsp;</strong></p>

<p>Düzenli fiziksel aktivitede bulunmak genel sağlığı iyileştirerek ve oksidatif stresi, yani sperm DNA’sında meydana gelen oksitlenmeyi<strong>&nbsp;</strong>azaltarak, sperm kalitesini artırabiliyor. Ancak dikkat! Aşırı egzersiz, halter gibi ağırlık kaldırma egzersizleri özellikle varikoseli olan kişilerde hastalığın ilerlemesine yol açması nedeniyle olumsuz etkilere sahip olabiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Sigara ve alkolü bırakın!&nbsp;</strong></p>

<p>Sigara ile aşırı alkol tüketimi oksidatif stresi artırıyor ve spermin hareketliliğinin yanı sıra kalitesini de olumsuz etkiliyor. Sigarayı bırakmak ve alkol alımını azaltmak, sperm üretimi ile kalitesinde artış sağlayabiliyor. &nbsp;</p>

<p><strong>Laptopunuzu kucağınızda kullanmayın</strong></p>

<p>Günümüzde evden çalışma sisteminin artmasına paralel olarak laptopun kucakta kullanımı da artış gösteriyor. Ancak laptopun uzun süre kucakta kalması cihazın çalışırken ürettiği ısı sebebiyle testislerde sıcaklık artışına yol açarak sperm üretimini olumsuz etkiliyor ve sperm sayısında azalmaya neden olabiliyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman, "Laptopu dizüstü yerine masa gibi düz bir yüzeyde kullanmak sperm sağlığını koruma açısından son derece önemlidir” diyor.</p>

<p><strong>Yüksek sıcaklıktaki ortamlarda bulunmayın</strong></p>

<p>Sıcak küvet banyoları ve sauna gibi sıcak ortamlara uzun süre maruz kalmak sperm üretimini bozabiliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Stresten kaçının</strong></p>

<p>Çağımızın önemli bir sorunu olan kronik stres hormonal dengeyi ve sperm üretimini olumsuz etkileyebiliyor. Bu nedenle, stresli durumlardan mümkün olduğunca kaçının ve ihtiyaç halinde psikolojik danışmanlık veya farkındalık gibi stres yönetimi tekniklerinden faydalanın. &nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jan 2025 09:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/dikkat-erkeklerde-sperm-sayisi-son-50-yilda-yuzde-50-azaldi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beyoğlu: Sürekli olarak ekrana maruz kalma çocukların en başta dil gelişimlerini bozuyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/beyoglu-surekli-olarak-ekrana-maruz-kalma-cocuklarin-en-basta-dil-gelisimlerini-bozuyor-42298</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/beyoglu-surekli-olarak-ekrana-maruz-kalma-cocuklarin-en-basta-dil-gelisimlerini-bozuyor-42298</guid>
                <description><![CDATA[Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Erdem Beyoğlu ile Psikolog Süreyya Geylan Gürdal, çocuklarda “dijital bağımlılık” konusunda uyarı ve önerilerde bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Erdem Beyoğlu ile Psikolog Süreyya Geylan Gürdal, toplumda ve çocuklar arasında giderek büyüyen “dijital bağımlılık” konusunda Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) muhabirine konuştu.</p>

<p style="text-align:start">Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Erdem Beyoğlu, ekrana maruz kalmanın çocuklar üzerinde yarattığı fiziksel, iletişimsel ve duygusal etkilere ilişkin bilgi vererek, ekran kullanım süreleri ile ilgili tavsiyelerde bulundu.</p>

<p style="text-align:start">Karne hediyeleri konusunda da konuşan Beyoğlu, “pahada hafif, geçirilen vakitte ağır” hediye tavsiyesinde bulundu, pahalı hediyeler verilmesi yerine birlikte yemeğe, tatile, gezmeye gidilmesini önerdi.</p>

<p style="text-align:start">Milli Eğitim Bakanlığı Psikolojik Danışma, Rehberlik ve Araştırma Şubesi Sorumlusu, Psikolog Süreyya Geylan Gürdal da, çocuklara ekran sınırlaması getirilmesi gerektiğini ancak bu yapılırken çocukların keyifli vakit geçireceği aktivitelerin de planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:start"><strong>Beyoğlu: “Çocukların fiziksel, iletişimsel ve duygusal gelişimlerini bozuyor”</strong></p>

<p style="text-align:start">Çocuk ve Ergen Psikiyatristi Dr. Erdem Beyoğlu, dijital bağımlılık diye bir tanı olmadığını ancak konunun “araştırılmaya değer bir tablo” olarak var olduğunu kaydetti.</p>

<p style="text-align:start">Beyoğlu, “giderek artan sürelerde ekran başında olmaya çalışma, ekran olmadığı zaman sinirlenme, içe kapanma, huzursuzluk, gerginlik hallerinin ortaya çıkması” gibi belirtiler gösteren dijital bağımlıların, ekran başında geçirdiği vakti başkalarına çarpıtarak anlattığını gözlemlediklerini belirtti.</p>

<p style="text-align:start">Uzun süre ekrana maruz kalmanın çocuklar üzerinde yarattığı fiziksel, iletişimsel ve duygusal etkilerden de bahseden Beyoğlu, şunları kaydetti:</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;“Sürekli olarak ekrana maruz kalma çocukların en başta dil gelişimlerini bozuyor, iletişimsel becerilerini bozuyor. İletişimsel becerilerde, küçük yaş grubunda olan çocuklarda kelime hazinelerinin gelişimi ciddi anlamda etkileniyor. Dolayısıyla çocukların kendilerini daha az kelime ile ifade eden, konuşamayan bir hale geldiğini gözlemliyoruz.</p>

<p style="text-align:start">Fiziksel gelişimlerini bozuyor. Fiziksel olarak kas – iskelet sistemlerinde bozulmalar oluyor, ağrılar, postür (duruş) değişiklikleri meydana geliyor.</p>

<p style="text-align:start">Bilişsel, duygusal bozukluklarına yol açıyor. Duygusal anlamda daha içe kapanık, empatiden biraz daha uzak, daha yalnız bireyler haline geldiklerini görüyoruz.”</p>

<p style="text-align:start">Hem kız hem de erkek çocuklarının oyunlara bağımlı olduğunu aktaran Beyoğlu, “Eskiden daha çok erkek çocukları oyunlara bağımlı oluyor diye düşünüyorduk. Ama fark ettik ki bebek giydirme oyunları da kız çocukları tarafından son derece revaçta.” dedi.</p>

<p style="text-align:start"><strong>“Hayatım boyunca hiçbir zaman bu kadar çok zeka testi istemedim”</strong></p>

<p style="text-align:start">Pandeminin dijital bağımlılıktaki etkisinden de bahseden Beyoğlu, “Pandemi dönemi maalesef çocuklarımızın zihinsel gelişimlerini, fiziksel gelişimlerini bozdu. Çocuklar cep telefonları ile tabletler ile daha haşır neşir olmaya başladı. Eğitimleri artık ‘Google classroom’ gibi şeyler üzerinden gelmekte… Üzülerek söylüyorum; pandemi ile birlikte çocukların akademik gelişimleri de bozuldu. Ortaokul veya lise çocuklarına 7 çarpı 9’u sorun, çocuklar artık bunu bilmiyor. Ben hayatım boyunca hiçbir zaman bu kadar çok zeka testi istemedim. Çünkü karşıma gelen çocuk bunları bilmiyor, bu zekasal bir yetersizlik mi yoksa pandeminin de etkisiyle eğitim sisteminin bir sonucu mu?” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:start"><strong>&nbsp;“Aktiviteler son derece önemli”</strong></p>

<p style="text-align:start">Dijital bağımlılığın bir sorun olduğunu kaydederek ailelerin bu sorunla mücadele etmeleri gerektiğinin farkında olması uyarısında bulunan Dr. Erdem Beyoğlu, çocukların yaşlarına göre ekran kullanım sürelerinin düzenlenmesinin önemine vurgu yaptı.</p>

<p style="text-align:start"><strong>Süre önerileri</strong></p>

<p style="text-align:start">Beyoğlu, 0-3 yaş arası çocuklarda ekran kullanımını hiç tavsiye etmezken, 3-6 yaş arasına yarım saat, ilkokul çağına bir saat ve ortaokul çağına iki saat civarında ekran kullanım süresi önerdi.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;“Bunu yapmak kolay değildir.” diyen Beyoğlu, bu noktada aktivitelerin önemine dikkati çekti. Beyoğlu, “Hiçbir çocuk jimnastik yaparken ‘Ben Youtube’a girmek istiyorum.’ demez; futbol oynarken ‘Ben Playstation oynamak istiyorum.’ demez. Dolayısıyla aktiviteler arttıkça çocukların ekran kullanım süreleri de gayriihtiyari bir şekilde sınırlandırılmış olur. Bu nedenle evet ekran süresini kısıtlayın ama daha önemlisi mutlaka yerine koyabilecekleri bir şeyler yerleştirin. Bunun da başında aktiviteler gelmekte. Aktiviteler son derece önemli.” ifadelerini kullandı.</p>

<p style="text-align:start"><strong>3/6/9/12 kuralı…</strong></p>

<p style="text-align:start">&nbsp;“3/6/9/12 kuralı”ndan bahsederek uygulanmasını öneren Dr. Beyoğlu bunu, “3 yaşından önce ekranla karşılaşmaması, 6 yaşından önce çocuğun kendine ait oyun konsolu ve teknolojik cihazının olmaması, 9 yaşından önce tek başına internet kullanımının olmaması, 12 yaşından önce de sosyal medya kullanmaması” olarak açıkladı.</p>

<p style="text-align:start"><strong>Anne-babalar bazen karne hediyelerinde aşırıya kaçma eğiliminde”</strong></p>

<p style="text-align:start">Karne hediyesi konusunda da tavsiyede bulunan Dr. Beyoğlu, hediyelerin “pahada hafif, geçirilen vakitte ağır” olması gerektiğinin altını çizdi.</p>

<p style="text-align:start">Beyoğlu, “Anne-babalar bazen karne hediyelerinde aşırıya kaçma eğilimindedir. Yeni, son model bir telefon, yeni bir Playstation gibi… Şubat tatilinde bu hediyeleri vermek çocuk için yeni bir heyecandır ve daha çok bunların başında vakit geçirmesi demektir. Okullar 15 gün sonra açılacak. Çocuk yeni okul dönemine yeni bir oyuncakla girmiş olacak ve çocuğun okula akademik ilgisi giderek azalacaktır. Özellikle şubat tatilinde bu tarz pahada ağır olan hediyeler yerine pahada hafif olan ama geçirilen vakitte ağır olan hediyeleri tercih ederiz. Birlikte yemeğe gidilmesi, birlikte tatile çıkılması, birlikte gezmeye gidilmesi gibi…” diye konuştu.</p>

<p style="text-align:start"><strong>Gürdal: “Telefon, ödül ve ceza olarak kullanılmamalı”</strong></p>

<p style="text-align:start">Milli Eğitim Bakanlığı Psikolojik Danışma, Rehberlik ve Araştırma Şubesi Sorumlusu, Psikolog Süreyya Geylan Gürdal da, dijital bağımlılıkta ekran kullanım süresinin giderek artacağı ve uyku, iştah, duruş bozuklukları, kilo alma, ders başarısında düşme, huzursuzluk, tedirginlik gibi sıkıntılar yaşanabileceği uyarısında bulundu.</p>

<p style="text-align:start">Pandeminin ekrana maruz kalma durumunu arttırdığını söyleyen çalışmalara işaret eden Gürdal, çocuklara ekran sınırlaması getirilmesi gerektiğini ancak bu yapılırken keyifli vakit geçireceği aktivitelerin de planlanması gerektiğini söyledi.</p>

<p style="text-align:start">Kullanıcı ile bağımlının farklı şeyler olduğunu belirten Gürdal, günümüzde teknolojik cihazların hiç kullanılmamasının mümkün olmadığını kaydederek doğru kullanımın önemine işaret etti. Gürdal, “Çok fazla zararlı içerik var. Ailelerin gözünü açık tutması gerekir. Çocuklar faydalı uygulamalara yönlendirilmeli, belki koruyucu programlar yüklenmeli, süre kısıtlamaları uygulanmalı, çocuklar farklı aktivitelere yönlendirmeli.” dedi.</p>

<p style="text-align:start">Kötü amaçlı internet kullanımına değinen Gürdal, çocukların bilgilendirilmesi, ailenin ise kontrol etmesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p style="text-align:start">Telefonu ödül ve ceza olarak kullanmamak gerektiğini de söyleyen Gürdal, bu şekilde ekranın daha cazip hale geleceği uyarısında bulundu.</p>

<p style="text-align:start"><strong>“Söylediğimiz değil, yaptığımız önemlidir”</strong></p>

<p style="text-align:start">Ailelerin de uzun süre telefon kullandığını belirten Gürdal, ebeveynlerin çocuk için rol model olduğunu belirterek, “Söylediğimiz değil, yaptığımız önemlidir.” dedi.</p>

<p style="text-align:start">Milli Eğitim Bakanlığı tarafından bu konuda bilinçlendirme çalışmalarının yapıldığını aktaran Gürdal, “Gerek rehber öğretmenler tarafından gerekse akademik uzmanlar tarafından okullarda eğitimler veriliyor.” dedi.</p>

<p style="text-align:start">Telefon ve tabletleri “ucuz bakıcı” olarak niteleyen Gürdal, çocukların ekranı nasıl, ne kadar ve ne amaçla kullandığının denetlenmesi gerektiğini vurguladı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Jan 2025 09:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/beyoglu-surekli-olarak-ekrana-maruz-kalma-cocuklarin-en-basta-dil-gelisimlerini-bozuyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gece karanlıkta telefon kullanımı miyop riskini arttırıyor!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/gece-karanlikta-telefon-kullanimi-miyop-riskini-arttiriyor-42218</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/gece-karanlikta-telefon-kullanimi-miyop-riskini-arttiriyor-42218</guid>
                <description><![CDATA[Karanlıkta ekrana bakmak göz sağlığını olumsuz etkileyebilir. Türk Oftalmoloji Derneği’nden Dr. Vildan Koçer Öztürk, özellikle gece telefona bakan çocuklarda miyop riskinin arttığını belirtiyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Özellikle Kovid-19 salgını sonrası eve kapanmaların ardından çocuklarda miyobun arttığını vurgulayan Türk Oftalmoloji Derneği’nden Dr. Vildan Koçer Öztürk, 2050'de dünya nüfusunun yarısının miyop olmasının tahmin edildiğini ifade etti.&nbsp;</strong></p>

<p>Öztürk, miyobun çocukluk çağında başladığını belirterek, "Çocuğun gelişimi sırasında göz büyürken, gözün ön-arka aksı gerektiğinden fazla uzarsa miyop oluşur. Çocukluk çağında önlemlerimizi almak durumundayız. Günümüzde önemli bir sorun" diye konuştu.&nbsp;</p>

<p>Bilgisayar, tablet gibi dijital ekranlarla yakın çalışmanın miyobu önemli ölçüde artırdığını anlatan Öztürk, ekranların el dirsek boyutunda tutulmasını, göze yaklaştırılmamasını ve bol ışıklı ortamda çalışılmasını önerdi.&nbsp;</p>

<p>Ekrana bakarken ortamın ışıklı olmasına özen gösterin&nbsp;</p>

<p>Göz hastalıklarından korunmada ortam ışığının önemli olduğuna dikkati çeken Öztürk, "Ekran ışığının parlaklığının azaltılması ve ekran karşısında çalışanların yarım saatte bir beş dakika ara vermesi gerekiyor. Gece karanlıkta telefona bakan çocuklarda miyop riski çok daha fazla" dedi.&nbsp;</p>

<p>Miyop tedavi edilmezse ve numarası arttıkça glokom, sarı nokta, katarakt problemlerini beraberinde getirdiği uyarısında bulunan Öztürk, şöyle devam etti:&nbsp;</p>

<p>"Derecesi yükseldikçe kalıcı görme hasarı yapma riski var. Yüksek numaralı miyop olanlarda bu hastalıklar daha sık görülüyor. Miyopiden korunmak için davranış değişikliklerini öneriyoruz. Gündüz iki saat gün ışığında bulunmak gerekiyor. Gün ışığı olması yeterli, güneş olması gerekmiyor. Doğal ışık retinaya geldiğinde beyin fonksiyonları üzerinden gözün büyümesini kontrol edebiliyor. Ayrıca doğal ortamda bulunulduğunda yakın ekran aktivitesini de kısıtlamış oluyoruz. Çin'de çok fazla miyop olduğu için cam sınıflar gibi pilot çalışmalar yapıldı ve bunun olumlu etkisi de görüldü."&nbsp;</p>

<p>Miyop olduğunda ilerlemesini durdurmak için damla tedavilerini de uyguladıklarını belirten Öztürk, retinanın daha doğru ışık almasını sağlamaya çalıştıklarını sözlerine ekledi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jan 2025 09:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/gece-karanlikta-telefon-kullanimi-miyop-riskini-arttiriyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaşlanmanın iki zirve noktası olduğu ortaya çıktı: 44 ve 60 yaş</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/yaslanmanin-iki-zirve-noktasi-oldugu-ortaya-cikti-44-ve-60-yas-42217</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/yaslanmanin-iki-zirve-noktasi-oldugu-ortaya-cikti-44-ve-60-yas-42217</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacılar insanlarda yaşlanma sürecinin zirve yaptığı 44 ve 60 yaş olarak tespit ederken, bulgular, bedenlerimizin düşünüldüğünden daha ani dönüşümler geçirebileceğini ortaya koyuyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Araştırmacılar insanlarda yaşlanma sürecinin zirve yaptığı iki dönem tespit etti: 44 ve 60 yaş.</p>

<p>Stanford Üniversitesi'nden bilim insanları bu iki yaşta vücutta belirgin moleküler değişimler olduğunu saptadı. Bulgular, bedenlerimizin düşünüldüğünden daha ani dönüşümler geçirebileceğini ortaya koyuyor.</p>

<p>Hakemli bilimsel dergi Nature Aging'de yayınlanan araştırmanın yazarlarından genetik profesörü Michael Snyder, "Zamanla kademeli olarak değişmiyoruz. Gerçekten çarpıcı değişimler var," dedi</p>

<p>"40'lı yaşların ortası ve 60'lı yaşların başı, moleküler değişimlerin zirve yaptığı önemli zamanlar ve hangi molekül sınıfına bakarsanız bakın bu doğru."</p>

<p>Araştırma ekibi yaşlanmanın insan vücudunu moleküler düzeyde nasıl etkilediğini anlamak için 25 ila 75 yaşlarındaki 108 katılımcıdan alınan kan ve biyolojik örneklerden 135.000'den fazla molekül ve mikrobu analiz etti.</p>

<p>Daha sonra yaklaşık 250 milyar veri noktasını birkaç yıl boyunca takip ederek RNA, proteinler, metabolitler ve mikrobiyomdaki yaşa bağlı değişiklikleri haritalandırdılar.</p>

<p>Sonunda bu moleküllerin yüzde 81'inin iki kritik yaşta, yani 44 ve 60'ta önemli değişimlere uğradığı keşfedildi.</p>

<p>Metabolizma, kardiyovasküler sağlık, bağışıklık fonksiyonu ve hatta cilt ve kas sağlığı ile bağlantılı moleküller bu dönemlerde artıyor veya azalıyordu.</p>

<p>60 yaştaki değişimlerin, bağışıklık fonksiyonundaki düşüş ve kronik hastalıklardaki artışla aynı zamana denk geldiği saptandı.</p>

<p>Ancak 44'teki değişimler ise tamamen sürprizdi. Çalışmanın yazarlarından Xiaotao Shen, "Başlangıçta menopozun kadınlarda 40'lı yaşların ortasındaki değişimleri açıklayabileceğini düşündük," dedi.</p>

<p>"Ancak erkeklerin de bu değişimleri deneyimlediği ortaya çıktı. Bu, oyunda başka, potansiyel açıdan daha önemli faktörlerin olduğunu gösteriyor."</p>

<p>Bulgular aynı zamanda, kalp damar rahatsızlıkları veya Alzheimer gibi yaşa bağlı hastalıkların neden yavaş yavaş değil de aniden ortaya çıktığına ışık tutuyor.</p>

<p>ZME Science'a konuşan Prof. Snyder, "Bu değişiklikleri takip edebilir ve önleyici tedbirler alabiliriz," ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Örneğin, 40'lı yaşlarda statinlere başlamak kolesterol birikimini azaltabilirken, 60'lı yaşlarınızda daha fazla su içmek ve bağışıklık sisteminizi güçlendirmek böbrek ve bağışıklıktaki düşüşü hafifletebilir."</p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jan 2025 08:46:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/yaslanmanin-iki-zirve-noktasi-oldugu-ortaya-cikti-44-ve-60-yas.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim insanları kalpte “Mini Beyin” keşfetti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-kalpte-mini-beyin-kesfetti-42032</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-kalpte-mini-beyin-kesfetti-42032</guid>
                <description><![CDATA[Kalbin yalnızca beyin tarafından kontrol edildiği düşüncesi, bilim insanlarının yaptığı çarpıcı bir keşifle değişiyor. İsveç'teki Karolinska Enstitüsü ve ABD'deki Columbia Üniversitesi'nden araştırmacılar, kalbin kendi sinir sistemine sahip olduğunu ortaya çıkardı. "Mini beyin" olarak adlandırılan bağımsız sinir sistemi, kalbin ritmini düzenliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>Uzun yıllardır kalbin, beyinle bağlantılı otonom&nbsp;sinir sistemi&nbsp;aracılığıyla kontrol edildiği düşünülüyordu.</p>

<p>Ancak araştırma, kalp duvarında yer alan bu sinir ağının düşünüldüğünden çok daha karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ve ritim düzenlemesinde bağımsız bir rol üstlendiğini gösterdi.</p>

<p>Karolinska Enstitüsü'nden Doç. Dr. Konstantinos Ampatzis, "Bu küçük beyin, tıpkı beynin solunum veya hareket gibi ritmik fonksiyonları düzenlediği gibi, kalp atışını kontrol etmede hayati bir rol oynuyor" açıklamasında bulundu.</p>

<p>Araştırmada, kalpte farklı işlevlere sahip birden fazla nöron türü tespit edildi. Bunlardan biri, kalbin "doğal uyarıcı" görevini üstlenen bir grup nöron. Bu keşif, kalp ritminin nasıl kontrol edildiğine dair mevcut görüşleri değiştirirken, klinik açıdan da yeni ufuklar açıyor.</p>

<h2>Yeni tedavi yöntemleri için umut</h2>

<p>Çalışma, insan kalbiyle benzer ritim ve işlevlere sahip zebra balıkları üzerinde gerçekleştirildi. Araştırmacılar, tek hücre RNA dizilemesi, anatomik incelemeler ve elektrofizyolojik yöntemler kullanarak kalpteki nöronların yapısını, organizasyonunu ve işlevini haritalandırdı.</p>

<p>Dr. Ampatzis, “Kalbin sinir ağı ile beyin arasındaki etkileşimi, egzersiz, stres veya hastalık gibi farklı koşullarda araştırmaya devam edeceğiz. Kalbin nöral ağındaki bozulmaların çeşitli kalp rahatsızlıklarına nasıl katkı sağladığını inceleyerek yeni tedavi hedefleri belirlemeyi amaçlıyoruz” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilim-insanlari-kalpte-mini-beyin-kesfetti.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağırsak kanseri küresel çapta 50 yaş altında artış gösteriyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bagirsak-kanseri-kuresel-capta-50-yas-altinda-artis-gosteriyor-42031</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bagirsak-kanseri-kuresel-capta-50-yas-altinda-artis-gosteriyor-42031</guid>
                <description><![CDATA[Dünyanın dört bir yanında 50 yaş altı bireylerde bağırsak kanseri teşhisleri artıyor. Lancet Oncology'de yayımlanan araştırmaya göre, Bağırsak kanseri oranlarının en hızlı arttığı ülkeler arasında Yeni Zelanda ve Şili yer alıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>Araştırma, Avrupa ve Kuzey Amerika'dan Asya ve Okyanusya'ya kadar birçok bölgede, genç yetişkinlerde erken başlangıçlı&nbsp;bağırsak&nbsp;kanserinde artış yaşandığını ortaya koyuyor.</p>

<p>İncelenen 50 ülkenin 27’sinde bu artış gözlemlenirken, en yüksek yıllık artış oranları&nbsp;Yeni Zelanda&nbsp;(yüzde 4),&nbsp;Şili&nbsp;(yüzde 4), Porto Riko (yüzde 3,8) ve İngiltere'de (yüzde 3,6) görüldü.</p>

<h2>Nedenleri ve etkileri</h2>

<p>Uzmanlar, bu artışın arkasındaki nedenlerin hâlâ tam olarak anlaşılamadığını, ancak sağlıksız beslenme, fiziksel hareketsizlik ve&nbsp;obezite&nbsp;gibi faktörlerin önemli rol oynayabileceğini belirtiyor.</p>

<p>Amerikan&nbsp;Kanser&nbsp;Derneği’nden Dr. Hyuna Sung, “Bu artış öncelikle yüksek gelirli Batı ülkelerinde gözlemleniyordu ancak artık farklı ekonomik ve coğrafi bölgelerde de belgelenmiş durumda” dedi.</p>

<p>Araştırma, genç yetişkinlerdeki bağırsak kanseri artışının, ilerleyen yıllarda yaşlı nüfusta da oranların artmasına yol açabileceği ve hastalığa karşı elde edilen onlarca yıllık ilerlemeyi tersine çevirebileceği uyarısında bulunuyor.</p>

<h2>Farkındalık ve önleme stratejileri şart</h2>

<p>Araştırmacılar, kanserle mücadelede yeni yöntemlerin geliştirilmesi gerektiğini vurguluyor. Dr. Sung, “Diyet alışkanlıkları, fiziksel hareketsizlik ve aşırı kilo ile bağlantılı kanserleri önlemek ve kontrol etmek için yenilikçi araçlara ihtiyaç var” dedi.</p>

<p>Ayrıca, genç bireylerin hastalık belirtileri konusunda daha bilinçli olması gerektiği ifade ediliyor. Bu belirtiler arasında rektal kanama, karın ağrısı, bağırsak alışkanlıklarında değişiklik ve açıklanamayan kilo kaybı yer alıyor.</p>

<p>Kanser&nbsp;Araştırma&nbsp;Birleşik Krallık CEO'su Michelle Mitchell, genç yetişkinlerdeki bağırsak kanseri oranlarının hâlâ düşük olduğunu, ancak artış eğiliminin nedenlerinin anlaşılması gerektiğini belirtti. Araştırma verilerinin yalnızca 2017 yılına kadar olan dönemi kapsadığı ve nüfusun tamamını temsil etmeyebileceği için dikkatle yorumlanması gerektiği ifade edildi.</p>

<p>Araştırmacılar, genç bireylerin farkındalığını artırarak, teşhis gecikmelerinin önüne geçilmesinin ve hastalıktan kaynaklanan ölüm oranlarının azaltılmasının mümkün olabileceğini vurguluyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Dec 2024 10:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bagirsak-kanseri-kuresel-capta-50-yas-altinda-artis-gosteriyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Astım atağına karşı 50 yıl sonra ilk kez yeni bir tedavi yöntemi keşfedildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/astim-atagina-karsi-50-yil-sonra-ilk-kez-yeni-bir-tedavi-yontemi-kesfedildi-41934</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/astim-atagina-karsi-50-yil-sonra-ilk-kez-yeni-bir-tedavi-yontemi-kesfedildi-41934</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacılar 50 yılın ardından ilk kez astım ataklarına karşı yeni bir tedavi yöntemi bulduklarını açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Tedavide kullanılan bir enjeksiyon, astım atağı sırasında ve KOAH olarak bilinen kronik obstrüktif akciğer hastalığında devreye giren bağışıklık sisteminin bir kısmını baskılıyor.</p>

<p>Benralizumab halihazırda şiddetli vakalarda kullanılıyordu, ancak son araştırma astım ataklarında rutin olarak kullanılabileceğini ortaya koydu.</p>

<p>King's College London'dan araştırmacı ekibi yeni ilacın astım tedavisinde devrim niteliğinde olabileceğini söyledi.</p>

<p>Araştırmada, tüm astım ve KOAH ataklarının benzer şekilde seyretmediği, farklı kişilerde bağışıklık sisteminin farklı kısımlarının "aşırı" şekilde çalıştığı belirlendi.</p>

<p>Prof. Mona Bafadhel, "İnflamasyonun farklı örüntülerde seyrettiğini görüyoruz ve kişilerde doğru zamanda doğru tedavi için daha 'akıllı' bir yol izleyebiliriz" dedi.</p>

<p>Benralizumab maddesi, inflamasyona ve akciğerde tahribata neden olabilen eozinofil adındaki beyaz kan hücrelerini hedef alıyor.</p>

<p>Eozinofiller astım ataklarının yarısında, KOAH vakalarının ise üçte birinde devreye giriyor.</p>

<p>Solunum&nbsp;sorunu, göğüste hırlama, öksürük ve nefes darlığına yol açan bu ataklar düzenli inhaler kullanımıyla kontrol altına alınamazsa, doktorlar steroide başvuruyor.</p>

<p>158 hastanın takibiyle yapılan çalışmanın sonuçları, Lancet Respiratory Medicine dergisinde yer aldı.</p>

<p>Buna göre steroid kullanımında yüzde 74 olan tedavi başarısızlığı oranı, yeni tedavi yönteminde yüzde 45'e düşüyor.</p>

<p>Yeni tedavi yönteminin uygulandığı hastaların daha az hastaneye yatırıldığı, başka bir tedavi yöntemine daha az ihtiyaç duyduğu ve ölüm oranının daha az olduğu tespit edildi.</p>

<p>Prof. Bafadhel, astım atağı vakalarının oldukça fazla sayıda görüldüğünün altını çizerek, yeni tedavinin oldukça fazla sayıda hasta için büyük bir fayda getirebileceğini söylüyor:</p>

<p>"Bu bir dönüm noktası olabilir. 50 yıldır tedavimizde bir değişiklik olmamıştı. Kötüleştiklerinde insanları nasıl tedavi edeceğimize dönük devrim niteliğinde bir gelişme olacak."</p>

<p>Yeni ilacın uygulandığı hastaların bulgularında da iyileşme ve yaşam kalitelerinde artış da tespit edildi.</p>

<p>Benralizumab henüz yaygın kullanıma açılmadı.</p>

<p>Daha kapsamlı bir test sürecinin 2025'te başlaması bekleniyor. Bu, iki yıl sürecek.</p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Nov 2024 11:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/astim-atagina-karsi-50-yil-sonra-ilk-kez-yeni-bir-tedavi-yontemi-kesfedildi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kolajen üretimini 10 kat hızlandırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/kolajen-uretimini-10-kat-hizlandiriyor-41812</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/kolajen-uretimini-10-kat-hizlandiriyor-41812</guid>
                <description><![CDATA[Cilt bakımında doğal yağların etkisi, rutinlere eklenen yapay içerikler olmadan da sağlıklı bir cilt görünümü elde etmenizi sağlar. Cildi derinlemesine besleyen bu yağlar, düzenli kullanıldığında cilt yüzeyinde yumuşaklık ve esneklik sağlar. Peki, hangi doğal yağ cilde iyi geliyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Cilt bakımında kullanılan doğal yağlar, cilde ihtiyaç duyduğu besinleri sağlarken aynı zamanda yenileyici etki de sunar. Bu yağlar, cildi dış etkenlere karşı koruyup nem bariyerini güçlendirirken, mat görünüme karşı sağlıklı bir parlaklık verir. İşte tüm detaylar...</p>

<p><strong>CİLDİ NEMLENDİRME VE CANLANDIRMA&nbsp;</strong></p>

<p>Limon yağı, doğal bir nemlendirici olarak ciltteki kuruluğu azaltmaya ve cilde tazelik kazandırmaya yardımcı olur. Özellikle kuru ciltler için ideal bir doğal içerik. Limon yağı, içeriğindeki C vitamini ve antioksidanlar sayesinde cildin nem dengesini korur. Düzenli olarak kullanıldığında, cildin daha pürüzsüz ve yumuşak bir görünüm kazanmasına katkı sağlar.</p>

<p><strong>SİVİLCELER VE LEKELER ÜZERİNDEKİ ETKİSİ&nbsp;</strong></p>

<p>Limon yağı, antibakteriyel ve antifungal özellikleriyle sivilce oluşumunu azaltmada da etkili bir içeriktir. Yağın içeriğindeki limonen maddesi, ciltteki fazla yağı ve kiri arındırarak gözeneklerin temizlenmesine yardımcı olur.&nbsp;Bu sayede sivilce ve akne problemi yaşayanlar için doğal bir çözüm sunar. Ayrıca ciltteki koyu lekelerin görünümünü hafifletmeye yardımcı olabilir.</p>

<p><strong>CİLDİ SIKILAŞTIRMA VE YAŞLANMA KARŞITI ETKİLERİ&nbsp;</strong></p>

<p>Zamanla cilt elastikiyetini kaybeder ve kırışıklıklar ortaya çıkmaya başlar. Limon yağının içeriğindeki antioksidanlar, serbest radikallerin cilde verdiği hasarı azaltarak yaşlanma belirtilerini geciktirmeye yardımcı olur.&nbsp;Limon yağı, cildin kolajen üretimini artırarak ciltteki sıkılığı destekler. Bu özellikleriyle, cildin daha genç ve sağlıklı bir görünüm kazanmasına katkıda bulunur.</p>

<p><strong>GÖZENEKLERİ TEMİZLEME VE TONİK ETKİSİ&nbsp;</strong></p>

<p>Limon yağı, doğal bir tonik olarak kullanılabilir ve cildin pH dengesini korumada etkili olabilir. Gözenekleri derinlemesine temizleyerek ciltteki fazla yağın kontrol altına alınmasına destek olur.&nbsp;Cildin yüzeyindeki kiri ve ölü hücreleri nazikçe temizler, bu sayede cildin daha parlak ve taze görünmesini sağlar.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 11 Nov 2024 08:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/kolajen-uretimini-10-kat-hizlandiriyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyetisyenler Birliği’nden sağlıkta Şeffaflık çağrısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/diyetisyenler-birliginden-saglikta-seffaflik-cagrisi-41725</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/diyetisyenler-birliginden-saglikta-seffaflik-cagrisi-41725</guid>
                <description><![CDATA[Diyetisyenler Birliği, bebeklerle ilgili olayın bir an önce aydınlatılması ve sonuçların kamuoyu ile şeffaflıkla paylaşılmasını istedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Kıbrıs Türk Diyetisyenler Birliği, Yeni Doğan Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi gören bebekler ile ilgili iddiaların soruşturulması, sorumluların bir an önce belirlenmesi ve olayın aydınlatılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Birlik açıklamasında sonuçlarının kamuoyu ile şeffaflıkla paylaşılmasının önemine de dikkat çekildi.</p>

<p>Olaydan duyulan üzüntü ifade edilen açıklamada, “Hiç yaşanmamasını dilediğimiz bu acı olaydan hastalarımızın gelecekteki sağlıklı tedavileri için denetim, düzen ve iş birliğinin ne kadar önemli olduğu dersi ortaya çıkmaktadır. Tüm sağlık meslek mensuplarının etik kurallar ve iş birliği ile çalışması gerekmektedir” denildi.</p>

<p>Diyetisyenler Birliği’nin iş birliğine hazır olduğu da vurgulanan açıklamada tüm sağlık çalışanlarının meslek örgütleri ile acil bir toplantı yapılması gerektiği kaydedildi ve hayatını kaybeden bebeğe rahmet, yaslı ailesine başsağlığı, tedavi gören tüm bebeklere de acil şifalar dilendi.</p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Oct 2024 11:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/diyetisyenler-birliginden-saglikta-seffaflik-cagrisi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İtalya’nın sosyal medya yasağının arkasındaki neden: Hikikomori sendromu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/italyanin-sosyal-medya-yasaginin-arkasindaki-neden-hikikomori-sendromu-41563</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/italyanin-sosyal-medya-yasaginin-arkasindaki-neden-hikikomori-sendromu-41563</guid>
                <description><![CDATA[İtalya, gençler arasında artan yalnızlık ve sosyal izolasyon vakaları nedeniyle sosyal medya ve mobil cihazlara yönelik bir yasak getirmeyi planlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2>Özellikle "Hikikomori sendromu" adı verilen, kişinin toplumsal hayattan tamamen çekildiği bu durum, Japonya'da başlayan bir sorun olarak bilinse de, dünya genelinde yayılmaya başladı.</h2>

<p>İtalya'da bir pedagog ve psikoterapist çocukların aşırı ekran kullanımından kaynaklanan zararları bertaraf etmek üzere sosyal&nbsp;medya&nbsp;üzerinden bir imza kampanyası başlattı. Kampanya, kısa sürede büyük bir hareket haline geldi ve yüzbinlerce ebeveynin imza atmasıyla ciddi bir ses getirdi. Bu sayede bugün İtalya’da mobil telefon kullanımına yönelik sınırlamalar gündemde. Öyle ki, çocukların okullarda mobil telefon kullanımı, hükümetin öncelikleri arasında yer alıyor. Ülkede, okullarda telefon kullanımını tamamen yasaklamayı planlıyor. Bu kararın arkasında Hikikomori sendromu, önemli bir faktör olarak yer alıyor.</p>

<p>Hikikomori, bireylerin uzun süreli sosyal izolasyona girmesiyle karakterize edilen bir durum... Genellikle genç bireylerde görülüyor ve sosyal yaşamdan uzaklaşmaya yol açıyor. Dünya genelinde artan Hikikomori vakalarının, gençlerin dijital dünyada geçirdiği zamanın artmasıyla bağlantılı olduğu düşünülüyor. İtalya’daki bu yasak da, çocukların&nbsp;sosyal medya&nbsp;bağımlılığını azaltmayı ve dolayısıyla Hikikomori sendromunun yaygınlaşmasını önlemeyi hedefliyor.</p>

<p>Türkiye'de benzer bir düzenleme zaten yürürlükte. Okullarda&nbsp;cep telefonu&nbsp;kullanımına yasak... Düzenleme, öğrencilerin ders esnasında dikkatin dağılmaması ve sosyal medya bağımlılığının azaltılması amacıyla uygulanıyor. Diğer yandan, bazı ülkelerse bu konuda daha esnek davranıyor.&nbsp;</p>

<p>Haberimizde Hikokomori sendromunun dünyadaki artışı ile ülkelerin buna yönelik attığı adımlara biraz daha yakın baktık. Bilişim Hukuku Uzmanı Nazlı Turhan ise Türkiye'deki durumu&nbsp;TRT&nbsp;Haber için yorumladı.</p>

<p>Peki, ülkeler bu konuda ne gibi çalışmalar yapıyor? Gelin öne çıkan ülkelere yakından bakalım.</p>

<p>Avrupa ülkeleri de bu konuda adımlar atmaya başladı. Yani aslında İtalya, cep telefonu yasağında yalnız değil. Fransa, 2018 yılında okullarda cep telefonu kullanımını yasakladı. Bu yasağa göre, öğrenciler ders esnasında ve teneffüslerde cep telefonlarını kullanamıyorlar. Ülke son dönemde ise çocukların sosyal medya platformlarında aşırıya kaçan içeriklerden korunması amacıyla yeni düzenlemeler getiriyor.</p>

<p>Benzer şekilde, Almanya’da da sosyal medya şirketlerine çocukları koruyacak şekilde içerik düzenlemesi yapmaları için baskı uygulanıyor.</p>

<p>Finlandiya&nbsp;ise, cep telefonlarını eğitim amaçlı kullanıma sınırladı. Cep telefonları sınıf içinde öğretmen gözetiminde sadece eğitsel amaçlarla kullanılabiliyor. Finlandiya, teknolojiyi eğitim sistemine entegre eden bir ülke olsa da telefon kullanımını sınıf ortamında minimuma indiriyor.</p>

<p>Hollanda'da da okulların çoğu, sınıflarda cep telefonu kullanımını sınırlayan uygulamalar başlatmış durumda. Telefonlar, genellikle sadece öğretim materyali olarak kullanılıyor ve sosyal medya veya eğlence amaçlı kullanım derslerde yasaklanıyor.</p>

<p>İngiltere'de ise bazı okullar cep telefonu kullanımını tamamen yasakladı. Özellikle ilkokul ve ortaokul seviyesindeki okullar, cep telefonu kullanımını kaldırarak, çocukların sosyal etkileşimlerini artırmayı ve yüz yüze iletişimi&nbsp;teşvik&nbsp;etmeyi amaçlıyor​.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince bu yasağın Avrupa başta olmak üzere diğer ülkelerde de kademeli olarak artacağını tahmin ediyoruz.</p>

<p>Bilişim Hukuku Uzmanı Av. Nazlı Turhan</p>

<p>&nbsp;</p>

<h2>Türkiye daha geniş bir yasağın ne kadar uzağında?</h2>

<p>Türkiye’de, çocukların mobil telefon kullanımına yönelik düzenlemeler ciddi bir şekilde ele alınıyor. Millî Eğitim Bakanlığı'nın Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği, bilişim araçlarının eğitim ortamlarında kullanımını kısıtlayan maddeler içeriyor. Türkiye'deki durumu Bilişim Hukuku Uzmanı Av. Nazlı Turhan değerlendirdi.</p>

<p>"Son dönemde, MEB’in 2024-2025 Eğitim ve Öğretim Yılına ilişkin genelgesi, dijital bağımlılığın önlenmesi adına önemli adımlar atmayı amaçlıyor. Genelgede, 'Öğrencilerin dijital imkanlardan doğru bir şekilde yararlanmasına yönelik rehberlik çalışmalarına ağırlık verilecektir' ifadesiyle birlikte, öğrencilerin derslerini aksatacak şekilde cep telefonu kullanmalarına karşı önlemler alınacağı vurgulanıyor."</p>

<p>Avukat Turhan, bu düzenlemelerin, çocukların eğitim süreçlerinde karşılaştıkları zorlukları en aza indirmek için tasarlandığını belirtiyor. Ancak sorumluluğun&nbsp;ebeveyn&nbsp;kısmına da değiniyor:</p>

<p>"Çocukların dijital güvenliğini sağlamak, yalnızca yasal düzenlemelere bağlı değil; ebeveynler ve eğitimciler de bu sorumluluğu üstleniyor. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin, çocukların dijital dünyadan kaynaklanan tehlikeleri anlaması ve bu konuda gerekli tedbirleri alması gerekiyor. Bu işbirliği, çocukların bilişim araçlarını sağlıklı bir şekilde kullanmaları için kritik öneme sahip."</p>

<p>Peki, Türkiye daha geniş bir yasağın ne kadar uzağında? Turhan son olarak bu soruyu şöyle cevaplıyor.</p>

<p>"Türkiye'de çocukların bilişim araçlarıyla ilgili düzenlemeler, uluslararası trendlere paralel bir şekilde gelişiyor. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereğince bu yasağın Avrupa başta olmak üzere diğer ülkelerde de kademeli olarak artacağını tahmin ediyoruz. Yakın zamanda konuyla ilgili daha net çalışmalar olacağını düşünüyoruz."&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Oct 2024 10:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/italyanin-sosyal-medya-yasaginin-arkasindaki-neden-hikikomori-sendromu.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böbrek sağlığı için çocukların güne 1 bardak su içerek başlaması öneriliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bobrek-sagligi-icin-cocuklarin-gune-1-bardak-su-icerek-baslamasi-oneriliyor-41464</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bobrek-sagligi-icin-cocuklarin-gune-1-bardak-su-icerek-baslamasi-oneriliyor-41464</guid>
                <description><![CDATA[ Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Tıp Fakültesi Çocuk Nefrolojisi ve Çocuk Romatolojisi Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mukaddes Kalyoncu, "Çocuklar güne bir bardak suyla başlasın, gün içinde tüketeceği sıvıyı sabahtan itibaren belli saatlere kadar tüketsin, daha sonra tüketmesini istemiyoruz." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<div>
<p>Prof. Dr. Kalyoncu, su içmenin yararları ve böbrek sağlığı üzerine AA muhabirine, tüm organların iyi çalışabilmesi için suya ihtiyaç olduğunu söyledi.</p>

<p>Su içmenin yararlarının çok fazla bilinmediğini dile getiren Kalyoncu, "Su içmek tüm vücudumuz için gerekli olmakla birlikte cildimiz, bağırsaklarımız ve böbreklerimiz için ayrıca önemlidir. Yeterince sıvı tüketilmediğinde cildimiz erken yaşlanır, ciddi kabızlık sorunu yaşayabiliriz ve böbrek yetmezliği gelişebilir." ifadesini kullandı.</p>

<p>Kalyoncu, küresel ısınmayla her geçen gün sıcaklıkların arttığı günümüzde yeterince su tüketiminin daha da önem kazandığına işaret ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Sıcakların da artmasıyla yakın geçmişte ve halen yeterli sıvı almadıkları için böbrek yetmezliği nedeniyle yatırdığımız hastaların sayısında artış yaşamaktayız. Akut böbrek yetmezliği geçiren bir hasta ileride kalıcı böbrek yetmezliği gelişme riski ile karşı karşıya kalabileceğinden yakın izlenmesi gereken hasta durumuna gelebilir. İşte bu yüzden 'suyu ne kadar seviyorsanız böbreğinizi de o kadar seviyorsunuz demektir' diyoruz."</p>

<p>- "Böbreğinizi seviyorsanız güne bir bardak su ile başlayın"</p>

<p>Gerektiğinden fazla su tüketiminin de istenen bir durum olmadığına dikkati çeken Kalyoncu, şunları kaydetti:</p>

<div>&nbsp;"Günlük almamız gereken sıvı miktarı yani suyun yanı sıra içtiğimiz tüm sulu gıdalar erişkinler için 2-3 litre civarıdır. Çocukların farklı yaş gruplarında bu miktar değişmektedir. Aynı zamanda gün içinde daha hareketliysek çok terliyorsak ya da yüksek ateş durumlarında içmemiz gereken sıvı miktarı artacaktır. Vücuttan fazlaca sıvı kaybının olduğu aşırı kusma ve ishal gibi durumlarda daha fazla sıvı tüketmeliyiz. Tüketemediğimiz durumda damardan serum takılması gerekebilmektedir. "</div>

<p>Kalyoncu, sıvı derken su ve tüketilen tüm sulu gıdalardan söz ettiklerini belirterek, "Tükettiğimiz sıvının büyük kısmı su olmalıdır. Bunun dışında içtiğimiz çorba, ayran ve soda da bu sıvılar arasında olabilir. Fazla tüketilen karpuz, kahve ve çay gibi idrar söktürücü özelliği olan sıvıları, suyun yerini alamadığı için az miktarda tüketmeliyiz." dedi.</p>

<p>Bazı kişilerin su tüketiminde zorlandığını aktaran Kalyoncu, "Bunu arttırabilmek için aromalardan yararlanılabilir. Doğal olması açısından damak tadına göre suya birkaç saat öncesinde bırakılmış taze nane, maydanoz, zencefil, limon dilimi, kabuk tarçın ve tane karanfil gibi aromatik ürünler işe yarayabilir. 'Böbreğinizi seviyorsanız güne bir bardak su ile başlayın.' diyoruz." diye konuştu.</p>

<p>- "Su tüketimini güne yaymak gerekiyor"</p>

<p>Prof. Dr. Kalyoncu, güne bir bardak su ile başlamanın çok önemli olduğunu vurgulayarak, "Genelde gün içinde fazla sıvı tüketilmeyip akşama doğru sıvı tüketimi artabiliyor. O zaman da tabii aslında bedene dinlenmesi gereken saatlerde iş verilmiş oluyor. Yani gece tuvalete kalkmalar oluyor ya da çocuklarda eğer iyi yönetilmezse altına kaçırmalar olabiliyor. O yüzden su tüketimini güne yaymak gerekiyor." diye konuştu.</p>

<p>Bu nedenle güne bir bardak su ile başlanmasının önem arz ettiğine işaret eden Kalyoncu, şunları kaydetti:</p>

<p>"Belli saatten sonra da artık ne katı ne sıvı tüketimi olmasın. Çünkü katı tüketirse sıvı tüketmek isteyecek, onun da geceye yansıması olacak. Sonuçta bedenin dinlenmesi gereken saatte bir şeyler yiyip içmek aslında bedene zarar. O nedenle çocuk güne bir bardak suyla başlasın, gün içinde tüketeceği sıvıyı sabahtan itibaren belli saatlere kadar tüketsin, daha sonra tüketmesini istemiyoruz. Böbreğin de rahat edebilmesi için çocuk yatağa girmeden önce mutlaka tuvalete gitsin istiyoruz."</p>

<p>Kalyoncu, okul dönemine yönelik de tavsiyede bulunarak, "Çocuklar okul dönemi boyunca su içmediği zaman bu kez içmesi gereken suyu akşama sarkmış oluyor. Okulda da içmezse o zaman akşama kalıyor ya da yetersiz sıvı tüketmiş oluyor. Bu çok çok önemli." dedi.</p>

<p>Yeterince sıvı tüketebilmeleri için suluklarının tam dolu olmasının önemli olduğuna dikkati çeken Kalyoncu, "Yeterince su verilmesi gerekiyor ve onu aralıklı olarak yani yudum yudum içmek en doğrusu. Bazen böyle bir bardak iki bardak peş peşe su içiliyor. Aslında susayarak su içmek doğru değil. Susamadan, yudum yudum aralıklı olarak su içilmesi vücuda daha faydalı oluyor." ifadelerini kullandı.</p>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Sep 2024 13:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bobrek-sagligi-icin-cocuklarin-gune-1-bardak-su-icerek-baslamasi-oneriliyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim insanları yapay zeka ile demans riskini tahmin edecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-yapay-zeka-ile-demans-riskini-tahmin-edecek-41402</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-yapay-zeka-ile-demans-riskini-tahmin-edecek-41402</guid>
                <description><![CDATA[Araştırmacılar, yapay zeka kullanarak 1.6 milyon beyin taramasını inceleyerek, demans riskini tahmin edebilecek bir araç geliştirmeyi amaçlıyor. Bu proje, on yılı aşkın bir sürede İskoçya'daki hastalardan toplanan CT ve MRI taramalarını içeriyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>Bilim insanları, bir kişinin&nbsp;demans&nbsp;riskini tahmin etmeye yönelik bir araç geliştirmek amacıyla,&nbsp;yapay zeka&nbsp;kullanarak bir milyondan fazla beyin taramasını inceleyecek.</p>

<p>Edinburgh ve Dundee Üniversiteleri'ndeki araştırmacılar, NEURii adlı küresel bir&nbsp;araştırma&nbsp;projesi kapsamında, İskoçya'daki hastalardan on yılı aşkın bir süre içinde elde edilen CT ve MRI taramalarını inceleyecek.</p>

<p>Araştırmacılar, yapay zeka ve makine öğrenimi tekniklerini kullanarak bu taramaları hastaların sağlık kayıtlarıyla eşleştirip, doktorların demans riskini daha iyi belirlemesine yardımcı olabilecek kalıpları tespit etmeyi hedefliyor. Bu çalışmanın sonucunda geliştirilecek dijital araçlar, radyologların hastaları tararken demans riskini daha erken ve doğru bir şekilde tespit etmesini sağlayacak.</p>

<p>Demans, dünya genelinde hızla artan bir sağlık sorunu olarak öne çıkıyor ve 2050 yılına kadar demansla yaşayan insan sayısının 153 milyona ulaşması bekleniyor. Bu durum, sağlık ve sosyal bakım sistemleri üzerinde ciddi bir yük oluşturacak. Araştırmacılar, bu projeyle demans teşhis ve tedavi süreçlerini hızlandırmayı ve daha etkili tedavilerin geliştirilmesine katkı sağlamayı umuyor.</p>

<p>Ayrıca, bu çalışmada toplanan veriler,&nbsp;İskoçya&nbsp;Ulusal Güvenli Alanı'nda korunacak ve gelecekteki araştırmalar için kullanılabilecek. Bu verilerin, demansın daha iyi anlaşılmasına ve potansiyel olarak yeni tedavilerin geliştirilmesine yol açabileceği düşünülüyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Aug 2024 11:21:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilim-insanlari-yapay-zeka-ile-demans-riskini-tahmin-edecek.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kronik rahatsızlığı bulunanlara aşırı sıcak uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/kronik-rahatsizligi-bulunanlara-asiri-sicak-uyarisi-41040</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/kronik-rahatsizligi-bulunanlara-asiri-sicak-uyarisi-41040</guid>
                <description><![CDATA[Doç. Dr. Yılmaz İnanç, mevsim normallerinin üzerinde seyreden hava sıcaklığının ani tansiyon yükselmesi, aşırı sıvı elektrolit kaybı ve buna bağlı çeşitli klinik tablolara neden olabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yılmaz İnanç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son dönemlerde sıcaklıkların mevsim normallerinin üzerinde seyrettiğini, bunun da bazı hastalıklara olumsuz etki yaptığını anlattı.</p>

<p>Kalp, tansiyon, epilepsi ve migren gibi kronik rahatsızlığı bulunanların sıcak havadan olumsuz etkileneceğini dile getiren İnanç, şöyle konuştu:</p>

<p>"Özellikle sıcak havalarda tansiyonda ani yükselmeler, aşırı sıvı elektrolit kaybı ve buna bağlı çeşitli klinik tablolara neden oluyor. Sıcak havalar özellikle tansiyonda ani yükselme yapabilmekte. Bu da hastalarda baş ağrısı, baş dönmesi ve beyin damar hastalıkları, özellikle damar tıkanıklığı ve kanama gibi birçok klinik bulgu semptomlarla hem acilde hem poliklinikte karşımıza gelebilmekte."</p>

<p>Sıcak havaların, ileri yaştaki beyin-damar hastalarında sıvı elektrolit düzensizliği, tansiyonun ani yükselmesi, beyin damanlarında tıkanıklık gibi birçok hastalığa zemin hazırladığına işaret eden İnanç, şöyle devam etti:</p>

<p>"Bu grup hastalar felç ve inme gibi sorunlarla acil servislerimize gelmekte. Aşırı sıcaklar epilepsi hastalarımızı da olumsuz etkilemekte. Bu gruba da aşırı sıcaklardan uzak durmasını öneriyoruz. Çünkü aşırı sıvı kaybı, beslenme düzensizliği ve uyku düzensizliği yaşayarak epileptik sara krizlerinin artmasına neden olabiliyor. Aşırı güneşe maruz kalmak, migren hastalarında uyku düzensizliği yapabilmekte. Uyku kalitesi yeterli olmayanlar sabah uyandığında kendini yorgun hissetmekte ve baş ağrısı atakları daha sık görülmekte."</p>

<p><strong>SICAKLIĞA KARŞI KORUYUCU ÖNLEMLER ALINMALI</strong></p>

<p>Doç. Dr. Yılmaz İnanç, hava sıcaklıklarının en yüksek dereceye ulaştığı saat 10.00-14.00 arasında mümkün olduğunca dışarıda bulunulmamaya dikkat edilmesi, dışarı çıkılması halinde ise şapka veya şemsiye gibi koruyucu önlemler alınması gerektiğine değindi.</p>

<p>Bol sıvı alımıyla sıvı elektrolit kaybının önüne geçilmesi gerektiğine işaret eden İnanç, "Özellikle sulu gıdaların bol bol tüketilmesi gerekmekte. Kişinin bulunduğu ortama göre değişmekle birlikte günlük yaklaşık 2 litre su tüketilmesi gerekiyor" diye konuştu.</p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Jun 2024 12:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/kronik-rahatsizligi-bulunanlara-asiri-sicak-uyarisi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilimsel araştırma: D vitamini kansere karşı koruma sağlıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-arastirma-d-vitamini-kansere-karsi-koruma-sagliyor-41013</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-arastirma-d-vitamini-kansere-karsi-koruma-sagliyor-41013</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları, yağlı balıklarda da bulunan çok önemli bir besin maddesinin, kansere karşı bağışıklık sağladığını tespit etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Yapılan bir çalışmada, D vitamini açısından zengin bir diyetle beslenen farelerin, deneysel olarak nakledilen kanserlere karşı daha güçlü bir bağışıklık direncine sahip olduğu ve D vitamini almayan farelere kıyasla immünoterapi tedavisine daha iyi yanıtlar verdiği görüldü.</strong></p>

<p>Bilim insanları, bu besinin bağırsakta Bacteroides fragilis bakterisini üreten bir süreci tetiklediğini ve bunun farelere bağışıklıkta gerekli desteği sağladığını buldu.</p>

<p>Vücut, D vitaminini güneş ışığından ve yağlı balık, yumurta sarısı ve bazı süt ürünleri gibi gıdalardan sentezler. Kış aylarında ya da kutuplara yakın bölgelerde ise güneş ışığının yeterli miktarda alınması zor olabiliyor.</p>

<p>Londra'daki Francis Crick Enstitüsü, ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri'nin (NIH) Ulusal Kanser Enstitüsü (NCI) ve Danimarka'daki Aalborg Üniversitesi'nden araştırmacıların dahil olduğu çalışma, bağırsak mikrobiyomu üzerinde çalışan kanserler için yeni anlayışlar ve tedavi yöntemleri vaadine ışık tutuyor.</p>

<p><strong>DAHA FAZLA ÇALIŞMAYA İHTİYAÇ VAR</strong></p>

<p>Crick İmmünobiyoloji Laboratuvarı başkanı ve kıdemli yazar Caetano Reis e Sousa, "Bu bir gün insanlarda kanser tedavisi için önemli olabilir, ancak D vitamininin mikrobiyom aracılığıyla nasıl ve neden bu etkiye sahip olduğunu bilmiyoruz. D vitamini eksikliğini düzeltmenin kanseri önleme veya tedavi açısından fayda sağladığını kesin olarak söyleyebilmemiz için daha fazla çalışmaya ihtiyaç var." dedi.</p>

<p>Vücutta çok az D vitamini olmasının belirtileri arasında yorgunluk, kemik ağrısı veya ağrı, depresyon veya üzüntü hissi, saç dökülmesi, kas zayıflığı, iştah kaybı ve zayıf bağışıklık sistemi yer alıyor.</p>

<p>Güneş kremi olmadan günde yaklaşık beş ila 30 dakika güneşe maruz kalınması öneriliyor, çünkü SPF içerikli kremler, vücudun etkili bir şekilde D vitamini oluşturmak için UVB ışınlarını absorbe etme yeteneğini engelleyebilir.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Jun 2024 13:52:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilimsel-arastirma-d-vitamini-kansere-karsi-koruma-sagliyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gıda mühendisleri uyardı: Donmuş gıdaların güvenli çözündürülmesi hayati önem taşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/gida-muhendisleri-uyardi-donmus-gidalarin-guvenli-cozundurulmesi-hayati-onem-tasiyor-40942</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/gida-muhendisleri-uyardi-donmus-gidalarin-guvenli-cozundurulmesi-hayati-onem-tasiyor-40942</guid>
                <description><![CDATA[Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Beste Oymen, donmuş gıdaların doğru şekilde çözündürülmesinin önemini belirtmek için yaptığı açıklamasında, "Oda sıcaklığında veya sıcak su kullanarak çözündürme yapma işleminden kaçının" dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Gıda Mühendisleri Odası Başkanı Dr. Beste Oymen, donmuş gıdaların doğru şekilde çözündürülmesinin önemini vurguladı.</p>

<p>Oymen, derin dondurucuda dondurulan gıdaların mikroorganizma üremesini durdurduğunu ancak çözündürme işlemi başladığında bu sürecin hızla yeniden başladığını belirtti. Bu nedenle, gıdaların tek seferde çözündürülüp hemen kullanılması gerektiğini vurgulayan Oymen, çözdürülen gıdaların tekrar dondurulmaması gerektiğini önemle hatırlattı. Oymen bu durumun, içerisindeki mikroorganizmaların hızla çoğalmasına ve sonraki tüketimde besin zehirlenmelerine sebep olabileceğini söyledi.</p>

<p>Gıda Mühendisleri Odası olarak önerilen güvenli çözündürme yöntemlerini sıralayan Oymen, buzdolabında çözündürme yönteminin en güvenli seçenek olduğunu belirtti. Buzdolabında çözündürme işleminin, gıdaların 4°C'nin altında tutularak bakteri çoğalmasının önüne geçtiğini ve çözdürülen gıdaların hemen pişirilmesi gerektiğini vurguladı.</p>

<p>Ayrıca mikrodalga fırın kullanımının da etkili bir çözündürme yöntemi olduğunu ancak dikkatli olunması gerektiğini söyleyen Oymen, mikrodalga fırının gıdanın tamamen çözündüğünden emin olunmadan kullanılmaması gerektiğini belirtti.</p>

<p>Son olarak, oda sıcaklığında veya sıcak su kullanarak çözündürmenin kesinlikle kaçınılması gerektiğini vurgulayan Oymen, bu yöntemlerin bakteri çoğalmasına ve gıda bozulmasına neden olabileceğini ifade etti.</p>

<p>Gıda mühendisleri olarak, halk sağlığını korumak adına tüketicileri bilinçlendirme çabalarının devam edeceğini belirten Oymen, doğru çözündürme yöntemlerinin uygulanmasının önemine dikkat çekti.</p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Jun 2024 13:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/gida-muhendisleri-uyardi-donmus-gidalarin-guvenli-cozundurulmesi-hayati-onem-tasiyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Covid-19 hortladı! Flirt varyantı hızla yayılıyor, ölüm oranı yüksek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/covid-19-hortladi-flirt-varyanti-hizla-yayiliyor-olum-orani-yuksek-40875</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/covid-19-hortladi-flirt-varyanti-hizla-yayiliyor-olum-orani-yuksek-40875</guid>
                <description><![CDATA[Covid-19 virüsü mutasyonlarla kendini yenilemeye devam ederken 'flirt' isimli yeni bir varyant ile yayılmaya başladığını söyleyen Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Şevket Özkaya, "Bu yaza damgasını vuracak yeni virüsün bu olduğunu düşünüyoruz” dedi. Prof. Dr. Özkaya, risk altındaki grubu açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Covid-19'un 'flirt(flört)' varyantı olarak kayıtlara geçen bu yeni türüyle ilgili Göğüs Hastalık Uzmanı&nbsp;Prof. Dr. Şevket Özkaya&nbsp;önemli açıklamalarda bulundu.&nbsp;Son&nbsp;günlerde özellikle Amerika’dan bildirilen Covid-19'un yeni varyantının Avrupa’ya doğru yayıldığını ifade etti.</p>

<p>Özkaya, "Neredeyse 3’te 1 vakanın bu yeni virüs mutandı ile enfekte olduğunu biliyoruz. Bu virüs mutandı ‘omicron’ ailesinin yeni mutandı. Geçirdiği mutasyonlardan aldıkları isimlerin baş harfini koyarak yeni bir mutant virüs ortaya çıktı. Bunun adı da flirt. Ülkemizde henüz tespit edilmedi. Avrupa’da ve Amerika’da başlayan bu salgın ülkemize er geç gelecek diye biliyoruz. Amerika ve Avrupa bu konuda biraz daha rahatlar çünkü onlar yaz aylarında açık havada oldukları için bunun çok yayılacağını düşünmüyorlar. Bizim ülkemiz coğrafi konum olarak biraz farklı. Yaz ayları gelmesiyle yurt dışı tatilleri başlayacak. Tatilden sonra, hacdan gelen vatandaşlarımızla birlikte yaz aylarının getirdiği düğün ve bayram gibi toplu aktiviteler nedeniyle ülkemizde yayılacağını biliyoruz" diye konuştu.</p>

<p>"KANSER HASTALARI RİSK ALTINDA"</p>

<p>Flirt varyantının Türkiye'de en sık kalan omicron ailesinin bir varyantı olduğuna dikkat çeken Özkaya, "Virüsü de hastalığı da tedavisini de biliyoruz. Test yapmaya gerek yok. Elbet ülkemize de bu varyant gelecek. Flirt insanlarda uzamış şikayetlere neden oluyor. Bir gün iyisiniz, bir gün kötüsünüz. Bir gün çok iyi kalkıyorsunuz, bir gün eklem ağrıları, halsizliğiniz başlıyor. Öksürüğünüz bir türlü geçmiyor. Tam adına uygun bir şekilde flört eder gibi dalgalanmalarla seyrediyor. Son günlerde özellikle Covid-19'un ilk başında gördüğümüz vakalar gelmeye başladı. İlk başlarda akciğer tutulumlar çok görüyorduk. 2024 yılı başından itibaren neredeyse hiç akciğer tutulumu görmemiştik ama bu son günlerde vakalar gelmeye başladı. Özellikle&nbsp;kanser hastaları&nbsp;risk altındadır. Kemoterapi alan, vücut direnci düşük kişiler akciğer tutulumu ile geliyorlar. Özellikle yurt dışı tatilinden ve hacdan dönen kişilerin yaşlı ve vücut direnci düşük kişilerle bir araya gelmesini önermiyoruz” şeklinde konuştu.</p>

<p>Kanser hastası bir kişinin akciğerleri üzerinde örnek veren Özkaya, “60 yaşının üstünde olduğu ve kemoterapi aldığı için virüsün kolayca ciğerlere indiğini görüyoruz. Bu yaza damgasını vuracak yeni virüsün bu olduğunu düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 May 2024 10:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/covid-19-hortladi-flirt-varyanti-hizla-yayiliyor-olum-orani-yuksek.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Beklenen yaşam süresi küresel çapta 4,5 yıl artacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/beklenen-yasam-suresi-kuresel-capta-45-yil-artacak-40822</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/beklenen-yasam-suresi-kuresel-capta-45-yil-artacak-40822</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları dünya genelinde beklenen yaşam süresinin, 2022'yle 2050 arasında neredeyse 5 yıl artacağını tespit etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların beklenen yaşam süresinin 76,2 yıldan 80,5'e, erkeklerinse 71,1'den 76'ya çıkacağı tahmin ediliyor. Cinsiyetten bağımsız tahminlere göreyse bu süre zarfında 4,5 yıllık bir artış yaşanarak 73,6'dan 78,1 yıla çıkılacak.</p>

<p>&nbsp;204 ülkedeki risk faktörlerinin incelendiği 2021 Küresel Hastalık Yükü Çalışması'nın bulgularına dayanan yeni araştırmada, en yüksek artışın beklenen yaşam süresinin en düşük olduğu yerlerde görüleceği belirtiliyor. Bu tahmine göre ülkeler arasındaki beklenen yaşam süresi farkı azalacak.</p>

<p>Hakemli dergi The Lancet'ta yayımlanan araştırmanın yazarlarından Dr. Chris Murray "Beklenen yaşam süresindeki genel artışa ek olarak beklenen yaşam süresi eşitsizliğinin coğrafyalar arasında azalacağını tespit ettik" diyerek şöyle ekliyor:</p>

<p><em>Bu, en yüksek ve en düşük gelirli bölgeler arasındaki sağlık eşitsizlikleri devam etse de aradaki farkın kapandığına işaret ederken en büyük artış Sahra Altı Afrika'da bekleniyor.</em></p>

<p>Bilim insanları küresel çaptaki bu artışın büyük ölçüde kardiyovasküler hastalıklar, COVID-19 ve bir dizi bulaşıcı hastalığı önleme ve etkisini azaltmaya yönelik halk sağlığı uygulamalarından kaynaklandığını belirtiyor.</p>

<h2>Sağlıklı geçen yıllar azalacak</h2>

<p>Yeni araştırmanın önemli bulgularından biri de beklenen yaşam süresi artmasına karşın bu yılların sağlıklı bir şekilde geçmeyecek olması. Küresel ölçekteki sağlıklı yaşam süresi 2022'den 2050'ye kadar 64,8 yıldan 67,4'e çıkarak sadece 2,6'lık bir artış gösterecek. Bu artış beklenen yaşam süresinin neredeyse yarısına denk düşüyor.</p>

<p>Kardiyovasküler hastalıklar,&nbsp;kanser&nbsp;ve&nbsp;diyabet&nbsp;gibi bulaşıcı olmayan hastalıklar ve bunlara bağlı risk faktörlerinin, gelecek neslin hastalık yükü üzerinde en büyük etkiyi yaratacağı kaydedildi. Hastalık yükü, bir sağlık probleminin bir toplum üzerindeki etkisini ifade ediyor.</p>

<p>Araştırmaya göre yüksek tansiyon ve kan şekeri gibi metabolik risk faktörleriyle ilişkili hastalık veya erken ölüm nedeniyle kaybedilen toplam yıl sayısı da 2000'den bu yana yüzde 49,4 arttı.</p>

<p>Sağlık Ölçütleri ve Değerlendirme Enstitüsü (IHME) Direktörü Dr. Murray küresel hastalık yükünün azaltılmasında politikaların önemine değinerek şöyle belirtiyor:</p>

<p><em>Yüksek kan şekeri, yüksek vücut kitle endeksi ve yüksek tansiyon gibi özellikle davranış ve yaşam tarzına bağlı etkenler başta olmak üzere, metabolik ve beslenmeyle ilgili bu artan risk faktörlerinin önüne geçerek küresel sağlığın geleceğini etkileme açısından önümüzde muazzam bir fırsat var.&nbsp;</em></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 May 2024 11:24:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/beklenen-yasam-suresi-kuresel-capta-45-yil-artacak.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilimsel olarak kanıtlandı: Stres kansere yol açıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-olarak-kanitlandi-stres-kansere-yol-aciyor-40727</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-olarak-kanitlandi-stres-kansere-yol-aciyor-40727</guid>
                <description><![CDATA[Yapılan bir araştırmada, stresin kanserli hücrelerin büyümesine ve yayılmasına neden olduğu tespit edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>ABD’nin New York şehrindeki Cold Spring Harbor Laboratuvarı'ndan bir ekip, kronik stresin, nötrofil adı verilen beyaz kan hücrelerinin yapışkan ağlarının oluşumuna yol açtığını ve bunun kanser hücrelerinin dokuları istila etmesini kolaylaştırdığını buldu.</strong></p>

<p>Ekip, araştırmalarını meme kanseri olan laboratuvar fareleri üzerinde gerçekleştirdi. Fareler stres altına alındığında kanserin yayılma riski iki ila dört kat arttı.</p>

<p>Çalışma, stresin kanserin büyümesini desteklediğini doğruluyor gibi görünse de, stresin ilk etapta tümörlere yol açtığını kanıtlamıyor.<br />
​<br />
Stres aynı zamanda önemli bağışıklık hücrelerinin faaliyetlerini baskılamak gibi bağışıklık sisteminin diğer kısımlarını da etkiler ve akciğerleri kanser hücrelerinin çoğalması için daha uygun bir yer haline getirir.</p>

<p>Cold Spring Harbor Laboratuvarı'ndan araştırmacı Dr. Xue-Yan He, “Stres, kanser hastalarında gerçekten kaçınamayacağımız bir şeydir.”</p>

<p>“Teşhis konulduğunda, hastalığınızı, sigortanızı veya ailenizi düşünmeden duramayacağınızı hayal edebilirsiniz. Bu yüzden stresin üzerimizde nasıl çalıştığını anlamak çok önemli.” dedi.</p>

<p><strong>AKCİĞERLERİNDE LEZYON OLUŞTU</strong></p>

<p>Farelerde göğüs tümörleri ve akciğerlerine yayılmış kanser vardı. Bir kontrol grubu ve stresli koşullar altına yerleştirilecek bir grup olarak ayrıldılar.</p>

<p>Çalışmalarında stresli fareler, sürekli parlak ışık altında olmak, eğik bir kafeste oturmak, yüksek ses duymak ve yiyecekten mahrum kalmak gibi stresli koşullar altına yerleştirilmeyen farelere kıyasla daha fazla tümör büyümesi ve akciğerlere yayılma gösterdi.</p>

<p>Araştırmanın ortak yazarı Dr. Mikala Egeblad, “Bu hayvanlarda metastatik lezyonlarda bu korkutucu artışı gördüm. Metastazda dört kata kadar artış vardı.” dedi.</p>

<p>Stres ayrıca T hücreleri ve doğal öldürücü (NK) hücreler gibi bağışıklık hücrelerinin sayısında bir azalmaya neden olurken, kan dolaşımından dolaşan ve tümörlere giren nötrofillerin sayısını da artırdı.</p>

<p>Ayrıca stres hormonu kortikosteronun kanserin yayılmasını teşvik ettiğini ve farelerin akciğerlerinde lezyonların oluşmasına neden olduğunu buldular.</p>

<p>Bunun dışında tümör hücrelerinin istilasını teşvik eden ve normalde kanser büyümesini baskılayan T hücrelerinin azalmasına yol açan fibronektin adı verilen proteinin daha fazlasını biriktirdi.</p>

<p>Araştırma Cancer Cell dergisinde yayınlandı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 May 2024 09:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilimsel-olarak-kanitlandi-stres-kansere-yol-aciyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düzenli egzersiz yapmak cilde faydalı: Yaşlanmayı geciktiriyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/duzenli-egzersiz-yapmak-cilde-faydali-yaslanmayi-geciktiriyor-40708</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/duzenli-egzersiz-yapmak-cilde-faydali-yaslanmayi-geciktiriyor-40708</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Cildimiz; tükettiğimiz besinlerden, stres ve uyku durumumuza kadar her şeye tepki gösterir. Çoğumuzun isteği her zaman sağlıklı ve parlak bir cilde sahip olmaktır. Uzm. Dr. Ayşegül Alpay, “Cilt bakım ürünleri, canlı ve parlak bir cilde ulaşmaya yardımcı olsa da cilt sağlığını korumanın en doğal ve etkili yollarından biri düzenli egzersiz yapmaktır. Egzersiz sırasında kan dolaşımının artmasıyla dokular beslenir, toksinler temizlenir. Düzenli spor, cildin kolajen üretimini artırır ve yaşlanmayı geciktirir” dedi.</p>

<p>Cildimiz, genel sağlığımızın bir yansımasıdır. Günlük yaşamda egzersize yarım saat ayırmak bile, genel sağlığımız için olduğu kadar cilt sağlığımız için de çok faydalıdır. Parlak, genç, sıkı ve lekesiz bir cildin yanı sıra sağlıklı saç ve tırnaklara ulaşmada düzenli spor yapmanın büyük faydası olduğunu söyleyen Dermatoloji Uzm. Dr. Ayşegül Alpay, şunları söyledi: “Egzersizin cildimiz için en önemli faydalarından biri kan dolaşımının artması ve hızlanmasıdır. Doğal olarak vücudumuzdaki tüm organlar gibi cildimize de daha fazla kan pompalanır, bu da dokuların daha iyi beslenmesi ve oksijenlenmesini sağlar. Biriken zararlı maddeler, yani toksinlerin vücuttan uzaklaştırılmasına yardımcı olur. Düzenli egzersiz; cildin canlı, parlak, genç ve diri görünmesinde, saç ve tırnakların daha canlı ve dayanıklı olmasında etkilidir” dedi.</p>

<p><strong>TERLEMEK, CİLTTEKİ YAĞI VE KİRİ TEMİZLER</strong></p>

<p>Egzersiz sırasında terlemenin doğal bir temizleyici görevi görerek, gözeneklerdeki kiri ve yağı temizlemeye yardımcı olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Ayşegül Alpay, şu bilgileri verdi: “Bu temizleme etkisi, cildin taze görünmesini sağlayarak sivilce riskini azaltabilir. Ancak egzersizden sonra cildi düzgün bir şekilde temizlemek şarttır. Egzersiz; ciltte sebum [yağ] üretimini arttıran, gözeneklerin tıkanması ve komedon oluşumunu takiben sivilceleri arttıran ve cilt kalitesini bozan testosteron ve kortizol gibi hormonların seviyelerinin düzenlenmesine yardımcı olur. Cilt sağlığı ve sivilce oluşumunda etkili bir diğer hormon olan insülin hormonunun düzeyinin azalmasında da etkilidir. Böylece sivilce tedavisinin daha etkili olmasını sağlar.”</p>

<p><strong>ENDORFİN SALINIMINI TETİKLER</strong></p>

<p>Stresin cilt üzerinde de önemli negatif etkileri vardır. Yüksek stres seviyeleri sivilce, egzama, sedef gibi cilt rahatsızlıklarını kötüleştirebilir. Egzersiz, doğal ruh halini iyileştiren endorfin salınımını tetiklediği için daha sağlıklı bir cilde ulaşmaya yardımcı olabilir.</p>

<p><strong>DÜZENLİ SPOR, KOLAJEN ÜRETİMİNİ ARTIRARAK YAŞLANMAYO GECİKTİRİR</strong></p>

<p>Kolajenin; cildin elastikiyeti ve sıkılığını korumada çok önemli rol oynayan bir protein olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Ayşegül Alpay, “İlerleyen yaş, stres, kötü beslenme, sigara gibi nedenlerle zamanla kolajen üretimi azalarak kırışıklıkların ve ince çizgilerin oluşmasına yol açar. Düzenli egzersiz, cilde ulaşan kan akımının artması, toksinlerin daha iyi temizlenmesi, stres hormonlarının salgılanmasının azalması gibi etkilerle kolajen üretimini teşvik ederek cildinizin daha genç görünümünü korumasına yardımcı olur. Yaşlanma sürecini tamamen durdurmasa da kesinlikle yavaşlatmaktadır” diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Apr 2024 10:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/duzenli-egzersiz-yapmak-cilde-faydali-yaslanmayi-geciktiriyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilimsel araştırma: Yaşla birlikte neden yavaşlıyoruz?</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-arastirma-yasla-birlikte-neden-yavasliyoruz-40695</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-arastirma-yasla-birlikte-neden-yavasliyoruz-40695</guid>
                <description><![CDATA[Yapılan bir araştırma, insanların yaşlandıkça neden hızlarını ve çevikliklerini kaybettiklerini belirledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>ABD’deki Boulder Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, 65 yaş üstü kişilerin yavaş hareket etmesinin, genç birine göre daha fazla enerji gerektirmesiyle bağlantılı olduğunu ortaya çıkardı.</strong></p>

<p>Journal of Neuroscience'da yayınlanan araştırmada, katılımcılar yaşları 18 ile 35 arasında ve yaşları 66 ile 87 arasında değişen iki gruba ayrıldı. Her iki gruptan da video oyunu oynar gibi robotik bir kolla ekrandaki bir hedefe ulaşmaları istendi. Ekip bu kalıpları analiz etti ve yaşlı yetişkinlerin enerji tasarrufu sağlayacak şekilde hareketlerini değiştirdiklerini buldu.</p>

<p>Araştırmacılar yaşlandıkça neden yavaşladığımıza dair iki teori öne sürdüler. Birincisi, yaşlandıkça kaslarımızın daha az verimli çalıştığını söylüyor. İkincisi, yaşlanmanın beyindeki ödül devresini değiştirdiği ve bir görevi tamamladığınızda tatmin sinyali veren beyin kimyasalı olan dopamini daha az ürettiği hipotezini öne sürüyor.</p>

<p><strong>PARKINSON VE MS HASTALIĞI TEDAVİSİNDE İŞE YARAYABİLİR</strong></p>

<p>CU Boulder'ın haber bültenine göre, çalışma katılımcılarından daha sonra oturup bilgisayar ekranında imleci çalıştıran robotik kolu tutmaları istendi. İleriye uzanmaları ve imleci bir hedefe doğru hareket ettirmeleri söylendi. Başarılı oldukları takdirde hedeflerin ses çıkarması gibi küçük bir ödül alıyorlardı.</p>

<p>Her iki grup da sesleri duyacaklarını bildiklerinde hedeflerine yaklaşık %5 daha erken ulaştılar. Genç grup sadece kollarını daha hızlı hareket ettirirken, yaşlı grup ortalama 17 milisaniye daha erken başlayarak tepki sürelerini geliştirdi.</p>

<p>Araştırmacılar genç katılımcılar için robot koluna 8 kiloluk bir ağırlık eklediğinde farklar ortadan kalktı. Beynin enerji harcamasındaki çok küçük değişiklikleri algılayabildiği ve hareketlerimizi buna göre ayarlayabildiği sonucuna vardılar.</p>

<p>Araştırmacılar, bulgularının hem gençlerin hem de yaşlıların ödülleri algılamada zorluk çekmediğini, ancak çaba yorucu hale geldiğinde beynin hareketlerimizi yavaşlattığını gösterdiğini söylüyor.</p>

<p>Gelecekteki araştırmalar bu değişikliklerin nerede ve nasıl meydana geldiğini ortaya çıkarabilirse, bilim insanları yaşlanmanın ve Parkinson, multipl skleroz, depresyon ve şizofreni gibi hastalıkların etkilerini azaltacak tedaviler geliştirebileceklerini belirttiler.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Apr 2024 10:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilimsel-arastirma-yasla-birlikte-neden-yavasliyoruz.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilimsel araştırma: Evlilik ve çocuk kadınlarda mutluluk sebebi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-arastirma-evlilik-ve-cocuk-kadinlarda-mutluluk-sebebi-40619</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilimsel-arastirma-evlilik-ve-cocuk-kadinlarda-mutluluk-sebebi-40619</guid>
                <description><![CDATA[İlişkiler üzerine yıllarca çalışan araştırmacılar, evlilik ve bebeklerin kadınları gerçekten daha mutlu ettiğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Son 50 yılda fırsat ve özgürlüklere yaşanan artışa rağmen, depresyon oranları her zamankinden yüksek. Araştırmalar, yetişkin kadınların yaklaşık üçte birinin, erkeklerin ise beşte birinin bir tür zihinsel sağlık sorunu yaşadığını gösteriyor.</strong></p>

<p>Harvard Üniversitesi araştırmasına göre bu durum özellikle yüzde 41'inin anksiyete yaşadığı söylenen 18 ila 25 yaş grubunda daha belirgin.</p>

<p>Gallup'un 5000'den fazla ABD'li yetişkinle yaptığı ankete göre, son altı yılda depresyon bildiren kadınların sayısı 2017'de yüzde 26,2'den yüzde 10 artarak 2023'te yüzde 36,7'ye çıktı.</p>

<p>Ancak çalışmalar, evli kadınların kalp hastalığına yakalanma riskinin ve kalp hastalığından ölme olasılığının daha düşük olduğunu ve genel olarak evli olmayan kadınlara göre daha uzun ömürlü olduklarını gösteriyor.</p>

<p><strong>ERKEN ÖLME OLASILIĞI DAHA AZ</strong></p>

<p>11.000'den fazla hemşireden oluşan bir örneklemin izlendiği bir çalışma, evli kadınların erken ölme olasılığının evlenmemiş olanlara göre yüzde 35 daha az olduğunu ortaya çıkardı.</p>

<p>Evli olmanın ve kendi ailenize sahip olmanın ruh sağlığına olan faydaları da bilimsel çalışmalarla kanıtlanıyor.</p>

<p>2022 General Social'a göre, hem heteroseksüel hem de eşcinsel kadınlar olmak üzere 55 yaşın altındaki evli annelerin yaklaşık yüzde 40'ı hayatlarından "çok mutlu" olduklarını bildirirken, bu oran bekar ve çocuksuz kadınlarda yüzde 22 ve evli, çocuksuz kadınlarda ise yüzde 25 çıktı. Boşanmış kadınların da yüzde 13'ü mutlu olduğunu söylüyor.</p>

<p>Ancak her üç çiftten birden fazlasının boşanacağı da bir gerçek. Bununla birlikte, boşanmış birçok çiftin yeniden evlendiğini (yüzde 64'e kadar) söylemekte fayda var ve çalışmalar bunun, kişinin bildirdiği mutluluğu artırdığını gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Apr 2024 11:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilimsel-arastirma-evlilik-ve-cocuk-kadinlarda-mutluluk-sebebi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Giderek artıyor: Uzmanlar “miyop salgını”na karşı uyarıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/giderek-artiyor-uzmanlar-miyop-salginina-karsi-uyariyor-40604</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/giderek-artiyor-uzmanlar-miyop-salginina-karsi-uyariyor-40604</guid>
                <description><![CDATA[Uzman göz doktorları cep telefonlarıyla çok fazla zaman geçirmenin çocukları kör olma riskiyle karşı karşıya bıraktığı konusunda uyarıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Göz cerrahları, dört yaşındaki çocukların bile özel kontakt lensler taktığına dikkat çekerek ekran süresinin gözlerde yarattığı tahribata dikkat çektiler.</strong></p>

<p>Endişe verici artışın, çocukların gün ışığında dışarıda uzak mesafelere odaklanmak için yeterince zaman harcamayıp cep telefonlarına yakından bakmakta zorlanmalarından kaynaklandığı düşünülüyor.</p>

<p>Danışman göz doktoru ve Kuzey Londra'daki özel bir göz kliniğinin yöneticisi olan Dr. John Bolger, çocuklarda miyop olarak bilinen uzağı görememe hastalığının artmasından derin endişe duyduğunu söylüyor ve bunu bir “pandemi” olarak tanımlıyor.</p>

<p>Dr. Bolger Daily Mail’e yaptığı açıklamada, “Kliniğe giderek daha fazla miyop çocuk geliyor. Oran yükseliyor. Görebildiğim kadarıyla yavaşlama yok. Miyop sadece gözlük takmak zorunda olmak değildir, insanlar miyop nedeniyle kör olabilirler. Bu önemsiz bir olay değil, ciddi bir tehdit.” dedi.</p>

<p>Cerrah, uzun süre ekranlara bakmanın göz küresinin uzamasına yol açabileceğini ve Covid-19 salgınının etkilerinin “miyop salgınını” şiddetlendirdiğini açıkladı.</p>

<p><strong>GÜN IŞIĞINA İHTİYAÇ VAR</strong></p>

<p>Dışarıda yeterince zaman geçirmemek aynı zamanda çocuğun doğal ışığa maruz kalmasını da engeller, bu da göz küresinin büyümesini düzenlemek ve miyopi riskini azaltmak için gereklidir.</p>

<p>Uzman, “Kontakt lens takan dört ya da beş yaşındaki çocuklarımız ve -20'ye varan numaralı reçetesi olan çocuklarımız var ve bu onların yaşamlarını sürdürmeleri konusunda çok önemli zorluklara neden oluyor. Kolay değil. Bu bir sakatlıktır, bunu söylemenin başka yolu yok.” diye ekledi.</p>

<p>Araştırmalar, Birleşik Krallık'ta miyopluğun son 50 yılda iki katına çıktığını ve çocukların daha genç yaşlarda miyop hale geldiğini, şu anda 15 ila 16 yaş arası çocukların dörtte birinden fazlasının miyopiye sahip olduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>"EKRAN SÜRESİ AZALTILMALI"</strong></p>

<p>Mid Yorkshire Hastaneleri NHS Trust'ta danışman göz doktoru olan Dr. İrfan Jeeva, son yıllarda çok sayıda çocuğun miyopluğu düzeltmek için gözlüğe ihtiyaç duyduğunu gördüğünü söylüyor.</p>

<p>Dr. Jeeva, “Bu kesinlikle çok fazla ekran başında kalma süresinden kaynaklanıyor. Çocuklar artık yakından okumak için gözlerini yoruyor ve dışarıda çok az vakit geçiriyorlar. O kadar şiddetli miyopluğu olan genç hastalarım var ki, hayatlarını çok zorlaştırıyor.”</p>

<p>“Dünya çapında miyopluğun artmadığı tek yer, çocukların tüm günü dışarıda geçirdikleri, odaklarını sürekli olarak uzağa ve yakına ayarladıkları tarım topluluklarıdır. Ebeveynlerin dengeyi doğru kurması ve çocuklarının eğlence için ekranları mümkün olduğunca az kullanmasını ve dışarıda olabildiğince fazla gün ışığı almasını sağlamaları gerekiyor.” dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Apr 2024 12:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/giderek-artiyor-uzmanlar-miyop-salginina-karsi-uyariyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alzheimer riskini azaltan gen bulundu! İşte detaylar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/alzheimer-riskini-azaltan-gen-bulundu-iste-detaylar-40599</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/alzheimer-riskini-azaltan-gen-bulundu-iste-detaylar-40599</guid>
                <description><![CDATA[Columbia Üniversitesi’nden araştırmacılar Alzheimer riskini yüzde 71 azaltan bir genetik değişimi ve bu değişimin etki mekanizmasını açığa çıkardı. Ekipte bulunan Türk biliminsanı Prof. Dr. Çağhan Kızıl, Hürriyet’e bu keşfin ne anlama geldiğini anlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>Columbia Üniversitesi’nden araştırmacılar Alzheimer riskini yüzde 71 azaltan bir genetik değişimi ve bu değişimin etki mekanizmasını açığa çıkardı. Ekipte bulunan Türk biliminsanı Prof. Dr. Çağhan Kızıl, Hürriyet’e bu keşfin ne anlama geldiğini anlattı.&nbsp;</p>

<p>Demansın en yaygın görülen türlerinden biri olan Alzheimer için bilim dünyası uzun yıllardır çalışıyor. Ancak ne hastalığın seyrini değiştirecek ne de tedavi edecek bir ilaç bulunabildi. Biliminsanları bugüne kadar hastalığın, beyinde amiloid plak birikimi nedeniyle olduğunu düşünüyor ve plakları azaltmanın yolunu arıyordu. Columbia Üniversitesi’nde yapılan çalışmada, milyonlarca potansiyel hastayı korumanın yolları bulundu. Çalışmaya göre Alzheimer’dan yüzde 71 gibi önemli bir oranda koruyan bir gen keşfedildi.</p>

<p>MİLYONLARA UMUT OLACAK</p>

<p>Araştırmayı yapan ekipte görevli Prof. Dr. Çağhan Kızıl, keşifle ilgili şunları söyledi: “Araştırma, fibronektin genindeki özel bir mutasyonun Alzheimer riskini önemli ölçüde azaltabileceğini gösterdi. Fibronektin, kan-beyin bariyerinin çevresindeki koruyucu katmanın bir parçasıdır.</p>

<p>Normalde Alzheimer hastalarında, bu bariyerde aşırı fibronektin birikir ve hastalığın ilerlemesine katkıda bulunur. Ancak keşfettiğimiz genetik varyasyon, bu aşırı birikimi engelliyor ve böylece beyin hücrelerini koruyor. Bu korumanın temelinde de Alzheimer durumunda beyinde biriken zararlı maddelerin beyinden uzaklaştırılması yatıyor. Fibronektin çok olduğunda temizlenme etkili yapılamıyor. Fakat koruyucu varyasyon ile bu temizlenme gerçekleşiyor ve beyin Alzheimer’dan korunmuş oluyor.</p>

<p>BİR SONRAKİ ADIM İLAÇ GELİŞTİRME</p>

<p>Araştırmamızda, farklı etnik gruplardan on binlerce insan üzerinde yapılan klinik çalışmalar ve bu kişilerin genom dizilerini ele aldık. Bu bulgular, Alzheimer’ın önlenmesi ve tedavisinde yeni hedefler sunuyor ve hastalığın temelinde yatan mekanizmalar hakkında daha derin bir anlayış sağlıyor. Önümüzdeki adım, koruyucu etkiyi güçlendirecek ya da koruyucu genetik değişimleri olmayan insanlarda ortaya çıkarabilecek ilaçların geliştirilmesi. Bu yeni bulguların, hastalığın ilerlemesini yavaşlatmak veya önlemek için yeni tedavi yöntemlerinin geliştirilmesine olanak tanıyacağını umuyoruz. Bu, Alzheimer’a yönelik tedavilerde önemli bir ilerleme anlamına gelebilir ve hastalığın tedavisinde yeni bir dönemi başlatabilir. Bu yeni yaklaşım, hastalığa karşı mücadelede önemli bir adım olabilir ve milyonlarca insanın yaşam kalitesini iyileştirebilir.”</p>

<p>DÜNYADA 47 MİLYON HASTA VAR</p>

<p>Türkiye Alzheimer Derneği’ne göre ülkemizde yaklaşık 600 bin, dünyada ise 47 milyon Alzheimer hastası bulunuyor. Ancak bu sayı 2030 yılında dünyada 75 milyona, 2050 yılında ise tahminen 135 milyona çıkacak. Dünyada her 3 saniyede 1 kişi ise demans hastası oluyor.</p>

<p>ZEBRA BALIĞI DENEYLERİ</p>

<p>“Araştırmamızda, farklı etnik gruplardan on binlerce insan üzerinde yapılan klinik çalışmalar ve bu kişilerin genom dizilerini ele aldık. Bulgularımızı deneysel yollarla test etmek için de zebra balığındaki Alzheimer modelimiz ile çalıştık. Zebra balığı modelleri üzerinde yapılan deneyler, fibronektin seviyesinin, Alzheimer hastalığına yol açan amiloid plaklarının temizlenmesini nasıl kolaylaştırdığını gösterdi.”</p>

<h2>&nbsp;</h2>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Apr 2024 11:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/alzheimer-riskini-azaltan-gen-bulundu-iste-detaylar.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırma: Sigara içenlerde iç organ yağlanması, içmeyenlere göre daha fazla olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-sigara-icenlerde-ic-organ-yaglanmasi-icmeyenlere-gore-daha-fazla-olabilir-40497</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-sigara-icenlerde-ic-organ-yaglanmasi-icmeyenlere-gore-daha-fazla-olabilir-40497</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları, sigara içenlerde iç organ yağlanmasının, içmeyenlere göre daha fazla olabileceğini tespit etti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Addiction dergisinde yayımlanan araştırmada, bilim insanları yaklaşık 1,7 milyon sigara kullanıcısının verilerini inceledi.</p>

<div>
<p>Kopenhag Üniversitesinden araştırmacılar, bu kapsamda sigara içilmesinin iç organ yağlanmasını artırabildiğini ortaya koydu.</p>

<p>Araştırma&nbsp;ekibi lideri Dr. German Carrasquilla, araştırmaya dair "Halk sağlığı açısından bakıldığında, bu bulgular sigara içmeyi önlemeye ve azaltmaya yönelik çabaların önemini güçlendiriyor. Çünkü bu iç organlardaki yağların ve bununla ilişkili tüm kronik hastalıkların azaltılmasına da yardımcı olabilir." değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p>Carrasquilla, iç organ yağlanması riskini düşürmenin, diğer önemli hastalık risklerini de düşürdüğünü ifade etti.</p>

<p>Uzmanlar, iç organları saran bu yağlanma türünün kalp hastalıkları, diyabet,&nbsp;demans&nbsp;ve felç riskiyle ilişkisi olduğu uyarısında bulundu.</p>

<p>Bilim insanları, daha zayıf vücut tipine sahip kişilerde de önemli ölçüde iç yağlanma olabileceğine, bunun da ciddi hastalık riski teşkil ettiğine dikkati çekti.</p>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Mar 2024 08:41:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/arastirma-sigara-icenlerde-ic-organ-yaglanmasi-icmeyenlere-gore-daha-fazla-olabilir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanlar 3 nesli inceledi! Eğitim ile ölüm arasında çarpıcı bağ ortaya çıktı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/uzmanlar-3-nesli-inceledi-egitim-ile-olum-arasinda-carpici-bag-ortaya-cikti-40411</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/uzmanlar-3-nesli-inceledi-egitim-ile-olum-arasinda-carpici-bag-ortaya-cikti-40411</guid>
                <description><![CDATA[ABD'deki Columbia Üniversitesinden araştırmacılar, 1948'den bu yana 3 nesilden 14 bin 106 katılımcının verilerini inceleyerek, eğitiminle yaşlanmanın arasındaki çarpıcı bağları ortaya çıkardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>ABD'deki Columbia Üniversitesinden araştırmacılar, çocuklarının ebeveynlerinden daha yüksek seviyede eğitim almasının daha yavaş yaşlanmayla ilişkili olabileceğini tespit etti.&nbsp;</strong></p>

<p><strong>3 NESİL İNCELENDİ</strong></p>

<p>Columbia Üniversitesinden araştırmacılar, "Framingham Heart Study" adlı çalışmada, 1948'den bu yana 3 nesilden 14 bin 106 katılımcının verilerini inceleyerek, eğitimin yaşlanma üzerindeki etkilerini analiz etti.&nbsp;</p>

<p>Araştırmacılar, söz konusu verilerle elde edilen kan testlerinden faydalanarak DNA'ların incelendiği bir yöntem kullanarak, katılımcıların yaşlanma hızını hesaplamaya çalıştı.&nbsp;</p>

<p><strong>GEÇ YAŞLANIYORLAR</strong></p>

<p>3 nesilden elde edilen verilerle, çocukların eğitim seviyelerini ebeveynlerininkiyle kıyaslayan araştırmacılar, kardeşler arasındaki eğitim düzeyi farklılıklarını da inceledi.&nbsp;</p>

<p><strong>ÖLÜM RİSKİ YÜZDE 7 AZALABİLİR</strong></p>

<p>Araştırmacılar, katılımcıların ek olarak gördüğü her 2 yıllık eğitime karşılık, yaşlanma hızının yüzde 2 ila 3 yavaşlayabileceğini ve bu yavaşlamanın ölüm riskini yaklaşık yüzde 7 azaltabileceğini saptadı.&nbsp;</p>

<p><strong>BİR İLK OLDU</strong></p>

<p>İlk kez eğitim düzeyi ile biyolojik yaşlanma ve yaşam süresinin ilişkilendirildiği kaydedilen çalışma, ebeveynlerinden daha yüksek seviyede eğitim almış katılımcıların daha yavaş yaşlandığını, daha uzun süre ve sağlıklı yaşadığını ortaya koydu.&nbsp;Çalışma, "JAMA Network Open" dergisinde yayımlandı.&nbsp;</p>

<div>&nbsp;</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Mar 2024 16:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/uzmanlar-3-nesli-inceledi-egitim-ile-olum-arasinda-carpici-bag-ortaya-cikti.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Futbol Kulüpler Birliği ile sağlık alanında protokol imzaladı.</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/futbol-kulupler-birligi-ile-saglik-alaninda-protokol-imzaladi-40393</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/futbol-kulupler-birligi-ile-saglik-alaninda-protokol-imzaladi-40393</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ülkemize sağlık alanında önemli hizmetler sunan Kolan British Hospital, Futbol Kulüpler Birliği ile sağlık alanında protokol imzaladı.<br />
<br />
İmzalanan ptorokole göre sporcuların sağlık raporlarının düzenlenmesi, KKTC Süper Lig müsabakalarında futbolculara gerekecek acil müdahale, medikal ve cerrahi müdahaleler yer alıyor.</p>

<p>Ayrıca Kolan hastanesi ve Kulüpler Birliği arasında yapılan bu protokolle 2023 -2024 sezonunda Futbol camiası sporcu ve ailelerinin sağlık alanında desteklenmesi sağlandı.</p>

<p>Gönyeli’de yer alan Kolan British Hospital’deki imza törenine Kolan British Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Ahmet Kolan, Başhekimi Op. Dr. Celal Bölükbaşı, İşletme Müdürü Ali Denli ve Futbol Kulüpler Birliği Başkanı Aytaç Karavezirler ve Genel Sekreteri Op. Dr. Bülent Dizdarlı yer aldı.<br />
<br />
Kolan: 2013’ten beridir sporcunun yanındayız</p>

<p>Törende ilk sözü alan Kolan British Hospital Yönetim Kurulu Başkanı Op. Dr. Ahmet Kolan, sosyal sorumluluk bilinci içerisinde birçok sosyal sorumluluk projesine imza attıklarını ifade etti. Kolan, sağlık konusunda 2013’ten beri futbolcuların yanlarında olduklarını ve her zaman sağlık konusunda tüm ekibiyle destek olacaklarını belirtti.<br />
<br />
Kolan, “Biz, Kolan Group Hospital olarak bu ülkeye sağlık konusunda yatırım yaptıysak ada insanına da sosyal sorumluluk bilinciyle desteğimizi her zaman<br />
sağlamayı sürdüreceğiz. Hastanemiz özel sağlık sektöründe 10 yılı aşkın süredir hizmet veriyor. Uzman hekim ve deneyimli sağlık profesyonelleri ile başkentin ve KKTC’nin sağlık ihtiyaçlarını karşılamaya çalışıyoruz. Tam donanımlı hastanemiz, alanında uzman hekimlerimiz, ileri tıp uygulamalarımız ile hizmet veriyor olmaktan gurur duyuyoruz. Kolan Hastanesi, hizmetlerini teknolojik imkanlarla bir araya getirerek hayat kalitenizi arttırıyoruz. Alanında uzman, nitelikli ve deneyimli sağlık personellerimiz ile uluslararası standartlarda hizmetler sunuyoruz. Bu anlayışla, spora ve sporcuya da ayni hizmeti vermeyi sürdüreceğiz. Tıp alanındaki tüm teknolojik gelişmeleri ve yenilikleri yakından takip ederek sizlere en iyisini sunmak için durmadan çalışıyoruz” dedi.<br />
<br />
Futbol Kulüpler Birliği Başkanı Aytaç Karavezirler ise, sağlık sektöründe yaptığı yatırımlarla Türkiye’nin öncü sağlık grubu olan Kolan Group Hospital’e teşekkür etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-full wp-image-1640" src="https://kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2024/03/a9097d30-7102-48e2-9f11-b55d95546c31.jpg" style="height:2048px; width:1536px" /> <img alt="" class="alignnone size-medium wp-image-1641" src="https://kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2024/03/8b384cce-a3c4-46cf-b0d0-e5d0a383484a.jpg" style="height:2048px; width:1536px" /> <img alt="" class="alignnone size-medium wp-image-1642" src="https://kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2024/03/7c6320ae-5d57-479c-9c79-46016ec0694e.jpg" style="height:2048px; width:1536px" /> <img alt="" class="alignnone size-medium wp-image-1643" src="https://kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2024/03/1eb64535-e157-445e-8ea9-c01a78ff1f5c.jpg" style="height:2048px; width:1536px" /></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 02 Mar 2024 18:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/futbol-kulupler-birligi-ile-saglik-alaninda-protokol-imzaladi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından, beyin kanamasında ‘erken teşhis’ uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/uzmanindan-beyin-kanamasinda-erken-teshis-uyarisi-40262</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/uzmanindan-beyin-kanamasinda-erken-teshis-uyarisi-40262</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin kanaması hakkında erken teşhis ve tedavinin önemine değinen Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Op. Dr. Gökalp Karaarslan, “Beyin kanamasıyla ilgili belirtilerin erken fark edilmesi ve uygun önlemlerin alınması, bireyin yaşam kalitesini artırabilir ve tedavi şansını yükseltebilir. Bu nedenle, risk faktörlerinden kaçınma ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları benimseme önemlidir" dedi.</p>

<p>Yılda yaklaşık 1 milyon insanın ölümüne sebebiyet veren&nbsp;beyin kanaması&nbsp;hakkında&nbsp; Türkiye Saygı Hastanesi&nbsp;Beyin ve Sinir Cerrahisi&nbsp;Uzmanı Op. Dr. Gökalp Karaarslan bilgilendirmede bulundu.</p>

<p>Op. Dr. Karaarslan, "Beyin kanaması ciddi bir sağlık sorunudur ve belirtilerinin erken tanınması, tedavinin başarılı olabilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Kafatası içinde beyin boşluğu dokusu veya yüzeyinde gerçekleşen kanamalardır. Belirtileri ise; ani ve şiddetli baş ağrısı, vücudun tek tarafında zayıflık, karıncalanma, uyuşma, görme sorunları, mide bulantısı veya kusma, konuşma güçlüğü, nefes almada zorluk, bilinç kaybı veya komaya girme, ince motor beceri kaybı, tat alma duygusunda bozulma, denge ve koordinasyon sorunları, baş dönmesi, ışığa karşı hassasiyet, okuma, yazma veya konuşmayı anlamada zorluk olarak sıralanabilir.<br />
Yüksek riskli işlerde çalışanlar, erkekler, hipertansiyon, kanama bozukluğu olanlar, kan sulandırıcı kullananlar, yaşlılar ve ailesinde beyin kanaması öyküsü olanlar risk altındadır.&nbsp;Erken teşhis&nbsp;hayati öneme sahiptir. Beyin tomografi incelemesi en etkili inceleme yöntemlerindendir. Kan basıncı takibi çok önemlidir. Beyin ödemi, epileptik nöbet kontrolü için ilaç tedavisi uygulanabilir. Cerrahi yöntem de beyin kanaması tedavilerinde kullanılan etkili yöntemlerden biridir.<br />
Önlemler arasında su içme alışkanlığını koruma, alkollü ve asitli içeceklerden uzak durma, düzenli spor ve egzersiz yapma, kilo kontrolü, stres azaltıcı aktivitelerde bulunma, sigara içmeme, tansiyon ve kalp hastalığı varsa ilaçları düzenli kullanma, güneşin dik geldiği saatlerde dışarı çıkmama bulunmaktadır.<br />
Sonuç olarak, beyin kanamasıyla ilgili belirtilerin erken fark edilmesi ve uygun önlemlerin alınması, bireyin yaşam kalitesini artırabilir ve tedavi şansını yükseltebilir. Bu nedenle, risk faktörlerinden kaçınma ve sağlıklı yaşam alışkanlıkları benimseme önemlidir" dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 Feb 2024 16:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/uzmanindan-beyin-kanamasinda-erken-teshis-uyarisi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şeker hastalarının hayatında devrim yaratacak buluş</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/seker-hastalarinin-hayatinda-devrim-yaratacak-bulus-40183</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/seker-hastalarinin-hayatinda-devrim-yaratacak-bulus-40183</guid>
                <description><![CDATA[Norveç ve Avustralya'dan iki üniversitenin ortak çalışması insülin iğnelerini tarihe karıştırabilir.
]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>Norveç ve Avustralya'dan iki üniversitenin ortak çalışması insülin iğnelerini tarihe karıştırabilir.</h2>

<p>Sidney Üniversitesi ve&nbsp;Norveç&nbsp;Arktik Üniversitesi'nden bilim insanlarının yaptığı çalışma neticesinde yenilebilir insülin geliştirdi.</p>

<p>Bilimsel dergi Nature Nanotechnology'de yayımlanan araştırmaya göre yenilebilir insülin, kapsül formunda ya da bir parça çikolatanın içine gözle görülemeyecek nano-taşıyıcılar yoluyla yerleştirilerek vücuda alınabilecek.</p>

<p>Araştırmaya katılan isimlerden biri olan Arktik Üniversitesi'nden Profesör Peter McCourt, "İnsülini bu şekilde almak daha doğru çünkü vücudun acil şekilde insüline ihtiyaç duyan bölgelerine maddeyi hızlıca ulaştırmak mümkün oluyor. Şırıngayla alınan insülin tüm vücuda yayılıyor ve istenmeyen yan etkilere neden olabiliyor" diye konuştu.</p>

<p>Günümüzde birçok ilaç ağız yoluyla alınsa da&nbsp;diyabet&nbsp;hastaları şu ana kadar insülini vücutlarına enjekte etmek zorunda kaldılar.</p>

<p>McCourt, bu problemin nedeninin nano-taşıyıcılarla vücuda alınan insülinin midede parçalanması ve dolayısıyla vücudun ihtiyaç duyduğu bölgelere ulaşamaması olduğunu söyledi.</p>

<p>Araştırma&nbsp;kapsamında elde edilen sonuçlarsa bu problemi ortadan kaldırıyor.</p>

<p>McCourt, "İnsülinin mide asidi ve sindirim enzimleriyle parçalanmasını önleyecek bir kaplayıcı geliştirdik. Böylece insülin, gitmesi gereken yer olan karaciğere yapısı bozulmadan ulaşabiliyor" diye konuştu.</p>

<p>Geliştirilen kaplayıcının, sadece kan şekeri yükseldiğinde aktif hale gelen enzimler tarafından karaciğerde parçalandığı ifade edildi.</p>

<p><strong>"Kan şekeri düşükse, insülin salgılanmıyor"</strong></p>

<p>Araştırmaya öncülük eden isimlerden biri olan Sidney Üniversitesi'nden Nicholas J. Hunt, "Bu, kan şekeri yükseldiğinde karaciğerden hızlıca insülin salgılanması anlamına geliyor. Daha da önemlisi kan şekeri düşükse, insülin salgılanmıyor" dedi.</p>

<p>Ağız yoluyla alınabilen yeni insülinin ilk olarak solucanlar, fareler ve sıçanlarda denendiği ardından babunlarla da bir test yapıldığı aktarıldı.</p>

<p>Araştırmacılar yeni insülin metodunun insanlar üzerinde 2025'ten itibaren deneneceğini ve başarılı sonuçlar alınması halinde 2-3 yıl içinde de herkesin kullanımına sunulabileceğini belirtti.</p>

<p><br />
Kaynak:Independent Türkçe,&nbsp;Science Daily,&nbsp;Medical Xpress</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jan 2024 11:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/seker-hastalarinin-hayatinda-devrim-yaratacak-bulus.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kıbrıslı Türk bilim insanı HIV-1 virüsünün 4 yeni rekombinantını keşfetti</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/kibrisli-turk-bilim-insani-hiv-1-virusunun-4-yeni-rekombinantini-kesfetti-40148</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/kibrisli-turk-bilim-insani-hiv-1-virusunun-4-yeni-rekombinantini-kesfetti-40148</guid>
                <description><![CDATA[“Kıbrıs Üniversitesi” Biyoloji Fakültesi doktora öğrencisi Kıbrıslı Türk bilim insanı Çiçek Topçu’nun, doktora tezi çalışmaları çerçevesinde Ada’da HIV-1 virüsünün dört yeni rekombinant türünü keşfettiği bildirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>“Kıbrıs Üniversitesi” Biyoloji Fakültesi doktora öğrencisi Kıbrıslı Türk bilim insanı Çiçek Topçu’nun, doktora tezi çalışmaları çerçevesinde Ada’da HIV-1 virüsünün dört yeni rekombinant türünü keşfettiği bildirildi.</p>

<p>Alithia ve diğer gazetelere göre keşif, “Viruses” isimli biyoloji dergisinde 21 Aralık 2023’te yayımlanan “Comprehensive Genetic Characterization of Four Novel HIV-1 Circulating Recombinant Forms (CRF129_56G, CRF130_A1B, CRF131_A1B and CRF138_cpx) Insighghts from Molecular Epidemiology in Cyprus” isimli makale ile duyuruldu.</p>

<p>Haberde keşfin Çiçek Topçu’nun, “Kıbrıs Üniversitesi Biyoloji ve Moleküler Viroloji Laboratuvarı” Başkanı Profesör Leondios Kostrikis gözetiminde bir araştırma grubuyla birlikte yürüttüğü doktora tezi çerçevesinde yapıldığı kaydedildi.</p>

<p>Keşfin, dört yeni rekombinant türünün kapsamlı genetik karakterizasyonunu ve genetik çeşitliliğiyle ve enfeksiyonun Ada’daki ilerlemesiyle ilgili detaylı bilgiler sağladığı için HIV-1 alanında önemli bir dönüm noktası olarak görüldüğü vurgulandı.</p>

<p>Habere göre keşif, dört yeni rekombinanttan ikisinin Ada’ya başka ülkelerden taşındığını, ikisinin de yerel oluştuğunu gösteriyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jan 2024 15:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/kibrisli-turk-bilim-insani-hiv-1-virusunun-4-yeni-rekombinantini-kesfetti.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim insanlarından zombi geyik hastalığı uyarısı: İnsanlara sıçrayabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlarindan-zombi-geyik-hastaligi-uyarisi-insanlara-sicrayabilir-40028</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlarindan-zombi-geyik-hastaligi-uyarisi-insanlara-sicrayabilir-40028</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları, geçen yıl boyunca ABD'de yüzlerce hayvanın "zombi geyik hastalığı"na yakalanmasının ardından bu hastalığın insanlara da bulaşabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Hayvanları salyalı, uyuşuk, tökezleyen ve boş bakar bir halde bırakan kronik zayıflama hastalığı CWD ABD'nin Wyoming eyaletinde 800 geyik,&nbsp;Kanada&nbsp;geyiği ve sığın da görüldü.</strong></p>

<p>Ancak uzmanlar hastalığın "yavaş ilerleyen bir felaket" olduğu uyarısında bulundu ve devletleri hastalığın insanlara yayılma ihtimaline karşı hazırlanmaya çağırdı.</p>

<p>CWD araştırmacısı Dr. Cory Anderson The Guardian'a, "Britanya'daki deli dana hastalığı salgını, örneğin çiftlik hayvanlarından insanlara yayılma olayı gerçekleştiğinde işlerin bir gecede nasıl çığırından çıkabileceğinin örneğini sundu" dedi.</p>

<p>Benzer bir şeyin meydana gelme potansiyelinden bahsediyoruz. Kimse bunun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemiyor ancak insanların hazırlıklı olması önemli.</p>

<p>İngiltere'de 1980 ve 1990'larda sığırların enfekte et ve kemik tozuyla beslenmesi nedeniyle yayılan deli dana hastalığının ardından 4,4 milyon büyükbaş hayvan kesilmişti.</p>

<p>Sığırlar için genellikle ölümcül olan hastalık, merkezi sinir sistemini enfekte ederek hayvanlarda agresif belirtiler ve koordinasyon eksikliğine yol açıyor. 1995'ten bu yana 178 insan ölümü, insan varyantıyla ilişkilendirildi.</p>

<p><strong>7 bin ila 15 bin hayvan insanlar tarafından tüketiliyor</strong></p>

<p>Alliance for Public Wildlife'a göre 2017'de, her yıl CWD'yle enfekte 7 bin ila 15 bin hayvan insanlar tarafından tüketiliyordu.</p>

<p>Bu rakamın her yıl yüzde 20 artması bekleniyordu. Dr. Anderson, Wisconsin'de binlerce insanın muhtemelen enfekte geyik eti yediğini söyledi.</p>

<p>CWD bir ortama bulaştıktan sonra ortadan kaldırılması son derece zordur. Toprakta ya da yüzeylerde yıllarca kalabilir ve bilim insanları dezenfektanlara, formaldehite, radyasyona ve 600 santigrat derecede yakmaya karşı dirençli olduğunu belirtiyor.</p>

<p><strong>Hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıklar 2050'de 2020'ye kıyasla 12 kat daha fazla insanı öldürebilir</strong></p>

<p>Bu gelişme, ABD'li biyoteknoloji şirketi Ginkgo Bioworks'un hayvanlardan insanlara bulaşan hastalıkların 2050'de 2020'ye kıyasla 12 kat daha fazla insanı öldürebileceği uyarısında bulunmasının ardından geldi.</p>

<p>Şirket, zoonotik hastalıkların yol açtığı epidemilerin, iklim değişikliği ve ormansızlaşma nedeniyle gelecekte daha sık görülebileceğini söyledi.</p>

<p>Grubun araştırmasına göre, 1963'le 2019 arasında epidemiler her yıl neredeyse yüzde 5, ölümlerse yüzde 9 arttı.</p>

<p>Firma, "Bu yıllık artış oranları sürerse, analiz edilen patojenlerin 2050'de 2020'ye göre 4 kat daha fazla yayılma olayına ve 12 kat daha fazla ölüme yol açmasını bekliyoruz" uyarısında bulundu.</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Dec 2023 10:07:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilim-insanlarindan-zombi-geyik-hastaligi-uyarisi-insanlara-sicrayabilir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cep telefonuyla uyuyorsanız dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/cep-telefonuyla-uyuyorsaniz-dikkat-39983</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/cep-telefonuyla-uyuyorsaniz-dikkat-39983</guid>
                <description><![CDATA[Akıllı telefon bağımlılığı günümüzde had safhada. Öyle ki pek çok kişinin gün boyunca elinden düşürmediği bu cihazları uyurken bile yanlarından ayırmadığına dikkat çeken Prof. Dr. Uludüz, önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Akıllı telefonlarla neredeyse 7/24 iç içe bir yaşam sürüyoruz. Bu cihazlar pek çok kişinin uyurken bile ya baş ucunda ya da yastığının altında. Ancak bu alışkanlıkların tehlikeli olduğuna dikkat çeken Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Derya Uludüz, “Bilimsel araştırmaların pek çoğu akıllı telefonlardan yayılan elektromanyetik dalgaların beyin ve vücut sağlığımıza ciddi zararlar verdiğini gösteriyor’’ dedi ve şu bilgileri paylaştı:</p>

<p><strong>HANGİ SORUNLAR YAŞANABİLİR?</strong></p>

<p>Yoğun cep telefonu kullanımının vücuda etkileri şöyle sıralanabilir:</p>

<p>Uykusuzluk: Gece geç saatlere kadar telefonla vakit geçirmek, mavi ışığın uyku düzenini bozması nedeniyle uyku kalitesini düşürür. Bu da uykusuzluk ve yorgunluğa yol açar. Telefonla uyumak beyin dalgalarına zarar verip, uzun vadede hafıza sorunlarına zemin hazırlayabilir.</p>

<p>Postür problemleri: Sürekli telefona bakmak, boyun kaslarının ve omurganın dengesini bozabilir. Zamanla boyun ağrılarına, kireçlenmelere ve omurga sorunlarına neden olabilir. Sürekli başın öne eğik duruşu omurga üzerinde eksta bir yük oluşturur. Omurga basıncı artar ve postür yani duruş bozukluklarına neden olabilir.</p>

<p>Baş ağrısı: Cep telefonuyla uyumak elektromanyetik dalgaların etkisiyle baş ağrılarına hatta migren ataklarını tetikleyebilir.</p>

<p>Kanser: Bazı bilimsel araştırmalar henüz tam olarak ispatlanmasa da teknolojik cihazlardan yayılan elektromanyetik dalgaların uzun vadede kanser gelişimine yol açabileceğini göstermektedir. Uluslararası Kanser Araştırmaları Enstitüsü’nün 2008’de yayınladığı raporda; 10 yıl ya da daha üzeri cep telefonu kullanan kişilerde yüzde 40 daha fazla beyin tümörü tespit edildiği bildirilmiştir.</p>

<p>Göz yorgunluğu: Uzun süre telefon ekranına bakmak gözlerde aşırı yorgunluğa, bulanık görmeye, göz kaslarında aşırı zorlanmaya, gözlerde ağrıya, kızarıklığa ve kuruluğa yol açar.</p>

<p>Dikkat ve konsantrasyon sorunları: Sürekli bildirimler ve ekran başında geçirilen uzun süreler dikkat dağınıklığı ve konsantrasyon sorunlarına neden olabilir. Sosyal medya platformlarındaki olumsuz içerikler veya dijital ortamdaki yoğunluk, kaygı, stres ve depresyon gibi zihinsel sağlık sorunlarını artırır.</p>

<p>Kısırlık: Yapılan bilimsel araştırmalarda erkeklerde gün içinde uzun süre akıllı telefon kullanmanın sperm sayısında düşüklükle ilişkili olduğunu gösterdi.</p>

<p>Sosyal izolasyon: Aşırı telefon kullanımı gerçek hayattan kopmayı ve sosyal bağlantıları zayıflatır. Sürekli telefona odaklanmak gerçek dünyadaki etkileşimleri azaltır. Yüz yüze iletişim yerine dijital iletişim tercih edilmesi, sosyal etkileşimlerde azalmaya neden olabilir.</p>

<p><strong>ÇOCUKLARDAN UZAK TUTUN</strong></p>

<p>Cep telefonlarını ellerinden düşürmeyen çocuklar çok daha yüksek risk altındadır. 18 yaş altındaki kişilerde kafatası kemikleri tam olgunlaşmamıştır. Cep telefonunu kulağa yakın tutulduğunda radyasyon beyni daha derin etkiler. Cep telefonu radyasyonu kafa derisinin derinlerine iletir ve beyin dokusu ısınır. Bu radyasyon etkisi uzun vadede dikkat eksikliği, uyku sorunları gibi sağlık problemlerine yol açar. Çocukların beyin zarları zarar görür. Bu durum da bilişsel becerilerini olumsuz etkiler, ileriki yıllarda da ciddi sağlık problemleri yaşanabilir.</p>

<p><strong>NE YAPMAK GEREKİR?</strong></p>

<p>Akıllı telefon kullanımını kontrol altına alabilmek için şunlar yapılabilir:</p>

<p>1.Ekran sürenizi sınırlayın: Cep telefonlarının ekran süresini ayarlamak için özelliklerine dikkat edin. Bu özellikler günlük olarak hangi uygulamaları, ne kadar süreyle kullandığınızı gösterir.&nbsp;</p>

<p>2.Uygulamaları bilinçli şekilde indirin: Uygulamaları ve içerikleri seçerken dikkatli olmak, sadece gerekli olanları indirmek gereksiz zaman harcamanızı ve uzun süre telefonla oyalanmanızı engelleyebilir.</p>

<p>3.Dijital detoks uygulayın: Zaman zaman bilinçli bir şekilde teknolojiden uzaklaşmak önemlidir. Belirli zaman dilimlerinde telefonu tamamen kapatmak ve ekran sürelerini minimum seviyeye indirmek, daha fazla zaman ayırabileceğimiz etkinliklere odaklanmamıza yardımcı olabilir. Yatmadan önce belli bir saatten sonra bu cihazları kullanmamayı, kapatmayı ve yatak odasına sokmamayı alışkanlık haline getirin. Hatta kapalıyken de radyasyon yayan akıllı telefonunuzu başka bir odada bırakın. Sabahları sizi uyandırması için de cep telefonu yerine küçük bir saat alın.</p>

<p>4.Dışarıda aktiviteler ve hobiler edinin: Egzersiz ve doğa yürüyüşleri yapmak ya da yeni hobiler edinmek, teknoloji kullanımı yerine farklı etkinliklere zaman ayırmanıza yardımcı olabilir.</p>

<p>5.Çocukları doğru yönlendirin: Çocuk nasıl olsa oyalanıyor deyip, onun saatlerce telefonla oynamasına göz yummayın. Tabii rol model olarak siz de özellikle onların yanında telefondan uzak durun. Çocuklar için doğru etkinlik planlaması yapmak, birlikte kaliteli zaman geçirmek, onları spora ve sanat etkinliklerine yönlendirmek teknolojiyi sınırlı kullanmalarını sağlar.</p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Dec 2023 09:11:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/cep-telefonuyla-uyuyorsaniz-dikkat.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırma: Hastalık hastası kişiler diğerlerine göre daha erken ölüyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-hastalik-hastasi-kisiler-digerlerine-gore-daha-erken-oluyor-39968</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-hastalik-hastasi-kisiler-digerlerine-gore-daha-erken-oluyor-39968</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İsveç'te yapılan bir araştırma, "hastalık hastalığı" olarak da bilinen "hipokondriyazis" tanısı konulmuş kişilerin, diğer insanlara göre daha erken öldüğünü ortaya koydu.</p>

<p>Araştırmada, hipokondriyazis tanısı konulmuş 4 bin 129 kişi ile bu hastalığı olmayan 41 bin 290 şahsın verileri incelendi.</p>

<p>Bu kapsamda "hastalık hastası" kişilerin diğerlerine göre hem doğal hem de doğal olmayan nedenlerden dolayı daha erken öldüğü tespit edildi.</p>

<p>ABD'nin New York kentindeki Montefiore Tıp Merkezi'nden Dr. Jonathan E. Alpert, araştırmaya ilişkin yaptığı açıklamada, birçok kişide hafif de olsa hastalık hastalığına rastlanılabileceğini ancak bir tarafta "ciddi bir hastalığa yakalanmamak için bazı insanların sürekli endişe ve acı içinde yaşadığını" kaydetti.</p>

<p>İsveç'te bulunan Karolinska Enstitüsünden araştırmanın başyazarı David Mataix-Cols, "literatürdeki açık bir boşluğu" ele aldıkları söz konusu araştırmayı yaparken binlerce kişiye ait 24 yıllık veriyi analiz ettiklerini söyledi.</p>

<p>Mataix-Cols, önceki araştırmaların bu rahatsızlığa sahip kişilerde intihar riskinin daha düşük olabileceğini öne sürdüğünü ancak yaptıkları bu çalışmada hipokondriyazis tanısı konmuş kişilerde intihar oranının olmayanlara göre 4 kat daha fazla olduğunu gözlemlediklerini ifade etti.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 14 Dec 2023 10:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/arastirma-hastalik-hastasi-kisiler-digerlerine-gore-daha-erken-oluyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tabipler Birliği: “Sağlık ağızda başlar”</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/tabipler-birligi-saglik-agizda-baslar-39828</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/tabipler-birligi-saglik-agizda-baslar-39828</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Kıbrıs Türk Tabipler Birliği (KTTB), 22 Kasım Diş Hekimler Günü dolayısıyla mesaj yayımlayarak, “sağlık ağızda başlar” vurgusu yaptı.</p>

<p>Birlikten yayımlanan mesajda, “Ağız ve diş sağlığı konusunda toplumun bilinçlenmesi, ağız ve diş sağlığının korunması ve iyileştirilmesinde; bilim, teknik ve sanatı birleştirerek özveri ile çalışan tüm diş hekimlerimizin 22 Kasım Diş Hekimleri Günü kutlu olsun” ifadeleri kullanıldı.</p>

<p>Mesajda, 22 Kasım’ın Diş Hekimliği Günü”, 22 Kasım’ı içine alan hafta ise “Ağız Diş Sağlığı Haftası” olarak kutlandığına işaret edilerek, hafta boyunca Kıbrıs Türk Diş Tabipleri Odası tarafından diş bakımın küçük yaşlardan itibaren verilecek eğitimlerle kazandırılması, diş sağlığının öneminin anlaşılması ve toplum bilincinin oluşturulması amacıyla çeşitli organizasyonların planlandığı kaydedildi.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 22 Nov 2023 15:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/tabipler-birligi-saglik-agizda-baslar.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim insanları bedenden bağımsız olan beyni canlı tutmayı başardı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-bedenden-bagimsiz-olan-beyni-canli-tutmayi-basardi-39769</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-bedenden-bagimsiz-olan-beyni-canli-tutmayi-basardi-39769</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları, beyni canlı tutabilecek ve bedenin geri kalanından bağımsız olarak çalışmasını sağlayabilecek bir cihaz geliştirdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>ABD'deki UT Southwestern Tıp Merkezi'ndeki araştırmacılar,</strong>&nbsp;ketamin ile uyutulan bir domuzun beynine giden kan akışını izole etmeyi başarırken, bilgisayarlı bir algoritma organın ihtiyaç duyduğu gerekli kan basıncını, hacmini, sıcaklığını ve besin maddelerini korudu.</p>

<p><strong>5 SAATLİK SÜRE BOYUNCA STABİL&nbsp;</strong></p>

<p>Nörologlardan oluşan ekip, vücudun geri kalanından hiçbir biyolojik girdi almamasına rağmen, beyin aktivitesinin beş saatlik bir süre boyunca minimum düzeyde değişiklik gösterdiğini bildirdi.</p>

<p><strong>BEYİN&nbsp;NAKLİ GERÇEKLEŞTİRME POTANSİYELİNİ ORTAYA KOYDU</strong></p>

<p>Bilim&nbsp;insanlarına göre deneyin başarısı, insan beynini diğer bedensel işlevlerden etkilenmeden incelemenin yeni yollarını açabilirken,&nbsp;teknoloji&nbsp;gelecekte beyin nakli gerçekleştirme potansiyelini de ortaya&nbsp;koydu.</p>

<p>Nöroloji, pediatri ve fizyoloji profesörü olan Juan Pascual, "Bu yeni yöntem, vücuttan bağımsız olarak beyne odaklanan araştırmalara olanak tanıyarak fizyolojik soruları daha önce hiç yapılmamış bir şekilde yanıtlamamızı sağlıyor" dedi.</p>

<p>Ekstrakorporeal pulsatil dolaşım kontrolü (EPCC) olarak adlandırılan ve türünün ilk örneği olan sistem, dış faktörleri dikkate almak zorunda kalmadan kan şekeri yüksekliğinin beyin üzerindeki etkilerini daha iyi anlamak için halihazırda kullanılıyor.</p>

<p>Beynin bu şekilde izole edilmesi, araştırmacıların besin alımının etkisini vücudun doğal savunma mekanizmalarından bağımsız olarak incelemelerine olanak sağladı.</p>

<p>Araştırmacılar, "EPCC altında yöntemlerimizle incelenen serebral aktivitenin korunması, her bir denek çalışması süresince korunmuştur.</p>

<p>Oksijen takviyesi yapıldığında beyin dokusunun aşırı oksijenlenmesi ve kraniyotomi kullanıldığında hafif kafa içi basınç değişiklikleri dışında, bu sistem kafa içi basınç, doku oksijen satürasyonu ve sıcaklık gibi serebral fizyolojik parametrelerin neredeyse doğal seviyeleriyle ilişkilendirilmiştir." dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Nov 2023 11:51:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilim-insanlari-bedenden-bagimsiz-olan-beyni-canli-tutmayi-basardi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim insanları abur cubur yiyen farelerde kilo alımını önleyen ilaç geliştirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-abur-cubur-yiyen-farelerde-kilo-alimini-onleyen-ilac-gelistirdi-39433</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-abur-cubur-yiyen-farelerde-kilo-alimini-onleyen-ilac-gelistirdi-39433</guid>
                <description><![CDATA[Hayatlarının çoğu boyunca yüksek şeker ve yüksek yağ içeren bir diyetle beslenen fareler, deneysel yeni bir ilaçla tedavi edildiklerinde kilo alımından kaçmayı ve karaciğerlerini korumayı başardılar.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Küçük moleküllü ilaç, San Antonio'daki Texas Sağlık Bilimleri Merkezi (UT Health San Antonio) tarafından yönetilen bir ekip tarafından geliştirildi.</strong></p>

<p>Kimyasal kısaltması CPACC ile bilinen bu sistem, hücrenin&nbsp;enerji&nbsp;üretmek ve kalori yakmakla görevli kısımları olan mitokondriye magnezyum girişini sınırlayarak çalışıyor.</p>

<p>Araştırmacılar yeni ilacı, Mrs2 adı verilen magnezyum taşıyıcı proteini kodlayan spesifik bir genin silinmesinin etkisini incelerken keşfettiler.</p>

<p>Bu protein, magnezyumu mitokondriyal zar boyunca taşımak için bir kanal görevi görüyor.</p>

<p>MRS2 silinmesi, farelerin 14 haftalıktan başlayarak bir yıla kadar (bir farenin hayatında uzun bir süre) abur cubur tüketmesine rağmen, mitokondrilerinde gelişmiş şeker ve yağ metabolizmasına sahip, daha zayıf, daha sağlıklı olmasına olanak sağladı.</p>

<p>Elbette farelerde elde edilen sonuçlar insanlar için geçerli olmayabilir ve çalışmanın yazarları bunun bazı sınırlamaları olduğunu belirtiyor.</p>

<p>İnsanlardaki metabolik sendromu taklit etmek için kullandıkları yöntemde uzun süreli diyet stresi kullanılıyor. Sistemi kısa süreli diyet stresine sokmak, MRS2 silinmesinin ana etkilerinin açıklığa kavuşturulmasına yardımcı olabilir.</p>

<p>Ayrıca araştırmacılar, MRS2 için tam bir silme yöntemi kullanmanın, her bir dokunun metabolik düzenlemeyi nasıl etkilediğine bakmayı imkansız hale getirdiğini söylüyor.</p>

<p>MRS2'nin yaygın ifadesi göz önüne alındığında, bunun beyin, kalp, böbrekler, akciğerler ve iskelet kasları gibi çeşitli organlar üzerindeki etkilerine ilişkin daha fazla araştırmanın önemini vurguluyorlar.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 22 Aug 2023 11:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bilim-insanlari-abur-cubur-yiyen-farelerde-kilo-alimini-onleyen-ilac-gelistirdi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak havalarda evden çıkmak istemememizin nedeni meğerse bambaşkaymış...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/sicak-havalarda-evden-cikmak-istemememizin-nedeni-megerse-bambaskaymis-39343</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/sicak-havalarda-evden-cikmak-istemememizin-nedeni-megerse-bambaskaymis-39343</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Aşırı sıcaklar insan sağlığını birçok yönden olumsuz etkiliyor. İnsanların psikolojiside sıcaklardan oldukça fazla etkileniyor. Havaların çok sıcak olmasının psikolojinizdeki etkilerinin ne olduğunu merak ediyorsanız bu haberi mutlaka dikkate alın...</p>

<p style="text-align:start">Aşırı sıcakların giderek artacağına dair açıklamaların ardından&nbsp;Uzman Psikoloğu Tuğçe Denizgil,&nbsp;aşırı sıcakların insan psikolojisinde yol açtığı olumsuz etkileri dile getirerek bu etkilerden nasıl korunabileceğini anlattı.&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">"Stresi kabaca, organizmanın uyum kapasitesini etkileyen etmenlere ve yaşanılan değişime uyum sağlama tepkisi olarak tanımlayabiliriz" diyen Uzman Psikoloğu Tuğçe Denizgil, bu bağlamda, artan sıcaklık ortalaması ile nemin beden üzerinde halsizlik, kalp çarpıntısı, ateş basması, yüksek tansiyon gibi istenmeyen sorunlara neden olmasının yanı sıra, insan psikolojisini de yakından etkilediğini bildirdi.</p>

<p style="text-align:start">Sıcak havalarda uyku problemlerinin de sıkça karşılaşılan sorunlardan biri olduğunu belirten Denizgil, yetersiz uykunun, bitkin ve yorgun hissetme ile tahammülsüzlüğü de beraberinde getirebildiğini ifade etti. "Yaz aylarında yaşanan önemli psikiyatrik yakınmalardan biri de uykusuzluktur" diyen Tuğçe Denizgil şöyle devam etti:</p>

<p style="text-align:start">"Buradaki en önemli faktör ise uykusuzluğun bipolar hastalığının, aşırı neşeli, haraketli vb. manik dönemi tetikleyebilmesidir. Ayrıca uykusuzluk gün içerisinde huzursuzluk, sinirlilik, tahammül edememe ve gerginliğe de yol açabilmekte, bu da gerek duygusal, gerek sosyal, gerekse profesyonel ilişkilerde yıpranma ya da bozulmaya yol açabilmektedir."</p>

<p style="text-align:start">Artan yaz sıcakları nedeniyle açık havada gerçekleştirilen aktivitelerin sekteye uğraması ya da azalmasının söz konusu olduğu durumlarda da kişilerde huzursuzluk halinin yaşanabileceğini söyleyen Tuğçe Denizgil, bir diğer önemli sorunun ise dikkat gerektiren işleri sürdürmede yaşanan olumsuz etkilenmeler olduğunu belirtti.</p>

<p style="text-align:start"><strong>"SICAK HAVA EN ÇOK ANKSİYETE BOZUKLUKLARINA NEDEN OLUYOR"</strong></p>

<p style="text-align:start">"Hava sıcaklığındaki artışlar özellikle ruhsal hastalıklar içinde en çok anksiyete bozukluklarına neden olabilmektedir" ifadesini kullanan Psikolog, nem oranındaki artışların ise panik bozukluğu olanlar için huzursuzluk hissi oluşturduğunu, bu kişilerin atak geçirme sıklığının da bu bağlamda artabildiğini aktardı.&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Birçok insan için rahatlama, deniz ya da tatil anlamına gelen yaz aylarının bazı kişilerde ise öfke denetleme sorunlarında artışa yol açabildiğini söyleyen Denizgil, araştırmaların, birçok toplumsal olayın yaz dönemine ya da sıcak havalara denk geldiğini, suç işleme oranlarında ise yine bu dönemde artış yaşandığını gösterdiğini bildirdi. Birçok kişinin tatile çıktığı zaman alkol ya da madde kullanımını artırabildiğini kaydeden Uzman, tatil döneminin bağımlı kişiler ya da tedavi süreci devam eden hastalar için alkol ya da maddeye kolay ulaşmak açısından oldukça riskli olabileceğini sözlerine ekledi.</p>

<p style="text-align:start"><strong>PSİKOLOJİNİZİ BU ŞEKİLDE KORUYUN!</strong></p>

<p style="text-align:start"><strong>Tuğçe Denizgil</strong>, yaz mevsiminde sıvı tüketiminin yeterince olmadığı zamanlarda aşırı terleme nedeniyle vücut elektrolit dengesinin bozulabileceğini, halsizlik, yorgunluk, iştah kaybı, isteksizlik hissi yanında çabuk öfkelenme gibi davranışların artabileceğini söyleyerek şu önerilerde bulundu:</p>

<p style="text-align:start">“Yaşanabilecek olumsuz etkileri en aza indirgemek amacıyla yaz aylarında sıvı tüketimine daha çok dikkat edilmesi gerekmektedir. Sıcak havalarda tercih edilecek rahat kıyafetler, vücudu daha konforlu hissettirip, stresi azaltabilir. Hissedilen sıcağın etkilerini azaltmak ve uyum sağlamak öncelikli hedefimiz olmalıdır. Sürekli negatif otomatik düşüncelere odaklanmak, yaşanılan stresi artıracağından, kişiler için temel amaç stresi kontrol etmek olmalıdır. Ayrıca akşam saatlerinde keyif alınabilecek zamanlar oluşturulmalı, gün içinde sıcaklardan dolayı ket vurmak zorunda kalınan aktiviteleri gerçekleştirmeye özen gösterilmelidir.”&nbsp;&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Aug 2023 17:20:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/sicak-havalarda-evden-cikmak-istemememizin-nedeni-megerse-bambaskaymis.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk profesörün icadı kansere yeni çözümler getirecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/turk-profesorun-icadi-kansere-yeni-cozumler-getirecek-39341</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/turk-profesorun-icadi-kansere-yeni-cozumler-getirecek-39341</guid>
                <description><![CDATA[Almanya Münih Üniversitesi Doku Mühendisliği ve Rejeneratif Tıp Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Ali Ertürk'ün, tüm organizmayı şeffaflaştırarak tek hücreyi bile daha önce görülmemiş netlik ve detayda görüntüleyen yeni icadı, en büyük kanser araştırması kurumlarından Cancer Research UK tarafından kanser teşhis ve tedavisinde yeni dönemin başlangıcı olarak tanımlandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hücreleri, dokuları ve fare gibi tüm organizmaları şeffaflaştırma teknolojisi, kanser ilacı araştırmalarına yeni bakış açıları kazandırdı.</p>

<p>Bu teknoloji sayesinde, daha önce görülemeyecek kadar küçük tümörlerin saptanması mümkün hale geldi.</p>

<p>Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü`nden 2003`te mezun olan ve halen Almanya Münih Üniversitesi Doku Mühendisliği ve Rejeneratif Tıp Enstitüsü Başkanlığını yürüten Prof. Dr. Ali Ertürk, 2018`de dokuların ve ölü farenin şeffaflaştırılması teknolojisini geliştirdi.</p>

<p>Ertürk, son çalışmasında ise bu teknolojiyi kullanarak organların ve dokuların daha önce görülmemiş netlik ve detayda taranmasını sağlayarak özellikle kanser araştırmaları açısından büyük bir gelişmeye öncülük etti.</p>

<p>Dünyanın en büyük kanser araştırması kurumlarından Cancer Research UK tarafından yapılan açıklamada, yeni tarama tekniğinin çok zengin potansiyel taşıdığı ve mevcut teknolojilerle kıyaslandığında kanser teşhis ve tedavisinde yeni bir dönemin başlattığı ifade edildi.<br />
<br />
Açıklamada, kanser hücrelerinin daha oluşmaya başlarken görüntülendiği yeni teknolojinin, bu aşamadaki kanserlerin tedavisinde de büyük başarı getireceği, daha az hayvan deneyi yapılarak yapay zekayla hastalık teşhis ve tedavisinde önemli bir aşamaya geçildiği belirtildi.</p>

<p>Prof. Dr. Ali Ertürk, yaptığı açıklamada, bir süre önce ölü dokuları patentli bazı kimyasal solüsyonların içinde suyunu çıkartıp "şeffaflaştırabildikleri" bir çalışma yaptıklarını, bunu ölü fareler üzerinde gösterdiklerini söyledi.<br />
<br />
Son araştırmalarında ise bu farelerin içinin iyi şekilde görüntülenmesini sağladıklarını ifade eden Ertürk, DISCO şeffaflığı adını verdikleri yöntemin "sütü suya çevirmeye benzediğini" kaydetti.</p>

<p>"Sütü suya çevirmek..."</p>

<p>Ertürk, "Sütün içine bakıldığında bir şey göremezsiniz. Süt birdenbire su olsa, bu sefer lazerli mikroskoplarla içini tarayabilirsin. Tek bir kanser hücresini düşünün. Bu yöntemle artık kanser daha oluşmadan tümör oluşmaya başlayan hücreyi görüntüleyebiliyoruz." dedi.</p>

<p>Şeffaflaştırdıkları dokuları, geliştirdikleri lazer sayesinde tüm detaylarıyla görüntüleyebildiklerini bildiren Ertürk, şu bilgileri verdi: "Bütün fareyi şeffaf hale dönüştürdükten sonra içindeki biyolojik sistemleri hücre seviyesinde tarayabiliyoruz. Bu şekilde kanser gibi hastalıkları hücre seviyesinde görüntüleyip hücre seviyesinde çözümler bulabiliyoruz. Büyük kanserleri görmek, bulmak çok sorun değil. Ama insanlar genelde büyük kanserlerden değil hücre seviyesindeki küçük kanserlerden ölüyor. Bu küçük kanserler vücuda yayıldıktan sonra değişik bölgelerde büyüyüp insanı öldürebiliyor. Bu mekanizmaları iyi anlayabilmemiz için kanser araştırmalarını fareler üzerinde hücre seviyesinde yapıyoruz. Geliştirdiğimiz yeni teknoloji hücre seviyesindeki detayları görmemizi sağlıyor. Geliştirdiğimiz bu görüntüleme teknolojileri yapay zekayla detaylı ve hızlı şekilde analiz ediliyor. Bu şekilde artık hücre hücre vücutta oluşan hastalıkları anlayıp onlara karşı yeni tedaviler geliştirebiliyoruz. Küçük küçük kanser hücrelerini görüp, böylece onları daha yayılmadan yok edebilecek yeni çözümler araştırabiliyoruz." dedi.</p>

<p>Bu çalışmada yapay zekanın önemine işaret eden Ertürk, şöyle devam etti: “Şu an beyinle ilgili hastalıkları çözmemiz çok kolay değil. Halen daha çok kompleks olan insan beynini anlamış değiliz. Bunu başarabilmek için çok hızlı ilerleyen, çok hızlı araştırma yapabilen tekniklere ihtiyacımız var. Bizim geliştirdiğimiz şeffaflık metodunu yapay zeka ile birleştirerek yıllarca sürebilecek çalışmaları artık belki saatler içinde tamamlayabiliyoruz. Böylece kompleks olan belki milyonlarca sebebi olan Alzheimer gibi hastalıkların çok hızlı şekilde sebeplerine tek tek bakıp onlara karşı yeni ve güçlü çözümler bulabilecek bir konuma ulaştık. Bu yüzden çok heyecanlıyız. Bizim bu araştırmamız bize daha önce yapamadığımız, yavaş yavaş ilerleyen bilimi çok hızlı yapmamızı sağlıyor. Yapay zekayı kullanarak yakın zamanda kompleks olan hastalıkları kanser, Alzheimer gibi hastalıklara daha etkili çözümler bulabileceğimizi düşünüyorum."</p>

<p>Amaç teşhis ve tedavide yapay zekaya geçmek</p>

<p>Prof. Dr. Ertürk, farenin, biyolojik araştırmalarda en çok kullanılan organizma olduğunu belirterek, "Genetik olarak yüzde 90`nın üzerinde insanla benzerlik var. Ancak fare üzerinde deney yapmak çok kolay değil. Farelerle alınan sonuçlar, her zaman insanlarda çalışmıyor. İlaç geliştirme araştırmaları ise 10-15 sene sürüyor ve maliyeti de 2 milyar doları bulabiliyor. İlaç geliştirmek için çok bilgi gerekiyor. Fareler üzerinde vücudun hücre düzeyindeki haritasını çıkarıp yapay zekaya geçmeyi hedefliyoruz." diye konuştu.</p>

<p>"Yapay zeka ile ilgili bölümler yazsınlar"</p>

<p>Bilimde hedefin çok fazla hayvan deneyi yapmadan bilgisayarda yapay zekayı eğiterek biyolojik hastaları çözmek, en iyi ilaçları ve tedavileri geliştirmek olduğunu kaydeden Ertürk, "Amacımız, vücuttaki değişik hastalıkları, sistemleri anlayıp onları yapay zekada simüle etmek ve hızlı bir şekilde hastalıklara çözüm bulabilecek yöne gitmek. Bunu başarmak artık daha kolay." dedi.<br />
<br />
Ertürk, gençlere yapay zeka ile ilgili bölümleri tercih etmelerini, yapay zeka uzmanlarına ihtiyaç olduğunu belirtti.<br />
<br />
Prof. Dr. Ali Ertürk, kanser ve alzheimer gibi hastalıklar için yeni tedaviler geliştirmeyi hedefleyen biyoteknoloji girişimi üzerine çalıştığını da sözlerine ekledi.</p>

<p>Görüntülemede yeni dönem</p>

<p>Bilkent Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Üyesi Prof. Dr. Tayfun Özçelik ise mezunları Ertürk`ün geliştirdiği teknolojinin kanser ilaçları çalışmalarında kullanılacağını söyledi.<br />
<br />
Biyopsi örneklerinde alınan dokuların da bu teknikle artık şeffaflaştırılabileceğini dile getiren Özçelik, "Yeni çalışma, görüntülemede yeni bir dönemin başlangıcı. Bundan sonraki kanser teşhis ve tedavi yöntemleri bu teknik üzerinde ilerleyecektir." dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Aug 2023 17:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/turk-profesorun-icadi-kansere-yeni-cozumler-getirecek.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sevenlerini yasa boğdu...</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/sevenlerini-yasa-bogdu-39188</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/sevenlerini-yasa-bogdu-39188</guid>
                <description><![CDATA[Sevenlerini yasa boğdu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çevresinde çok sevilen biri olan Beşir Aygün, hayatını kaybetti.</p>

<p>Aygün’ün vefatı başta aile yakınları olmak üzere tüm sevenlerini yasa boğdu.</p>

<p>Beşir Aygün’ün yarın son yolculuğuna uğurlanacağı öğrenildi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jun 2023 18:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/sevenlerini-yasa-bogdu_1.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarda RSV’ye dikkat!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/cocuklarda-rsvye-dikkat-38926</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/cocuklarda-rsvye-dikkat-38926</guid>
                <description><![CDATA[Bahar aylarında olmamıza rağmen kış hastalıkları yakamızı bırakmıyor. Özellikle çocuk ve bebekleri tehdit eden RSV’nin bugünlerde yaygın görüldüğünü belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Merve Başkan, “Grip ve soğuk algınlığıyla karıştırılan hastalık akciğerleri tehdit ediyor” dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>Uzmanlar, Covid 19, adenovirüs, rhinovirüs gibi solunum yolu enfeksiyonlarının yeniden orataya çıktığı bugünlerde çocuklarda en çok RSV (Respiratuar Sinsitral Virüs) görüldüğüne dikkat çekti. Hastalık riskinin mayıs sonuna kadar devam ettiğini belirten Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Merve Başkan, ciddi sonuçları olabilen RSV ile ilgili şu bilgileri paylaştı:</p>

<p><strong>Yüzeylerde ve ellerde saatlerce kalabilir</strong></p>

<p>RSV solunum yollarını hedef alan parainfluenza virüslerinden bir RNA virüsüdür. Enfekte kişilerin öksürmesi veya hapşırması sonucu havada asılı kalan virüs içerikli damlacıklarla geçer. Virüs yüzeylerde saatlerce, ellerde de 1 saate yakın kalır. Dolayısıyla temasla da bulaşır.</p>

<p><strong>Grip ve soğuk algınlığıyla karıştırılır</strong></p>

<p>Genellikle grip ve Covid-19 semptomlarıyla benzerlik gösteren RSV; burun akıntısı, öksürük, hapşırık, yüksek ateş, halsizlik, hırıltı ve nefes darlığı gibi belirtilerle ortaya çıkar. Bebeklerde ise zor nefes alıp verme, emmeyi reddetme, halsizlik, renkli balgam, öksürük, idrar miktarında azalma, ateşin 38 derecenin üzerinde seyretmesi gibi işaretler görülür.</p>

<p><strong>Tedavide geç kalınmamalı</strong></p>

<p>RSV çocuklarda en sık akciğer enfeksiyonu yapan etkenlerden biridir. Çocuklarda üst solunum yolu enfeksiyonu olarak görülse de özellikle bebeklerde ve küçük çocuklarda bronşiolit (akciğerlerin küçük havayollarında (bronşiollerde) tıkanıklığa neden olabilen iltihabi bir durum) ve pnömoni (zatürre) gibi alt solunum yolu enfeksiyonlarına yol açar.</p>

<p>RSV, özellikle burun ve ağız yoluyla akciğer dokusuna ulaşarak bronş ve bronşiollerdeki solunum yoluna yerleşme eğilimindedir. Bronşiol çapları bebeklerde oldukça küçüktür. Dolayısıyla bronşioller enfekte olunca daha da daralır ve havanın geçişi engellenerek hastalık tablosu ortaya çıkar. Solunum yollarındaki salgılar, daralan bronşiollerde birikerek başka mikroorganizmaların da üremesine elverişli bir ortam yaratabilir. Bu nedenle, RSV enfeksiyonu ile beraber diğer viral ve bakteriyel enfeksiyon etkenleri de tabloya eklenebilir ve ciddi komplikasyonlarla karşılaşılabilir.</p>

<p>Yaygın bronşiolit veya zatürre hastalığının yaşandığı durumlarda bebeklere hastanede tedavi verilmesi gerekebilir. Bu&nbsp;tip&nbsp;tedavide bebeğe oksijen, nemlendirilmiş hava ve damardan sıvı takviyesi verilebilir; ağır vakalarda solunum cihazına başvurulabilir. Yetişkinler ise hastalığı genellikle hafif soğuk algınlığı semptomları gibi basit belirtilerle geçirir.</p>

<p><strong>İşte en riskli gruplar</strong></p>

<p>Altı aylıktan küçük bebekler, özellikle RSV sezonunun ilk yarısında doğan ve kreşe giden çocuklar, kronik akciğer hastalığı olan bebekler ve çocuklar, 35. gebelik haftasından önce doğanlar,&nbsp;konjenital kalp hastalığı olanlar, sigara dumanına maruz kalan bebekler, down sendromlu hastalar, bağışıklık sistemi baskılanmış hastalar, şiddetli astımı olanlar, kardiyopulmoner hastalığı, kronik akciğer hastalığı olan veya bakıma muhtaç olan yaşlı hastalar daha fazla risk altındadır.</p>

<p><strong>Aşısı yok</strong></p>

<p>RSV için kullanılabilir rutin bir aşı yok. Ancak özel antikor içeriği olan uygulama, her ay 1 doz olmak üzere toplam 5 doz risk grubu içinde yer alan çocuklara (örneğin kronik akciğer hastalığı tanısı alan prematür bebeklere, doğuştan kalp hastalığı olan çocuklara hayatlarının ilk yılında) kasım ayından başlanarak uygulanabilir.</p>

<p><strong>Teşhisi zor değil</strong></p>

<p>RSV enfeksiyonu tanısı, genellikle ayrıntılı bir hastalık öyküsü ve detaylı fizik muayene sonucu konulabilir. Bununla beraber, alınan örnekte hızlı RSV antijeni tespit edilmesi kesin tanıya yardımcı olur.</p>

<p><strong>Bu önlemler alınmalı</strong></p>

<p>Çocuğunuza el hijyeninin önemini anlatıp, el yıkama alışkanlığı kazandırın. Özellikle okullarda alınması gereken en etkili önlemler el hijyeni ve sınıfların sık sık havalandırılmasıdır. Bebekleri bu virüsten korumak için nezle benzeri bulguları olan kişilerden ve okula giden çocuklardan uzak tutun. Okula giden çocuğunuz varsa ve üst solunum yolu enfeksiyonu bulguları gösteriyorsa bebeğinizin odasını ayırın. Bebeğe dokunmadan önce ellerinizi sabunla yıkayın. Onları alışveriş merkezi, toplu taşıma araçları, kreş ve okul gibi kalabalık yerlere götürmeyin. Evde sigara tüketimine son verin. Sigara dumanının solunması bebeklerde RSV enfeksiyonu riskini artırır.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Apr 2023 11:14:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Araştırma: İnsan beyni, göz açıp kapayıncaya kadar sahte anı üretebiliyor </title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-insan-beyni-goz-acip-kapayincaya-kadar-sahte-ani-uretebiliyor--38911</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/arastirma-insan-beyni-goz-acip-kapayincaya-kadar-sahte-ani-uretebiliyor--38911</guid>
                <description><![CDATA[Yeni bir araştırmada, insan beyninin "göz açıp kapayıncaya kadar" sahte anı üretebildiği tespit edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;Science Alert sitesinin haberine göre, Amsterdam Üniversitesinden blim insanlarının öncülüğünde yapılan deneylerde, araştırmaya katılan 534 kişiye, Latin harflerinin gerçek ve aynada yansıtılmış (C ve Ɔ) şekilleri gösterildiğinde, insanların yansıma harfi gerçek haliyle hatırlamaya yatkın olduğu belirlendi.</p>

<div>
<div>
<p>Araştırmada, bazı katılımcıların hafızasını karıştırmak amacıyla rastgele harfler gösterilmesinden sonra tüm katılımcılardan, ilk gösterilen harfi tekrar söylemeleri istendi.</p>

<p>İlk harfin gösterilmesinden yaklaşık yarım saniye sonra katılımcıların neredeyse yüzde 20'sinin istenen harf hakkında sahte bir anı ürettiği belirtilen araştırmada, 3 saniye sonra da bu miktarın yüzde 30'a yükseldiği kaydedildi.</p>

<p>Araştırmada, katılımcılara harfler yansıtılmış şekliyle gösterildiğinde, insanların "göz açıp kapayıncaya" kadar yansıtılmış harfi, gerçek bir harf olarak hatırlama olasılıklarının daha yüksek olduğu tespit edildi.</p>

<p>Uzmanlar, insan beyninin görmeyi beklediği şeylere göre anılarını "sahte anılarla" değiştirdiğini ve katılımcıların, Latin harflerine aşina olması dolayısıyla beyinlerinin gösterilen harfleri yansıtılan halleriyle değil normal yazılmış şekillerinde görmeyi beklediklerini belirtti.</p>

<p>Deneylerde, rastgele düz ve yansıtılmış harfler gösterildikten sonra katılımcılara 1'den 4'e kadar anılarına ne kadar güvendikleri soruldu.</p>

<p>Katılımcılar, cevaplarına güvendiklerini belirtti. Böylece katılımcıların cevaplarının aslında yanlış tahminler değil, "sahte anılar" olduğundan emin olundu.</p>

<p>Araştırmanın yazarları, "kısa süreli hafızanın her zaman az önce algılanan şeyin doğru bir temsili olmayabildiğine" ve "hafızanın aslında görmeyi beklediğimiz şey tarafından şekillendiğine" işaret etti.</p>

<p>Araştırma, "PLOS One" dergisinde yayımlandı.</p>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Apr 2023 12:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/arastirma-insan-beyni-goz-acip-kapayincaya-kadar-sahte-ani-uretebiliyor-.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD&#039;li firmadan kanser ve kalp hastalığına umut veren açıklama</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/abdli-firmadan-kanser-ve-kalp-hastaligina-umut-veren-aciklama-38901</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/abdli-firmadan-kanser-ve-kalp-hastaligina-umut-veren-aciklama-38901</guid>
                <description><![CDATA[ABD'nin önde gelen ilaç firması Moderna kanser ve kalp hastalığı aşılarının 2030'a kadar hazır olacağını duyurdu. Uzmanlara göre çığır açan bir dizi yeni aşı ile yüzbinlerce hayat kurtarılabilir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p><strong>Kanser&nbsp;ve kalp hastalığı aşıları 2030'a kadar hazır olacak." Umut veren bu açıklama ABD'nin önde gelen ilaç firması&nbsp;Moderna'dan geldi.</strong><br />
<br />
Şirket kanser, kardiyovasküler ve otoimmün hastalıklar için aşıların 2030 yılına kadar hazır olacağından emin olduğunu duyurdu. Bu aşılarla ilgili çalışmaların "Muazzam derecede umut vaat ettiğine" dikkat çekildi.<br />
<br />
Araştırmacılar, Covid-19 aşısının başarısı sayesinde 15 yıllık ilerlemenin 12 ila 18 ayda sağlandığını söyledi.</p>

<p>Moderna'nın baş tıbbi yöneticisi Dr Paul Burton şirketin bu tür tedavileri "Her türlü hastalık alanı" için beş yıl gibi kısa bir süre içinde sunabileceğine inandığını belirtti.&nbsp;Burton,&nbsp;"Bu aşıya sahip olacağız ve oldukça etkili olacak. Milyonlarca olmasa da yüzbinlerce hayatı kurtaracak." dedi.<br />
<br />
Burton çok sayıda farklı tümör türüne karşı kişiselleştirilmiş kanser aşıları sunabileceklerini düşündüklerini de vurgulayarak,&nbsp;"Daha önce tedavisi mümkün olmayan nadir hastalıklar için Covid-19 aşısının dayandığı mRNA tabanlı tedavilere sahip olacağımızı düşünüyorum." diye konuştu.<br />
<br />
Bilim insanları son üç yılda artan ilerlemenin, yüksek düzeyde bir yatırımın sürdürülmemesi durumunda boşa gideceği konusunda uyarıyor.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Apr 2023 10:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/abdli-firmadan-kanser-ve-kalp-hastaligina-umut-veren-aciklama.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarama programlarıyla bazı kanserler yüzde 90 oranında erken evrede tespit edilebiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/tarama-programlariyla-bazi-kanserler-yuzde-90-oraninda-erken-evrede-tespit-edilebiliyor-38884</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/tarama-programlariyla-bazi-kanserler-yuzde-90-oraninda-erken-evrede-tespit-edilebiliyor-38884</guid>
                <description><![CDATA[Tarama programlarına dahil olan meme, rahim ağzı ve bağırsak kanserlerini kapsayan bilimsel çalışma, tanı alan bu kanserlerin yüzde 90'ın üzerinde erken evrede tespit edilebildiğini ortaya koydu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>
<p>&nbsp;</p>

<p>Ankara Bilkent Şehir Hastanesi Onkoloji Hastanesi Başhekimi ve Cerrahi Onkoloji Kliniği Eğitim Sorumlusu Prof. Dr. Lütfi Doğan, 1-7 Nisan Kanser Haftası dolayısıyla AA muhabirine açıklamalarda bulundu.</p>

<p>Dünya genelinde en sık görülen kanserler içinde akciğer kanserinin ilk sırada yer aldığını söyleyen Doğan, kadınlarda meme kanserinin birinci sırada bulunduğunu, erkeklerde de akciğer kanserinden sonra bağırsak ve mide kanserlerinin görüldüğünü aktardı.</p>

<p>Doğan, kanser tarama, tanı ve tedavisinde önemli gelişmeler yaşandığına işaret ederek, "Yeni teknolojik yöntemlerle artık pek çok kanseri çok daha erken ve tedavi edilebilir evrelerde yakalıyoruz." diye konuştu.</p>

<p>- "Hedefimiz, kanser oluşmadan önleyebilmek"</p>

<p>Tarama yöntemleriyle kanser oluşmadan tanı konularak yol haritasının belirlendiğini anlatan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"Önce kanseri oluşmadan yakalamak, yok etmek istiyoruz. Kanseri erken evrede yakalayarak, diyabet, hipertansiyon gibi bir kronik hastalık haline getirerek, kanserden ölümleri engellemeye çalışıyoruz.</p>

<p>Bu anlamda hem cerrahi hem kemoterapi hem immünoterapi hem de radyoterapi anlamında çok önemli gelişmeler var. Her türlü tedavideki gelişmelere karşın yine de hedefimiz, kanser oluşmadan önleyebilmek. Bunun için de özellikle tarama yöntemleri büyük önem taşıyor."</p>

<p>- "Erken tespit edilebilecek kanserler, meme, rahim ağzı ve bağırsak kanserleri"</p>

<p>Tarama yöntemleri ile hem kadın hem erkeklerde görülen bazı kanser türlerinin tümör ilerlemeden belirlenebildiğini anlatan Doğan, "Bir kanserin tarama programına girebilmesi için erken teşhisinin mümkün olması lazım. Tarama ile erken teşhis edildikten sonra sağ kalıma bir katkısı olması gerekiyor. Bu noktada erken tespit yapılabilecek üç tip kanser var. Bunlar, meme, rahim ağzı kanseri ve bağırsak kanserleridir." diye konuştu.</p>

<div>Meme kanserinde tedavi başarı oranlarının yüksek olduğuna işaret eden Doğan, tarama programları kapsamında 40 yaşından sonra risk faktörü bulunmayan kadınlara 2 yılda bir mamografi ve risk tespit edilenlerin ileri tetkikler için sevkinin yapıldığını söyledi.</div>

<p>Doğan, bağırsak kanserine yönelik taramalarda ise 50-70 yaş arasındaki kişilerin 2 yılda bir gaitasında gizli kan testi yapıldığını belirterek, bunun pozitif çıkması halinde de kolonoskopi yapıldığını belirtti.</p>

<p>Bu tarama planlamasının, ortalama riske sahip olan kişiler için geçerli olduğuna işaret eden Doğan, "Tarama programları belirgin risk taşımayan kişiler için. Aile öyküsü bulunan, daha önce geçirilen hastalık olması halinde bu kişiler, taramalara değil doğrudan üçüncü basamak teşhis merkezlerine başvurmalı." dedi.</p>

<p>- "Erken tanı etkili"</p>

<p>Türkiye'de taramaların Kanser Erken Teşhis ve Tarama Merkezi'nde (KETEM) ücretsiz olarak yapıldığını hatırlatan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>"İstanbul Üniversitesi Çapa Tıp Fakültesinde tarama yapılan hastalar üzerinde gerçekleştirilen çalışma, tanı konulan kanserlerin yüzde 90'dan fazlasının erken evrede tespit edilebildiğini ortaya koydu. Bunlar, meme, rahim ağzı ve bağırsak kanseri taramalarında tanı konulan hastaları kapsıyor."</p>

<p>Erken tanının da tedavi başarısını artıran en önemli faktör olduğuna dikkati çeken Doğan, "Erken tanı, pek çok kanser türünde, tedavinin başarısı üzerinde yüzde yüz fark edecek kadar etkili." dedi.</p>

<p>- "Hareketsiz hayat terk edilmeli ve fiziksel egzersize önem verilmeli"</p>

<p>Prof. Dr. Doğan, kanserden korunmada değiştirilebilir risk faktörlerinin büyük rol oynadığını dile getirdi.</p>

<p>Genetik faktörler değiştirilemeyeceği için kanserden korunmada davranış değişikliyle hareket edilmesi gerektiğini belirten Doğan, "Kanseri önlemekte en önemli adım sigara ve sigara dumanı maruziyetinden uzak durmaktır. İkinci olarak, hareketsiz hayat terk edilmeli ve fiziksel egzersize önem verilmeli, günde 10 bin adım atılmalı. Üçüncü adım olarak da doğru ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanılmalı." dedi.</p>

<p>Doğan, bu kapsamda mümkün olduğunca endüstriyel tip beslenmeden kaçınılması gerektiğinin altını çizerek, "Organik gıdaların tüketilmesi, tencere yemeklerinin yapılması, mevsiminde sebze ve meyve yenilmesi uygundur. Onun dışında genetik olarak kansere bir yatkınlık varsa hekime başvurulmalı ve üç kanseri kapsayan tarama programlarına katılım sağlanmalı." diye konuştu.</p>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Apr 2023 15:39:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/tarama-programlariyla-bazi-kanserler-yuzde-90-oraninda-erken-evrede-tespit-edilebiliyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mevsimsel depresyonda uyku ve iştah bozuluyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/mevsimsel-depresyonda-uyku-ve-istah-bozuluyor-38846</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/mevsimsel-depresyonda-uyku-ve-istah-bozuluyor-38846</guid>
                <description><![CDATA[Mevsimsel depresyon ile depresyon arasında bazı farklılıklar görülebildiğini kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, en önemli farkın uyku ve iştahta bozulma olduğuna dikkat çekiyor. Depresyonda keyif alamama, bezmişlik, uykuda bozulma, iştahta bozulma, mutsuzluk, enerjisizlik, değersizlik hissi, suçlu hissetme, zihni toplamakta zorluk, odaklanamama ve ölüm düşünceleri görülebileceğini belirten Taşkın, “Depresyonda uykuda azalma, kilo kaybı daha sık olurken;  mevsimsel depresyonda fazla uyuma, aşırı yeme ve kilo alma görülebilir.” uyarısında bulundu. Bu belirtilerin herkeste görülebileceğini belirten Taşkın, kritik noktanın kişinin işlevselliğini bozacak düzeyde şiddetli yaşaması olduğunu söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, mevsimsel depresyon ve tedavisine ilişkin değerlendirmede bulundu.</p>

<p>Mevsimsel depresyonun bir tür duygulanım bozukluğu olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Genellikle zaman olarak sonbaharda başlar ve kışın da devam edebilir. Klinikte tanısal olarak ayrı bir spektrumda değildir, depresyon tanısı içerisinde yar alır. Ayırıcı semptomları vardır.” dedi.</p>

<p><strong>Mevsim değişiklikleri önemli bir tetikleyici</strong></p>

<p>Mevsim değişikliklerinin tüm hastalıklar açısından önemli bir tetikleyici olduğunu kaydeden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Genel anlamda tüm hastalıkların mevsimsel olarak etkilenebileceği görülmektedir. Hatta Hipokrat ‘Hastalıkları doğuran esas sebep mevsimlerdeki değişimlerdir’ demiştir. Hipokrat’tan bu yana mevsimsel değişimler ve hastalıklar arasındaki bağ araştırılmaya devam etmektedir. Elbette sadece depresyon açısından değil tüm hastalıklar açısından mevsim değişiklikleri önemli bir tetikleyicidir. Fakat kışa doğru gün ışığı miktarı da azaldığı için ortaya çıkan ‘kış üzüntüsü’ dediğimiz durum mevsimsel depresyon ile karıştırılmamalıdır. Mevsimsel depresyonun kendine özgü belirleyici semptomları vardır.” diye konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Mevsimsel depresyona daha sık rastlanıyor</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mevsimsel depresyonun tanı özelliklerine bakıldığında depresyonun başlama süreci ile yılın belirli zamanı arasında oluşan düzenli bir başlangıç zamanı olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Mesela depresyon mevsim geçişlerinde ortaya çıkmaktadır. Fakat bu durumların içine ilişki sorunları, geçim sorunları gibi dış stresörler katılmamalıdır. Yılın belirli zamanlarında başlayan bu depresyonlarda yine aynı şekilde yılın belirli zamanlarında düzelme olmaktadır. Mevsimsel depresyonlara mevsimsel olmayan depresyonlara göre daha sık rastlanır ve kişinin bu durumdan muzdarip olması oldukça sık olmaktadır. Hemen hemen her mevsim geçişinde kişi bu durumu yaşayabilmektedir.” diye konuştu.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Mevsimsel depresyonda uyku ve iştah bozuluyor</strong></p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>Mevsimsel depresyon ile depresyon arasında bazı farklılıklar görülebildiğini kaydeden<strong>&nbsp;</strong>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Depresyonda keyif alamama, bezmişlik, uykuda bozulma, iştahta bozulma, mutsuzluk, enerjisizlik, değersizlik hissi, suçlu hissetme, zihni toplamakta zorluk, odaklanamama, ölüm düşünceleri görülebilir. Ancak mevsimsel depresyonda ön planda bozulan durumlar uyku ve iştahtır.” dedi. Taşkın, “Depresyonda uykuda azalma, kilo kaybı daha sık olurken aksine mevsimsel olan depresyonda fazla uyuma, aşırı yeme ve kilo alma görülebilir. Elbette bunun yanında düzensiz duygulanımlar da görülebilir.”diye konuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kişinin işlevselliğini bozacak düzeydeyse dikkat!</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mevsimsel depresyonu anlamada bazı işaretler olabileceğini ifade eden Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Özellikle yataktan kalkmama isteği, güne enerjisiz başlama, doyduğumuz halde yeme isteği, duygusal yeme, kiloda artış, zihni toparlamada zorluk, unutkanlık, işlevsellikte azalma, keyif alamama ve sürekli uyuma isteği görülebilir. Bu belirtileri duyunca birçok kişi ‘Bende var’ diyebilir fakat buradaki kritik nokta kişinin işlevselliğini bozacak düzeyde şiddetli yaşamasıdır.” dedi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, “Kişinin işlevselliği bozuluyorsa bu klinik tablo intihar girişimlerine kadar varabilen ağır depresyon türlerine dönüşebilir” uyarısında bulunarak bu belirtileri yaşayan kişilerin mutlaka tanı ve tedaviye başvurmaları gerektiğini söyledi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Tedavi ihmal edilmemelidir</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Mevsimsel depresyonun tedavisine de değinen Uzman Klinik Psikolog Özgenur Taşkın, sözlerini şöyle tamamladı:</p>

<p>“Mevsimsel depresyonu olduğunu düşünen bir kişi mutlaka depresyon ilerlemeden önce tedaviye başvurmalıdır. Halk dilinde çokça söylenen ‘Depresyon herkeste var’ söylemine kulak asmamalıdır. Depresyon kişinin hayat kalitesini ciddi düzeyde düşürmektedir. Kişinin hayat kalitesi düşmesi ile beraber işlevselliği de düşmektedir. Tedaviye başvurulduğunda kişi mevsimsel depresyon tanısını alıyor ise hekim gerekli ise ilaç ve terapi eğer gerekli değil ise sadece terapiye yönlendirecektir. Terapide ise kişinin ihtiyaçları ve yaşam evreleri gözden geçirilerek kişiye özel planlama yapılacaktır. Depresyonda olan bir kişiye ‘bunu kendin yapıyorsun , kalk yürüyüş yap, kalk ev işi yap’ demek bacağı kırık birisinden maraton koşusuna çıkmasını istemek gibidir. Mutlaka tedaviye yönlendirilmelidir.”</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Mar 2023 17:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/mevsimsel-depresyonda-uyku-ve-istah-bozuluyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>&#039;Prostat kanserinde erken teşhisin önündeki en büyük engel, prostat muayenesinden neredeyse bir tabu gibi kaçınılmasıdır&#039;</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/prostat-kanserinde-erken-teshisin-onundeki-en-buyuk-engel-prostat-muayenesinden-neredeyse-bir-tabu-gibi-kacinilmasidir-38799</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/prostat-kanserinde-erken-teshisin-onundeki-en-buyuk-engel-prostat-muayenesinden-neredeyse-bir-tabu-gibi-kacinilmasidir-38799</guid>
                <description><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sağlık Danışmanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı, “Prostat kanserinde erken teşhisin önündeki en büyük engel, prostat muayenesinden neredeyse bir tabu gibi kaçınılmasıdır." dedi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<div>
<div>
<div>
<p>Cumhurbaşkanlığı Sağlık Danışmanı Prof. Dr. Nedime Serakıncı, Mavi Ay olarak da tanımlanan 1-31 Mart Prostat Kanseri Farkındalık Ayı’nda, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanserine, sebeplerine ve tedavisine yönelik değerlendirmelerde bulundu.</p>

<p>Prostat kanserinin erken teşhisine olanak tanıyan dünya çapındaki çalışmalarıyla da bilinen Prof. Dr. Nedime Serakıncı, erkeklerde en sık görülen kanser türlerinin akciğer kanseri, prostat kanseri ve kolorektal kanserler olduğuna dikkat çekti.</p>

<p>“Prostat kanseri tüm kanserlerin neredeyse yüzde 41.9'una denk geliyor" diyen Serakıncı, prostat sorunu yaşayan hastaların genellikle gecikmiş olarak doktora başvurmuş olmasının bu oranın daha yüksek ve yaşamı tehdit edici noktaya gelmesine yol açtığını kaydetti.</p>

<p>Türk Ajansı Kıbrıs’ın (TAK) sorularını yanıtlayan Serakıncı, “Geçikmiş başvurunun en önemli sebeplerinin başında, prostat muayenesinden neredeyse bir tabu gibi kaçınılmasıdır” dedi.</p>

<p>Serakıncı, şu deneyimleri yaşayanların, doktora başvurması gerektiğini belirtiyor:</p>

<p>"Normalden daha sık, genellikle gece boyunca idrara çıkma ihtiyacı; İdrarı olduğu fark edildiğinde neredeyse tuvalete koşma ihtiyacı; İdrara çıkmaya başlamada zorluk; İdrara çıkarken ıkınmak ihtiyacı veya uzun zaman almak; İdrarın zayıf akışı; İdrarın duraklayarak çıkması; Mesanenizin tamamen boşalmadığı hissi; İdrarda kan veya menide kan görülmesi"</p>

<p><strong>PROSTAT KANSERİ GENETİK Mİ?</strong></p>

<p>Birçok kanserde olduğu gibi prostat kanseri için de hem genetik faktörlerin hem de yaşam tarzının etkili olabileceğini ifade eden Prof. Dr. Serakıncı, prostat kanserinin, prostat bezinde gelişen en yaygın kanser türü olduğuna dikkat çekti.&nbsp; Serakıncı “Normalde prostat kanseri yavaş büyür. Ancak, bazı durumlarda, nispeten hızlı büyüyebilir ve de hastalığın başlangıcında herhangi bir belirti vermeyebilir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Serakıncı, bir erkeğin prostat kanseri geliştirme riskini artırabilecek faktörleri de şöyle sıraladı:</p>

<p>"Yaş; Kalıtım (aile öyküsü), genetik faktörler önemlidir. Özellikle birinci derece aile bireylerinde risk ikiye katlanıyor (babadan ziyade erkek kardeşte olması); Irk; Obezite; Enflamasyon (mikrobsuz iltihap); Hormonlar; Metabolik sendromlar;&nbsp; Vitaminler ve yağ asitleri; Sigara; Aşırı alkol tüketimi; Egzersiz eksikliği;&nbsp; Ailede kalıtsal meme ve yumurtalık kanseri (HBOC) sendromu; Sıklıkla prostatit olması; yani prostat bezinin enfeksiyonu veya iltihabı; Cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlar, frengi, bel soğukluğu veya klamidya;"</p>

<p>“Bir cümleye indirgeyecek olursak kilolu olmak, hareketsizlik ve de yüksek sigara/alkol tüketimini sayabiliriz” diyen Nedime Serakıncı, yukarıdaki faktörlerin yanı sıra, erkeklerin oto kaporta ve fabrika işçiliği yoluyla kanserojenlerle karşılaşma olasılığının mesleki nedenlerle kadınlardan daha fazla olduğunu ifade etti.</p>

<p>“Biyolojik faktörler ve genetik faktörlerde, birinci derece akrabalarda prostat ve meme kanseri olması da genetik yatkınlığı gösterir” diyen Serakıncı, “yüksek testosteron seviyeleri hücre büyümesini destekleyebilir ki bu da biyolojik faktörlerdendir. Genel olarak ortalamadan daha uzun boylu olmanın da kansere yatkınlığa katkıda bulunduğu gösterilmiştir. Kansere yatkınlığı etkileyebilecek diğer biyolojik etkiler, kromozomal farklılıklar kadar bağışıklık tepkisindeki farklılıklarla da ilişkili olabilir” dedi.,</p>

<p>Prof. Dr. Serakıncı, “Bir başka önemli faktor ise erkeklerin, ağrı veya diğer daha belirgin semptomlar gibi önemli bir endişe nedeni olmadıkça, tıbbi yardım arama niyeti/olasılığının düşük olmasıdır. Maalesef bu tarz davranış da&nbsp; kanserin erken belirtilerini gözden kaçırmayı kolaylaştırmaktadır” şeklinde konuştu.</p>

<p><strong>“ERKEKLERİN PROSTAT KANSERİ RİSKİNİ AZALTMAK İÇİN YAPABİLECEKLERİ NELER VAR?”</strong></p>

<p>Prof. Dr. Serakıncı, prostat kanseri riskini azaltmak için dikkat edilmesi gereken noktalara da değindi.&nbsp; Serakıncı, yaşam tarzınızda değiştirebilecekleri şöyle özetledi:</p>

<p>"Diyetinizi Geliştirin. Obeziteden, kilo almaktan uzak durmaya çalışın. Kendiniz&nbsp; için uygun olan sağlıklı kiloyu korumaya özen gösterin ve buna yönelik beslenme alışkanlıkları edinin; Düzenli egzersiz yapın. Sigara hiç kullanmayın, kullanıyorsanız bırakın; D vitamin seviyelerini kontrol ederek&nbsp; düşükse normal aralıkta olacak şekilde artırın; Cinsel olarak aktif kalmaya çalışın."</p>

<p>Prostat kanserinde de erken tanının önemine vurgu yapan Prof.Dr. Nedime Serakıncı, “Prostat kanseri taraması, prostat kanserlerinin erken evrelerde özellikle semptomsuz dönemde ve metastaz yapmadan önce saptanmasını ve ölüm oranlarını düşürmeyi amaçlar” dedi.</p>

<p>“Prostat kanseri taramasına ne zaman başlamalısınız?” sorusunun cevabının, kişinin&nbsp; yaşı ve aile geçmişi dahil olmak üzere birçok faktöre bağlı olduğunu kaydeden Serakıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Amerikan Üroloji Derneği tarafından PSA tabanlı taramanın zararları ve yararları hakkında alınan ortak karar doğrultusunda 55 ila 69 yaş arasındaki erkeklere önerilir. Bu yaş aralığında olmayan erkeklere rutin PSA tabanlı tarama önerilmemektedir. Bununla birlikte, Avrupa Üroloji Derneği, 40'lı yaşlar da belli aralıklarda PSA testini önermektedir.</p>

<p>PSA testi, belirli bir proteinin (prostata özgü antijen olarak adlandırılır) kanınızda ne kadar olduğunu ölçen bir kan testidir. Bu gün PSA’nın istediğimiz kadar hassas bilgi vermediği bilinmekle beraber maalesef elimizdeki en uygun test olup 30 yıldır prostat kanseri taraması için standart olmuştur.&nbsp; Bu nedenle doktorunuz prostat kanseri taramasına ne zaman başlayacağınızı önermeden önce birçok faktörü göz önünde bulunduracaktır. Ve muhtemelen PSA testini önererek işe başlayacak.&nbsp; Genel yaklaşım 55 yaşında başlamanızı önerirken, aşağıdaki durumlarda 40 ila 54 yaşları arasında PSA taramasına ihtiyacınız olabilir:</p>

<p>"Prostat kanseri olan en az bir birinci derece akrabanız (babanız veya erkek kardeşiniz gibi) olması; Prostat kanseri olan en az iki geniş aile üyesine sahip olmak; Daha agresif kanserler geliştirme riski daha yüksek olan bir etnik köken olan Afrikalı-Amerikalı kökenden gelmek; Ailede, birinci derece akrabalarda&nbsp; 2 den fazla bireyde prostat kanseri ve meme kanseri hikayesi olması"</p>

<p>Prostat kanseri taramasında 55 ila 69 yaş aralığının erkeklerin taramadan en fazla yararlanacağı yaş aralığı olduğunu kaydeden Serakıncı,&nbsp; “Bugün yaşamın uzadığını göz önüne alırsak, prostat kanseri olma olasılığı oldukça artmıştır. Bu nedenle PSA testi ile birlikte doktor kontrolünden geçmek önemlidir. Bazı prostat kanserleri daha agresiftir. Diğerleri yavaş büyüyebilir. Doktorlar, tedavinin risklerini ve faydalarını tartmadan önce yaşınızı ve diğer faktörleri dikkate alacaktır” dedi.</p>

<p>“Doktorunuza ne sıklıkta tarama yaptırmanızı önerdiğini sormalısınız” diyen Serakıncı çoğu erkek için her iki ila üç yılda bir taramanın yeterli olabileceğini söyledi.&nbsp; Serakıncı “İlk PSA testinizin sonuçlarına bağlı olarak, doktorunuz daha az (veya daha fazla) tarama yaptırmanızı önerebilir. PSA testinin sonucuna bağlı olarak doktorlar, PSA puanınızın ne anlama geldiğini belirlerken yaşınızı ve prostatınızın boyutunu dikkate alacaktır” şeklinde konuştu.</p>

<p>Serakıncı şöyle devam etti:</p>

<p>“Genel olarak, 40'lı ve 50'li yaşlarındaki erkekler için: 2,5 ng/ml'den yüksek bir PSA skoru anormal kabul edilir. Bu yaş aralığı için medyan PSA 0,6 ila 0,7 ng/ml'dir.&nbsp; 60'lı yaşlarındaki erkekler için: 4.0 ng/ml'den yüksek bir PSA skoru anormal kabul edilir. Normal aralık 1,0 ve 1,5 ng/ml arasındadır. Bir yılda belirli bir miktarda yükselen bir PSA skoru da anormal kabul edilebilir. Örneğin, puanınız bir yılda 0,35 ng/ml'den fazla yükselirse, doktorunuz daha fazla test önerebilir.</p>

<p>Özetleyecek olursak; prostat kanseri olmayan çoğu erkeğin kan PSA seviyeleri 4 ng/mL‘nin altındadır.&nbsp; PSA düzeyi 4 ile 10 arasında olan (genellikle "sınır aralığı" olarak adlandırılır) erkeklerin prostat kanseri olma olasılığı yaklaşık 4'te 1'dir. PSA 10'un üzerinde ise prostat kanseri olma şansı % 50'nin üzerindedir.</p>

<p>Anormal bir PSA Testi sonrasında&nbsp; ilk etapta&nbsp; doktorunuz PSA testini tekrarlamanızı önerebilir. Seviyeleriniz hala yüksekse, doktorunuz bugün mevcut olan daha yeni prostat kanseri tarama testlerinden birini önerebilir. Bu testler, prostat kanseri riskinizi daha iyi değerlendirmenize ve biyopsi gerekip gerekmediğini belirlemenize yardımcı olabilir. Sadece prostat biyopsisi prostat kanserini kesin olarak teşhis edebilir.”</p>

<p>Erkeklerin genellikle doktor kontrollerine oldukça ilerlemiş semptomlar olmadan gitmediğini, bu nedenle de çoğu kişinin erken tanı şansını kaçırdığını vurgulayan Prof. Dr. Serakıncı, bu nedenle erken tanıya dayalı olası tedaviyi kaçırmadan, kanserin kontrol edilerek tedavi edilip edilemeyeceğini keşfetmek – gerçekçi, ulaşılabilir bir hedef için bir takım yeni tedavi ve biyobelirteçlere ihtiyaç duyulduğunu da vurguladı.</p>

<p>“Örneğin prostat kanserinde olduğu gibi tanıda kullanılan belirteçlerin yeterli spesifik olmaması veya&nbsp; muayene şekli nedeniyle tabu gibi kaçınılma nedeniyle geç kalmalar söz konusu” diyen Serakıncı kendilerinin de bu sorunların üstesinden gelebilecek&nbsp; ve kanseri kronik yönetilebilir bir hastalığa dönüştürebilmek için yeni biyobelirteçler belirlemeyi hedeflediklerini, prostat kanseri ile ilgili çalışmalarının da bu doğrultuda olduğunu kaydetti.&nbsp;</p>

<p>Serakıncı çalışmalarıyla ilgili sözlerini şöyle sürdürdü:</p>

<p>“Çalışmanın ilk kısmında bunun mümkün olduğunu doktora öğrencim Eyyup Kavalcı ile yaptığımız çalışmada gösterdik. Ki bu çalışmanın iki önemli bulgusu var. Birincisi, idrarda prostat kanseri hücresi elde edilebildiğini gösterdik.&nbsp; İkincisi de elde edilen hücrelerden kişi ve prostat kanserine ait bilindik genetik mutasyonların olduğu prostat kanseri yatkınlık genini yeterli hassasiyette&nbsp; tarayabildiğimizi ortaya koyduk”</p>

<p>Söz konusu çalışmanın hala hazırda devam etmekte olan ikinci ve yeni aşamasında ise&nbsp; ‘daha geniş kapsamlı genom taraması yaparak invaziv olmayan tarama aracı ve tanıya yönelik biyobelirteçlerin belirlenmesine devam etttiklerini söyleyen Serakıncı, bunun sonucunda da uygun maliyetli, güvenilir, herhangi bir laboratuvarda kolaylıkla uygulanabilir hastaya/kişiye özel risk değerlendirmesi yapılabilir bir yaklaşım geliştirme aşamasında’ olduklarının altını çizdi.</p>

<p>Çalışmanın ilk aşamasının yayınlandığını ve&nbsp; bilim dünyasında harika bir kabul aldığını, hatta dünya kongresinde “en iyi bilim”, bir başka uluslararası kongrede de “en iyi sunum” ödüllerine layık görüldüğünü aktaran Prof. Dr. Serakıncı, şu anda ikinci aşamanın sonuçlarını duyurmaya hazırlandıklarını ve aynı zamanda bilimsel yayına hazırlanırken bir yandan da üçüncü aşamanın alt yapısının tamamlandığını belirtti.</p>
</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Mar 2023 12:53:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/prostat-kanserinde-erken-teshisin-onundeki-en-buyuk-engel-prostat-muayenesinden-neredeyse-bir-tabu-gibi-kacinilmasidir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diş Çekimi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/dis-cekimi-38077</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/dis-cekimi-38077</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diş prosedürleri söz konusu olduğunda, diş çekimi hastaların en korkulu rüyaları arasındadır. “Ekzodonti” olarak da adlandırılan diş çekimi, bir dişin çene kemiğindeki yuvasından çıkarılmasını içerir. Diş hekiminiz çekimi düşünmeden önce, dişinizi onarmak ve eski haline getirmek için her türlü çaba gösterilecektir. Ancak bazen diş çekimi zorunludur.</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-full wp-image-11904" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2023/01/1-2.jpg" style="height:424px; width:666px" /></p>

<p><strong>Diş Çekimi (Ekstraksiyon) Nedenleri</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Şiddetli Diş Hasarı/Travması:</strong> Bazı dişlerde o kadar yaygın çürüme ve hasar vardır ki, tamir etmek mümkün değildir. Örneğin ilerlemiş diş eti hastalığından etkilenen dişlerin çekilmesi gerekebilir. Diş eti hastalığı kötüleştikçe, çevreleyen daha az kemik tarafından desteklenen diş genellikle o kadar gevşer ki tek çözüm çekimdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kötü Konumlanmış/İşlevsiz Dişler:</strong> Ağız sağlığı üzerinde nihai olarak olumsuz bir etkiye neden olabilecek olası komplikasyonlardan kaçınmak için, diş hekiminiz hatalı hizalanmış ve esasen işe yaramaz dişlerin çıkarılmasını önerebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ortodontik Tedavi:</strong> Diş teli gibi ortodontik tedavi, daha iyi diş hizalaması için gerekli alanı oluşturmak üzere dişlerin çekilmesini gerektirebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ekstra Dişler:</strong> Süpernümerer dişler olarak da adlandırılan ekstra dişler, diğer dişlerin sürmesini engelleyebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Radyasyon:</strong> Baş ve boyun radyasyon tedavisi, enfeksiyon gibi olası komplikasyonları önlemeye yardımcı olmak için radyasyon alanında dişlerin çekilmesini gerektirebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kemoterapi:</strong> Kemoterapi bağışıklık sistemini zayıflatır, diş enfeksiyonu riskini artırır, çekim riskini artırır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Organ Nakli:</strong> Organ naklinden sonra reçete edilen bağışıklık sistemini baskılayıcı ilaçlar diş enfeksiyonu olasılığını artırabilir. Bu nedenle, bazı dişlerin organ naklinden önce çıkarılması gerekir.</p>

<p><strong>Yaygın Olarak Çekilen Dişler</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yirmilik diş çekimi, diş çekiminin en yaygın kategorilerinden biridir. Pek çok diş hekimi, potansiyel sorunları ortadan kaldırmaya yardımcı olmak için yirmi yaş dişlerinin tam olarak gelişmeden, genellikle ergenlik yıllarında çekilmesini önerecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ortaya çıkabilecek sorunlardan biri, yüzeye çıkmış ve ağızda büyümek için yeri olmayan gömülü bir dişin gelişmesidir. Gömülü dişlerle ilişkili diğer problemler arasında enfeksiyon, bitişik dişlerin çürümesi, ısırma engeli ve diş eti hastalığı yer alır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dişler veya göz dişleri olarak da bilinen köpek dişleri gibi sürmemiş bazı kalıcı dişlerin ortodontik tedaviye yer açmak için çekimi gerekebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ekstraksiyon Türleri</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Basit Çekimler:</strong> Bunlar ağızda görünen dişlere yapılır. Genel diş hekimleri genellikle basit çekimler yapar ve çoğu genellikle lokal anestezi altında, anksiyete önleyici ilaçlar veya sedasyon olsun veya olmasın yapılır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Cerrahi Çekimler:</strong> Diş eti çizgisinden koptuğu veya tam olarak sürmediği için ağızda kolayca görülemeyen ve ulaşılamayan dişlerdir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş hekimleri veya ağız cerrahları tarafından gerçekleştirilen cerrahi çekimler, kemiğin çıkarılması, çıkarılması veya dişi ortaya çıkarmak için diş eti dokusunun tamamının veya bir kısmının kaldırılması ve geriye katlanması gibi bir tür cerrahi prosedür gerektirir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cerrahi çekimler lokal anestezi veya bilinçli sedasyon ile yapılabilir. Özel tıbbi durumları olan hastalar ve küçük çocuklar genel anestezi alabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çürük diş çekimi</p>

<p>Kırık diş çekimi zor mu</p>

<p>Ağrıyan diş çekimi</p>

<p>Çürük diş çekimi izle</p>

<p>Azı diş çekimi</p>

<p>Kök diş çekimi</p>

<p>Çürük diş çekimi kaç dakika Sürer</p>

<p>Diş çekimi sonrası</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Diş Ameliyatları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çekimden önce, diş hekiminiz veya ağız cerrahınız tıbbi ve diş geçmişinizi tartışacak ve röntgen çekecektir. Bazı diş hekimleri ameliyattan önce ve sonra alınacak antibiyotikleri reçete edecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Antibiyotiklerin ameliyat sırasında enfeksiyon veya zayıflamış bağışıklık sistemi olan hastalara, daha uzun ameliyatlar geçirenlere veya genç veya yaşlı insanlara verilme olasılığı daha yüksektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Muhtemel komplikasyonları önlemek için, reçeteli, reçetesiz ve aldığınız tüm ilaçlar hakkında diş hekiminizi bilgilendirin. Örneğin, aspirin kanın pıhtılaşma sürecini yavaşlatır; gingko biloba ve ginseng de pıhtılaşmayı etkiler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Birçok insan diş çekimi için yatıştırılmayı sever. Olası sedasyon diş hekimliği seçenekleri arasında nitröz oksit, oral bir sedatif veya damarlarınıza enjeksiyonla uygulanan intravenöz sedatif yer alır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Nitröz oksidi seçerseniz, birine ihtiyacınız olmaz. Diğer sedasyon türlerinden birini seçerseniz, sizi diş hekiminize götürüp getirecek birine ihtiyacınız olacaktır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Modern Ekstraksiyon</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Cerrahi çekimlerde neşter ve diş matkapları gibi cerrahi kesici aletler hala yaygın olarak kullanılırken, bu tür prosedürlerde diş lazerleri ve elektrocerrahi kullanımı artmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Lazerler kesmek için yüksek enerjili ışık huzmeleri kullanırken, elektrocerrahi kesmek için kontrollü ısı kullanır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Lazer cerrahisi ve elektrocerrahinin, geleneksel neşterlere ve diş matkaplarına kıyasla diş çekimine yardımcı olarak faydaları arasında daha fazla hassasiyet, bitişik yapılara daha az hasar verme şansı, daha az kanama ve rahatsızlık ve daha hızlı iyileşme süresi yer alır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ancak kullanımlarının dezavantajları arasında daha yüksek maliyetler, işlem sırasında yanık et kokusu ve doğrudan diş çekmek için kullanılamaması sayılabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Jan 2023 11:47:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/dis-cekimi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ömrü 15 yıl daha uzatmanın sırrını buldular</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/omru-15-yil-daha-uzatmanin-sirrini-buldular-38059</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/omru-15-yil-daha-uzatmanin-sirrini-buldular-38059</guid>
                <description><![CDATA[ABD'de yapılan bir araştırma günde 8 bardak su içen bireylerin daha geç yaşlandığını ve ömürlerinin uzadığını ortaya çıkardı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>ABD&nbsp;Ulusal Sağlık Enstitüleri’nin yaptığı bir araştırma günde belli seviyede su tüketmenin ömrü uzattığını ve yaşlanmayı yavaşlattığını ortaya çıkardı.</p>

<p>Yapılan araştırmada çok su içmenin 30’lu yaşların üzerinde yaşlanmayı yavaşlattığını ortaya çıkarırken az su tüketen bireylerde kronik hastalık oluşumu riskinin de yüzde 64 daha fazla olduğunu belirtti.</p>

<p>Araştırmayı&nbsp; yürüten Dr. Natalia Dmitrieva, “Bu sonuçlar belli miktarda su içmenin yaşlanmayı yavaşlattığını ve hastalıksız ve daha uzun bir hayata olanak sağladığını gözler önüne seriyor” dedi.</p>

<p>30’lu yaşların üzerindeki 11 binden fazla bireyin kan değerlerini inceleyen ve bunları su tüketimine göre mercek altına alan uzmanlar daha az su içenlerin daha erken yaşamını yitirdiğini belirtti. Araştırma sonucunda su tüketimi düzenli ve yüksek olan bireylerin ömürlerinin 15 yıla kadar uzayabildiği de aktarıldı.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Jan 2023 18:18:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bakteri Kökenleri ve Kokuları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bakteri-kokenleri-ve-kokulari-37868</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bakteri-kokenleri-ve-kokulari-37868</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ağız kokusu çok yaygın bir ağız sağlığı sorunudur. Her yaştaki insanda aşağıdakiler de dahil olmak üzere ağız kokusu olabilir:</p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Kötü diş temziliği uygulayanlar.</li>
	<li>Diş hijyenini zor yapabilen yaşlılar, engelliler ve küçük çocuklar.</li>
	<li>Diş telleri ve takma dişler dahil olmak üzere ağız aletleri kullanan kişiler.</li>
	<li>Sigara içenler, ağız kokusuna ve periodontal hastalığa (kötü nefese katkıda bulunan başka bir faktör) daha yatkındır.</li>
	<li>Diş çürüğü, gömülü dişler, apse dişler, periodontal hastalık, alkolizm, kontrolsüz diyabet, böbrek hastalığı, sinüzit, boğaz ve akciğer enfeksiyonları (bronşit gibi), geniz akıntısı, alerjiler ve ağız kuruluğu gibi belirli tıbbi durumları olan kişiler.</li>
	<li>Ağız kuruluğu, yüksek proteinli bir diyet, lifsiz bir diyet veya tıbbi durumdan kaynaklanabilir.</li>
	<li>Belirli vitamin takviyeleri, antihistaminikler, kalsiyum blokerleri, kalp ilaçları, tansiyon ilaçları ve psikiyatrik ilaçlar dahil olmak üzere belirli ilaçları kullanan kişiler. Bu maddeler tükürük akışını engelleyebilir veya ağız kuruluğuna neden olarak ağız kokusuna neden olabilir. Ağız kuruluğu ayrıca aşırı susama ve diş çürümesine yol açabilir.</li>
	<li>Yedikleri belirli yiyecekler nedeniyle susuz kalan kötü diyet yapanların nefesi kötü kokabilir. Ağız kokusuna katkıda bulunan yiyecekler arasında diyet soda, soğan, baharat, sarımsak, köri, lahana ve kahve bulunur. Dişlerin arasına yerleştirilen yüksek proteinli yiyecek artıkları da ağız kokusuna neden olabilir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Bakteri Kökenleri</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Araştırmacılar ağız kokusunun tipik olarak bakteriler tarafından ağız, burun veya midede üretilen atıkların hava ile temas etmesiyle başladığını belirlediler.</p>

<p>Nazal pasajdaki genetik bir anormallik dahil olmak üzere nazal disfonksiyon, uygun mukus akışını engelleyebilir. Sinüzit, geniz akıntısı ve alerjide bulunan bakteriler, burundan dilin arkasına geçebilir. Burada dil, uygun olmayan tükürük akışı veya kötü diş hijyeni nedeniyle beklemede kalabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bakteri plağı dişlerden, diş etlerinden veya dişlerin arasından temizlenmediğinde büyümeye devam eder ve sonuç olarak ağız kokusuna, diş çürümesine ve diş eti hastalığına yol açabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Bakteriyel Kokular</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Biyologlar, çok sayıda bakteri türünün ağız kokusuna katkıda bulunduğunu bulmuşlardır. Bu bakterilerin tümü, çürümüş et, çürük yumurta kokusu dahil olmak üzere diğer hoş olmayan koku türlerinde bulunur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu tür kokuların ağzınızdan yayılabileceğini düşünmek gerçekten de tatsızdır. Bu da uygun diş hijyeni ve düzenli diş kontrollerinin önemini göstermektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ağız Kokusu Çözümleri</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Hijyen, Diyet ve Nefes Yardımcıları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Basitçe söylemek gerekirse, iyi diş hijyeni ağızdan kaynaklanan ağız kokusunu önler. Dişlerinizin arasındaki ve diş etlerinizin etrafındaki yemek artıkları, ağız kokusuna neden olan bakteriler için ideal bir ortam oluşturur, bu nedenle bunları sık sık çıkarmanız gerekir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dişlerinizi günde en az iki kez fırçalayın ve daha sık değilse her gün her diş arasında diş ipi kullanın. Diş hekiminiz size, yüksek proteinli yemeklerden veya ağız kokusu ve dehidrasyonu tetikleyen diğer yemeklerden sonra fırçalamanın ve diş ipi kullanmanın özellikle önemli olduğunu söyleyecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ağız kokusuna neden olan bakteri üremesini azaltmak için sabahları, yatmadan önce ve yemekten sonra antiseptik gargara kullanın.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Antiseptik gargara bileşenleri bir üründen diğerine değişir ve klorheksidin, klor dioksit, çinko klorür ve yağları içerebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dil kazıyıcılar ayrıca kötü nefesi yönetmede de yararlıdır. Bakterilerin bulunabileceği dilin arkasındaki mukusu kazıyın. Dile zarar vermemek için bu işlemi nazikçe yapın.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Evde ağız kokusu testi</p>

<p>Evde ağız kokusu nasıl giderilir</p>

<p>Ağız kokusu Nasıl geçer</p>

<p>Yıllardır geçmeyen ağız kokusu</p>

<p>Ağız kokusu ilacı</p>

<p>Mideden gelen ağız kokusu ilacı</p>

<p>ağız kokusunu engellemek</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş telleriniz, takma dişleriniz veya diğer diş aletleriniz varsa, ağız kokusunu önlemek için diş hekiminizin bu aletleri temizlemeye ilişkin özel talimatlarına uyun. Bu, özellikle geceleri çıkardığınız cihazlar söz konusu olduğunda geçerlidir.</p>

<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p><strong>Uygun Diyet</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diyet, diş hijyeninde önemli bir rol oynar. Bazı yiyecekler, ağız kokusu olasılığını sınırlamak için tükürük akışını teşvik edebilir; bir örnek, çiğ sebzeler gibi lifli gıdalardır. Ve her sabah sağlıklı bir kahvaltı yapmak, bir gece uykusundan sonra ağzınızda bakteri ve koku birikme eğilimi gösterdiğinde tükürük akışını başlatır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yeterli su alımı yoluyla susuz kalmamak, ağız kokusunun önlenmesi için de önemlidir. Bununla birlikte, şeker ve asit oranı yüksek gazlı içecekler, meyve suları ve diğer içecekler, ağız kokusuna neden olan bakterilerin büyümesini teşvik edecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gargaralar, nane ve sakız kısa vadede nefesi tazeleyebilir, ancak ağız kokusunu tamamen önleyemez.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Pipetler şekerli veya yapışkan sıvıları dişlerden ve dilden geçirebilir, böylece ağızda kalamaz ve bakterileri barındıramazlar. Pipetler, uygun diş hijyeninin zor olabileceği yaşlılar, küçük çocuklar ve engelli kişiler için özellikle yararlıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ağız kuruluğu çekenler için reçetesiz ve reçeteli ilaçlar yardımcı olabilir. Bazı diş macunları, diş fırçaları, gargaralar ve nefes spreyleri de ağız kuruluğunu gidermek için yapılır. Diş hekiminize hangilerinin sizin için en iyi olacağını sorun.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dilinizde ağız kokusu, renksiz mukus, renkli lekeler veya çıkıntılar varsa bu, ağızda pamukçuk, ağızda herpes veya ağız kanseri gibi ciddi bir tıbbi durumun işareti olabilir. Teşhis için doktorunuza ve diş hekiminize görünün.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 08 Dec 2022 14:02:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bakteri-kokenleri-ve-kokulari.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dolgu Seçenekleri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/dolgu-secenekleri-37724</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/dolgu-secenekleri-37724</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Inley ve onleyler, belirli sayıda diş hekimi tarafından kullanılan diş restorasyonlarıdır. Bazı durumlarda, tam kaplamalı diş kronlarına göre daha konservatif bir alternatiftirler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dolaylı dolgular olarak da bilinen inley ve onleyler, diş çürümesi veya benzeri hasarlara karşı tam oturan, daha güçlü, daha uzun ömürlü bir onarıcı çözüm sunar. Bu restorasyonlar hem estetik hem de fonksiyonel açıdan faydalıdır.</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-9860" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/11/2-4-1024x574.jpg" style="height:415px; width:740px" /></p>

<p>Diş çürüğü veya benzeri yapısal hasarları tedavi etmek için genellikle geleneksel diş dolgularının yerine kakmalar ve onleyler kullanılabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş dolguları, bir diş hekimi ziyareti sırasında ağız içinde kalıplanırken, inleyler ve onleyler, diş hekiminiz tarafından hasarlı dişe yerleştirilip yapıştırılmadan önce bir diş laboratuvarında dolaylı olarak üretilir.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Materyal bir dişin merkezine bağlandığında restorasyona “inley” adı verilir. Tersine, hasarın boyutu dişin bir veya daha fazla sivri ucunun dahil edilmesini veya ısırma yüzeyinin tamamen kaplanmasını gerektirdiğinde, restorasyona "onley" adı verilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaklaşımın Faydaları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Üstün Uyum:</strong> Mümkün olduğu kadar sağlıklı dişi koruyan konservatif bir preparasyon sunarlar. Diş ipi kullanımına kadar uzanan minimal ila orta dereceli diş çürüğünüz varsa mükemmel bir seçimdir ve tam kaplama kuronlarına mükemmel bir alternatif sunar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Diş Rengi:</strong> Estetik olarak uzun ömürlüdürler ve diş rengindeki rezin dolguların sıklıkla yaptığı gibi zamanla renk değiştirmeleri olası değildir.</p>

<p><strong>Diş Yapısı Koruması:</strong> Çürümüş veya hasar görmüş bölgeleri eski haline getirirken, maksimum miktarda sağlıklı diş yapısını korurlar ve işlevsel uzun ömürlülüğün sağlanmasına yardımcı olurlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kolay Diş Temizliği:</strong> Uyum tüm kenarlardan ayarlandığından ve hazırlık minimum düzeyde olduğundan, dişinizin temizlenmesi, diş tacı gibi tam kaplamalı restoratif alternatiflere göre daha kolay olabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kompozit dolgular sertleşme sürecinde büzülebilirken, prefabrike porselen veya altın dolgular/onleyler çekmez (kesin bir uyum sağlar).</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dar Alan Dolguları:</strong> Dişlerinizin arasında bir boşluk varsa, direkt kompozit dolgu yerine inlay kullanmayı düşünün. Bakterileri dışarıda tutmak için dişleri kapatmada daha iyidirler; temizlenmesi kolaydır, leke yapmazlar ve olağanüstü uzun ömür sunarlar.</p>

<p><strong>Mukavemet ve Stabilite:</strong> Çürük tedavisi için son derece stabil restoratif çözümlerdir. Üstün uyum ve dayanıklı malzeme, onları hasarlı bir dişi gerçekten güçlendirebilecek sağlam bir seçim haline getirir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Zayıf Diş Koruyucu:</strong> Bir onlay dişin zayıf bölgelerini koruyabilir. Prosedür, dişin tamamen yeniden şekillendirilmesini gerektirmez.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Prosedür</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Tipik olarak, bir inlay veya onlay prosedürü iki diş hekimi ziyaretinde tamamlanır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş hekiminiz ilk ziyaretinizde hasarlı dişi hazırlamalıdır. Daha sonra dişin kalıplanmış bir ölçüsü alınır ve restorasyonun üretildiği bir diş laboratuvarına gönderilir.</p>

<p>İnley ve onleyler altın, porselen veya reçine malzemelerden yapılabilir. Fark, bitmiş restorasyonun görünümündedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Nihai restorasyon yapılırken dişi korumak için bu ziyaret sırasında nihai restorasyonun şekline uygun, geçici bir restorasyon oluşturulabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş hekiminiz, kullanılacak en iyi malzeme türünü sizinle görüşebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Estetik önemli değilse altın en iyi seçenektir. Porselen en iyi estetiği sunar ve genellikle gülümseme çizgisi alanlarında kullanılır. Reçine malzemeler, dişlerini gıcırdatanlar ve/veya yanlış hizalanmış kapanışı (maloklüzyon) olan kişiler için en iyi seçenek olabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-9861" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/11/1-6-1024x547.jpg" style="height:395px; width:740px" /></p>

<p>Amalgam dolgu</p>

<p>Diş dolgu çeşitleri</p>

<p>En iyi diş Dolgusu</p>

<p>Kompozit dolgu</p>

<p>Diş dolgusu</p>

<p>Gri diş dolgusu</p>

<p>Siyah dolgu</p>

<p>İnley ve Onley nedir</p>

<p>İnley Nedir</p>

<p>Onley Dolgu fiyat</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İkinci ziyaretiniz sırasında, geçici olanlar kaldırılır ve onleyiniz yerleştirilir. Nadiren başarısız olan son derece kararlı restorasyonlardır. Diş hekiminiz, sıkı bitişik temaslarla düzgün bir uyum sağlamak için tüm kenar boşluklarını kontrol edecektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş hekiminiz, restorasyonun kenarlarını etkileyen oklüzyonla ilgili herhangi bir sorun olmadığından emin olmak için kapanışınızı da kontrol edecektir. Takıldıktan sonra restorasyon dişe yapıştırılır ve kenarlar parlatılır.</p>

<p><strong>İnley ve Onley Gelişimi</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İnley ve onley yapımında kullanılan malzemeler gelişmeye devam ediyor ve yapı, aşınma şekli ve uzun ömürlülük açısından daha doğal ve diş benzeri hale geliyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Restorasyon amaçlı kullanımlarının, inley ve onleylerle ilişkili mükemmel fonksiyonel uzun ömür ve estetik doğallık kombinasyonu nedeniyle yakın zamanda başka bir tedavinin yerini alması muhtemel değildir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Aslında, diş renginin ömrünüz boyunca korunması, materyaller gelişmeye devam ettikçe restorasyonun estetik değerine katkıda bulunarak daha da geliştirilebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Doğru Diş Hekimini Seçmek</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş hekimliği fakültelerinde porselen inley ve onleyler için verilen resmi bir eğitim yoktur ve sürekli eğitim kurslarının sayısı sınırlıdır. Sonuç olarak, bu tür bir prosedürü gerçekleştiren nispeten az sayıda diş hekimi vardır. Porselen istiyorsanız, diş hekiminizin o malzeme türünü sunabileceğinden emin olmanız önemlidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bazı diş hekimleri, teknisyenlerin en iyi tasarım hakkında geri bildirim sağlamaya çok istekli oldukları diş laboratuvarlarıyla yakın çalışırken eğitim alırlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bazı diş hekimlerinin ofislerinde, muayeneniz sırasında en uygun tedavi seçeneklerini tartışabilmeleri için hasarlı dişinizin görüntülerini bir teknisyene göndermelerine olanak tanıyan bir teknoloji vardır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş teknisyenleri, siz koltukta otururken diş hekiminizle gerçek zamanlı olarak iletişim kurarak, yaklaşan vakalar için tedavi planlamasına da yardımcı olabilir.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Nov 2022 10:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/dolgu-secenekleri.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diş Beyazlatma</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/dis-beyazlatma-37567</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/dis-beyazlatma-37567</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş beyazlatma, bir gülümsemeyi geliştirmek için hızlı ve uygun fiyatlı bir yol sunan en popüler kozmetik diş hekimliği tedavilerinden biridir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hem erkekler hem de kadınlar tarafından evrensel olarak değer verilen beyazlatma tedavileri her bütçeye uygun olarak mevcuttur. İster bir dişçi ofisinde, profesyonel olarak uygulanan bir saatlik beyazlatma seansları, ister yerel eczanenizden satın alınan evde kullanım amaçlı beyazlatma kitleri olsun, çözümler bol miktarda bulunur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş beyazlatma çözümünü tercih eden hemen hemen herkes, gülümsemesinin parlaklığında ve beyazlığında orta ila önemli düzeyde iyileşme görür. Bununla birlikte, renk bozulmasına kalıcı bir çözüm değildir ve uzun süreli bir etki için bakım gerektirir.</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-full wp-image-9260" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/11/1-3.jpg" style="height:460px; width:725px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ağartma teriminin yalnızca dişler doğal renginin ötesinde beyazlatılabildiği zaman kullanılmasına izin verilmektedir. Bu, kesinlikle, ağartıcı yani hidrojen peroksit veya karbamid peroksit içeren ürünler için geçerlidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Beyazlatma terimi ise, kir ve kalıntıları temizleyerek bir dişin yüzey rengini eski haline getirmek anlamına gelir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Teknik olarak konuşursak, dişleri temizlemek için kullanılan herhangi bir ürün (diş macunu gibi) beyazlatıcı olarak kabul edilir. Tabii ki, beyazlatma terimi ağartmadan daha iyi geliyor, bu yüzden daha sık kullanılıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Zamanın kısıtlı olduğu ofis içi beyazlatma için ağartma tercihi, güçlü ve hızlı etkili hidrojen peroksittir. Diş beyazlatmada kullanıldığında, hidrojen peroksit konsantrasyonları yaklaşık yüzde dokuz ila yüzde 40 arasında değişir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Buna karşılık, evde diş beyazlatma için tercih edilen ağartıcı, hidrojen peroksite dönüşen daha yavaş etkili karbamid peroksittir. Karbamid peroksit, hidrojen peroksitin gücünün yaklaşık üçte birine sahiptir. Bu, yüzde 15'lik bir karbamid peroksit çözeltisinin, yüzde beşlik bir hidrojen peroksit çözeltisinin kaba eşdeğeri olduğu anlamına gelir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Diş Minesinin İncelenmesi</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çoğumuz, porselen benzeri emaye yüzeyleri sayesinde pırıl pırıl beyaz dişlere sahibiz. Mikroskobik kristal çubuklardan oluşan diş minesi, şekerin neden olduğu çiğneme, gıcırdama, travma ve asit saldırılarının etkilerinden dişleri korumak için tasarlanmıştır. Ancak yıllar geçtikçe mine aşınır, daha şeffaf hale gelir ve dişin ana maddesi olan dentinin sarı renginin görünmesine izin verir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Rutin çiğneme sırasında dentin sağlam kalırken minede milyonlarca mikro çatlak meydana gelir. Bu çatlaklar ve kristalin mine çubukları arasındaki boşluklar yavaş yavaş lekeler ve kalıntılarla doluyor. Sonuç olarak, dişler sonunda donuk, cansız bir görünüm kazanır.</p>

<p>Diş beyazlatma, lekeleri ve kalıntıları gidererek mine çatlaklarını açıkta bırakır. Bazı çatlaklar tükürük tarafından hızla yeniden mineralize edilirken, diğerleri tekrar organik artıklarla doldurulur.</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-9262" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/11/3-1.jpg" style="height:370px; width:685px" /></p>

<p><strong>Dişte Renk Değişikliği</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Dişlerle ilgili olarak iki boyama </strong><strong>kategorisi vardır: dışsal ve içsel.</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dışsal lekeler, koyu renkli içeceklere, yiyeceklere ve tütüne maruz kalma ve rutin aşınma ve yıpranma sonucu diş yüzeyinde oluşan lekelerdir.</p>

<p>Yüzeysel dış lekeler küçüktür ve fırçalama ve profilaktik diş temizliği ile çıkarılabilir. İnatçı dış lekeler, diş beyazlatma gibi daha kapsamlı çabalarla çıkarılabilir. Kalıcı dış lekeler, erken müdahale edilmezse dentine nüfuz edebilir ve kökleşebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İçsel lekeler dişlerin iç kısmında oluşan lekelerdir. İçsel lekeler travma, yaşlanma, diş oluşumu sırasında minerallere (tetrasiklin gibi) maruz kalma ve aşırı florür alımından kaynaklanır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Geçmişte, intrinsik lekelerin ağartma ile düzeltilemeyecek kadar dirençli olduğu düşünülürdü. Günümüzde kozmetik diş hekimliği uzmanları, derinlere yerleşmiş içsel lekelerin bile, birkaç ay hatta bir yıl boyunca sürdürülen denetimli evde diş beyazlatma ile giderilebileceğine inanmaktadır. Her şey başarısız olursa, diş kaplamaları gibi içsel lekelenmeleri tedavi etmek için alternatif kozmetik çözümler vardır.</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-9261" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/11/2-1.jpg" style="height:177px; width:284px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Diş Lekelenmesine Neden Olan Nedir?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yaş:</strong> Diş rengi ile yaş arasında doğrudan bir ilişki vardır. Yıllar geçtikçe aşınma, yıpranma ve leke birikimi sonucu dişler koyulaşır. Gençler muhtemelen beyazlatmadan hemen ve dramatik sonuçlar yaşayacaklardır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yirmili yaşlarda dişler sarı bir döküm göstermeye başladığından beyazlatma biraz daha çaba gerektirebilir.</p>

<p>Kırklı yaşlara gelindiğinde sarı, yerini kahverengiye bırakır ve daha fazla bakım gerekebilir. Ellili yıllarda dişler, çıkarılması zor (ama imkansız olmayan) bir dizi inatçı lekeyi içerir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Başlangıç ​​rengi:</strong> Hepimiz, sarı-kahverengiden yeşilimsi-griye kadar değişen ve zamanla yoğunlaşan doğuştan gelen bir diş rengine sahibiz. Sarı-kahverengi, ağartmaya genellikle yeşil-griye göre daha duyarlıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yarı saydamlık ve incelik:</strong> Bunlar aynı zamanda yaşla birlikte daha belirgin hale gelen genetik özelliklerdir. Tüm dişler bir miktar yarı saydamlık gösterse de opak ve kalın olanların bir avantajı vardır.</p>

<p>Daha açık renkli görünürler, daha fazla ışıltı gösterirler ve ağartmaya duyarlıdırlar. Daha ince ve daha şeffaf olan dişler&nbsp; özellikle ön dişler, beyazlatma için gerekli olan pigmentten daha azına sahiptir. Estetik diş hekimlerine göre şeffaflık, herhangi bir diş beyazlatma yöntemiyle düzeltilemeyecek tek durumdur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yeme alışkanlıkları:</strong> Kırmızı şarap, kahve, çay, kola, havuç, portakal ve diğer koyu renkli içecek ve yiyeceklerin alışılmış şekilde tüketilmesi, yıllar içinde önemli ölçüde lekelenmeye neden olur. Ayrıca turunçgiller ve sirke gibi asitli yiyecekler de mine erozyonuna katkıda bulunur. Sonuç olarak, yüzey daha şeffaf hale gelir ve daha çok sarı renkli dentin görünür hale gelir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sigara içme alışkanlıkları:</strong> Nikotin, diş yapısına yavaşça nüfuz eden ve içsel renk bozulmasına neden olan kahverengimsi tortular bırakır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İlaçlar / kimyasallar:</strong> Diş oluşumu sırasında tetrasiklin kullanımı, çıkarılması çok zor olan koyu gri veya kahverengi şerit lekeleri oluşturur. Aşırı florür tüketimi, florozise (dişlerde soluk beyaz işaretlerin görülmesiyle belirgin renk değişikliği) ve buna bağlı beyaz benekli alanlara neden olur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Gıcırdatma:</strong> Sıklıkla stresten kaynaklanan diş gıcırdatma (diş sıkma vb.) dişlerde mikro çatlaklara neden olabilir ve ısırma kenarlarının kararmasına neden olabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Travma:</strong> Düşmeler ve diğer yaralanmalar, dişlerde büyük miktarda leke ve döküntü toplayan büyük çatlaklara neden olabilir. &nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Nov 2022 12:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/dis-beyazlatma.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bilim insanları kişiye özel kanser tedavisi üzerine çalışıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-kisiye-ozel-kanser-tedavisi-uzerine-calisiyor-37544</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bilim-insanlari-kisiye-ozel-kanser-tedavisi-uzerine-calisiyor-37544</guid>
                <description><![CDATA[Bilim insanları, tedavisi henüz olmayan kanser türlerine yakalanan hastalar için bağışıklık sistemi merkezli yeni bir tedavi üzerinde çalışıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Bu yeni çalışmada, bağışıklık sisteminin yeniden tasarlanarak, tümöre saldırması amaçlanıyor.</p>

<p>Deneysel çalışma 16 hasta ile yapılıyor.</p>

<p>Bu 16 hastanın her birine kendilerine özel bir tedavi uygulanıyor ve tümörlerindeki belli bir zayıf nokta hedef alınıyor.</p>

<p>Çalışma bağışıklık sistemindeki T hücrelerine yoğunlaşıyor.</p>

<p>Bu hücreler, vücutta devriye gezerek hücre problemlerini araştırmakla görevliler. T hücreleri reseptör denilen bir protein kullanarak enfeksiyonları ve kanserojen olabilecek hücreleri işaretliyor.</p>

<p>Ancak kanseri belirlemek, T hücreleri ile için güç olabiliyor.</p>

<p>Vücuda dışarıdan giren bir virüsü tanımlamak kolay olabilir ama kanser, bizim kendi hücrelerimizin bozulmuş hali olduğu için, T hücrelerinin tespit etmesi çok daha güç.</p>

<p>İşte araştırmanın arkasında da,&nbsp;kanser&nbsp;işaretleyen T hücrelerinin seviyesinin artırılması fikri yer alıyor.</p>

<p>Deneysel tedavi nasıl işliyor?</p>

<p>Araştırmacılar kanser hücrelerini yakalamayı başarmış reseptörleri olan nadir T hücrelerini tespit ediyor.</p>

<p>Ardından bu özelliği olmayan T hücreleri toplanıyor ve yeniden tasarlanıyor.</p>

<p>Reseptörleri, kanser tespit edebilen reseptörlerle değiştiriliyor.</p>

<p>Modifiye edilmiş bu T hücreler vücuda tümör tespit etmesi için yeniden yerleştiriliyor.</p>

<p>Crispr teknolojisinden yararlanılıyor</p>

<p>T hücrelerinin kanser avcısına dönüştürülebilmesi için ciddi bir&nbsp;genetik&nbsp;manipülasyon işlemi gerekiyor. Genetik olan talimatnamelerinin yerine yeni talimatları yerleştiriliyor.</p>

<p>Bunu mümkün kılan şey genetik değişim teknolojisi Crispr.</p>

<p>Genetik makaslar" olarak işlem gören bu teknoloji ile yaşayan hücrelerdeki DNA'larda belirli ve hassas değişiklikler yapılabiliyor.</p>

<p>Deneysel çalışmaya diğer tedavilere yanıt vermeyen kolon, göğüs ve akciğer kanseri hastaları katılıyor.</p>

<p>16 hastanın 11’inde hastalık ilerlerken kalan 5’inde ise yatay bir seyire geçti.</p>

<p>Çalışma teknolojinin güvenliği ve uygulanabilirliği üzerinden de test ediliyor.</p>

<p>Bilim insanları, doğru dozları ve etkiyi ölçebilmek için daha geniş çalışmalara ihtiyaç duyuyor.</p>

<p>Araştırmayı yapan ekipten California Üniversitesi çalışanı Dr Antoni Ribas, “Bu kişiye özel kanser tedavisi geliştirilmesi çalışmalarında ileriye doğu bir sıçrama” diyor.</p>

<p>Ancak terapinin etkisini tam olarak görebilmek için çok erken. Ayrıca çalışmanın oldukça pahalı ve zaman alıcı olduğu da ifade ediliyor.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Nov 2022 09:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklar ve Bebekler İçin Diş Bakımı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/cocuklar-ve-bebekler-icin-dis-bakimi-37474</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/cocuklar-ve-bebekler-icin-dis-bakimi-37474</guid>
                <description><![CDATA[Bebekler ve çocuklar ağız sağlığı sorunlarına karşı bağışık değildir. Amerika'da Ağız Sağlığı Genel Cerrahın Raporuna göre, diş çürüğünün en kronik çocukluk hastalığı olduğunu belirlenmiştir. Astımdan beş kat daha yaygın ve saman nezlesinden yedi kat daha yaygın bir hastalıktır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri, diş çürüğünün beş ila 17 yaş arasındaki çocuklar arasında en kronik hastalık olduğunu buldu. Bebekleri etkileyen ağız sağlığı sorunları da aynı derecede ciddidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Yiyeceklerin Ağız ve Diş Sağlığına Etkileri</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çocuklarınızın yedikleri dişlerini etkiler. Şekerler (kek, kurabiye, şekerleme, süt ve meyve suyunda bulunur) ve nişastalar (simit ve patates cipsi) diş çürümesine neden olabilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Buna bebeklerin ve çocukların dişlerini temizlemenin daha zor olduğu gerçeğini de eklediğinizde, çocukların dişlerinde artıkların kalma eğiliminde olduğunu ve bunun bakteri üremesine ve nihayetinde diş çürümesine neden olduğunu görebilirsiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Süt dişleri sonunda kalıcı dişlerle değiştirilse de sağlıklı süt dişleri çocuğun genel sağlığı ve gelişimi için esastır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Bebekten Çocuğa Diş Kontrolü</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bazı bebekler yeni doğan dişleriyle (ilk ayda gelişen dişler) doğarlar ki bu dişlerin çıkarılması için diş hijyeni veya dişçiye gidilmesi gerekir. Altı aylıkken en az bir süt dişi çıkar. Ve evet, bu diş için de temizlik gerektiriyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Altı aydan 24 aya kadar çocuklar, nesneleri ısırma, salya akması ve her nesneyi ağıza götürme gibi kendini gösteren ciddi bir şekilde diş çıkarmaya başlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir ebeveyn olarak, çocuğunuzun diş etlerine masaj yapmak, soğuk bir diş çıkarma halkası veya soğuk, ıslak bir bez kullanmak ve diş hekiminizden diş çıkarma merhemi istemek gibi stratejiler kullanarak diş çıkarmanın ilerlemesine yardımcı olabilirsiniz.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Üç yaşına gelindiğinde, süt dişlerinin tamamı olmasa da çoğu çıkmış olur. Dört yıl sonra çene kemiği, destekleyici kemik yapısı ve yüz kemikleri büyümeye başladığında kalıcı dişler için boşluklar oluşmaya başlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Altı yaşından 12 yaşına kadar çocuğunuzun ağzında hem süt hem de kalıcı dişlerin olması normaldir.</p>

<p><strong>Çocuklar ve Bebekler İçin Ağız Sağlığı Gereksinimleri</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Doğumdan itibaren diş bakımı gereksinimlerinin bir listesi:</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Bebek Dişlerinin Temizlenmesi:</strong> Süt dişleri çıkar çıkmaz temizlenmelidir. Her biberon veya yemekten sonra bebeğinizin dişlerini yumuşak bir bez veya gazlı bezle temizleyin.</li>
	<li>Birden fazla diş çıktığı zaman, küçük kıllı (yaşına uygun) bir diş fırçasını, diş hekiminizin talimatına göre bebeğinizin dişlerinde uygulayabilirsiniz. Kullanmadan önce ılık suda bekletebilirsiniz.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Bebek dişleri bezelye büyüklüğünde fırça ile fırçalanmalıdır. Diş macunu miktarı mercimek tanesi kadar olmalıdır.</li>
</ul>

<p style="margin-left:18.0pt">&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Yaklaşık altı aylık olana kadar florür içermeyen su kullanın. El, ayak koordinasyona sahip olduklarında, çocuklarınızı kendi dişlerini fırçalamaya teşvik edin.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Diş fırçalarını iki ila üç ayda bir değiştirin. İlaç verildikten sonra çocukların dişleri fırçalanmalıdır. İlaçlarda bulunan asitler, dişler için doğal bir koruyucu kaplama görevi gören diş minesini yiyip bitirebilir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>İlk Diş:</strong> Çocuğunuzun uzun vadeli diş hijyeni ve profesyonel diş temizleme planı oluşturmak için bir yaşına kadar diş hekimine görünmesi önemlidir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Diş Dolgusunun Uygulaması:</strong> Dental dolgu macunları dişleri çürümekten korumak için kullanılır ve diş çıkar çıkmaz kullanıma uygundur.</li>
</ul>

<div style="margin-left:36.0pt">
<p>&nbsp;</p>
</div>

<p>1 yaş bebek diş fırçalama</p>

<p>Anaokulu diş fırçalama Eğitimi</p>

<p>2 yaş diş fırçalama Eğitimi</p>

<p>Bebek diş fırçalama</p>

<p>Diş fırçalama</p>

<p>Okul öncesi diş fırçalama slayt</p>

<div>
<p>Çocuğa diş fırçalama nasıl öğretilir video</p>
</div>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Florür Tedavileri:</strong> Florür tedavilerinin gerekliliği konusunda diş hekiminize danışın. Florür, çocukluk çağı diş çürüklerinin önlenmesinde önemli bir bileşendir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Bunun nedeni, florürün dişin moleküler yapısını değiştirerek onu asit saldırısına ve çürümeye karşı daha dirençli hale getirmesidir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Bununla birlikte, çocukların doğru florür tedavisi dengesine ihtiyaçları vardır. Çok fazla florür sorun yaratabilir ve florozise yol açabilir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Diş İpi Kullanımı:</strong> Ebeveyn destekli diş ipi kullanımına iki diş yan yana çıktığında başlamalıdır. Çocuklar kendi başlarına diş ipi kullanma becerisine sahip olduklarında (genellikle altı yaşına kadar) bağımsız diş ipi kullanımı gerçekleşmelidir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Ağız Yıkama:</strong> Çocuğunuzun aktiviteyi yapabilmesi koşuluyla, ağız yıkama genellikle yedi yaşına kadar önerilir.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li><strong>Ortodonti:</strong> Ortodonti yedi yaşına kadar uygun olabilir. Bu yaş aralıklarının yalnızca tahmini olduğunu unutmayın ve her konuda diş hekiminizin tavsiyelerine danışın.</li>
</ul>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 05 Nov 2022 15:01:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/cocuklar-ve-bebekler-icin-dis-bakimi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dental İmplantlar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/dental-implantlar-37303</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/dental-implantlar-37303</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>&nbsp;</strong></p>

<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;</p>

<p>Dental implantların maliyeti, implantasyonun türü, işlemi yapan diş hekimi, yerleştirme ameliyatının yapıldığı yer, kullanılan malzeme gibi birçok faktöre bağlıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İmplantlar, diğer diş değiştirme seçeneklerinden (takma dişler ve köprüler gibi) biraz daha pahalı olma eğiliminde olsalar da çok daha dayanıklı ve daha uzun ömürlüdür.</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-8291" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/10/e8aff8f3-d524-4bb3-b077-5d353effa981.jpg" style="height:987px; width:740px" /></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ancak ortalama olarak, diş implantlarının diş başına maliyeti, yukarıda belirtilen faktörlere bağlı olarak 3.000 ila 4.500 $ arasında değişebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Malzemeler yurt dışı kaynaklı olduğu için pek çok yerde ücretlendirmeler dolar üzerinden yapılır. Protezlere alternatif olarak implantlarla tüm dişleri değiştirmeyi düşünen hastalar için yüklü bir fatura çıkacaktır.</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-8293" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/10/356ff715-c103-4d7f-ac72-54e2401106f0.jpg" style="height:555px; width:740px" /></p>

<p>Tedavi, sigorta planınız kapsamında değilse veya sigortanız yoksa, durum daha da karmaşık hale gelebilir. Nitelikli adaylar, bütçelerine en uygun aylık ödeme planını geliştirmek için bir finansman şirketi ile çalışabilirler.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Maliyet göz önüne alındığında, bölgenizdeki fiyatları ölçmek önemlidir. Ancak implant yaptırmak için, diş hekimi seçiminde tek faktör maliyet olmamalıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>En ucuz seçeneği yaptıran hastaların her zaman en iyi sonucu. Aldığını söyleyemeyiz.</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-8294" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/10/ad60c11a-9e91-49fa-b0ec-a8cfc46fcbb3.jpg" style="height:555px; width:740px" /></p>

<p>Hangi uygulamanın tüm ihtiyaçlarınıza uygun olduğunu en iyi şekilde anlamak için konsültasyonlar ayarlayın ve diş hekimleri ve ekipleriyle tanışın.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ayrıca, implantlar daha yüksek bir fiyat etiketi ile gelse de, onları uzun vadede daha ekonomik bir onarıcı seçenek haline getirebilecek bir dizi fayda olduğunu unutmayın.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-8288" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/10/d.jpg" style="height:555px; width:740px" /></p>

<p><strong>Diş İmplantlarının Avantajları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dental implantlar, yerine yapıştırılan kuronlar ve köprüler veya çıkarılabilir protezler gibi restoratif emsallerinden daha güçlü ve dayanıklıdır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İmplantlar diş kayıplarına kalıcı bir çözüm sunar. Birden fazla diş eksik olduğu için bir diş köprüsünü veya diş kronunu desteklemek için kullanıldıklarında, bu restorasyonlar için dayanıklı ve stabil bir temel oluştururlar.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Eksik dişleri değiştirmek için birçok restoratif seçenek olmasına rağmen, hiçbiri işlevsel olarak etkili ve dayanıklı olarak kanıtlanmamıştır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İmplant Yaptırmak Mı İstiyorsunuz?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İmplant adayı olup olmadığınızı belirlemek için implantlar, kronlar ve ağız cerrahisi konusunda eğitim almış kalifiye bir diş uzmanından tavsiye alın. &nbsp;Bu bir tür ağız cerrahisidir, bu nedenle diş hekiminizin bu hassas prosedür için gereken deneyime ve eğitime sahip olduğundan emin olmanız önemlidir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş implantasyonu ergenlik döneminden sonra veya kemik büyümesi tamamlandığında herhangi bir zamanda yapılabilir. Aktif diyabet, kanser veya periodontal hastalık gibi belirli tıbbi durumlar, işlemin gerçekleştirilebilmesi için ek tedavi gerektirebilir.</p>

<p>Aday olup olmadığınızı belirlemek için diş hekiminiz dişlerinizi ve diş etlerinizi iyice inceleyerek kemik yoğunluğunu ve miktarını değerlendirecektir.</p>

<p><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-8289" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/10/d2.png" style="height:323px; width:600px" /></p>

<p>Bu, implantları yerleştirmek için yeterli kemik yapısının bulunduğundan emin olmak gerekir. Restoratif tedavi planıyla ilgili implantın tam olarak nereye yerleştirilmesi gerektiğini belirlemek için X-ışınlarını ve konik ışınlı bilgisayarlı tomografi gerekir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ağız dokularınızın durumuna, göre diş hekiminiz size en uygun tedavi planını önerecektir. &nbsp;Yetersiz kemik veya diş eti dokusuna sahip bazı hastalarda kemik veya yumuşak doku greftleri veya küçük çaplı implantların kullanılması gerekir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ayrıca, sigara içiyorsanız, diş hekiminiz muhtemelen işlemden önce bırakmanızı önerecektir çünkü sigara içenlerin implant başarısızlığı riski daha yüksektir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Başarı Oranları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Diş implantları diş hekimliğinde en başarılı işlemler arasındadır. Belirli bir implantasyon prosedürünün başarılı olacağına dair bir garanti olmamasına rağmen, çalışmalar, alt çene implantları için yüzde 95 ve üst çene implantları için yüzde 90'lık bir başarı oranı göstermiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Üst çenenin başarı oranı biraz daha düşüktür, çünkü üst çene alt çeneden daha az yoğundur ve başarılı implantasyon ve osseointegrasyonun elde edilmesini potansiyel olarak daha zor hale getirir. Alt çenenin arkasına implant yerleştirme en yüksek başarı oranına sahiptir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Riskler Nelerdir?</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dental implantlar çeşitli nedenlerle başarısız olabilir. Ancak bunun nedeni genellikle osseointegrasyon sürecindeki bir başarısızlıkla ilgilidir. Örneğin implant zayıf bir konuma yerleştirilirse osseointegrasyon gerçekleşmeyebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İmplantlar nadire de olsa kırılabilir, yerleştirildikleri bölge enfekte olabilir veya üst kısımdaki kron restorasyonu gevşeyebilir.</p>

<p>Kötü ağız hijyeni, yerleştirme bölgesi çevresinde peri-implantite yol açabilir. Bu, doğal bir diş çevresinde ağır diş eti hastalığı gelişimine benzer bir hastalıktır. Bununla birlikte, kronlar, doğal dişler gibi boşluklara duyarlı değildir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dental implant fiyatları</p>

<p>Dental implant markaları</p>

<p>Diş implant Fiyatları 2022</p>

<p>Dental implant Yorumlar</p>

<p>Genç yaşta implant</p>

<p>Diş implantı</p>

<p>Neden implant</p>

<p>Cerrahi implant nedir</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Mini Diş İmplantları</strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Küçük dişler ve kesici dişler için daha dar mini implantlar kullanılabilir. Ayrıca, daha dar bir seçenek, alt çene protezlerinin, azı dişlerinin veya dar bir alanda bulunan eksik dişlerin stabilizasyonuna ihtiyaç duyan hastalara en iyi şekilde hizmet edebilir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu işlemi sadece belirli diş hekimleri uygulayabilir. Geleneksel ve mini implantlar arasında bazı temel farklılıklar vardır:</p>

<p>&nbsp;</p>

<ul>
	<li>Başarı oranı geleneksel implantlar kadar iyi değildir.</li>
	<li>Mini implantlar, geleneksel emsallerinin yaklaşık yarısı kadardır.</li>
	<li>Mini implantlar daha az maliyetlidir.</li>
	<li>Mini implantlar vida içermese de sağlamdır.</li>
	<li>&nbsp;</li>
	<li>&nbsp;</li>
	<li><img alt="" class="alignnone size-large wp-image-8292" src="http://www.kibrisyeni.com/wp-content/uploads/2022/10/58f696fa-c988-4ae7-adba-8a892d750ead.jpg" style="height:555px; width:740px" /></li>
</ul>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Oct 2022 10:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/dental-implantlar.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yarasalarda yeni Corona Virüs!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/yarasalarda-yeni-corona-virus-36981</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/yarasalarda-yeni-corona-virus-36981</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bilim insanları Rusya bölgesindeki yarasalarda bulunan yeni bir corona virüse karşı acil aşı geliştirilmesi gerektiğini aksi halde insanlara bulaşan ölümcül bir hayvan virüsünün başka bir pandemiyi tetikleyebileceğini söyledi.</p>

<p>ScienceAlert'in, PLOS Pathogens dergisinde yer alan araştırmaya dayandırdığı&nbsp;habere göre&nbsp;Khosta-2 adı verilen&nbsp;yeni&nbsp;virüs,&nbsp;Rusya’nın Sochi Ulusal Parkı’ndaki nalburunlu yarasalarda tespit edildi.</p>

<p>Bu yarasa türünün Avrupa ve Kuzey Afrika’da da yaşamını sürdürdüğü açıklandı.</p>

<p>Rusya'daki araştırmacılar, 2020'de başka&nbsp;bir&nbsp;yarasa virüsü olan Khosta-1 ile birlikte Khosta-2'ye ilk rastladıklarında, her iki patojen de özellikle tehlikeli görünmüyordu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<h3>FARKLI BİR SOYDAN GELİYOR</h3>

<p>İkisi de SARS-CoV-2 ile yakından ilişkili değildi. Aslında, araştırmacıların insan bağışıklık sistemini antagonize etmek için gerekli olduğunu düşündükleri bazı genlerden yoksun olan farklı bir soydan geldiği belirlendi.</p>

<p>Ancak daha yakından incelendiğinde uzmanlar, Khosta-2'de bazı endişe verici özellikler belirledi.</p>

<p>SARS-CoV-2'ye benzer şekilde, yarasalar arasında keşfedilen ve Khosta-2 olarak bilinen yeni solunum yolu virüsü, aynı giriş yollarını kullanarak insan hücrelerini enfekte edebilen sivri proteinlerle kaplı.</p>

<p>TAM DİRENÇ GÖSTERİYOR</p>

<p>Bu proteinlerdeki reseptör bağlama alanlarının da&nbsp;COVID-19&nbsp;aşısı tarafından tetiklenen monoklonal antikorlara karşı tam direnç gösterdiği belirlendi.</p>

<p>Başka bir deyişle, bu yeni solunum virüsü mevcut ilaçlarla etkisiz hale getirilemez.</p>

<p>Araştırmanın yazarları, "Kritik olarak, bulgularımız yeni ve daha geniş kapsamlı sarbekovirüs aşılarının geliştirilmesine devam edilmesinin acil ihtiyacının altını çiziyor" dedi.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Sep 2022 11:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/yarasalarda-yeni-corona-virus.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alerjik hastalıklar iklim değişikliği ile yaygınlaşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/alerjik-hastaliklar-iklim-degisikligi-ile-yayginlasiyor-36826</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/alerjik-hastaliklar-iklim-degisikligi-ile-yayginlasiyor-36826</guid>
                <description><![CDATA[İklim değişikliği 21. yüzyılın başından itibaren en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2>&nbsp;</h2>

<p>İklim değişikliği 21. yüzyılın başından itibaren en büyük sağlık tehditlerinden biri olarak kabul ediliyor. Atmosferik sera gazlarındaki artışa bağlı olarak yerkürede ısı artışının ortalama 1,5 derece arttığı biliniyor. Küresel ısınma sonucunda alerjik rinit ve astım gibi alerjik hastalıkların sıklığında da bir artış gözleniyor. Doç. Dr. Ayşe Bilge Öztürk, alerjik hastalıklar ve iklim değişikliğinin bu hastalıklara etkisi hakkında bilgi verdi.</p>

<p>Alerji, çevrede ve doğada bulunan ve normalde zararsız olan maddelere karşı bağışıklık sisteminin gösterdiği aşırı duyarlılık reaksiyonlarıdır. Bu reaksiyonlar hafiften şiddetliye kadar çeşitli şekillerde olabilir. Alerjiler çok küçük yaşlarda ya da sonradan ortaya çıkabilir. Alerji, alerjen türüne bağlı olarak kişide farklı reaksiyonlara neden olmaktadır. Solunum yolları, gözler, cilt, sindirim sistemi etkilenebilmektedir. Alerjik hastalıklarda alerjenlerden kaçınmak en önemli korunma yöntemlerinden birini oluşturmaktadır.</p>

<p><img alt="" src="https://haberkibris.com/images2/2022_09/2022_09_13/alerj%C4%B1.jpg" style="height:327px; width:580px" /></p>

<p><strong>İklim değişikliği polen sezonunu uzatıyor</strong></p>

<p>Küresel ısınma sonucu meydana gelen iklim değişikliği bitkilerin daha erken ve daha uzun süreli polen üretmesine neden olmaktadır. Polen mevsiminin uzaması alerjenlere daha fazla maruz kalmaya ve daha çok etkilenmeye sebep olmaktadır. Ayrıca iklim değişikliği, polen gibi alerjenlerin yapısını da değiştirerek alerjik hastalıkların sıklığını ve alevlenmesini artırmaktadır. Yapısı değişen bu alerjenler hastalık oluşturma potansiyeli daha yüksek hale gelmektedir.</p>

<p>Örneğin hiç alerjisi olmayan bir kişide alerji gelişmesini ya da sadece alerjik riniti olan birinde astım gelişmesini sağlayabilmektedir. İklim değişikliği ile birlikte yeni bitki türleri de dünyada yayılmaktadır. Bu bitkiler daha dirençli, sürekli polen üreten, yayılmacı türlerdir. Polen alerjileri bu nedenle gelecekte mevsimsel olma özelliğini yitirebilecek ve polen sezonu uzadığı için hastaların yakınmaları yıl boyu gözlenebilecektir.</p>

<p><strong>Fırtınalar ve seller sonucu alerjenler çok daha fazla yayılıyor</strong></p>

<p>İklim değişikliğine bağlı gelişen fırtınalar ve kasırgalar polenlerin parçalanmasını, uzak mesafelere taşınmasını ve astımlı hastaların fırtınalı günlerde yoğun polene maruz kalmalarını sağlayabilir. Polenler parçalandıktan sonra boyutları küçülecek ve kolaylıkla hava yollarına yerleşecektir.</p>

<p>Bu yoğun maruziyet fırtınalı günlerde astım ataklarına sebep olabilir. Yine iklim değişikliğine bağlı gelişen seller dolayısıyla evlerde ve atmosferde küf yoğunluğunun artacağı da tahmin edilmektedir. Küf miktarı fırtınalar sonrası bir yıl gibi uzun bir süre ev içinde yüksek kalabilmektedir. Ev içinde küf yoğunluğunun artması da astımlı ve alerjik rinitli hastalarda alerjik şikayetlerin artışı anlamına gelmektedir.</p>

<p><img alt="" src="https://haberkibris.com/images2/2022_09/2022_09_13/ast%C4%B1m.jpg" style="height:327px; width:580px" /></p>

<p><strong>Toz ve kum fırtınaları astım ataklarını tetikliyor</strong></p>

<p>Küresel ısınma sonucu artan kuraklığa bağlı olarak çölleşme giderek artmaktadır. Çölleşme sonucu kum ve toz fırtınalarının görülmesi beklenmektedir. Kum fırtınalarının içindeki çeşitli alerjenler ve partiküllere maruziyet astım hastalarında hastalığın daha kötü etkilenmesine sebep olacaktır. Kum fırtınalarının olduğu günlerde astıma bağlı acil başvurularının artacağı düşünülmektedir. İklim değişikliğindeki artış farklı böcek türlerinin ortaya çıkmasına ve buna bağlı sokulmalara da neden olabilir. Bu da arı ve diğer böcek alerjilerinde bir artış olacağı sonucunu doğurmaktadır. İklim değişikliğine karşı önlem alınması şart İklim değişikliği, çevre kirliliği gibi etkiler var olan hastalıkların artmasına ve daha çok insanın hastalanmasına zemin hazırlamaktadır. İklim değişikliğine bağlı olarak alerjik hastalıkların sıklığının artması ve astım salgınları beklenmektedir. İklim değişikliğini önleyici faaliyetlerin uygulanması doğa ve insan sağlığını koruyarak alerjik hastalıklar gibi çeşitli hastalıkların sıklığının azalmasını sağlayabilir.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 13 Sep 2022 10:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bugüne kadar kullananlar dikkat! Satışı Türkiye&#039;de yasaklanıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bugune-kadar-kullananlar-dikkat-satisi-turkiyede-yasaklaniyor-36569</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bugune-kadar-kullananlar-dikkat-satisi-turkiyede-yasaklaniyor-36569</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye Tarım ve Orman Bakanlığı son yıllarda tüketimi artan takviye edici gıda ve vitaminlerle ilgili olarak bir çalışma başlattı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Cumhuriyeti Tarım ve Orman Bakanlığı son yıllarda tüketimi artan takviye edici gıda ve vitaminlerle ilgili olarak bir çalışma başlattı. Düzenlemeye göre,&nbsp;<em><strong>iki yaşın altındaki çocuklar için takviye gıda satışı yasaklanacak.&nbsp;</strong></em>Peki bugüne kadar kan sayımı ya da gerekli tetkikler yapılmadan verilen çok sayıda takviye gıda ve vitamin ne olacak? Kullanılan takviye gıdalar çocuklarda sağlık sorunlarına yol açar mı? Uzmanlar dikkat çeken uyarılarda bulundu.</p>

<p>Doğal yollardan yeterli besin ve vitamine ulaşılamaması durumunda beslenmeyi desteklemek için kullanılan&nbsp;takviye&nbsp;edici gıda ve vitaminlere yönelik yeni bir&nbsp;düzenleme&nbsp;hazırlandı. TC Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yönetmelik taslağına göre<em><strong>&nbsp;arı sütü, arı poleni, perga, apilarnil ve propolis içeren takviye edici gıdalara, 2-4 yaş grubu için onay verilmeyecek. 4-10 yaş grubu emme tableti, çiğnenebilir tablet ve efervesan tablet hariç diğer tablet, kapsül ve pastil gibi katı formlardaki takviye edici gıdaları kullanamayacak. 3 yaş altı küçük çocuklara yönelik hazırlanan takviye gıdaların bileşiminde katkı maddesi olmayacak.&nbsp;2&nbsp;yaşın altı içindeki bebekler için ise herhangi bir şekilde takviye edici gıda üretilmeyecek, onay verilmeyecek ve piyasaya arz edilmeyecek.</strong></em></p>

<p><em><strong>‘SAĞLIKLI BİR ÇOCUĞA TAKVİYE ÖNERİLMEMELİ’</strong></em></p>

<p>Milliyet'ten Betül Topaklı'nın haberine göre, izlenimi düzenli, herhangi bir sıkıntısı olmayan çocuğa takviye edici gıda ve&nbsp;vitamin&nbsp;önermenin doğru olmadığına dikkat çeken&nbsp;Çocuk&nbsp;Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Nursel Basut, “Galiba biz toplumda sağlıklı&nbsp;çocuk&nbsp;izlenimini biraz ihmal ediyoruz.&nbsp;Çocuğun kendi içindeki yolculuğunda, belirli dönem ve rutin kontrollerinde bakılan kan değerlerinde herhangi bir problemi olmadığı durumlarda takviye edici gıda ve vitamin kullanmak çok da uygun değildir.&nbsp;Özellikle 2 yaş altındaki çocuklarda mide, bağırsak, karaciğer ve böbrek gibi organlar tamamen olgunlaşmaz. Bu nedenle gereksiz yere ilaç desteği almamaları gerekiyor.&nbsp;4 yaş altı uygulamasının gelmesiyle birlikte aileler kendi kafalarına göre gidip eczanelerden ilaç alamayacaklar. Bu gayet yerinde bir uygulama olacak” dedi.“Ancak hekim uygun görüyor ve bakılan kan değerlerinde de eksiklik saptanıyorsa, tabii ki uygun dozda, uygun etken madde içerikli takviye edici gıdalar çocuklara verilebilir” diyen Dr. Basut, “Bunlar da kontrollü bir şeklide başlanıp kesilmeli. Uzun soluklu kesintisiz kullanımları çok da doğru değildir. Bu tür ilaçların hepsinin vücutta bir yük olduğu, karaciğer ve böbrekte birikimlere neden olup zarar verebileceği unutmamalıdır” bilgilerini paylaştı.</p>

<p><strong>‘ÇOCUKLARIN TAKVİYE KULLANMASI DOĞRU DEĞİL’</strong></p>

<p>Herhangi bir takviye destek almadan önce vücudun o desteğe ihtiyacının olup olmadığının gerekli uzman değerlendirmesiyle belirlenmesinin önemine vurgu yapan Yeditepe Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Eczacılık Fakültesi Farmasötik Toksikoloji Anabilim Dalı Başkanı Ahmet Aydın da, “Bu değerlendirme klinikte uygun kan testleriyle yapılabilir. Kulaktan dolma tavsiyelerle destekler kullanılmamalıdır. Bireylerin vücutları, genetik yapısı ve hastalıklara yatkınlık durumu kişiden kişiye farklılık gösterebildiği için bir kimseye iyi gelen bir takviye başkası için zararlı olabilir" dedi.</p>

<p>Özellikle&nbsp;iki yaş&nbsp;altı çocukların çok hassas bireyler olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aydın,&nbsp;"Onların organları henüz yetişkin insanlarınki gibi tam gelişmemiştir. Takviye edici gıdaların içerisinde bulunan vitaminleri, mineralleri, bitkisel bileşenleri veya diğer etken maddeleri yetişkinler gibi kolayca vücuttan uzaklaştıramayabilirler. Bu nedenle yönetmelikte bir düzenleme ihtiyacı oluşmuştur. Bu tür takviyeleri kullanmanın doğru olmadığını söyleyebilirim” diye konuştu.</p>

<p>Takviye edici gıdaların; belirli bir tablet, kapsül, efervesan tablet, pastil, saşe, çiğnenebilir form, şekillendirilmiş çiğnenebilir form, çiğnenebilir tablet, çiğnenebilir kapsül, emme tableti, kaplet, ağızda eriyen&nbsp;film&nbsp;şerit, sprey, ampul, flakon, sıvı şişe, damlalıklı şişe, tek kullanımlık sıvı/toz paket formlarında piyasaya sunulduğunu söyleyen Prof. Dr. Ahmet Aydın, “Bu ürünlerin belirli kurallarda satılması gerekiyor. &nbsp;Tarım ve Orman Bakanlığı’nın takviye edici gıda ve vitaminlere yönelik hazırladığı yönetmelik bunun çerçevesini ortaya koyuyor. Sağlık için insanların kullanımına sunulan ürünler öncelikle güvenli olmalıdır” şeklinde görüş paylaştı.</p>

<p>Prof. Dr Aydın,&nbsp;“Gereğinden fazla vitamin almak&nbsp;sağlık sorunlarına yol açar. Vitaminler çok az miktarlarıyla da vücutta işlevlerini görürler. Bu vitaminlerin azının sağlık sorununa yol açabildiği gibi fazlalığı da sağlık sorunlarına yol açar.<em><strong>&nbsp;Örneğin C vitamini ne kadar çok alınırsa alınsın vücutta depolanmayan bir vitamindir. Bu nedenle yanlış bir kanıyla çok fazla alınması asit özelliği nedeniyle mideye zarar verebilir, böbrek taşlarına yol açabilir. Yeterli miktarda kullanılması, hücre yenilenmesini sağlarken, aşırı miktarda alındığında hücre yaşlanmasına yol açabilir.&nbsp;Her vitaminin günlük alınması gereken miktar uluslararası kabul gören otoritelerce belirlenmiştir. Bu miktarlar aşılmamalıdır”&nbsp;</strong></em>açıklamasını yaptı.</p>

<p><strong>‘YÖNETMELİKLE TÜM SÜREÇLER KONTROL ALTINDA’</strong></p>

<p>Takviye edici gıda adı altında üretilen ürünlerde yer alan bazı vitamin ve minerallerin aynı zamanda ilaç olarak da ruhsat aldıklarını dile getiren Prof. Dr. Ahmet Aydın,&nbsp;<em><strong>"Takviye edici gıdada bulunan vitamin ve mineral miktarı, ilaç olarak kullanılan dozun altında olmak zorundadır. Yayınlanan yönetmelik taslağı bu miktarları düzenliyor. Hassas bireylerde kullanım ile ilgili sınırlamaları belirliyor.&nbsp;Bakanlığın Takviye Edici Gıdalar Komisyonu’nda çok saygın bilim insanları bulunuyor. Takviye edici gıdalara Bakanlıktan izin alma süreçlerinde, ürün ile ilgili her türlü bilimsel bilgi komisyon üyesi uzmanlar tarafından değerlendiriliyor ve uygun olanlar gerekli izni alıyor. İşte bu yönetmelikte tüm bu süreçler kontrol altına alınıyor</strong></em>.&nbsp;Bakanlık gayet güzel bir uygulamayla taslak yönetmeliği üniversiteler dahil konuyla ilgilenen tüm tarafların görüşüne açmıştır. Konuyla ilgili görüş ve öneriyi toplayarak son şeklini verecektir” diyerek takviye edici gıdalarla ilgili hazırlanan taslağın önemine vurgu yaptı.&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 15 Jul 2022 12:30:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bugune-kadar-kullananlar-dikkat-satisi-turkiyede-yasaklaniyor.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BAĞIMSIZLIK YOLU PARTİ MECLİSİ İLK TOPLANTISINI YAPTI… SEKRETERYA SEÇİLDİ</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bagimsizlik-yolu-parti-meclisi-ilk-toplantisini-yapti-sekreterya-secildi-35934</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bagimsizlik-yolu-parti-meclisi-ilk-toplantisini-yapti-sekreterya-secildi-35934</guid>
                <description><![CDATA[BAĞIMSIZLIK YOLU PARTİ MECLİSİ İLK TOPLANTISINI YAPTI… SEKRETERYA SEÇİLDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px"><span style="color:rgb(80, 78, 78); font-family:pt sans,sans-serif">Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi’nin, 2. Olağan Genel Kurulu sonrası, geçtiğimiz cumartesi ilk toplantısını gerçekleştirdiği bildirildi.</span><br />
<span style="color:rgb(80, 78, 78); font-family:pt sans,sans-serif">Genel Sekreter olarak Celal Özkızan’ın seçildiği 2. Olağan Genel Kurul’da, Gazi Gök Örgütlenme Sekreteri, Ömer Tatlısu Basın Yayın Sekreteri, Hasan Tezbaşar Eğitim Sekreteri, Mustafa Erk Mali Sekreter ve Mustafa Keleşzade Dış İlişkiler Sekreteri olarak Bağımsızlık Yolu Parti Meclisi tarafından oy birliğiyle seçildi.</span><br />
<span style="color:rgb(80, 78, 78); font-family:pt sans,sans-serif">Bağımsızlık Yolu Sekreterlik seçimlerinin ardından ise Sekreter Yardımcılıkları seçimleri gerçekleşti.&nbsp;</span><br />
<span style="color:rgb(80, 78, 78); font-family:pt sans,sans-serif">Münür Rahvancıoğlu Genel Sekreter Yardımcısı, Özlem Deligöz Örgütlenme Sekreter Yardımcısı, Umut Ersoy Basın Yayın Sekreter Yardımcısı, Tağmaç Özberk Eğitim Sekreter Yardımcısı, Sabahat Aydıç Mali Sekreter Yardımcısı ve Cemre İpçiler Dış İlişkiler Sekreter Yardımcısı olarak oy birliği ile seçildi.</span></span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Jul 2021 16:59:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bagimsizlik-yolu-parti-meclisi-ilk-toplantisini-yapti-sekreterya-secildi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eski kız arkadaşını ciddi şekilde darp etii</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/eski-kiz-arkadasini-ciddi-sekilde-darp-etii-35917</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/eski-kiz-arkadasini-ciddi-sekilde-darp-etii-35917</guid>
                <description><![CDATA[Kızı öldüresiye dövdü, tutuksuz yargılanacak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Girne&nbsp;Adli Şube’de görevli&nbsp;polis&nbsp;memuru Kader Artan, 25 Haziran 2021 tarihinde&nbsp;saat&nbsp;00.00 sıralarında Girne’de kendisini işten çıkardığı ve alacağı olduğundan dolayı konuşmak için gelen&nbsp;eski&nbsp;kız arkadaşını iş yerinin balkon kısmında kolundan tutup yere attıktan sonra boğazını sıkıp vücudunun çeşitli yerlerine yumruk attığını söyledi. Zanlının bu esnada eski kız arkadaşına hitaben, “seni öldüreceğim, elimde kalacaksın” diyerek tehdit ettiğini&nbsp;ifade&nbsp;etti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Olayın polisin bilgisine 30 Haziranda ulaştığını kaydeden Artan, zanlının aynı gün tutuklandığını ifade etti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Polis, müştekinin hastaneye götürülerek, doktor kontrolünden geçtiğini ifade etti. zanlının ülkeye 6 haziran tarihinde 30 günlük turist vizesiyle giriş yaptığını kaydeden polis, soruşturmanın tamamlandığını belirterek, teminat talep etti.</span></p>

<div>
<div>
<div><span style="font-size:20px">Mahkeme<span style="color:rgb(17, 17, 17); font-family:roboto">, zanlının 10 bin TL nakit teminat yatırması, bir kefilin 100 bin TL kefalet senedi imzalaması şartlarıyla tutuksuz yargılanmasına emir verdi.</span></span></div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 03 Jul 2021 19:06:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/eski-kiz-arkadasini-ciddi-sekilde-darp-etii.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>61 pozitif vakaya rastlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/61-pozitif-vakaya-rastlandi-35914</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/61-pozitif-vakaya-rastlandi-35914</guid>
                <description><![CDATA[Son 24 saatte yapılan test sayısı 8298 olup, 49'u yerel 61 pozitif vakaya rastlanmış, 17 kişi taburcu edilmiştir.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">5&nbsp; kişi hava yolu ile ülkemize gelmiştir. 7 kişi daha önce tespit edilen vakaların temaslılarıdır ve bu süre içinde gözetim altında bulunmaktadırlar. 49 kişi ise yerel vakadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">18 kişi Lefkoşa, 19 kişi Girne, 10 kişi Gazimağusa, 2 kişi Güzelyurt Bölgesi'ndendir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Vakaların bölgelere göre dağılımı</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Lefkoşa</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Yenikent-1/ Balıkesir-2 / Taşkınköy-1/ Hamitköy-3/ Yenişehir-1/ K.kaymaklı-2/ Ortaköy-2/ Köşklüçiftlik-1/ Yeniceköy-1/ Surlariçi-1/ Gönyeli-3</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Girne</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Girne Merkez- 9 / Aşağı Girne-1/ Alsancak-1/ Boğazköy-1/ Dikmen-3 / Kaşgar-1/ Yeşiltepe-1 / Doğanköy-1/ Çatalköy-1</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Gazimağusa</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Gazimağusa Merkez-1 / Serdarlı-3 / Akdoğan-3 / Çanakkale-1/ Karakol Bölgesi-1 / Geçitkale-1</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Güzelyurt</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Güzelyurt Merkez-1 / Zümrütköy-1</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">1 Temmuz 2021 Covid-19 genel durumu şöyle;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Bugün Yapılan Test Sayısı: 8298</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Bugün Saptanan Pozitif Vaka Sayısı: 61</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Ülke dışından gelen Vaka Sayısı :&nbsp;5</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Karantinada Pozitifleşen Temaslı Vaka Sayısı: 7</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Yerel Vaka Sayısı: 49</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">İyileşip Bugün Taburcu Edilen Hasta Sayısı: 17</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Bugün Kaybedilen Hasta:&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Yapılan Toplam Test Sayısı: 1.479.663</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Toplam Vaka Sayısı: 8158</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">İyileşip Toplam Taburcu Edilen Vaka Sayısı: 7729</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Tedavisi Devam Eden Vaka Sayısı: 394&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Pandemi Merkezindeki Hasta Sayısı: 31&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Pandemi Otellerinde Takip Edilen Vaka Sayısı: 334</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Tetkikleri Devam Eden Vaka Sayısı: 28</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Toplam Kaybedilen Hasta Sayısı: 35</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Yoğun Bakımda Yatan Hasta Sayısı:&nbsp;&nbsp; 1</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Ülke Genelinde Bugün Yapılan Aşı Miktarı : 5346</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Güvende lKal uygulamasına bağlı güncel rakamlar</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Son 24 Saat İçerisinde Takılan Bileklik Sayısı: 342&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Son 24 Saat İçerisinde Takibi Sonlandırılan Bileklik Sayısı: 710</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Güvende Kal Genel tablo</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Takip Edilen Toplam Bileklik Sayısı: 2587</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px">Takibi Sonlandırılan Toplam Bileklik Sayısı: 18.786</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 02 Jul 2021 08:33:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/61-pozitif-vakaya-rastlandi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KKTC&#039;de bugün 14&#039;ü yerel 16 pozitif vaka, 20 taburcu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/kktcde-bugun-14u-yerel-16-pozitif-vaka-20-taburcu-35905</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/kktcde-bugun-14u-yerel-16-pozitif-vaka-20-taburcu-35905</guid>
                <description><![CDATA["Toplam 6194 test yapıldı, 14'ü yerel 16 pozitif vakaya rastlandı,20 kişi taburcu edildi"]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Son 24 saatte yapılan test sayısı 6194 olup, 14'ü yerel 16 pozitif vakaya 20&nbsp; kişi taburcu edilmiştir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">2 kişi daha önce tespit edilen vakaların temaslılarıdır ve bu süre içinde gözetim altında bulunmaktadırlar. 14 kişi ise yerel vakadır.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">8 kişi Lefkoşa, 6 kişi Girne Bölgesi'ndendir.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Vakaların bölgelere göre dağılımı</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Lefkoşa</span></p>

<p><span style="font-size:20px">K.kaymaklı-3 / Alayköy-1/ Marmara-2/ Gönyeli-1/ Surlariçi-1</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Girne</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Girne Merkez- 3/ Alsancak-2 / Zeytinlik-1</span></p>

<p><span style="font-size:20px">20 Haziran 2021 Covid-19 genel durumu şöyle;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bugün Yapılan Test Sayısı: 6194</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bugün Saptanan Pozitif Vaka Sayısı: 16</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Ülke dışından gelen Vaka Sayısı :&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Karantinada Pozitifleşen Temaslı Vaka Sayısı: 2</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Yerel Vaka Sayısı: 14</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İyileşip Bugün Taburcu Edilen Hasta Sayısı: 20</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bugün Kaybedilen Hasta:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Yapılan Toplam Test Sayısı: 1.383.199&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Toplam Vaka Sayısı: 7763</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İyileşip Toplam Taburcu Edilen Vaka Sayısı: 7423</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Tedavisi Devam Eden Vaka Sayısı: 305&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Pandemi Merkezindeki Hasta Sayısı: 24&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Pandemi Otellerinde Takip Edilen Vaka Sayısı: 270</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Tetkikleri Devam Eden Vaka Sayısı: 11&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Toplam Kaybedilen Hasta Sayısı: 35</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Yoğun Bakımda Yatan Hasta Sayısı:</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Güvende Kal uygulamasına bağlı güncel rakamlar</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Son 24 Saat İçerisinde Takılan Bileklik Sayısı: 281</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Son 24 Saat İçerisinde Takibi Sonlandırılan Bileklik Sayısı: 226</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Güvende Kal Genel tablo</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Takip Edilen Toplam Bileklik Sayısı: 3743</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Takibi Sonlandırılan Toplam Bileklik Sayısı: 13.155</span></p>

<div>&nbsp;</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Jun 2021 20:48:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/kktcde-bugun-14u-yerel-16-pozitif-vaka-20-taburcu.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akansoy;Kutlu Adalı cinayetinin yeniden soruşturulması gerekir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/akansoykutlu-adali-cinayetinin-yeniden-sorusturulmasi-gerekir-35779</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/akansoykutlu-adali-cinayetinin-yeniden-sorusturulmasi-gerekir-35779</guid>
                <description><![CDATA[CTP Milletvekili Asım Akansoy, Kutlu Adalı cinayetinin yeniden soruşturulması gerektiğini kaydetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">CTP Milletvekili Asım Akansoy,&nbsp;Meclis&nbsp;Genel Kurulu'ndaki konuşmasında,&nbsp;KKTC’de Kutlu Adalı’nın faili meçhul kişilerce öldürüldüğünü anımsatarak,&nbsp;son&nbsp;zamanlarda&nbsp;Türkiye’de bazı internet kanallarında yapılan yayınlara işaret etti ve cinayet soruşturmasının artık yeniden açılmasının bir zaruriyet olduğunu söyledi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bu cinayetin sonuçlarını herkesin bilme hakkı olduğunu&nbsp;ifade&nbsp;eden Akansoy, dönemin&nbsp;<a class="tag-link" href="https://www.seskibris.com/haberleri/sorusturma" style="box-sizing: border-box; margin: 0px; padding: 0px; list-style-type: none; outline-width: 0px; position: relative; text-decoration-line: none; color: rgb(23, 141, 223); border-bottom: 0px;" target="_blank" title="soruşturma etiketli tüm içerik için tıklayınız">soruşturma</a>&nbsp;memurunun da şu anda&nbsp;<a class="tag-link" href="https://www.seskibris.com/haberleri/polis" style="box-sizing: border-box; margin: 0px; padding: 0px; list-style-type: none; outline-width: 0px; position: relative; text-decoration-line: none; color: rgb(23, 141, 223); border-bottom: 0px;" target="_blank" title="Polis etiketli tüm içerik için tıklayınız">polis</a>&nbsp;müdürü olduğunu dile getirerek, bu cinayetin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı doğrultusunda da tekrar soruşturulması gerektiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Polisin bu yönde bir adım atmasını istediklerini dile getiren Akansoy, yapılan yayınlarda bu konu ile ilgili daha yayın yapılacağının da söylendiğini, bu nedenle de bu konuya artık bir açıklık getirilmesi gerektiğini kaydetti.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 May 2021 23:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/akansoykutlu-adali-cinayetinin-yeniden-sorusturulmasi-gerekir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Salgın önlemleri altında kutlanan Ramazan Bayramı sona erdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/salgin-onlemleri-altinda-kutlanan-ramazan-bayrami-sona-erdi-35764</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/salgin-onlemleri-altinda-kutlanan-ramazan-bayrami-sona-erdi-35764</guid>
                <description><![CDATA[Covid-19 salgını önlemlerinin gölgesi altında kutlanan Ramazan Bayramı sona erdi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:22px">Ramazan Bayramı’nın koronavrüs salgını önlemleri çerçevesinde alınan kararlar altında kutlanmasından dolayı, bayram ziyaretleri ev içerisinde 10 kişi ile sınırlı olarak yapıldı. </span></p>

<p><span style="font-size:22px">Her yıl bayram dolayısı ile Merkezi Cezaevi’nde düzenlenen açık görüş, Fuar Alanı’nda kurulan bayram yeri, ayrıca lunapark, festival alanı ve benzeri etkinlikler salgın nedeniyle bu yıl da gerçekleştirilmedi. </span></p>

<p><span style="font-size:22px">Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkı, yarından itibaren yeniden salgınla birlikte ortaya çıkan yeni normaldeki faaliyetlerine dönecek. &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 May 2021 12:42:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/salgin-onlemleri-altinda-kutlanan-ramazan-bayrami-sona-erdi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/covid-19-asilariyla-ilgili-efsaneler-ve-dogrulari-35758</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/covid-19-asilariyla-ilgili-efsaneler-ve-dogrulari-35758</guid>
                <description><![CDATA[mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<h2><span style="font-size:20px">Yeni tip corona virüs pandemisi nedeniyle dünya genelinde 3 milyonu aşkın kişi yaşamını yitirirken, aşılar salgını durdurmanın tek yolu olarak görülüyor. Ancak, aşıların etkinliği ve yan etkileri hakkındaki son çalışmaları takip edebilmek ve bu araştırmaları anlamlandırabilmek, bilim insanı olmayanlar için oldukça zor. Bu da yanlış bilgilerin internet ortamında yayılmasına neden olarak hayati tahlikeye neden oluyor.</span></h2>

<div><span style="font-size:20px">"mRNA aşıları DNA'yı bozuyor mu?" "Aşı kısırlığa mı neden oluyor?", "Aşı aceleye mi getirildi?" ve "Hastalığı geçirmek daha mı fazla koruyor?" sorularının yanıtlarını bu haberde bulabilirsiniz.</span></div>

<div>&nbsp;</div>

<div>
<div class="card card--gallery category-detail-large-card" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="ZHbB_sKyikyfrHlL7I8xOA" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 1" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="ZHbB_sKyikyfrHlL7I8xOA" data-order="1" data-pg-pictureid="ZHbB_sKyikyfrHlL7I8xOA" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ZHbB_sKyikyfrHlL7I8xOA.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;"><span style="font-size:20px">DW teyit ekibi, Covid-19 aşıları ile ilgili iddiaların doğru olup olmadığını araştırdı.</span></div>
</div>

<div class="fi-parallel" style="margin: 0px 0px 15px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; display: flex;">
<div style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;">&nbsp;</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card dygtag-pointer-2-1" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="Su8aSnJ2WUatGrK6sX7BmA" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Su8aSnJ2WUatGrK6sX7BmA.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Su8aSnJ2WUatGrK6sX7BmA.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Su8aSnJ2WUatGrK6sX7BmA.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 2" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="Su8aSnJ2WUatGrK6sX7BmA" data-order="2" data-pg-pictureid="Su8aSnJ2WUatGrK6sX7BmA" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Su8aSnJ2WUatGrK6sX7BmA.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<h2 class="gallery-item-title" style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: 900; font-stretch: inherit; font-size: 1.57143rem; line-height: 2.14286rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">mRNA AŞILARI İNSAN DNA'SINI BOZUYOR MU?</span></h2>

<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Bu iddia doğru değil. Hücre genetiğine ilişkin kısaltma terimler olarak bilinen DNA ve RNA, sık sık karıştılsa da aslında birbirinden çok farklı. DNA, vücudumuzun çeşitli özelliklerini belirleyen genetik planı içerir. SARS-CoV-2 gibi virüsler, genetik materyallerini depolayan RNA'lara sahiptir. RNA, insan vücudunda da bulunur ve protein sentezinde rol oynar. Virüsler, insan hücrelerinde çoğalmak için bu protein sentezi mekanizmadan yararlanır. Bunun yanı sıra insan vücudu, virüslerle antikor ve T hücreleri üreterek protein artışlarıyla savaşır.</span></p>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card dygtag-pointer-1-1" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="OdeyXNlovUqr8fPjRkUIyw" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OdeyXNlovUqr8fPjRkUIyw.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OdeyXNlovUqr8fPjRkUIyw.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OdeyXNlovUqr8fPjRkUIyw.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 3" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="OdeyXNlovUqr8fPjRkUIyw" data-order="3" data-pg-pictureid="OdeyXNlovUqr8fPjRkUIyw" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/OdeyXNlovUqr8fPjRkUIyw.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">RNA aşıları, SARS-CoV-2 virüsünün yalnızca bir elementini, yani virüslerle savaşan başak proteinleri üretme planı içeren mesajcı RNA'yı insan vücuduna enjekte eder. İnsan bağışıklık sistemi aşıyla harekete geçerek patojene karşı antikorlar oluşturur. Ancak hiçbir insan veya virüs RNA'sı hücre çekirdeğine giremez. Bu da genetik materyalimizle, yani DNA'mızla temas etmediği anlamına gelir. Hücreler, amacına hizmet ettikten sonra RNA'yı parçalar.</span></p>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card dygtag-pointer-2-2" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="zZ9a0nyShUCHNvZszKEa-A" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zZ9a0nyShUCHNvZszKEa-A.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zZ9a0nyShUCHNvZszKEa-A.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zZ9a0nyShUCHNvZszKEa-A.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 4" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="zZ9a0nyShUCHNvZszKEa-A" data-order="4" data-pg-pictureid="zZ9a0nyShUCHNvZszKEa-A" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/zZ9a0nyShUCHNvZszKEa-A.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Aralık 2020'de yayınlanan bilimsel bir çalışmada, SARS-CoV-2 virüsünden elde edilen genetik materyalin, RNA'yı DNA'ya kopyalayan ve hücre çekirdeğine girebilen bir enzim olan, ters transkriptaz yoluyla insan DNA'sında değişikliğe neden olabileceği iddia edildi. Ancak söz konusu çalışma henüz hakem incelemesine tabi tutulmadı ve hararetli bir şekilde tartışılıyor.</span></p>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="NZ3Q0H0BCUmTGeupcbMTeA" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NZ3Q0H0BCUmTGeupcbMTeA.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NZ3Q0H0BCUmTGeupcbMTeA.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NZ3Q0H0BCUmTGeupcbMTeA.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 5" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="NZ3Q0H0BCUmTGeupcbMTeA" data-order="5" data-pg-pictureid="NZ3Q0H0BCUmTGeupcbMTeA" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/NZ3Q0H0BCUmTGeupcbMTeA.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Ters transkriptazı keşfetmedeki rolü sebebiyle Nobel Ödülü kazanan Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nden Virolog David Baltimore, saygın bilim dergisi Science'a araştırmanın çok sayıda ilginç soruyu gündeme getirdiğini, ancak araştırmanın sadece SARS-CoV-2'nin parçalarının entegre edilebileceğini gösterdiğini, ancak bunun bulaşıcı materyal oluşturmadığını söylüyor. Baltimore, "Bu, büyük olasılıkla biyolojik bir çıkmaz" diyor.</span></p>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card dygtag-pointer-1-2 dygtag-pointer-2-3" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="RddmgmKudU6cLI-6P9ANmg" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RddmgmKudU6cLI-6P9ANmg.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RddmgmKudU6cLI-6P9ANmg.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RddmgmKudU6cLI-6P9ANmg.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 6" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="RddmgmKudU6cLI-6P9ANmg" data-order="6" data-pg-pictureid="RddmgmKudU6cLI-6P9ANmg" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RddmgmKudU6cLI-6P9ANmg.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;"><span style="font-size:20px">Peki mRna aşısı için de aynısı durum söz konusu olabilir mi? Bonn Üniversitesi Doğa ve Tıp Bilimleri Enstitüsü'nün (LIMES) Başkanı Waldemar Kolanus, bulguların aşı ile ilgili ilişkilendirilmesine şüpheyle yaklaşıyor. DW'ye verdiği demeçte, hücrelerin hemen parçalanmasını önlemek için, mRNA'nın yapısının aşılar için kasıtlı olarak değiştirildiğini söyleyen Kolanus, aşıların "Büyük olasılıkla tersine transkripsiyon yapmayacağı" görüşünde ve bu sebeple, mRNA aşılarının bu tür süreçler açısından gerçek virüs genomlarından çok daha güvenli olduğunu söylüyor.</span></div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="pOstH39tQkC0ergFhxjnXw" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pOstH39tQkC0ergFhxjnXw.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pOstH39tQkC0ergFhxjnXw.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pOstH39tQkC0ergFhxjnXw.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 7" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="pOstH39tQkC0ergFhxjnXw" data-order="7" data-pg-pictureid="pOstH39tQkC0ergFhxjnXw" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/pOstH39tQkC0ergFhxjnXw.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<h2 class="gallery-item-title" style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: 900; font-stretch: inherit; font-size: 1.57143rem; line-height: 2.14286rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">AŞILAR KADINLAR DA KISIRLIĞA MI NEDEN OLUYOR?</span></h2>

<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Bu iddianın kaynağı, plasentadaki bir proteinin virüsteki başak proteinleri ile benzerlik göstermesine dayanıyor. SARS-CoV-2 aşılamalarında üretilen antikorların yalnızca virüs başak proteinlerine değil, aynı zamanda plasenta gelişiminde rol oynayan bir protein olan Syncytin-1'e de bağlandığı iddia edildi. Bazıları aşıların bu proteini etkisiz hale getirdiğini ve dolayısıyla kısırlığa neden olduğunu iddia ediyor. Ancak bu iddia da doğru değil.</span></p>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card dygtag-pointer-2-4" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="BYEzTtZ5z0qd9TKUEoLmRw" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BYEzTtZ5z0qd9TKUEoLmRw.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BYEzTtZ5z0qd9TKUEoLmRw.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BYEzTtZ5z0qd9TKUEoLmRw.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 8" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="BYEzTtZ5z0qd9TKUEoLmRw" data-order="8" data-pg-pictureid="BYEzTtZ5z0qd9TKUEoLmRw" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/BYEzTtZ5z0qd9TKUEoLmRw.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;"><span style="font-size:20px">Almanya'daki Jena Üniversitesi'nin Plasenta Laboratuvarı'ndan Udo Markert, DW'ye "Genel olarak bakacak olursak, bu teorinin doğru olamayacağına dair çok sayıda neden var" yorumunu yaptı. İlk nedenin, her iki proteinin de çok az ortak noktası olması olduğunu söyleyen Markert'e göre iki protein sadece yüzde 0,75 özdeş. Markert bunun çok az olduğunun altını çiziyor. Geçmişte de multipl skleroza hastalığına (MS) karşı geliştirilen bir ilaç, bu potansiyel tehlike için incelendi. Söz konusu proteinin, Syncytin-1 ile yüzde 81 benzerlik taşıdığı bulundu. Bu yakın benzerliğe rağmen, kayda değer bir yan etki görülmedi.</span></div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card dygtag-pointer-1-3" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="RdqWhGl4_kyFv8QmVVxAzw" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RdqWhGl4_kyFv8QmVVxAzw.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RdqWhGl4_kyFv8QmVVxAzw.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RdqWhGl4_kyFv8QmVVxAzw.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 9" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="RdqWhGl4_kyFv8QmVVxAzw" data-order="9" data-pg-pictureid="RdqWhGl4_kyFv8QmVVxAzw" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/RdqWhGl4_kyFv8QmVVxAzw.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Udo Markert, virüsün kendisinin, bu teorinin doğru olamamasının bir başka nedeni olduğunu söylüyor. Bir enfeksiyondan sonra, "kadınların aşılamaya oranla çok daha fazla miktarda proteine ​​maruz kaldığını" dile getiren Markert'e göre kısırlık teorisi doğru bile olsa Covid-19 hastalığı, kadınların doğurganlığı için herhangi bir aşıdan daha büyük bir risk. Markert ayrıca, 2003-2004 SARS salgını sırasında, hastalığa yakalanan kadınların da kısırlık belirtisi göstermediğine dikkat çekiyor. Sonuçta SARS virüsündeki başak proteini, SARS-CoV-2'de bulunan protein ile ​​büyük benzerlik gösteriyor.</span></p>
</div>
</div>

<div class="dygtag-slot dygtag-content-mid dygtag-lazyload dygtag-LDB dygtag-filled" style="margin: 30px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; height: auto;">
<div class="dygtag-injection" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; text-align: center;">
<div data-google-query-id="CJyIhr3xzfACFYobewoduFoJ3A" id="dygtag-gpt-ad-12" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;">
<div id="google_ads_iframe_/37011203/ntv_desktop/foto-galeri/saglik/ldb_3__container__" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0pt none; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px"><iframe data-google-container-id="l" data-load-complete="true" frameborder="0" height="120" id="google_ads_iframe_/37011203/ntv_desktop/foto-galeri/saglik/ldb_3" marginheight="0" marginwidth="0" name="google_ads_iframe_/37011203/ntv_desktop/foto-galeri/saglik/ldb_3" sandbox="allow-forms allow-popups allow-popups-to-escape-sandbox allow-same-origin allow-scripts allow-top-navigation-by-user-activation" scrolling="no" style="margin: 0px; padding: 0px; border-width: 0px; border-style: initial; font: inherit; vertical-align: bottom;" title="3rd party ad content" width="970"></iframe></span></div>
</div>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card dygtag-pointer-2-5" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="J7a5cSAkckihFnS7X99Y-w" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J7a5cSAkckihFnS7X99Y-w.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J7a5cSAkckihFnS7X99Y-w.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J7a5cSAkckihFnS7X99Y-w.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 10" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="J7a5cSAkckihFnS7X99Y-w" data-order="10" data-pg-pictureid="J7a5cSAkckihFnS7X99Y-w" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/J7a5cSAkckihFnS7X99Y-w.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<h2 class="gallery-item-title" style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: 900; font-stretch: inherit; font-size: 1.57143rem; line-height: 2.14286rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">AŞI ÜRETİMİ ACLEYE Mİ GETİRİLDİ?</span></h2>

<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Aşıların geliştirilmesi ve onaylanmasını sağlamanın genelde 10 ila 15 yıl, bazen daha da uzun sürdüğü biliniyor; ancak ilk SARS-CoV-2 aşılarının geliştirilip onaylanması bir yıldan az sürdü. Bu nedenle, bazı insanların bu hızından rahatsız duyması ve kuşkulanması anlaşılabilir bir durum. Ancak bu iddia yanıltıcı. Çünkü, aşıların bu kadar kısa bir süre sonra kullanıma hazır olmasının birkaç açıklaması var.</span></p>

<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Bunlardan ilki, aşı geliştiricilerin önceden var olan bilgi birikimi üzerine bir aşı geliştirmeye çalışmaları. Aşılarda, daha önce üzerine çalışılmış ve hatta test edilmiş teknolojiler kullanılır. Araştırmacılar, zaten SARS ve MERS (2012) patojenleri üzerine yapıplan çalışmalardan, koronavirüsler hakkında çok şey biliyorlardı. Aşılar da bu bağlamlarda geliştirildi. İkinci bir neden de dünya çapında SARS-CoV-2 aşılarının geliştirilmesine büyük miktarda para yatırılmış olması. Bu durum, araştırmacılara bu görevi üstlenmeleri ve normalden çok daha fazla test yapmaları için bol miktarda kaynak ve personel sağlanmasına yardımcı oldu.</span></p>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="oTCGM4A-jkWio1GXrC0M2Q" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oTCGM4A-jkWio1GXrC0M2Q.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oTCGM4A-jkWio1GXrC0M2Q.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oTCGM4A-jkWio1GXrC0M2Q.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 11" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="oTCGM4A-jkWio1GXrC0M2Q" data-order="11" data-pg-pictureid="oTCGM4A-jkWio1GXrC0M2Q" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/oTCGM4A-jkWio1GXrC0M2Q.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Üçüncü bir neden de birçok sürecin modernize edilmiş ve hızlandırılmış olması gerçeğinde yatıyor. AstraZeneca aşısının testlerine katılan Dr. Mark Toshner, İngiliz yayın kuruluşu BBC'ye aşı denemelerinin yıllar sürdüğünü düşünmenin yanıltıcı olduğunu söylemişti. Asıl zaman alanın, araştırma fonlarını beklemek, denekleri bulmak ve deneme yapmak, bunlar için izin almak olduğunu belirtmişti. Pandemide zaman çok önemli olduğundan, normalde arka arkaya yapılan bazı testler, eşzamanlı olarak gerçekleştirildi. Aşılar daha sonra, sıralı incelemeye tabi tutuldu. Bu da yetkililerin test sonuçlarını gelir gelmez değerlendirdiği anlamına geliyor. Ancak bu hızlandırılmış adımlara rağmen, tüm aşılar AB'de pazar onayı için Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından sıkı bir incelemeden geçmek zorunda kaldı. Tüm bu nedenlerden dolayı, hızlandırılmış geliştirme ve tarama süreçleri, yalnızca, aşı geliştirmeye küresel bir pandeminin ortasında en yüksek önceliğin gösterildiğine işaret ediyor.</span></p>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card dygtag-pointer-1-4 dygtag-pointer-2-6" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="Pp-wphanlEWDcgmeSUOYIA" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pp-wphanlEWDcgmeSUOYIA.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pp-wphanlEWDcgmeSUOYIA.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pp-wphanlEWDcgmeSUOYIA.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 12" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="Pp-wphanlEWDcgmeSUOYIA" data-order="12" data-pg-pictureid="Pp-wphanlEWDcgmeSUOYIA" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/Pp-wphanlEWDcgmeSUOYIA.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<h2 class="gallery-item-title" style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-weight: 900; font-stretch: inherit; font-size: 1.57143rem; line-height: 2.14286rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">HASTALIĞI GEÇİRMEK AŞIDAN DAHA FAZLA MI KORUYOR</span></h2>

<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Bu iddia yanıltıcı. SARS-CoV-2 virüsü ile enfekte olan kişilerin büyük çoğunluğu, sadece hafif semptomlar gösteriyor veya hiç semptom göstermiyor. Almanya'nın Robert Koch Enstitüsü'ne (RKI) göre, 2020 baharındaki ilk enfeksiyon dalgası sırasında, COVID-19 pozitif olanların yüzde 80'i hafif semptomlar gösterdi. Geriye kalan yüzde 20, şiddetli ve hatta son derece tehlikeli semptomlardan muzdaripti. Bununla birlikte şiddetli semptomlar geliştirme olasılığı düşük olan bireylerin, ciddi bir COVID-19 vakasına dönüşüp dönüşmeyeceğinin garantisi de yok. Genç, sağlıklı insanlar da ciddi semptomlar göstermeye ve hatta ölmeye devam ediyor.</span></p>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="ff4Q1lwSV0CTFi2w0k1u4A" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ff4Q1lwSV0CTFi2w0k1u4A.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ff4Q1lwSV0CTFi2w0k1u4A.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ff4Q1lwSV0CTFi2w0k1u4A.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 13" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="ff4Q1lwSV0CTFi2w0k1u4A" data-order="13" data-pg-pictureid="ff4Q1lwSV0CTFi2w0k1u4A" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/ff4Q1lwSV0CTFi2w0k1u4A.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;">
<p style="margin: 0px; padding: 0.71429rem 0px; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;"><span style="font-size:20px">Öte yanan virüsün uzun vadeli sağlık sorunlarına da neden olduğu biliniyor. Bu sorunlar arasında genelde kronik yorgunluk ve kardiyo-vasküler sorunlar var. Uzun süren bu Covid-19 semptomları, sadece şiddetli bulgulat gösteren hastalarda değil, daha hafif geçirenlerde de ortaya çıkabiliyor. Alman İmmünoloji Derneği Başkan Yardımcısı Reinhold Förster, DW'ye verdiği demeçte, uzun vadeli semptomların geçip geçmeyeceğinin, geçerse ne zaman geçeceğinin şu anda bilinmediğini söylüyor. Förster'e göre şu anda şu olmak yerine enfeksiyon geçirmeyi tercih etmek "büyük bir risk" almak anlamına geliyor.</span></p>
</div>
</div>

<div class="card card--gallery category-detail-large-card dygtag-pointer-2-7" data-category="saglik" data-gemiusid="ciuQy8el27NV747eze7ZXrQXfQtWyK9.u3YMMhkH3DP.Q7" data-pictureid="IDgawZxDa0GML5MtnDsCnQ" style="margin: 2.14286rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative;">
<div class="card-img-wrapper lazy-loading-img" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; overflow: hidden; background-image: url(&quot;https://cdn.ntv.com.tr/img/ntv-background-img.svg&quot;); background-repeat: no-repeat; background-position: center center; background-size: 25% 25%; width: 660px; min-height: 346px;"><picture class="native-lazy"><source media="(max-width: 767px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDgawZxDa0GML5MtnDsCnQ.jpg?width=767&amp;height=575&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(max-width: 991px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDgawZxDa0GML5MtnDsCnQ.jpg?width=991&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><source media="(min-width: 992px)" srcset="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDgawZxDa0GML5MtnDsCnQ.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" /><span style="font-size:20px"><img alt="mRNA aşıları vücudun DNA'sını bozar mı? Covid-19 aşılarıyla ilgili efsaneler ve doğruları - 14" class="js-image-hash optanon-category-C0003" data-id="IDgawZxDa0GML5MtnDsCnQ" data-order="14" data-pg-pictureid="IDgawZxDa0GML5MtnDsCnQ" loading="lazy" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/IDgawZxDa0GML5MtnDsCnQ.jpg?width=1000&amp;mode=both&amp;scale=both&amp;v=1621148344906" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></picture></div>

<div class="card-text-wrapper" style="margin: 0px; padding: 0.35714rem 1.42857rem; border: 0px; font-style: inherit; font-variant: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 1.28571rem; line-height: 2rem; font-family: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box; position: relative; background-color: rgb(243, 243, 243); width: 660px;"><span style="font-size:20px">Aşılar lehine bir başka argüman daha var. Bağışıklık sistemleri, aşılara gerçek enfeksiyonlardan farklı tepki veriyor. Alman kamu yayın kuruluşu NDR'ye konuşan Charite Hastanesi'nden virolog Prof. Dr. Christian Drosten, "aşıların enfeksiyona karşı daha uzun vadeli koruma sağlayabileceğini" belirtti. Drosten, araştırmalarda, aşıların daha kalıcı ve daha yüksek miktarda antikor üretimine yol açtığınının gözlendiğini aktardı. Förster de benzer görüşte. "Esasen, önemli olan üretilen antikorların miktarı ve kalitesi" diyen Förster'e göre, antikor gelişiminde, antikorların proteinlere bağlanma ve böylece enfeksiyonları önleme eğilimleri önemli. Förster, iki doz BioNTech-Pfizer aşısı yaptıranlarda bu özellikleri gösteren antikorların gözlemlendiğini söylüyor.</span></div>
</div>

<div class="social social--for-label" style="margin: 1.42857rem 0px 0px; padding: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; box-sizing: border-box;">&nbsp;
<div>&nbsp;</div>

<ul class="social-items" style="margin: 0px; padding-right: 0px; padding-left: 0px; border: 0px; font: inherit; vertical-align: baseline; list-style: none; box-sizing: border-box; min-width: 11.7857rem;">
	<li class="social-item" style="margin: 0px; padding: 0px; border: 0px; font-variant-numeric: inherit; font-variant-east-asian: inherit; font-stretch: inherit; font-size: 14px; line-height: inherit; font-family: Roboto, Helvetica, Arial, sans-serif; vertical-align: baseline; list-style: none; box-sizing: border-box; display: inline-block; color: rgb(2, 32, 50);">&nbsp;</li>
</ul>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 May 2021 01:13:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/covid-19-asilariyla-ilgili-efsaneler-ve-dogrulari.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AB’den 6 bin doz AstraZeneca aşısı teslim alındı.</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/abden-6-bin-doz-astrazeneca-asisi-teslim-alindi-35754</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/abden-6-bin-doz-astrazeneca-asisi-teslim-alindi-35754</guid>
                <description><![CDATA[6 Bin doz Astrazeneca aşısı geldi!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Avrupa&nbsp;Birliği’nden bu sabah 6 bin doz daha AstraZeneca aşısı daha teslim alındı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İki Toplumlu&nbsp;Sağlık&nbsp;Teknik Komitesi Eşbaşkanı Cenk Soydan, aşıların her zaman olduğu gibi Metehan sınır kapısından, sabah&nbsp;saat&nbsp;08.30’da teslim alındığını belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">AB’den&nbsp;KKTC’ye bugüne dek 10 bin 350’si Pfizer/BioNTech, 19 bin 700’ü AstraZeneca olmak üzere toplam 30 bin 050 doz&nbsp;aşı&nbsp;gönderildi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Türkiye’den ise şimdiye dek toplam 140 bin doz Sinovac aşı KKTC’ye gönderilmiş durumda.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 May 2021 00:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/abden-6-bin-doz-astrazeneca-asisi-teslim-alindi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bayram süresince Ercan’da koronavirüs önlemleri artırıldı.</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bayram-suresince-ercanda-koronavirus-onlemleri-artirildi-35753</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bayram-suresince-ercanda-koronavirus-onlemleri-artirildi-35753</guid>
                <description><![CDATA[Ercan'da önlemler artırıldı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:22px">T&amp;T Havalimanı İşletmeciliği,&nbsp;COVID-19 salgınına karşı&nbsp;Ercan Havalimanı’nda rutin olarak uygulanan koronavirüs önlemlerinin, bayram süresince yolcu sayısında yaşanabilecek artış da dikkate alınarak artırıldığını duyurdu.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Şirket’ten yapılan açıklamada, &nbsp;günde dört tarifeli uçuşun yanı sıra, hükümetin bir yıldır&nbsp;kapalı&nbsp;olan turizm sektörüne katkı olabilmesi için uygulamaya koyduğu üç günlük “kapalı devre turizm” charter seferlerinin de gerçekleştirileceği Ercan Havalimanı’nda salgın karşısında turistler ve havalimanı personeli için tüm&nbsp;sağlık&nbsp;önlemlerinin alındığı&nbsp;ifade&nbsp;edildi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-size:22px">Özçelik: Sağlık ve uçuş güvenliğini ön planda tutuyoruz</span></h3>

<p><span style="font-size:22px">T&amp;T Havalimanı işletmeciliği Genel Müdürü M. Serhat Özçelik, &nbsp;“Yolcularımız ve çalışanlarımızın&nbsp;pandemi&nbsp;riskinden korunması için terminal geneli ve çalışma ofislerinde profesyonel ekipler ve temizlik firması tarafından düzenli olarak dezenfeksiyon ve temizlik işlemleri yapılmaktadır” dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Özçelik, Havalimanı’nda çalışan personelin yanı sıra Sivil Havacılık,&nbsp;<a class="tag-link" href="https://www.seskibris.com/haberleri/polis" style="box-sizing: border-box; margin: 0px; padding: 0px; list-style-type: none; outline-width: 0px; position: relative; text-decoration-line: none; color: rgb(23, 141, 223); border-bottom: 0px;" target="_blank" title="Polis etiketli tüm içerik için tıklayınız">Polis</a>, İtfaiye, taşımacılık sektörü ve temizlik çalışanlarının da&nbsp;<a class="tag-link" href="https://www.seskibris.com/haberleri/covid-19" style="box-sizing: border-box; margin: 0px; padding: 0px; list-style-type: none; outline-width: 0px; position: relative; text-decoration-line: none; color: rgb(23, 141, 223); border-bottom: 0px;" target="_blank" title="covid-19 etiketli tüm içerik için tıklayınız">COVID-19</a>’a karşı yapılan Sinovac aşılarından çift doz olarak yapıldığını ifade etti. &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Maskesiz yolcu, ziyaretçi ve uğurlayıcı hiç kimsenin alınmadığını, girişlerde termal kameralar ile sıcaklıklarının ölçüldüğünü, sosyal mesafe görselleri, yer işaretlemeleri, pasaport ve check-in bölgelerinde koruyucu ayıraç ve dezenfektan stantları gibi önlemlerin alındığını belirten Özçelik, havalimanında sürekli anonslar yapılarak yolcuların salgında en önemli üç kural olan “maske, sosyal mesafe ve hijyen” kurallarına uyulmasının istendiğini de kaydetti</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Bavulların da ilaçlandığını kaydeden Özçelik, bu süreçte Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Polis Genel Müdürlüğü, Muhaceret, Sivil Savunma Teşkilat Başkanlığı ve Değirmenlik Belediyesi ile koordineli olarak çalıştıklarını söyledi.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 May 2021 00:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bayram-suresince-ercanda-koronavirus-onlemleri-artirildi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bugün 54 pozitif vakaya rastlandı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bugun-54-pozitif-vakaya-rastlandi-35738</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bugun-54-pozitif-vakaya-rastlandi-35738</guid>
                <description><![CDATA[KKTC’de son 24 saatte yapılan test sayısı 8665 oldu. 50'si yerel 54 pozitif vakaya rastlandı. 44 kişi taburcu edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:22px">KKTC’de son 24 saatte yapılan test sayısı 8665 oldu. 50'si yerel 54 pozitif vakaya rastlandı. 44 kişi taburcu edildi.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Sağlık Bakanlığı açıklamasına göre, vakalar arasında yer alan 2 kişi hava yolu hava&nbsp; ile ülkeye geldi; 2 kişi daha önce tespit edilen vakaların&nbsp; temaslıları.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">50 yerel vakanın dağılımı ise şöyle: 21 kişi Lefkoşa, 12 kişi Gazimağusa, 15 kişi Girne, 2 kişi&nbsp; Güzelyurt bölgesinden.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Vakaların bölgelere göre dağılımı:</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Lefkoşa</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Lefkoşa Merkez- 5/ Kumsal-1 / K.Kaymaklı-4 / Hamitköy-1/ Dereboyu-1/ Marmara-2 / Taşkınköy-1/ Gelibolu-1 / Dumlupınar-1 / Yenikent-1/ Metehan-1/ Gönyeli-1/ Surlariçi-1</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Girne</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Girne Merkez-6 /Karaoğlanoğlu-3 / Çatalköy-3 / Karşıyaka-1/ Kozanköy-2</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Gazimağusa</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Gazimağusa Merkez-2 / Karakol-1 / Sakarya-3/ Ulukışla-1/ Yeniboğaziçi-1/ Gülseren-2/ Maraş-1/ Çanakkale-1</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Güzelyurt</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Güzelyurt Merkez-2</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>28 Nisan 2021 Covid-19 genel durumu şöyle;</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Bugün Yapılan Test Sayısı: 8665</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Bugün Saptanan Pozitif Vaka Sayısı: 54</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Ülke dışından gelen Vaka Sayısı : 2</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Karantinada Pozitifleşen Temaslı Vaka Sayısı: 2</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Yerel Vaka Sayısı: 50</span></p>

<p><span style="font-size:22px">İyileşip Bugün Taburcu Edilen Hasta Sayısı: 44</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Bugün Kaybedilen Hasta:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Yapılan Toplam Test Sayısı: 966.794</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Toplam Vaka Sayısı: 6195</span></p>

<p><span style="font-size:22px">İyileşip Toplam Taburcu Edilen Vaka Sayısı: 5395</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Tedavisi Devam Eden Vaka Sayısı: 769</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Pandemi Merkezindeki Hasta Sayısı: 132</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Pandemi Otellerinde Takip Edilen Vaka Sayısı: 633</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Toplam Kaybedilen Hasta Sayısı: 31</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Yoğun Bakımda Yatan Hasta Sayısı: 4</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Güvende Kal uygulamasına bağlı güncel rakamlar</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Son 24 Saat İçerisinde Takılan Bileklik Sayısı: 84</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Son 24 Saat İçerisinde Takibi Sonlandırılan Bileklik Sayısı: 59</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Güvende Kal Genel tablo</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Takip Edilen Toplam Bileklik Sayısı: 646</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Takibi Sonlandırılan Toplam Bileklik Sayısı: 1213</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Apr 2021 21:12:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bugun-54-pozitif-vakaya-rastlandi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİKKAT ELEKTRİK KESİNTİSİ</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/dikkat-elektrik-kesintisi-35734</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/dikkat-elektrik-kesintisi-35734</guid>
                <description><![CDATA[Taşpınar, bölgedeki tesis ve su motorları yarın 3 saat elektriksiz kalacak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:22px">Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu, yarın orta gerilim elektrik şebekesinde yapılacak bakım onarım çalışması nedeniyle Taşpınar, bölgedeki tesis ve su motorlarına elektrik verilemeyeceğini duyurdu.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Kıb-Tek bölge amirliğinden verilen bilgiye göre, kesinti 12.00 ile 15.00 saatleri arasında yapılacak.</span></p>

<div>&nbsp;</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Apr 2021 21:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/dikkat-elektrik-kesintisi_2.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ABD eyaletinde aşı olan gençlere 820 TL verilecek</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/abd-eyaletinde-asi-olan-genclere-820-tl-verilecek-35724</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/abd-eyaletinde-asi-olan-genclere-820-tl-verilecek-35724</guid>
                <description><![CDATA[ABD’nin Batı Virginia eyaletinde Vali Jim Justice, Covid-19 aşısını teşvik etmek amacıyla 16-35 yaş arasındaki kişilere aşı olmaları durumunda 100 dolar (820 TL) tasarruf bonosu verileceğini açıkladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">ABD’de Batı Virginia eyaleti aşıyı teşvik etmek ve tereddütleri ortadan kaldırmak amacıyla 35 yaşın altında aşı olan kişilere 100 dolarlık (820 TL) tasarruf bonosu vereceğini açıkladı.<br />
<br />
Vali Jim Justice tarafından yapılan açıklamada, "Aşı olan gençlerimizden her birine 100 dolarlık bir tasarruf bonosu vereceğiz" dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>GERÇEKLEŞİRSE AŞILAMA ORANI YÜZDE 70'E ÇIKACAK</strong><br />
<br />
Vali Jim Justice, eyalette yaşayan 1,5 milyon kişinin yaklaşık yüzde 52’sinin en az bir doz aşı olduğunu belirtirken 16 ila 35 yaş nüfusun en az 275 bin kişi olduğunu, onlar da aşılanırsa aşı olan oranının yüzde 70’in üzerine çıkacağını belirtti.<br />
<br />
Eyaletteki aşılanma oranının ülke oranıyla aynı seviyede olduğu bildirildi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<div style="text-align:center"><span style="font-size:20px"><img alt="" src="https://cdn1.ntv.com.tr/gorsel/-i0koGdnLkKn2MNyeWCacQ.jpg?width=960&amp;mode=crop&amp;scale=both" style="border:0px; display:block; font:inherit; margin:0px; max-width:100%; padding:0px; vertical-align:baseline" /></span></div>

<p><span style="font-size:20px">ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezleri’nden (CDC) alınan verilere göre, ABD'de 18 yaş ve üzeri kişilerin yaklaşık yüzde 54'ü en az bir doz aşı olurken ve bunların yüzde 37'si tamamen aşılandı.<br />
<br />
Vali Justice, tasarruf bonolarını ödemek için Mart 2020'de Kongre'de kabul edilen CARES Yasası tarafından sağlanan federal acil durum fonunun kullanılacağını söyledi.<br />
<br />
ABD’de uygulanan tasarruf bonosu sisteminde, vatandaşlar federal harcamalarını finanse etmeye yardımcı olmak için sunulurken düşük de olsa bir getiri sağlayabiliyor.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Apr 2021 23:50:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/abd-eyaletinde-asi-olan-genclere-820-tl-verilecek.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>59&#039;u yerel 70 pozitif vakaya rastlandı!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/59u-yerel-70-pozitif-vakaya-rastlandi-35721</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/59u-yerel-70-pozitif-vakaya-rastlandi-35721</guid>
                <description><![CDATA[Ülkede Covid-19 için bugün toplam 8925 test yapıldı, 59'u yerel 70 pozitif vakaya rastlandı, 2 kişi hayatını kaybetti, 79 kişi de taburcu edildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:22px">Ülkede Covid-19 için bugün toplam 8925 test yapıldı, 59'u yerel 70 pozitif vakaya rastlandı, 2 kişi hayatını kaybetti, 79 kişi de taburcu edildi.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Sağlık Bakanlığı’nın konuya ilişkin açıklaması şöyle:</span></p>

<p><span style="font-size:22px">“Son 24 saatte yapılan test sayısı 8925 olup, 59'u yerel 70 pozitif vakaya rastlanmış, 2 kişi hayatını kaybetmiş, 79 kişi taburcu edilmiştir.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">2 kişi hava yolu ile ülkemize gelmiştir. 9 kişi daha önce tespit edilen vakaların temaslılarıdır ve bu süre içinde gözetim altında bulunmaktadırlar. 59 kişi ise yerel vakadır.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">20 kişi Lefkoşa, 8 kişi Gazimağusa, 26 kişi Girne, 4 kişi Güzelyurt , 1 kişi Lefke Lefkoşa Bölgesi'ndendir.</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Vakaların bölgelere göre dağılımı</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Lefkoşa</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Lefkoşa Merkez- 2/ Gönyeli-4/ Yenikent-1/ Kızılbaş-1/ Ortaköy-2/ Göçmenköy-2/ K.Kaymaklı-2/ Çağlayan-1/ Surlariçi-2/ Marmara-1/Kumsal-1 / Hamitköy-1</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Girne</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Girne Merkez-11/ Çatalköy-3/ Boğaz-1 / Lapta-1/ Esentepe-1/ Karaoğlanoğlu-2/ Dikmen-1/ Alsancak-5/ Ozanköy-1</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Gazimağusa</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Gazimağusa Merkez-6 / Maraş-2</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Güzelyurt</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Güzelyurt Merkez-3 / Akçay-1</span></p>

<p><span style="font-size:22px"><strong>Lefke&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-size:22px">Lefke Merkez-1</span></p>

<p><span style="font-size:22px">27 Nisan 2021 Covid-19 genel durumu şöyle;</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Bugün Yapılan Test Sayısı: 8925</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Bugün Saptanan Pozitif Vaka Sayısı: 70</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Ülke dışından gelen Vaka Sayısı : 2</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Karantinada Pozitifleşen Temaslı Vaka Sayısı: 9</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Yerel Vaka Sayısı: 59</span></p>

<p><span style="font-size:22px">İyileşip Bugün Taburcu Edilen Hasta Sayısı: 79</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Bugün Kaybedilen Hasta:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Yapılan Toplam Test Sayısı: 958. 129</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Toplam Vaka Sayısı: 6141</span></p>

<p><span style="font-size:22px">İyileşip Toplam Taburcu Edilen Vaka Sayısı: 5351</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Tedavisi Devam Eden Vaka Sayısı: 759</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Pandemi Merkezindeki Hasta Sayısı: 148</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Pandemi Otellerinde Takip Edilen Vaka Sayısı: 607</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Toplam Kaybedilen Hasta Sayısı: 31</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Yoğun Bakımda Yatan Hasta Sayısı: 4</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Güvende Kal uygulamasına bağlı güncel rakamlar</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Son 24 Saat İçerisinde Takılan Bileklik Sayısı: 33</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Son 24 Saat İçerisinde Takibi Sonlandırılan Bileklik Sayısı: 89</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Güvende Kal Genel tablo</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Takip Edilen Bileklik Sayısı: 621</span></p>

<p><span style="font-size:22px">Takibi Sonlandırılan Toplam Bileklik Sayısı: 1154</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Apr 2021 23:44:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/59u-yerel-70-pozitif-vakaya-rastlandi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye’de 346 can kaybı, 43 bin 301 yeni vaka</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/turkiyede-346-can-kaybi-43-bin-301-yeni-vaka-35717</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/turkiyede-346-can-kaybi-43-bin-301-yeni-vaka-35717</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye'de son 24 saatte 282 bin 192 Covid-19 testi yapıldı, 43 bin 301 kişinin testi pozitif çıktı, 346 kişi hayatını kaybetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Türkiye'de son 24 saatte 282 bin 192 Covid-19 testi yapıldı, 43 bin 301 kişinin testi pozitif çıktı, 346 kişi hayatını kaybetti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Ağır hasta 3 bin 549 oldu, 45 bin 592 kişinin Covid-19 tedavisinin/karantinasının sona ermesiyle iyileşen sayısı 4 milyon 167 bin 263'e yükseldi.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 27 Apr 2021 23:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/turkiyede-346-can-kaybi-43-bin-301-yeni-vaka.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sinovac aşısının etkinlik sonuçlarını açıkladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/sinovac-asisinin-etkinlik-sonuclarini-acikladi-35688</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/sinovac-asisinin-etkinlik-sonuclarini-acikladi-35688</guid>
                <description><![CDATA[Şili, Türkiye'de de kullanılan Çin aşısı Sinovac'ın klinik dışında yapılan etkinlik araştırma sonuçlarını paylaştı. Aşı olan kişiler üzerinde yapılan araştırmaya göre Sinovac'ın aşısı, semptomatik vakalara karşı yüzde 67 oranında koruma sağlıyor.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>
<p><span style="font-size:20px">Çinli Sinovac firmasının Coronavirüs aşı Coronavac, hastaneye yatışları önlemede % 85, ölümleri önlemede % 80 etkili. Aşı, semptomatik vakaları önlemede ise % 67 etkinlik gösteriyor.<br />
<br />
Şili hükümeti, Çin aşısının ilk gerçek etkinlik araştırma sonuçlarını paylaştı. Çalışma, aşının klinik çalışmaların dışında ne kadar etkili olduğunu ortaya koydu.</span></p>

<div>
<div><span style="font-size:20px">Araştırmada 2 Şubat ve 1 Nisan arasında CoronaVac aşısı olan 10,5 milyon kişi üzerindeki etkinliğini inceledi.</span></div>
</div>

<div>
<div><span style="font-size:20px">Veriler, aşının klinik çalışmalardaki etkinliği ile tutarlılık gösterdi.</span></div>
</div>
<br />
<span style="font-size:20px">Türkiye'deki denemelerde aşının, semptomatik vakaları önlemede %83,5 ağır hastalıkları ve hastaneye yatışları önlemede %100 etkinliğe sahip olduğu belirtilmişti.<br />
<br />
Brezilya'da yapılan araştırmalarda da, aşının, hastaneye yatışları önlemede % 83.7 etkili olduğu açıklanmıştı.</span>

<p>&nbsp;</p>
</div>

<div>&nbsp;</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 17 Apr 2021 09:35:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/sinovac-asisinin-etkinlik-sonuclarini-acikladi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çocuklarla oyun oynamanın faydaları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/cocuklarla-oyun-oynamanin-faydalari-35534</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/cocuklarla-oyun-oynamanin-faydalari-35534</guid>
                <description><![CDATA[]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk ve ebeveyn arasındaki duygusal yakınlık, onun temel ihtiyaçlarını karşılamanın yanı sıra oyun oynayarak da gerçekleşir. Yani çocuğunuzla ilişkinizi güçlendirmenin en etkili yolu onunla oyun oynamaktan geçiyor, özellikle okul öncesi yaş grubu çocuğunuz varsa. Çocuğunuzla oyun oynayarak ona, sosyal ilişki kurmanın ilk deneyimlerini yaşatmış oluyorsunuz.</p>

<p><strong>OYUN OYNAMANIN DİLİ</strong></p>

<p>Çocukla oyun oynarken en önemli kural; oyunu çocuğun dünyası olarak kabul etmek ve oyunu onun yönlendirmesine izin vermektir. Böylece onun dünyasıyla iletişim kurabilir ve hayal gücünün nerelere gittiğini görebilirsiniz. Diğer önemli bir konu; oyun oynarken çocuğunuzla kurduğunuz iletişim. Yani çocuğunuzun isteklerine uyum sağlamanız, çocuğu nuzu yanıtlamanız, oyunu hakkında yapıcı yorumlar yapmanız, davranışını detaylandırarak anlatmanız, soru sormanız çocuğunuzla kurduğunuz oyun ilişkisini olumlu yönde etkiler. Oyun ilişkiniz olumlu etkilenince doğal olarak ilişkiniz de olumlu etkilenir. Oyun oynamak çocuk dünyasını bize yansıtır. Bir önemli rolü de çocuğa öğretmektir. Oyun oynarken sembolik davranışlar sergilenir. Çocuk bu davranışları gözlemleyerek ve taklit ederek öğrenir. Çocuğunuzla oyun oynadığınızda aslında ona çok kıymetli şeyler öğretme imkânına sahip olursunuz. Mesela sorumluluk almayı, kendisine ve size güvenmeyi, çevresindekilerle nasıl iletişim kuracağını öğrenir. Belki bunu yaparken siz de çok bilinçli bir şekilde yapmayacaksınız ama doğru cümleleri kurduğunuz zaman oyunun öğrettikleri gerçekten çok etkileyicidir.</p>

<p><strong>OYUN OYNARKEN NE YAPMAMALI?</strong></p>

<p>Çocuk, kendini oyun oynayarak ifade eder. Bu yüzden oyuna sürekli müdahale etmek çocuğun kendini anlatamamasına sebep olur, bu da onu öfkelendirebilir veya özgüvenini olumsuz etkileyebilir. Çocuğunuz sizi oyuna katmaya çalıştığında bu davete duyarsız kalmak, ona kendini önemsiz hissettirebilir. Sadece fiziksel değil ruhsal olarak da oyunda olmanız gerekir.</p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Mar 2021 09:31:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/cocuklarla-oyun-oynamanin-faydalari.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayatını kaybedenlerin sayısı 2 milyon 600 bini aştı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/hayatini-kaybedenlerin-sayisi-2-milyon-600-bini-asti-35520</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/hayatini-kaybedenlerin-sayisi-2-milyon-600-bini-asti-35520</guid>
                <description><![CDATA[Dünya genelinde toplam vaka sayısı 122 milyon 126 bini aşarken, hayatını kaybedenlerin sayısı 2 milyon 696 bine yükseldi; iyileşenlerin sayısı 98 milyon 376 bini geçti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Vaka sayısı ABD'de 30 milyon 301 bine, Brezilya'da 11 milyon 700 bine,&nbsp;Hindistan'da 11 milyon 511 bine ve Rusya'da 4 milyon 428 bine ulaştı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Avrupa Birliği'nde (AB) saatlik iş gücü maliyeti,&nbsp;Koronavirüs&nbsp;tedbirlerinin geniş ölçüde uygulandığı 2020'nin dördüncü çeyreğinde 2019'un aynı dönemine göre yüzde 3,3 arttı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">AB ayrıca,&nbsp;Koronavirüs&nbsp;aşı tedarikinde sorunlar yaşadığı AstraZeneca şirketine karşı yasal süreç başlatılmasının ilk aşaması olarak mektup göndermeyi planlıyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Dünya Sağlık Örgütü (WHO) Avrupa Direktörü Hans Kluge de bazı ülkelerin askıya aldığı&nbsp;AstraZeneca&nbsp;aşısının faydalarının risklerinden fazla olduğunu belirterek, "Hayat kurtarmak için kullanımı devam etmelidir." dedi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Avrupa İlaç Ajansı (EMA) ise AstraZeneca'nın&nbsp;Koronavirüs&nbsp;aşısının güvenli ve faydalarının risklerinden fazla olduğunu bildirdi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İngiltere’de İlaç ve Sağlık Ürünleri Düzenleme Kurulu (MHRA), AB ülkelerinin kullanımını durdurduğu AstraZeneca aşısının faydasının risklerinden daha fazla olduğunu yineledi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Koronavirüs&nbsp;salgınının ilk dalgasında özellikle ölümlerin çokluğu sebebiyle cenazelerin askeri kamyonlarla taşındığı görüntülerle hatırlanan İtalya'nın Bergamo kentinde salgında kaybedilen 100 bini aşkın kişi törenle anıldı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Almanya'da bazı eyaletlerin başbakanları, AB'de üretilen aşıların ihracatının durdurulmasının düşünülmesini istedi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bulgaristan’da vaka ve ölüm oranlarındaki artış nedeniyle önlemlerin yeniden sıkılaştırılmasına karar verildi. Buna göre, lokanta, sinema, tiyatro, kültür merkezleri, spor salonları ve alışveriş merkezlerinin kapatılacağını, öğrencilerin de uzaktan eğitime geçeceği ifade edildi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Ukrayna'da son 24 saatte 15 bin 53&nbsp;Koronavirüs&nbsp;vakasıyla, 2021'in en yüksek günlük rakamı kaydedildi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Gana'nın, Rusya'nın&nbsp;Koronavirüse karşı geliştirdiği Sputnik V isimli aşıdan 15 bin doz aldığı bildirildi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">AstraZeneca aşılarından toplam 146 bin 10 doz da Ekvador'a ulaştı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Pakistan'da ise özel bir şirketin sipariş ettiği 50 bin doz Sputnik V aşısı yetkililere teslim edildi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Çinli firma Sinovac'ın geliştirdiği CoronaVac aşılarının Malezya'da kullanımı başladı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Gambiya'da da DSÖ'nün düşük ve orta gelirli ülkelerin aşılara eşit erişimini sağlamayı amaçlayan&nbsp;<a href="https://admin.kibrispostasi.com/keyword/88" style="box-sizing: inherit; background-color: transparent; line-height: inherit; color: rgb(214, 41, 51); text-decoration-line: none; cursor: pointer; transition: all 0.3s ease 0s;" target="_blank">Koronavirüs</a>&nbsp;Aşıları Küresel Erişim Programı (COVAX) kapsamında gönderilen&nbsp;<a href="https://admin.kibrispostasi.com/keyword/88" style="box-sizing: inherit; background-color: transparent; line-height: inherit; color: rgb(214, 41, 51); text-decoration-line: none; cursor: pointer; transition: all 0.3s ease 0s;" target="_blank">Koronavirüs</a>&nbsp;aşıları kullanılmaya başlandı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Gürcistan Cumhurbaşkanı Salome Zurabişvili, Kovid-19'a karşı geliştirilen AstraZeneca aşısını olurken, ülkenin Ahıska kentinde AstraZeneca aşısı uygulanan bir hemşirenin komaya girdiği bildirildi. Gürcistan hükümeti bu duruma rağmen aşıyı kullanmaya devam edeceklerini açıkladı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Amerikan Basketbol Ligi'nde (NBA) forma giyen 3 oyuncu&nbsp;<a href="https://admin.kibrispostasi.com/keyword/88" style="box-sizing: inherit; background-color: transparent; line-height: inherit; color: rgb(214, 41, 51); text-decoration-line: none; cursor: pointer; transition: all 0.3s ease 0s;" target="_blank">Koronavirüs</a>e yakalandı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İtalya Birinci Futbol Ligi'nin (Serie A) 28. haftasında oynanması gereken Inter-Sassuolo karşılaşması, ev sahibi ekipteki&nbsp;<a href="https://admin.kibrispostasi.com/keyword/88" style="box-sizing: inherit; background-color: transparent; line-height: inherit; color: rgb(214, 41, 51); text-decoration-line: none; cursor: pointer; transition: all 0.3s ease 0s;" target="_blank">Koronavirüs</a>&nbsp;vakaları nedeniyle Milano yerel sağlık makamlarının kararıyla ertelendi.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Mar 2021 08:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/hayatini-kaybedenlerin-sayisi-2-milyon-600-bini-asti.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Deri sürüntüsü ile Corona tespit edilebilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/deri-suruntusu-ile-corona-tespit-edilebilir-35501</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/deri-suruntusu-ile-corona-tespit-edilebilir-35501</guid>
                <description><![CDATA[İngiltere’de yapılan araştırmaya göre, deriden alınan sürüntü testiyle Covid-19’un tespit edilebileceği açıklandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Covid-19’un ortaya çıktığı günden bu yana virüsü&nbsp;tespit&nbsp;etmek için genel olarak&nbsp;PCR&nbsp;testleri kullanılıyor. Bununla birlikte bu tür içeriden yapılan testler doğru şekilde yapılmadığı takdirde yanlış sonuçlar verebiliyor.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Bilim insanları da&nbsp;yeni&nbsp;Covid-19 testleri için çalışmalarını sürdürerek, PCR testlerine hızlı ve kolay bir alternatif sunmak için vücudun dış yüzeyinden alınan deri sürüntü örneklerinin kullanılabileceği üzerine çalışmalar gerçekleştiriyor..</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İngiltere Frimley NHS Trust, Manchester Üniversitesi ve Leicester Üniversite tarafından birlikte yürütülen Surrey çalışması ile bilim insanları, deri örnekleriyle Covid-19’un tespit edilebileceğini açıkladı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-size:20px">67 Hastanın deri örnekleri incelendi</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Sebum adı verilen ve ciltteki mikroskobik bezler tarafından üretilen yağlı, mumsu bir madde aracılığıyla yapılan test ile bilim insanları hastanede yatan 67 hastadan sebum örnekleri topladı. Bu kişilerden 30’unun Covid-19 testi&nbsp;pozitif&nbsp;çıkarken 37’sinin ise testi negatif çıktı.<br />
Özellikle yüz, boyun veya sırtta bol miktarda bulunan sebumlar incelenirken Covid-19 testi pozitif olan hastaların cilt yüzeyinde lipid seviyelerinin testi negatif çıkan kişilere göre daha düşük olduğu belirtildi.</span></p>

<div><span style="font-size:20px">Direkt tespit etme oranı yüzde 57, diğer koşullarla yüzde 79</span></div>

<p><span style="font-size:20px">Bu yeni test şeklinin Covid-19 numunelerini pozitif veya negatif olarak doğru tespit etmede yüzde 57 doğru sonuç verdiği belirtilirken, hastalar tarafından kullanılan ilaçlar ve ek&nbsp;sağlık&nbsp;koşulları dikkate alındığında doğruluk oranı yüzde 79'a yükseldi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">İngiltere’nin güneyindeki Surrey bölgesinde çalışmayı gerçekleştiren bilim insanları, Covid-19'un vücudun metabolik mekanizmalarının işleyişini bozduğunu, bulgularının virüsün vücudun iç düzenleyici süreçlerini etkileme kabiliyetinin ciltteki lipit seviyelerinin üretimine ve korunmasına kadar genişlediğini gösterdiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Araştırmacılar, "Örneklerin hızlı ve acısız bir şekilde sağlanabileceği göz önüne alındığında, sebumun klinik örnekleme için gelecekte dikkate alınmaya değer olduğu sonucuna vardık" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-size:20px">‘Gelecekte yeni yöntemler kullanılabilecek"</span></h3>

<p><span style="font-size:20px">Surrey Üniversitesi'nden çalışmanın ortak yazarı Dr. Melanie Bailey ise çalışma ile ilgili, “Çalışmamız, gelecekte Covid-19 gibi hastalıkları test etmek için vücudun dış yüzeyinden yeni yöntemler kullanabileceğimizi gösteriyor. Eminim herkes tarafından memnuniyetle karşılanacaktır" şeklinde konuştu.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Çalışmanın yazarlarından Matt Spick de, "Covid-19 metabolizmanın birçok alanına zarar veriyor. Bu çalışmada cilt lipidomunun listeye eklenebileceğini gösterdik ki bu da hem cildin bariyer işlevi üzerinde etkileri olabileceğini hem de hastalığın saptanabilir bir semptomu olabileceğini gösteriyor" dedi.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Mar 2021 13:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/deri-suruntusu-ile-corona-tespit-edilebilir.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güney&#039;de 431 yeni vaka 1 ölüm</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/guneyde-431-yeni-vaka-1-olum-35481</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/guneyde-431-yeni-vaka-1-olum-35481</guid>
                <description><![CDATA[Kıbrıs'ın güneyinde son 24 saatte 431 vaka saptandı, 1 kişi hayatını kaybetti.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Kıbrıs'ın güneyinde&nbsp;son&nbsp;24 saatte gerçekleştirilen 43 bin 177 test sonucunda 431&nbsp;yeni&nbsp;vaka&nbsp;saptandı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Güney'de&nbsp;corona&nbsp;virüs nedeniyle 1 kişi daha&nbsp;hayatını kaybetti...</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Güney Kıbrıs'ta&nbsp;corona virüs nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısı 236'ya yükselirken, toplam vaka sayısı ise 38 bin 496’ya ulaştı...</span></p>

<div>
<div>
<div>&nbsp;</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Mar 2021 22:32:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/guneyde-431-yeni-vaka-1-olum.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>19  yeni corona virüs vakasının bölgelere dağılımı açıklandı.</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/19--yeni-corona-virus-vakasinin-bolgelere-dagilimi-aciklandi-35456</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/19--yeni-corona-virus-vakasinin-bolgelere-dagilimi-aciklandi-35456</guid>
                <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan 19  yeni corona virüs vakasının bölgelere dağılımı açıklandı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Sağlık&nbsp;Bakanlığı tarafından açıklanan 19 &nbsp;&nbsp;yeni&nbsp;&nbsp;corona&nbsp;virüs&nbsp;vakasının bölgelere dağılımı açıklandı.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Yapılan açıklamaya göre bugünkü vakaların&nbsp;&nbsp;Girne,&nbsp;Lefkoşa&nbsp;ve Mağusa’dan olduğu bildirildi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Buna göre:</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Girne bölgesinde 4&nbsp;vaka, Lefkoşa bölgesinde 9 vaka ve Mağusa bölgesinde 3 saptanırken yurt dışından gelen 3 vakanın olduğu bildirildi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px"><strong>Vakaların bölgelere göre dağılımı</strong></span></p>

<p><span style="font-size:20px">Lefkoşa&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Gönyeli- 1 /&nbsp;Hamitköy-2&nbsp;&nbsp;/ K.kaymaklı-1&nbsp;&nbsp;/ Haspolat-4 / Yenikent-1&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Girne&nbsp;<br />
Girne Merkez- 2 / Boğazköy- 1/ Alsancak-1&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Gazimağusa&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:20px">Ulukışla-1 / Vadili-2&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:20px"><a class="swipe" href="https://www.seskibris.com/sites/706/uploads/2021/03/07/158377108-2131974510273250-8628171201494963131-n.jpg?" style="margin: 0px; padding: 0px; list-style-type: none; outline-width: 0px; box-sizing: border-box; position: relative; text-decoration-line: none; color: rgb(62, 62, 62); display: block;"><img src="https://www.seskibris.com/sites/706/uploads/2021/03/07/large/158377108-2131974510273250-8628171201494963131-n.jpg?" style="border-style:initial; border-width:0px; box-sizing:border-box; display:block; font-size:0px; list-style-type:none; margin:0px; outline-width:0px; padding:0px; position:relative; width:419.292px" /></a></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<div>
<div>
<div>&nbsp;</div>
</div>
</div>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 07 Mar 2021 20:22:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/19--yeni-corona-virus-vakasinin-bolgelere-dagilimi-aciklandi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BUGÜN KKTC’YE 3 BİN 570 DOZ AB AŞISI DAHA İLETİLDİ</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/bugun-kktcye-3-bin-570-doz-ab-asisi-daha-iletildi-35447</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/bugun-kktcye-3-bin-570-doz-ab-asisi-daha-iletildi-35447</guid>
                <description><![CDATA[Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne bugün AB’nin gönderdiği aşılardan 3 bin 570 doz daha iletildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:16px">İki Toplumlu Sağlık Komitesi’nin Eş başkanı Cenk Soydan, aşıları Metehan sınır kapısından teslim aldı.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Soydan bugün, 1170 doz Pfeizer/BioNTech ve 2400 doz AstraZeneca aşının kendilerine teslim edildiğini belirtti.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">AB’den Kıbrıslı Türklere bugüne dek 5670’i Pfeizer/BioNTech, 4900’u AstraZeneca olmak üzere toplam 10 bin 570 doz aşı iletmiş oldu.&nbsp; AB’nin Güney Kıbrıs’a ilettiği doz miktarı ise 100 binin üzerinde. &nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Dün de Türkiye’den KKTC’ye 20 bin doz Sinovac aşı gönderilmişti.</span></p>

<p><span style="font-size:16px">Türkiye’den bugüne dek KKTC’ye ulaştırılan toplam aşı miktarı ise 100 bine ulaşmış durumda.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 05 Mar 2021 15:17:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/bugun-kktcye-3-bin-570-doz-ab-asisi-daha-iletildi.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>20 Bin doz aşı daha geldi!</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://nehaberkibris.com/index.php/20-bin-doz-asi-daha-geldi-35385</link>
                <guid>https://nehaberkibris.com/index.php/20-bin-doz-asi-daha-geldi-35385</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye'den KKTC'ye 20 bin doz aşı daha gönderildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-size:20px">Türkiye&nbsp;Cumhuriyeti&nbsp;Cumhurbaşkanı&nbsp;Yardımcısı&nbsp;Fuat Oktay’ın dün&nbsp;2021&nbsp;İktisadi ve Mali İşbirliği Anlaşması’nın imzalanmasının ardından gönderileceğini açıkladığı, 20 bin doz&nbsp;aşı&nbsp;geldi.</span></p>

<p><span style="font-size:20px">&nbsp;Türkiye’den gönderilen 20 bin doz daha&nbsp;Covid-19 aşısı, ambulans uçakla saat 9:30 sıralarında Ercan Havaalanı’na ulaştı. Türkiye’den&nbsp;Kıbrıs’ın kuzeyine gönderilen aşı rakamı da 100 bin doza ulaştı.</span></p>
]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Mar 2021 12:04:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://nehaberkibris.com/index.php/images/haberler/20-bin-doz-asi-daha-geldi.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
