Uzmanlardan sıcak havalarda "susamayı beklemeden su için" uyarısı
SAĞLIKUzmanlar, sıcak havalardan etkilenmemek için susamayı beklemeden düzenli sıvı tüketilmesinin önemli olduğunu belirterek, özellikle yaşlılar, çocuklar, hamileler, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların sıcaklara karşı daha dikkatli olmaları uyarısında bulundu.
Avrupa'nın birçok ülkesinde etkisini artıran aşırı sıcak hava dalgası, sağlık risklerini yeniden gündeme getirdi. Yüksek sıcaklıklar nedeniyle yaşanan can kayıpları da sıcaklara karşı alınması gereken önlemlerin önemini ortaya koydu.
İstanbul'da da bugün itibarıyla sıcaklıkların 40 dereceye kadar ulaşması beklenirken, uzmanlar özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı bulunanlar ve açık alanda çalışanların sıcaklara karşı daha dikkatli olması gerektiği uyarısında bulunuyor.
Bezmialem Vakıf Üniversitesi Hastanesi Nefroloji Uzmanı Prof. Dr. Ömer Celal Elçioğlu, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, aşırı sıcaklarda vücudun en önemli görevinin iç ısıyı dengede tutmak olduğunu söyledi.
Elçioğlu, "Normalde bunu terleyerek ve cilt damarlarını genişleterek yaparız. Ancak hava çok sıcak ve nemliyse, özellikle de yeterince su içilmiyorsa, bu sistem zorlanmaya başlar. Terleme arttıkça vücuttan sadece su değil, sodyum, potasyum ve magnezyum gibi önemli mineraller de kaybedilir." dedi.
Sıcak havalarda en sık görülen sorunların sıvı kaybı, halsizlik, baş ağrısı, tansiyon düşüklüğü, kas krampları, çarpıntı, bayılma hissi ve böbrek fonksiyonlarında bozulma olduğunu belirten Elçioğlu, nefroloji açısından en önemli risklerden birinin akut böbrek hasarı olduğunu ifade etti.
Elçioğlu, "Çünkü vücut susuz kaldığında böbreklere giden kan akımı azalır. Bu durum özellikle yaşlılarda, kronik böbrek hastalarında, tansiyon veya idrar söktürücü ilaç kullananlarda daha tehlikeli olabilir." diye konuştu.
"Sıcak çarpması basit bir halsizlik değildir"
Sıcak çarpmasının, vücudun ısı düzenleme mekanizmasının artık yetersiz kaldığının sinyalini veren ciddi bir durum olduğunu vurgulayan Elçioğlu, "Vücut ısısı genellikle 40 derece ve üzerine çıkar. Bu durumda beyin, kalp, böbrekler, karaciğer ve kaslar zarar görebilir. Sıcak çarpması basit bir halsizlik değildir, gecikirse hayati tehlike oluşturabilir." ifadelerini kullandı.
Elçioğlu, sıcak çarpmasının belirtilerinin yüksek ateş, şiddetli halsizlik, baş dönmesi, bilinç bulanıklığı, konuşmada bozulma, bayılma, nöbet geçirme, çarpıntı, hızlı solunum, bulantı-kusma ve ciltte aşırı sıcaklık olabileceğini söyledi.
Bu tip durumlarda vakit kaybedilmemesi gerektiğinin altını çizen Elçioğlu, bu kişilerin "biraz dinlensin geçer" diye bekletilmemesi uyarısında bulundu.
Elçioğlu, uzun süre güneş altında kalanlar ve açık alanda çalışanların sıcak havalarda daha fazla risk altında olduğunu belirtti.
Mümkünse güneşin en dik geldiği 11.00-16.00 saatleri arasında ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılması gerektiğini vurgulayan Elçioğlu, "Bu saatlerde dışarıda çalışmak zorunluysa sık mola verilmeli, gölge veya serin alanlarda dinlenilmelidir." dedi.
Prof. Dr. Elçioğlu, kıyafet seçiminin de önemli olduğunu belirterek, açık renkli, bol ve nefes alabilir kıyafetlerin tercih edilmesini, şapka, güneş gözlüğü ve güneş koruyucu kullanılmasını önerdi.
- "Çok terleyen kişilerde sadece su değil, mineral desteği de düşünülmelidir"
Sıcak havalarda su tüketiminin önemine dikkati çeken Elçioğlu, "Dışarıda çalışanlara en pratik öneri şudur. Susamayı beklemeyin. Susama hissi başladığında vücut çoğu zaman zaten sıvı kaybetmiştir. Düzenli aralıklarla su içilmeli, çok terleyen kişilerde sadece su değil, mineral desteği de düşünülmelidir. Ancak tansiyon, kalp veya böbrek hastalığı olan kişiler rastgele tuzlu içecekler tüketmemelidir, bu konuda doktor önerisi önemlidir." değerlendirmesinde bulundu.
Elçioğlu, sağlıklı yetişkinlerde günlük su ihtiyacının genellikle 2-2,5 litre civarında olduğunu belirterek, bu miktarın kişinin çalışma koşullarına, terleme durumuna ve fiziksel aktivitesine göre değişebileceğini söyledi.
İdrar renginin sıvı durumunu takip etmek için önemli bir gösterge olduğunu aktaran Elçioğlu, "İdrar açık sarıysa genellikle sıvı alımı yeterlidir. Koyu sarı, az miktarda ve keskin kokulu idrar ise vücudun susuz kaldığını gösterebilir." diye konuştu.
Elçioğlu, yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan kişilerin sıcaklardan daha kolay etkilendiğini, bu kişilerin daha yakından takip edilmesi gerektiğini vurgulayarak, "Yaşlılarda susama hissi azalabilir, kişi susamadığını söylese bile vücudu susuz kalmış olabilir. Çocuklar ise oyun oynarken su içmeyi unutabilir ve kısa sürede sıvı kaybedebilir." dedi.
- "Uzun süre terleyen kişiler elektrolit dengesine dikkat etmeli"
Sağlık Bilimleri Üniversitesi İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi İç Hastalıkları Öğretim Üyesi Prof. Dr. Feray Akbaş da sıcakla ilişkili hastalıklar arasında en ciddi tablonun "sıcak çarpması" olduğunu belirtti.
Akbaş, sıcak çarpmasında vücut ısısının 40 derecenin üzerine çıkması, bilinç kaybı, nöbet ve koma gibi belirtiler görülebileceğini dile getirdi. Bu belirtilerin hissedilmesi durumunda yapılması gerekenlere ilişkin Akbaş, şu bilgileri verdi:
"Hemen yapılması gereken, kişiyi serin bir yere almak, dar kıyafetleri gevşetmek, gereksizleri çıkarmak ve dinlenmesini sağlayarak vücudu soğutmaktır. Bu, ıslak havlu, soğuk kompres ve vantilatörle yapılabilir. Bilinci açıksa yavaş yavaş su içmesi sağlanmalıdır. Ancak vücut ısısı 39-40 dereceye yaklaşıyor ve ciddi belirtiler gösteriyorsa ya da 30 dakika sonra hala iyi hissetmiyorsa kişi acil olarak hastaneye nakledilmelidir."
Sıcak havalarda sadece su değil, terlemeyle birlikte mineral kaybının da yaşanabileceğini belirten Akbaş, uzun süre terleyen kişilerin elektrolit dengesine dikkat etmesi gerektiğini vurguladı.
Akbaş, "Bol sıvı tüketin. Susamayı beklemeden gün boyunca su için. Çok terliyorsanız elektrolit içeren içeceklerden de faydalanabilirsiniz. Aşırı kafeinden ve alkolden uzak durun." önerisinde bulundu.
Aşırı sıcaklarda ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmasını, egzersizlerin serin saatlerde yapılmasını öneren Akbaş, evlerde ise sıcaklık kontrolü için havalandırma yapılması, ütü, fırın ve fazla lamba gibi ısı yayan cihazların serin saatlerde kullanılması gerektiğini belirtti.
Sıcak havalarda özellikle çocuklar ve evcil hayvanlar için araç içinde kalmanın da ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Akbaş, araç içindeki sıcaklığın kısa sürede tehlikeli seviyelere ulaşabileceğini belirtti.
Akbaş, "Asla park ettiğiniz araçta kimseyi bırakmayın. Camın aralık olması ya da gölgeye park etmek yeterli değildir. Hiçbir canlı sıcakta arabada bırakılmamalıdır." uyarısında bulundu.
Yaşlılar, çocuklar, hamileler ve kronik hastalığı bulunan kişilerin sıcaklardan daha fazla etkilendiğini belirten Akbaş, bu grupların sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.
- "Perdeler ve güneşlikler gündüz saatlerinde kapalı tutulmalı"
Üsküdar Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Haydar Sur ise aşırı sıcak dönemlerinde basit ancak düzenli uygulanacak önlemlerle sağlık risklerinin azaltılabileceğini söyledi.
Sur, ev ortamında sıcaklığın kontrol edilmesinin önemli olduğunu belirterek, serin kalmak için şu önerilerde bulundu:
"Perdeler ve güneşlikler gündüz saatlerinde kapalı tutulmalı, sabah ve akşam saatlerinde ev havalandırılmalıdır. Gereksiz elektrikli cihaz kullanımı azaltılmalı, hafif kıyafetler tercih edilmeli, ılık duş alınmalı ve ağır ev işleri akşam ile gece saatlerinde yapılmalıdır."
Klima kullanımında ise ortam sıcaklığının 23-26 derece arasında tutulması gerektiğini kaydeden Sur, "Filtreler düzenli temizlenmeli, soğuk hava doğrudan kişiye üfletilmemeli ve ani sıcaklık değişimlerinden kaçınılmalıdır. Vantilatörler ortam çok sıcaksa tek başına yeterli olmayabilir, özellikle yaşlılarda uzun süre doğrudan hava akımına maruz kalınmamalıdır." ifadelerini kullandı.
Sur, sıcak hava dalgalarında erken uyarı sistemleri, medya kanalları ve yerel yönetimlerin etkin kullanılması gerektiğini belirterek, vatandaşlara yönelik sade ve uygulanabilir bilgilendirmelerin önemine dikkati çekti.
Risk gruplarına özel mesajlar verilmesi gerektiğini ifade eden Sur, kısa, bilimsel ve tekrarlanan uyarılarla sıcakların yol açabileceği sağlık sorunlarının önemli ölçüde önlenebileceğini söyledi.
Prof. Dr. Haydar Sur, sıcak havalarda sağlıklı erişkinlerin günde yaklaşık 2-3 litre su tüketmesi gerektiğini belirterek, "İdrar renginin koyulaşması da susuzluğun önemli bir göstergesidir. Susamayı beklemeden su içilmeli, terlemeyle kaybedilen minerallerin yerine konulmasına dikkat edilmelidir. Maden suyu, ayran ve kefir gibi içecekler faydalı olabilirken, aşırı şekerli, kafeinli ve alkollü içeceklerden kaçınılmalıdır." ifadelerini kullandı.
İlginizi Çekebilir