© Ne Haber Kıbrıs

İran’ın ‘yaptırım bağışıklığı’ dünyayı petrol çıkmazına sürükledi

İran Savaşı küresel çapta enerji krizi yaratırken bölgedeki petrol üreticileri başta olmak üzere tüm dünya petrolün nasıl savaşın ateşinden çıkarılacağını düşünüyor. ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla başlayan savaşla beraber Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin sekteye uğraması küresel enerji arzını tehdit etmeye başladı.

 

Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ait stratejik boru hatları, İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki nakliye trafiğini fiilen durduran saldırıları nedeniyle Basra Körfezi’nden petrol çıkışını sağlayan tek alternatifin bu boru hatları olmasına sebebiyet verdi.

Suudi petrol şirketi Aramco’nun CEO’su Amin Nasser, bölge petrol ve doğalgaz endüstrisinin tarihin en büyük kriziyle karşı karşıya olduğunu vurgulayarak, Kızıldeniz’deki Yanbu limanına uzanan boru hattından günlük 7 milyon varil sevkiyat kapasitesine ulaşmak için yoğun bir çalışma yürütüldüğünü söyledi.

Uzmanlara göre İran’ın on yıllardır maruz kaldığı ağır yaptırımlar nedeniyle küresel ekonomiden izole olması, Tahran yönetimine mevcut krizde asimetrik bir avantaj sağlıyor. Dünya ekonomisinin işleyişine karşı bir duyarsızlık geliştiren ve baskı altında hayatta kalmayı öğrenen İran, bu amaçla da saldırılarının kapsamını genişleterek petrol fiyatlarını yukarı çekmeyi hedefliyor olabilir.

İRAN’IN PETROL ADASI NEDEN VURULMADI?

ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen saldırılarda şu ana kadar 5 binden fazla hedef vurulmuş olsa da, küresel piyasalarda petrolün 150 dolar bandına fırlamasından çekinen Washington yönetimi, İran’ın petrol ihracatının yüzde 90’ının geçtiği stratejik Hark Adası’nı henüz hedef almadı. Ancak uzmanlar, Tahran’ın bu asimetrik gücü bir koz olarak kullanarak Batı üzerinde baskı kurmaya devam ettiğine dikkat çekiyor.

Lojistik veriler, enerji güvenliğindeki kırılganlığın teknik boyutlarını da ortaya koyuyor. Suudi Arabistan’ın yaklaşık 1200 km uzunluğundaki Doğu-Batı hattı ile BAE’nin Fuceyre limanına uzanan boru hattı, tanker sevkiyatlarının yerini tam olarak dolduramasa da piyasada kritik bir rahatlama sağlıyor. Buna rağmen, Goldman Sachs verilerine göre boğazdaki gemi trafiği savaş öncesi seviyelerin yüzde 20’sine kadar gerilemiş durumda ve birçok tanker takip edilmemek için transponderlarını kapatarak seyrediyor. Mevcut hatların tam kapasite çalışması durumunda bile yaklaşık 10 milyon varil petrolün Basra Körfezi’nde mahsur kaldığı hesaplanırken, Kuveyt, Irak ve Bahreyn’e ait petrolün sevkiyatı için halen bir çözüm bulunamıyor.

BELİRSİZLİK SİGORTA PRİMLERİNİ DE VURDU

Nakliye maliyetlerindeki artış ve sigorta riskleri nedeniyle Avrupalı tanker işletmecileri bölgeye gemi gönderme konusunda tereddüt yaşarken, sadece birkaç geminin sinyallerini kapatarak riskli geçişler yaptığı bildiriliyor. Özellikle Yanbu ve Fuceyre limanlarındaki yüklemelerdeki artış, alıcıların Hürmüz geçişi gerektirmeyen ham petrole olan çaresiz talebinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Güvenlik endişeleri, sadece Hürmüz Boğazı ile sınırlı kalmayıp stratejik boru hattı terminallerine ve Kızıldeniz rotasına da yayılmış durumda. Geçtiğimiz hafta Fuceyre limanına düzenlenen drone saldırısı ve Yemen’deki Husilerin Kızıldeniz’deki ticari gemilere yönelik tehditleri, alternatif rotaların da risk altında olduğunu gösteriyor.

Askeri uzmanlar, İran’ın bu hatları hedef almasının zor olmadığını belirtirken, ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in Hark Adası’na yönelik olası bir kara operasyonunu veya doğrudan saldırıyı masada tutması gerilimi tırmandırıyor. Hark Adası’nın kalıcı olarak devre dışı kalmasının bölgenin gelecekteki ekonomik toparlanma imkanlarını da yok edeceği ve piyasaları geri dönülemez bir darboğaza sokacağı uyarısı yapılıyor.

 

İlginizi Çekebilir

TÜM HABERLER