kstb

ted,london

13-12-2020 21:05 DÜNYA

Türkiye'ye siyasi ve ekonomik bedel ödetme politikası çöktü

Rum basınında, Avrupa Konseyi’nin 10-11 Aralık’taki Zirve Toplantısı’nda alınan kararla, Rum ve Yunan hükümetlerinin, “Türkiye’ye siyasi ve ekonomik bedel ödetme” politikalarının çöktüğü, Rum Yönetiminin “dolaylı ancak net şekilde; politikasını gözden geçirmeye ve Kıbrıs sorununu çözüm prosedürüne girmeye” çağrıldığına işaret edildi.

Türkiye'ye siyasi ve ekonomik bedel ödetme politikası çöktü

Politis “AB’den Türkiye’ye Önlemler Politikası Çöktü… Türkiye’ye ‘Siyasi ve Ekonomik Bedellerin’ Sonu” başlığıyla manşete çektiği haberinde, “Türkiye’yi siyasi ve ekonomik açıdan köşeye sıkıştıracak yaptırımların” Rum Yönetimi ve Yunanistan açısından siyasi enstrüman olabileceğine ancak bu politikanın çöktüğüne dikkat çekti.

AB içerisindeki güçler dengesinin ve Birlik içerisindeki Almanya, İtalya ve İspanya gibi güçlü ülkelerin çıkarları nedeniyle bu konjonktürde Türkiye’ye yaptırım uygulanması perspektifine iyi gözle bakmadıklarının açıkça ortaya çıktığını belirten gazete, önümüzdeki üç ay içerisinde Kıbrıs sorununda pratikte sonuç istendiğini yazdı.

Gazete Türkiye’nin Ekim ayında önüne konulan şartları yerine getirmediğini ancak büyüklüğü nedeniyle yaptırımlar konusunun “çıkmaz ayın son çarşambasına havale edildiği” yorumunu yaptı.

RUM YÖNETİMİ VE YUNANİSTAN’I “KAYGILANDIRMASI GEREKENLER”

Haberde Rum Yönetimini ve belki Yunanistan’ı da kaygılandırması gereken şeyin, Doğu Akdeniz’de yaptığı bir dizi sondaj faaliyetinden sonra Türkiye’nin karşılaşacağı tek bedelin, iki TPAO yetkilisinin daha yaptırım listesine eklenmesi ve bunun da faaliyetlerini sürdürmesini engelleyecek herhangi özlü bir sonuç veya etkide bulunmayacak olması olduğuna dikkat çekildi.

Gazete, Rum Yönetiminin, bir noktada Kıbrıs sorunuyla ilgili gayrı resmî beşli konferansa katılacağını ve “diplomatik açıdan suçlama oyununu kaybetmeme mantığıyla hareket edeceğini” yazdı, özetle şunları savundu:

“Bu aşamada göz ardı edilmemesi gereken bir senaryo da Doğu Akdeniz’le ilgili, Kıbrıs’ın belirleyici rol oynamayacağı bir Avrupa konferansı ve Türk sondaj gemilerinin bölgede çok daha dinamik şekilde görülmesidir. Türkiye’nin başarılı bir sondajı ile, Kıbrıs sorununda bir çıkmaz, olguları yeniden tamamen değiştirerek yeni ağır emrivakiler yaratacak.

TÜRKİYE BÖLGE JEOPOLİTİĞİ AÇISINDAN AVRUPA İÇİN DEVASA BİR BÜYÜKLÜK OLMAYA DEVAM EDİYOR

Lefkoşa ile Atina’nın bu zirveden de edindiği katı ders, Avrupa için Türkiye’nin bölge jeopolitiği açısından devasa bir büyüklük olmaya devam ettiği ve revize eğilimlere rağmen dış politika uygulama yöntemi ve hukuksuz faaliyetleri ile önemli bir ortak olmaya devam ettiğidir. Türkiye’ye siyasi ve ekonomik bedel politikası kesin olarak çökmüş görünüyor. Şimdi Kıbrıs’ın stratejik seçeneklerini yeniden biçimlendirip yeniden yorumlamak ve özeleştiri zamanıdır.”

Fileleftheros “İşaretli Kartlarla Poker” başlıklı manşet haberinde, Avrupa Konseyi’nde Türkiye’ye “Rum ve Yunan hükümetleri hilafına” arka çıkıldığını, bundan sonraki adımın ise Ocak 2021’in ikinci yarısında İsviçre’de gayrı resmî beşli konferans toplanması olduğunu yazdı.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın beşli konferansın sonucundan bağımsız olarak, “AB içerisindeki Alman lobisinin” desteği ile karada (Maraş) ve denizdeki emrivakilerini sağlamlaştırarak yeni tek yanlı eylemlere gireceği yorumunda bulunan gazete, BM Genel Sekreteri’nin geçici Kıbrıs Özel Danışmanı Jane Holl Lute’un muhtemelen 16 Aralık’ta Ankara’ya gitmesinin beklendiğini yazdı.

Türk hükümetinin Lute’a iki devlet tezini ve vizyonunu, nasıl bir yol haritası aracılığıyla gerçekleştirebileceğini izah etmesinin beklendiğine işaret edilen haberde, bu hareketler arifesinde gerek BM gerek AB gerekse İngiltere’nin zemin hazırlama temasları ile perde gerisinde yoğun bir hareketlilik içerisinde olduğu kaydedildi, özetle şunlar aktarıldı:

MICHEL-GUTERRES TELEFON GÖRÜŞMESİ…

“Güvenilir bilgilere göre Avrupa Konseyi Başkanı Charles Michel ile BM Genel Sekreteri Antonio Guterres kısa süre önce telefon görüşmesi yaptı, Guterres Kıbrıs sorununu da gündeme getirdi.

Aynı bilgilere göre Michel, AB’nin, Kıbrıs sorununda, federal model çizgisinde olması kaydıyla müdahillerin benimseyeceği her şeyi kabul edebileceğini vurguladı. Bu ifadeyi, Brüksel’e Kıbrıs sorununda başka alternatif çözümlerin de görüşmeye açılabileceği yönünde mesajlar gittiği için kullandı.

AB’nin yuvarlağı kareleştirebileceği ancak saflarında, birçok işleyiş bozukluğuna sebep olacak iki devlet oluşumunu kabul edemeyeceği açıktır. Aynı zamanda İngilizler, gayrı resmi konferans toplanarak anlaşmanın içeriğine dair çeşitli alternatif senaryoların da konuşulması hedefini idame ettiriyor.

Ankara ve Atina’da Kıbrıs sorununun geçmişini bilen iki büyükelçisi bulunan Londra ajandanın genişletilmesini işliyor. Bilindiği üzere İngiltere gevşek federasyon ile iki devlet tezi arasında bir altın kesit bulunabileceği yaklaşımına sahiptir ve ilgilendiği tek şey, Ada’da bulundurduğu askerî üslerinin etkilenmemesidir. Ancak bunun sağlanması için Kıbrıs Cumhuriyeti’nin devamını içeren bir anlaşma gerekir.”

AKEL SİYASİ EŞİTLİK KONUSUNU ANASTASİADİS’İN ÖNÜNE KOYDU

Kıbrıs sorunundaki gelişmelerin Rum iç cephesini de etkileyerek çeşitli cepheler oluşturacağına işaret eden gazete, AKEL’in Rum Yönetimi Başkanı Nikos Anastasiadis’e Kıbrıs sorunu ve hidrokarbonlarla ilgili tezlerini yazılı olarak sunduğunu hatırlattı, özetle şunları ekledi:

“Öğrendiğimiz kadarıyla AKEL, siyasi eşitlik konusuna da değiniyor. Bazı değerlendirmelere göre Kıbrıs sorununda bundan sonra atılacak adımları Lefkoşa’nın bu konudaki tavrı belirleyecek. Türk tarafı açısından siyasi eşitlik kırmızı çizgi ve bundan sonra atılacak adımların anahtarıdır. Mantıken Rum tarafı için de öyle olmalıdır.”

“GUTERRES ÇERÇEVESİ’Nİ STRATEJİK ANLAŞMA OLARAK İMZALAMA ÖNERİSİNİ BİZİM TARAF YENİDEN GÜNDEME GETİRMELİ”

Öte yandan Alithia, bugünkü “elverişsiz ce çok tehlikeli” diye nitelediği şartlar altında Kıbrıs sorunun tek bir şekilde çözülebileceğini, bunun da BM Genel Sekreteri’nin, Guterres Çerçevesi’ni de içeren önerilerinin derhal ve kayıtsız şartsız kabul edilmesi olduğunu yazdı.

“Sonra değil, şimdi” vurgusunu yapan gazete, “çünkü durumun kayganlığı ve tehlikeliliği, 25 Kasım 2019’da Berlin’de uzlaşılanların geri döneceğini garanti etmiyor. Eski Kıbrıslı Türk lider Mustafa Akıncı’nın Guterres Çerçevesi’ne stratejik anlaşma olarak imza atılması önerisi bizim tarafça yeniden gündeme getirilmelidir” ifadesini kullandı.




Etiketler :
DİĞER DÜNYA HABERLERİ
Çok Okunan Haberler
Puan Durumu