kstb

ted,london

22-01-2021 15:26 GÜNDEM

KTMMOB’DAN DEPREM UYARISI: “YASALARA VE İLGİLİ MESLEK ODALARINA GEREKEN ÖNEM VERİLMELİ”

Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.

KTMMOB’DAN DEPREM UYARISI: “YASALARA VE İLGİLİ MESLEK ODALARINA GEREKEN ÖNEM VERİLMELİ”

Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.

KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.
Kıbrıs adasının dünyanın en aktif deprem zonlarından birisi olan Akdeniz–Himalaya kuşağında yer aldığı, tarihsel verilere bakıldığı zaman en az 8 yıkıcı depremin ve 3 tsunami dalgasının adayı etkilemiş olduğu hatırlatılan açıklamada, risk faktörlerinin yüksekliği nedeniyle ülkede inşa edilen yapıların Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik Esasları kullanılarak depreme dayanıklı olarak tasarlanmakta olduğu ve yürürlükte olan yönetmelik KTMMOB İnşaat Mühendisleri Odası vize bürosu aracılığı ile yapılan tasarımlarda aranmakta olduğu ifade edildi.
Depremlerde hasara ve can kaybına neden olan bir diğer unsurun, yapı malzemeleri olduğu hatırlatılan açıklamada, “Bahse konu yapı malzemelerinin denetimi konusunda adada tek akredite laboratuvarı kendi öz kaynakları ile kuran ve bu denetimlerde mevzuatlar oluşturulması için mesai harcayan İnşaat Mühendisleri Odası devlet nezdinde yaptığı tüm girişimlerde bir sonuç elde edememiştir” denildi.
Açıklama şöyle devam etti: 
“İnşaat Mühendisleri Odası olarak tüm bu unsurları gözeten yapı denetimi tüzüğünü hazırlamış, binanın tasarımından anahtar teslimine kadar olan süreçte ve hatta bina ömrünü dolduruncaya kadar müellif mühendisin sorumluluğunda olmasını kurgulamış olmamıza rağmen, maalesef yasa koyucuların yasaları uygulamamayı alışkanlık etmeleri nedeni ile fiili olarak yapı denetimi sistemi tam anlamıyla çalışmamaktadır. Bu aşamada tarihsel verilerin de gerçekleşmesi muhtemel olarak gösterdiği depremlerin gerçekleşmesi durumunda oluşacak can ve mal kayıplarında, birinci derece sorumluluk yasaları yok sayıp, bilime ve ilgili mesleklere gereken önemi vermeyen ülke yöneticilerimizin olacaktır.”Kıbrıs Türk İnşaat Mühendisleri Odası (KTMMOB), Kıbrıs’ta dün meydana gelen depremde can kaybı olmamasının sevindirici olduğunu, ancak yakın zamanda iki kez deprem meydana gelmesinin adanın deprem kuşağında yer aldığını hatırlatması açısından önemli olduğunu belirtti.
KTMMOB, depremin, bir doğa olayı olduğunu ancak depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, bina yapılarının ilgili meslek örgütleri tarafından denetlenmesine bağlı olduğunu ifade ederek, yetkililere, yasalara ve ilgili meslek odalarına gereken önemi verme çağrısında bulundu. 
KTMMOB, aksi takdirde olası depremler sonucunda oluşabilecek can ve mal kayıplarından ülke yöneticilerinin sorumlu olacağı uyarısında da bulunuldu.
KTMMOB Yönetim Kurulu adına Oda Başkanı Gürkan Yacıoğlu tarafından yapılan yazılı açıklamada, depremin, tıpkı yağmur gibi bir doğa olayı olduğu, ancak yağmurun sel taşkınına; depremin yıkıcı afetlere dönüşmesinin, mühendislerin neye ne kadar hazır projeler ürettiğine ve bunları ne oranda denetlediğine bağlı olduğu ifade edildi.
Doğa olaylarının sonuçlarına etki eden diğer bir önemli noktanın da ülke yöneticilerinin yasları ve bilimi hiçe sayan tavırlarla ‘ben yaparım olur’ zihniyetinden vazgeçmeleri olduğu ileri sürülen açıklamada, son dönemde meslek odalarına, projesi ve denetimi olmayan, ilgili yasal mevzuatlara uygunluk açısından mesleki denetimden geçmeyen, dere içerisindeki yapıların sel taşkını gibi risk önlemlerinin tanımlanmayan yapıların onay ile ilgili “haksız baskılar” yapıldığı ileri sürülerek, bunun “kabul edilemez” olduğu belirtildi.



DİĞER GÜNDEM HABERLERİ
Çok Okunan Haberler
Puan Durumu